Site icon Serbest Görüş

Akın Birdal: Abdullah Öcalan’ı derhal serbest bırakın


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın her kesimle görüşebileceği ortamın yaratılması gerektiğini söyleyen İHD Onursal Başkanı Akın Birdal,  ‘Eğer Umut İlkesi’ni seslendirmekten bu kadar mahcubiyet duyuyorlarsa -Anayasa ve AHİM kararları çerçevesinde çözülür- diyorlarsa o zaman derhal serbest bırakın’ dedi

Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birinci yıl dönümüne girerken Meclis’te kurulan komisyon, 18 Şubat’ta Kürt sorununa dair hazırladığı rapor ile çalışmalarını sonlandırdı. 7 maddelik raporda Kürt sorununun nedenleri görmezden gelinirken, yüzyıllık sorun yine “terör sorunu” olarak görüldü. Birçok kesim, raporun çözümden uzak olduğunu vurgulamaya devam ediyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal da açıklanan raporun toplumun beklentilerini karşılamadığını belirterek rapora dair yaşanan son gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

‘Barış herkesin sorunu’

Mevcut yasal ve anayasal düzenle barışın gelmeyeceğini, Kürt sorunun demokratik barışçıl bir çözüme ulaşmayacağını eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik bir toplum inşa edilmeyeceğinin bilindiğini ifade eden Akın Birdal, “Bu sürecin giderek hayal edilen Türkiye’nin taşlarını döşediğini düşünüyorduk. 100 yıldır çözümsüz bırakılan karanlıktaki sorunun demokratik barışçıl çözümünü yaratılmış yeni bir şans olarak algıladık. Hak savunucuları olarak da bu sürecin diğer süreçler gibi kesintiye uğramaması için çaba gösterdik. Sürecin başından şu ana kadar yaşanan gelişmeler ezber bozan gelişmelerdi. Sorunun konuşulması için zeminin oluşması kuşkusuz önemli. 2 gün sonra Kürt lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birinci yılı. Bu çağrının muhatapları vardı. Çağrının muhataplarından biri olan PKK bu çağrıya cevap verdi, adımlar attı. Peki, bunun karşılığı ne oldu? Hep ‘yapılacak, olacak’ denildi. Ama henüz yapılmış bir şey yok. Emin olun toplumun güven sabrını da sınıyorlar. Biz, olsun istiyoruz; çünkü herkesin geleceği sorunun çözülmesinde, silahların susmasında, demokratik bir toplum inşa edilmesinde. Bu, sadece Kürtlerin ve DEM Parti’nin sorunu olmaktan çıkarılıp bütün toplumun sorununa dönüştürülmeli. Barış herkesin sorunu. Ancak bunu anlatacak bir medya dahi oluşturulmadı. Toplumun haber alma kanalları tıkalı, özellikle Özgür Basın’ın kanalları sürekli gözaltılara, tutuklamalarla, baskılarla kapatılıyor ve daraltılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Artık yapılmayanların yapılması gerekiyor’

İktidarın süreci “Terörsüz Türkiye” olarak tanımlamasını “Düğme yanlış iliklendi” diye nitelendiren Akın Birdal, bu tür isimlendirmelerin sürecin önünde engel teşkil edeceğine dikkati çekti. Öte yandan söylenenlerle yapılanların da çelişki halinde olduğunu vurgulayan Akın Birdal, “Örneğin MHP’nin genel başkan yardımcısı ve komisyon sözcüsü Feti Yıldız’ın söylemleri var. Bir yandan partinin genel başkanı ‘umut hakkının’ olması gerektiğini söylüyor, ‘PKK’nin kurucu önderliği’ diyor. Ama sonra bakıyoruz ‘Umut İlkesi’ gündeme gelince tam tersi oluyor. Evet, artık Öcalan’ın muhataplığı kabul edilmiş durumda, ancak bunun yol alabilmesi için de Öcalan’ın gazetecilerle, siyasetçilerle, toplumsal muhalefet temsilcileriyle yani istediği kişilerle görüşebileceği ortam yaratılmalı. Bence iyi niyeti kötüye kullanma var. ‘Umut İlkesi’ konusuna Dünya’da Mandela’dan da başlayan örnekler var ve bu çatışmalı süreçlerin demokratik ve barışçıl sürece gidişin örnekleri var. Bunları bizim bildiğimiz gibi iktidar da biliyor. Artık yapılmayanların yapılması gerekiyor. ‘Umut İlkesi’ sadece Abdullah Öcalan’ın sorunu değil. Bu hak aynı davadan hüküm giymiş bini aşkın kişi için de söz konusu. Eğer ‘umut hakkını’ seslendirmekten bu kadar mahcubiyet duyuyorlarsa ve ‘Anayasa ve AHİM kararları çerçevesinde çözülür’ diyorlarsa o zaman derhal serbest bırakın” diye konuştu.

‘Meclis üzerine düşen görevi yerine getirmeli’

Komisyonun açıkladığı raporun 6’ncı ve 7’nci maddelerinin derhal hayata geçirilmesi ve bunun ertelenmemesi gerektiğini ifade eden Akın Birdal, bunun hukuki ve demokratik zemininin hemen oluşturulması gerektiğini kaydetti. Süreci takip edecek üçüncü gözün oluşturulmasına da yol verilmesi gerektiğini dile getiren Birdal, “Biz insan hakları kuruluşları böylesi bir üçüncü gözün rol almasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Bu maddelerin hayata geçirilmesinin gerekliliklerinden birisidir. 1 yıldır kendiliğinden yürüyen süreç bir yere varamadı. Öcalan’ın Ortadoğu’daki rolünü de bildikleri için İmralı’ya ziyaretler yapıyorlar. Tecridin kapısı aralandı, ancak tecridin bir insan hakkı ihlali olduğunu biliyor olsalardı bunları sağlarlar. Yani Meclis üzerine düşen tarihsel rolü yerine getirmeli, aksi takdirde bu sorun çözümsüz bırakılırsa yarın çok daha zor ve güç olur” diye belirtti.

‘Tek yanlı adımları kolaylaştırıcı, cesaretlendirici adım atılmadı’ 

Raporda silah bırakmanın “devletin güvenlik birimlerince” tespit ve teyit edilmesi gerektiği ifadelerine de değinen Akın Birdal, “Şu ana kadar tespit ve teyit edilmiş olanlara karşılık ne yapılmıştır? Bu keyfi bir şey, bunun hukuki dayanağı yok. Yarın öbür gün ‘tespit edilmemiştir, silah bırakılmamıştır’, bunun bahanesi olur. O nedenle silahların ne şekilde, nereye devredileceğinin deneyimleri belli. Örgütün aldığı kararları övücü ve cesaretlendirici adımlar atılmalı. Bugüne değin PKK’nin yaptığı tek yanlı adımları kolaylaştırıcı cesaretlendirici ve ilerletici hiçbir adım atılmadı. Eğer demokratik bir toplum inşa edeceksen orada mutlaka af olmalı. Yoksa o cezaevlerinden halen kan sızıyorsa orada barış, eşitlik ve kardeşlik olmaz. Bunun yanı sıra bu süreçte dahi halen infazların yakılması bile kabul edilebilir bir durum değil. Bu infazların yakılmasının bir an önce durdurulması lazım” şeklinde konuştu.

Haber: Uğurcan Boztaş \ MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version