Adalet Bakanlığı, Hatice Çırğanış’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dair AYM’ye ‘somut olayın özgün koşulları dikkate alınarak inceleme yapılmalı’ görüşü sundu. Hatice Çırğanış’ın avukatı, ömür boyu hapis cezasının Anayasa’ya aykırı olduğunu kaydetti
Hatice Çırğanış, Antalya’da 2016’da gözaltına alındıktan sonra tutuklandı ve 2018 yılında yargılandığı davada “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Hatice Çırğanış’ın avukatı olan Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Nagihan Avçil, cezaya karşı 29 Aralık 2023’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Başvuruda “adil yargılanma” hakkının ihlal edildiği ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla “kötü muamele yasağının” ihlal edildiği belirtildi.
Ayrıca cezanın, Anayasa’nın 17’nci Maddesi’ne (Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. (…) Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz) aykırı olduğu belirtildi.
Adalet Bakanlığı’yla görüştü
23 Ekim 2025’te başvuruyu karara bağlayan AYM, “adil yargılanma” yönündeki başvuruyu reddederek, herhangi bir ihlal olmadığını ileri sürdü. AYM, “kötü muamele yasağının” olup olmadığına dair Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’ndan görüş talep etti.
Bakanlık, 22 Aralık’ta AYM’ye görüş sundu. Görüşte, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir” denildi.
Bakanlık, “örgütlü suçlarda” koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanamaz olduğunu kaydetti. Bakanlık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen kişilere, müebbet hapis cezasına göre daha katı bir infaz rejiminin uygulanması gerektiğine işaret ederek, “Bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları hükümlülerine, diğer müebbet hapis cezası hükümlülerinden farklı ve daha ağır bir infaz rejimi benimsenmek suretiyle mutlak eşitlikten kaynaklanacak eşitsizliğin önüne geçilmesi amaçlanmış ve ceza adaleti sağlanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak; mevcut başvuruda kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediği konusunda inceleme yapılırken yukarıda yer verilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ve somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir” diye kaydedildi.
‘Ağır infaz rejimi uygulanıyor’
AYM, bakanlık görüşü sonrası karşı tarafın görüşünü talep etti. Av. Nagihan Avçil, 5 Ocak’ta sunduğu görüşte mevzuattaki maddelere atıf yaptı.
Görüşe, “Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 30 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 24 yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının 3’e 2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler…’ düzenlemesi ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının en iyi ihtimalle 30, en kötü ihtimalle 36 yılını iyi halli geçiren mahpuslar hakkında çok uzun bir hapis dönemini öngörse de bir tahliye tarihi düzenlemektedir” denildi.
Av. Nagihan Avçil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen kişilere dönük ağır bir infaz rejiminin uygulandığına işaret ederek, “Mahpuslara tanınan son derece kısıtlı temel haklar daha da kısıtlanmakta ve tam bir sosyal ve duyusal tecrit tanımlanmaktadır. İş bu hali ile başvurucuya uygulanan kanun maddeleri cezanın infazında sosyal tecrit modeli oluşturmakta ve aynı zamanda tahliye umudu olmaksızın ömür boyu cezalandırmayı düzenlemektedir. Başvurucu, gerek ömür boyu hapis cezasının ve infaz koşullarının Anayasa 17. Madde kapsamında kötü muamele yasağını ihlal ettiği kanaatindedir” diye kaydetti.
‘Yaşam hakkı ihlali’
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3’üncü Maddesi ile birçok ulusal ve uluslararası sözleşme maddesine de aykırılık teşkil ettiğinin altı çizildi.
Cezanın “ölünceye kadar sürmesinin” yaşam hakkı ihlali olduğuna vurgu yapılarak, “Böyle bir ceza, cezalandıranın ilkel öç alma içgüdülerinin tatmini dışında bir sonuç doğurmaz. Modern ceza hukukunun geldiği aşama itibariyle ceza, cezalandıranın içgüdülerine terk edilemez. Modern ceza hukuku yasa koyucuların cezalandırma süreçlerinin insan haklarının özüne dokunmasını engeller ve cezayı insan haklarının korunması ile dengeleme amacını güder” denildi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile tutsaklar Hayati Kaytan ve Emin Gurban’ın “umut hakkı”na dair verdiği ihlal kararlarına da görüşte yer verildi. AİHM kararı doğrultusunda 25 yıl tutukluluğun ardından kararın gözden geçirilmesini garanti alan bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, “Ulusal hukuk, bu tür bir gözden geçirme imkanını tanımaması durumunda, gerçek bir müebbet hapis cezası Sözleşme’nin 3. maddesinden kaynaklanan gereklilikleri dikkate almamış olur” vurgusu yapıldı.
‘İlkelere aykırı’
AİHM’in, hiçbir denetim mekanizması olmadan bir kişinin yaşamı boyunca tutuklu kalmasını “işkence yasağının ihlali” olarak kabul ettiği ifade edildi. Görüşte, “Bakanlık görüşünde yer verilen ‘suç ve suçluların özelliği’, ‘tehlikelilik hali’ sebepleri ile koşullu salıverilme hakkı tanınmayan kişilerin cezalarının ölünceye kadar sürmesi, açıklanan ceza yaptırımının amacına dair ilkelere aykırı olmakla birlikte, infazın süresi ve şekli, işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında olup, Anayasa 17. Maddesine aykırıdır” denildi.
Görüşün devamında şunlar belirtildi: “Bakanlık görüşünde yer alan hususlara karşı; başvurucu hakkında TCK 302/1. Madde yönünden hükmedilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, cezanın infazı süresince, hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın ömür boyu infazı ve infazı boyunca sosyal ve duyusal tecrit koşullarının mevcudiyeti sebebiyle Anayasa’nın 17. Maddesinin ihlal edildiği açıktır. Bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen ihlal iddiasının konu itibariyle önemi ve başvurucu hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ihlalin ağırlığı göz önüne alındığında, konunun aciliyeti dikkate alınarak başvurunun öncelikli olarak incelenmesini talep ederiz.”
Haber: Ömer İbrahimoğlu / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

