Site icon Serbest Görüş

Arınç bombası: “Toplum ‘aziz millet’ olmaktan çıktı!”

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Yine yazıya Bülent Arınç’ı konuk ediyorum. Siyasette bir karşılığı veya ‘özgül ağırlığı’ olduğu için değil. Ve fakat AKP içinde iyi kötü bir yer işgal ettiği de muhakkak. Her türlü vicdan kırılmalarına rağmen partisini terk etmedi. Sonuna kadar, her türlü olumsuzluğa rağmen Erdoğan’ın yanında hizalandı. Sosyal medyaya yansıyan sözlerini okuyunca görmezden gelemedim. Yarın AKP’yi vicdan mahkemesinde yargılamak isteyenler ‘tanık olarak’ Arınç’ın ifadelerini kullanabilirler.

Hem belki söyledikleri AKP tabanında yankılanır, bazı vicdanlara değer ve dokunur. Tavandan hiç ümidim yok. Sesinin Saray’ın duvarlarını aşarak içeri girmesi mümkün değil. Erdoğan’ın haberdar olmasını isterim. Bir tane aklı başında danışmanı olsaydı, okurdu ve okuturdu Erdoğan’a… Çünkü asıl adres orası. Ülkeyi yöneten ve her şeyin sorumlusu olan Erdoğan’dan başkası değil. Arınç’ın çıkışı ‘Titre ve kendine gel’ uyarısı. AKP’yi derin ve gaflet uykusundan uyandırmayı amaçlayan alarm zili.

Karşı mahalleden değil. İçeriden… İsmini, cismini ve sesine aşina oldukları biri.

Bülent Arınç yıllardır hareketin içinde. Yenilikçi hareketin yol olmasında payı ve rolü inkar edilemez. Bugün Erdoğan’ın çevresinde bir tek o kaldı. Sanki bir ‘G günü’ için pusuya yatmış durumda. Her türlü AKP ve Erdoğan kaynaklı kötülüğü ve hukuksuzluğu sineye çekmesinin başka anlamı olamaz. AKP iklimi onun bile nefes alamakta zorlanacağı kadar ağır. Mevcut ortamı ve hali tercüme ederken söyledikleri bunun ispatı.

Hala niye AKP’de sorusu da sorulabilir ve tuhaf da olmaz. Galiba bir hesabı var. Hani ustalar ölümcül ve bitirici oyununu son ana saklarlarmış ya…

Siyaseti yakından takip eden biri olarak Arınç’tan bir ‘son vuruş’ beklemiyorum değil. ‘Hocam’ dediği ve hiç ikiletmediği Erbakan’a ‘kazık atan’ Erdoğan’a neler yapmaz. Sözlerine yansıyan isyan ve itiraz havasını böyle yorumlamaktan yanayım. Ha, siyasetin ‘kumunda oynuyor’ da olabilir. Sırf oğlunun milletvekilliği, damadının özgürlüğü karşılığında ‘dostlar alışverişte görürsün’ tiyatrosu da elbette ihtimal dışı değil.

‘Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu’. O ‘sonra’ da pek uzakta değil.

Güneş batmak üzere diyeceğim ama partinin sembolu ampul… O da patlamak üzere. Işığını yitirdi, kendi çevresini bile aydınlatmaktan çok uzak. ‘Bir ülkede küçük insanların gölgeleri uzuyorsa o ülkede güneş batıyor demektir’. Arınç ‘uzayan gölgelerden biri’ olamaz mı? ‘Hayır, olmaz’ demem, bu da mümkün.

AKP’nin kuruluşunda yer alan isimler Abdullah Gül ve Bülent Arınç…

Her şeye rağmen ben son söylediklerini çok önemsedim. İçeriden bir sesin 23 yılın sonunda AKP’nin ülkeyi ‘getirdiği noktayı tarifi ve tespiti’ her zaman ve her yerde dikkate alınır. Hele Türkiye gibi herkesin sustuğu ve ‘dilsiz şeytana’ dönüştüğü bir ortamda… Arınç bir de ‘Bi susun…!’ diyordu değil mi? Peki kendisi susabiliyor mu? Onun susamadığı yerde başkası neden sussun? Mağdur, mazlum ve zulmün tanıklarını susmaya çağırmasının ne vicdan, ne ahlak ne de dinde bir karşılığı var. Çok yadırgamıştım.

KHK TV’de izledim, AKP’li Bülent Arınç, akıl ve vicdan sahibi siyasetçi Mustafa Yeneroğlu’nun konuşmacı olduğu bir programa katılmış. Doğrusu hakkını teslim etmek gerekir; bu KHK TV ülkenin en etkili muhalif kanallardan biri olmayı başardı. Tarihi bir misyon eda ediyor. Etkinliği tertip eden ‘Demokrasi Platformu’ imiş. Demokrasisi olmayan bir ülkenin ‘platformu varmış’. Yeni fark ettim. Yeneroğlu’nun konuşması baştan sona iktidar eleştirisi… Ülkenin perişan hali pürmelalini tasvir… Söyledikleri kurşun gibi ağır.

Yeneroğlu siyasete AKP’den girdi. Fakat partide barınamadı. Aslında Erdoğan’a yakın isimlerden… Kötülüğü gördü, kendisini dışarı attı. ‘Dilsiz şeytanlığı’ kabullenmedi. Susmadı, susturulamadı. Ondan sadece iki cümle: “Bu iktidar gittikten sonra yıkımın ne kadar büyük olduğu anlaşılacak. Bu iktidar düşünce inançlı insanlar olarak öyle noktaya geleceğiz ki… Acaba üç nesil sokağa çıkabilecek miyiz?”

Yalan mı? Doğru söze ne denir? Yeneroğlu da içeriden bir isim. Şu iki cümleyi okuyan, duyan ‘ürpermez ve titremez mi’ Allah aşkına? AKP bu kadar mı uyuştu?

En ön sırada oturan Arınç, Yeneroğlu’nun bıraktığı yerden devam etti… Sözünü mikrofondan, gözünü budaktan sakınmadı. Söylediklerinin dört duvar arasında kalmacağını biliyordu. Orası bir ‘yankı odası’ değildi çünkü. AKP’li Arınç’ın ağzından çıkan şu ifadelere bakın; “Bu toplum artık aziz olmaktan çıktı. Kötülük sıradanlaştı. Bu toplumun seçtiği adam selam üstüne selam çakıyor. Parayla konuşuyor, tamamen duygusal ilişkiler peşinde…”. 

Anadolu irfanı, toplumun sağduyusu gibi kavramlar AKP Türkiye’sinde anlamını ve önemini yitirdi. Bu tespiti yapan bir AKP’li…

Erdoğan iktidarı kutsalların, değerlerin altına dinamit koydu. Hepsini yerle bir etti. O konuşan adamın kim olduğu belli… Ama kesinlikle tek değil. AKP’nin tamamı öyle…

Peki Erdoğan farklı mı? Hayır… Farklı olsaydı, o adamı partisine ‘buyur’ eder miydi? Arınç’ın toplum eleştirisi yerinde… AKP’yi doğuran ve ayakta tutan bu toplum… Bu kadar kötülüğün sineye çekilmesine destek veren bir toplum nasıl ‘aziz’ olur? Sorunun kaynağı bizzat toplumun kendisi… Ama bir kısır döngü de söz konusu… Toplumu uyuşturan ve sihir altına alan da AKP ve Erdoğan’dan başkası değil. Birbirlerinden besleniyorlar.

Bülent Arınç devam etti; “Bu toplumdan siz yeni bir uyanış, yeni bir diriliş beklemeyin… Dindarlık şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Millet Müslümanlığı bıraktı kardeşim. Başörtüsünü terk ediyor. Namazı terk ediyor. Deizm şu bu bunlar çokça konuşulmaya başlandı…” 

‘Dindar nesil’ falan hikayeymiş değil mi? Türkiye Yüzyılı slogandan ibaretmiş değil mi? Söylenen, gösterilen farklı, gerçekler farklıymış değil mi? AKP en büyük zararı dine, dindara ve kutsallara vermiş değil mi? İşte itiraf eden biri var. İçeriden biri. Herkesin duyduğu bir iç ses…

‘Millet aziz olmaktan çıkmış, Müslümanlığı bırakmaya başlamış…’

Kimin yüzünden? En büyük vebal ve sorumluluğun AKP’den başkası olması mümkün mü? Günahı da, suçu da bizzat Erdoğan’ın…

Bülent Arınç bu sözleri doğrudan AKP mekanlarında, AKP’lilerin yüzüne söyleyemez mi? Direkt Erdoğan’a konuşamaz mı? “Titre, kendine gel!” diyemez mi? Hakkı Sultan’ın bizzat yüzüne haykırmak daha kıymetli ve değerli değil mi?

Arınç’ın kaybedecek neyi kaldı ki… Oğlu milletvekili olmayıversin… Böyle bir partide milletvekilliğinin ağır vebali, siyasi ve dünyalık getirisinden çok daha fazla değil mi? Arınç, dışarıya doğru değil, içeriye doğru konuşmalı. Bombayı önce AKP’nin içine atmalı… Alarm zillerinin düğmesine partililer için basmalı… Sonra sıra topluma gelir.  Onun en çetin imtihanı bu.

Arınç ve Yeneroğlu’nun tarif ettiği AKP toplumu… İçeride ve dışarıda AKP ve Erdoğan’a rağmen varlığını sürdürenler de yok değil. Umut arayan, uyanış ve diriliş görmek isteyen oraya baksın…!

PROGRAMI İZLEMEK İÇİN LİNKE TIKLAYABİLİRSİNİZ… 

 

 

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version