Site icon Serbest Görüş

Bir Kasımpaşa hikayesi; ’emir’ demiri keser!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Akşam eve dönüyordu, köprüden geçerken telefonu çaldı, Ankara’dan aranıyordu. “Beyefendi sizinle görüşecek” dendi, heyecanlandı. Biraz da endişe etti. Acaba ne olmuştu, ne söyleyecekti! Çok beklemedi, selam sabah faslından sonra Beyefendi, “Kasımpaşa’yı sana zimmetliyorum. Sakın ha, küme düşmesin, orta ayar bir takım olsun…” dedi. Futbolla uzaktan yakından ilgisi yoktu. Önce anlayamadı, Kasımpaşa’yı bir semt olarak biliyordu. “Peki Efendim, emriniz olur…!” diye karşılık verdi.

Holding binasına geri döndü, kurmaylarını topladı. Özellikle de medya yöneticilerini… Telefon görüşmesini anlattı. “Ne yapacağız şimdi?” diye sordu. “Bana bir yol haritası belirleyin. Bundan sonra bir futbol takımımız var. Yeni bir çocuğumuz oldu. Başarısız olma gibi bir lüksümüz de yok…” dedi. Emir ‘yüksek’ yerdendi. Demiri bile keserdi! Kulübün yönetimine İhsan Kalkavan, Mübariz Mansimov gibi isimleri aldı. Son dönemde Beyefendi’ye yakın isimlerden Fatih Saraç başkanlık yaptı.

Kasımpaşa ligin renkli takımlarından biri oldu. Üst sıraları zorladı. Düşme hattından uzak durdu. Pek seyircisi yoktu. Birçok maçını boş tribünlere oynadı. Ama arkasında ‘kapı gibi’ bir Kasımpaşalı vardı. Gücünü Ankara’dan alıyordu. Sırtı yere gelmedi. Lige tutundu.

Sonra ne olduysa Turgay Ciner’le Ankara’nın arası açıldı. Ciner bir anda ‘tukaka’ ilan edildi. Kendisini yurtdışına zor attı. Yoksa bugün dört duvar arasında mahpustu. Eski günlerin bir hatırı da yoktu. Mallarına el kondu. Kasımpaşa TMSF’ye geçti. Takım da ligin dibine doğru indi. Tehlike çanları çalmaya başladı.

İlginçtir, ara dönemde TMSF yönetimi flaş transferler yaptı. Fenerbahçe’den İrfan Can ve Cenk gibi isimleri takıma kazandırdı. Ve fakat ciddi bir sorun vardı. Eyüpspor’un Başkanı Murat Özkaya yasa dışı bahis ve müsabaka sonucunu etkileme suçlamasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Ciner’de olduğu gibi mallarına da el kondu. TMSF’nin bir takımı daha oldu. Devlet de olsa bir patronun iki takımı olamazdı. Mevzuata aykırıydı. Anayasa’nın hükmünü yitirdiği bir ülkede mevzuatın ne önemi olabilirdi. Bir süre böyle devam etti.

Kasımpaşa’nın Kazancı Holding’e satılacağı haberleri medyaya düştü. Kulisi ilk duyuran AKP’nin yayın organı Sabah’tı. Ve çok geçmeden Kasımpaşa’yı Cemil Kazancı’nın satın aldığını öğrendik. Cemil Kazancı futbol kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim… Beşiktaş’ta yöneticilik yaptı.

Neden Beşiktaş değil de Kasımpaşa? Acaba kendi irade ve inisiyatifiyle mi aldı yoksa Ankara’dan bir telefon veya mesaj sonucu mu? Küme düşme hattındaki bir takımı başarılı bir işadamı niye satın alsın? Futbola harcanan paranın geri dönüşü yok ki… Reklam ve tanıtım dışında bir kazançtan söz etmek mümkün değil.

Google’a baktım, Cemil Kazancı’nın Türkiye’nin en zengin isimlerinden biri olduğunu öğrendim. İkinci büyük zengin diye haberler çıkmış. Forbes listesine göre ilk üçün içinde… AKP’nin devri iktidarında büyüdükçe büyümüş… Sermayesine sermaye katmış. İçeride ve dışarıda devasa ihaleler almış, çuval dolusu paralar kazanmış.

Majestelerinin Kasımpaşa’sına bir zahmet sahip çıkıversin… Kasımpaşalı’nın iktidar olduğu bir ülkede semtinin takımı küme düşerse ayıp olmaz mı? İlla da Ankara’dan bir mesaj gelmesi de gerekmiyor. Durumdan vazife çıkarmak bile mümkün. Yine de tahminim ‘Ankara’nın devreye girdiği’ yönünde…

Futbol bu şansa bırakılamaz…

Kasımpaşa’yı sahiplenmek Turgay Ciner’i kurtaramadı. Ankara’yı hiç ikiletmedi ama günün sonunda kaybetti. Neden? Günahı neydi, ne suç işledi, neden gözden düştü? Bir taht kavgasının ortasında mı kaldı? Geleceğin Erdoğan’ı olarak gördüğü Ekrem İmamoğlu’na selam mı gönderdi? Rivayet ve söylenti çok. Ben hala Ciner’in neden ‘istenmeyen adam’ ilan edildiğini anlayamadım?

İktidar ve taht oyunlarında vefa olmaz. Hem Vefa Kasımpaşa’da değil, Fatih’te bir semtin adı. Dün el üstünde tuttuğu Ankara, defterini dürdü, kalemini kırdı.

Cemil Kazancı acaba Kasımpaşa’yı satın alırken selefi Turgay Ciner’in başına gelenleri düşünmüş müdür? Değil Kazancı, Ciner’in dramatik sonunun her iş insanının bir kabus gibi rüyasına girdiğine adım gibi eminim. Zirve ile dip arasındaki çizgi o kadar ince ki… Bir soğan zarı gibi… AKP Türkiye’sinde hiç kimse güvende değil. Her an kapısı çalınabilir, mallarına, mülklerine çökülebilir. Ve Turgay Ciner gibi kendini dışarıya atma fırsatı da bulamayabilir. Bakalım Kazancı, Ciner gibi Kasımpaşa’yı ligte tutabilecek mi? Ankara’nın eli futbolun da üzerinde değil mi ki?

Erdoğan’dan Kante hamlesi!

Erdoğan’ın ismi Fenerbahçe’nin N’golo Kante transferiyle de gündeme geldi. Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Erdoğan’a teşekkür etti. Nedeni sonradan anlaşıldı. Transfer çıkmaza girmiş, görüşmeler tıkanmış, Kante’nin kulübü kapıyı tamamen kapatmıştı. Transfer suya düştü derken, beklenmedik bir gelişme yaşandı. Erdoğan meseleyi Riyad yolunda Spor Bakanı Bak’tan öğrendi. Az çok da haberi vardı. Selman’la görüşmesinde “Kante’yi istiyoruz!” dedi. Sorun anında çözüldü.

İki ülkenin iki güçlü isminin isteği, imkansızı mümkün kıldı. Ve Kante bir anda Fenerbahçeli oluverdi. Erdoğan devreye girmeseydi, Kante transferi gerçekleşir miydi? Kesinlikle hayır… Kante büyük futbolcu… Efsane bir isim… Fransa Milli Takımı’nın oyuncusu… Türk futbolunda bir fark yaratacak kabiliyet ve yetenekte…

Kante’li Fenerbahçe şampiyon olursa peki bunda Erdoğan’ın etkisi olmayacak mı? Bu haksız rekabet değil mi? Galatasaray ve Trabzon taraftarının bunun sindirmesi mümkün mü? Ali Koç yıllarca ‘lobi, bilfiil Ankara…’ gibi bahaneler sıraladı. ‘Bilfiil Ankara’ dediği güç Fenerbahçe’nin yanında…

Erdoğan siyasi açıdan riskli bir iş yaptı. Bilal Erdoğan farkında ki “Cumhurbaşkanımız sadece Fenerbahçe’ye değil, her takım için devreye girer…” gibi bir savunma geliştirdi.

Karar’da Fehmi Koru bir yazısını Kante transferine ayırdı. Pek bakmazdım ama sürpriz yazının altındaki iki yorum dikkatimi çekti. Bir okuyucu şu mesajı düşmüş; “Başkan Erdoğan Mısır’a gitmişken de Trabzon için Muhammed Salah’ı alıp gelse!”

Evet, Bilal Erdoğan bunu yapabilir mi? Hadi Trabzon olmadı diyelim, bir ara Galatasaray ilgilendi, Sisi’yle konuşarak Muhammed Salah’a Sarı Kırmızılı forma giydiremez miydi? Var mı buna bir cevabınız? Bir başka okur bu mesajı şerh düşmüş: “İyi de Muhammed Salah İngiltere’de, oralara CHP lideri Özel bakıyor. Ama yalvararak alabilir mi?”

İzahı olmayanın mizahı olur.

Erdoğan futboldan gelen bir isim… Kasımpaşalı… Tutku derecesinde Fenerbahçe taraftarı… Ve fakat Ankara’nın gölgesini semtine düşürmesini normal karşılamak gerekir mi? Peki, gönül verdiği Fenerbahçe’ye Kante gibi dev bir ismi kazandırmasına ne demeli? AKP Türkiyesi’nde olağan şeyler bunlar… Devenin sadece boynu mu eğri…

Neresi doğru ki?

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version