Site icon Serbest Görüş

Rapor: Rojava protestolarına ilişkin ağır hak ihlalleri yaşandı


ÖHD, İHD ve Mêrdîn Barosu, Rojava protestolarına ilişkin raporunu açıkladı. Raporda gözaltılarda işkence, kötü muamele, çocuklara yönelik şiddet, sağlık ve savunma hakkı ihlalleri tespit edildi; tutuklananların serbest bırakılması çağrısı yapıldı

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Mêrdîn Barosu; HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Halep’e yönelik saldırıları ile başlayan ve Rojava ile devam eden saldırıları boyunca Mêrdîn ve ilçelerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporunu kamuoyu ile paylaştı. Baroda düzenlenen basın toplantısında raporu açıklayan Mêrdîn Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Seher Acay, Mêrdîn merkez ve ilçelerinde 6 Ocak’tan itibaren, Rojava’da yaşananlara dikkat çekmek amacıyla, barışçıl yürüyüşler ve basın açıklamalarının gerçekleştirildiğini belirtti.

Seher Acay, “Bu etkinliklere yönelik kolluk müdahaleleri ise, kamu düzenini koruma ve güvenliği sağlama sınırlarını aşan, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne dokunan bir nitelik taşımaktadır. Müdahalelerin zamanlaması, kapsamı ve yoğunluğu birlikte değerlendirildiğinde, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinin sistematik biçimde göz ardı edildiği, güç kullanımının önleyici değil, bastırıcı ve sindirici bir araç olarak işletildiği yönünde güçlü bir kanaat oluşmuştur” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte Mêrdîn merkez ve ilçelerinde 85 kişinin gözaltına alındığı, 13 kişinin tutuklandığı, 19 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığına dikkat çeken Seher Acay, “46 kişi doğrudan serbest bırakılmış, 10 kişinin ise gözaltı süreci rapor tarihi itibarıyla devam etmektedir. Bu rakamlar yalnızca temas kurulabilen kişilerle sınırlı olup, gerçek gözaltı sayısının daha yüksek olabileceği değerlendirilmektedir” diye konuştu.

Şiddet, kötü muamele, darp

Yaptıkları tespitlerde gözaltı süreçlerinde ve yakalama anlarında yurttaşların ağır fiziksel şiddet, kötü muamele ve psikolojik baskıya maruz kaldığını belirten Seher Acay, “Ters kelepçe, yerde sürükleme, cop ve tekme-tokat kullanımı, sert cisimlerle darp, uzun süre ayakta bekletme gibi uygulamaların sistematik nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca soğukta ıslatılarak bekletme gibi uygulamanın gerçeklemesi de endişe vericidir. Bu süreçlerde, çocukların, kadınların ve kronik hastalığı bulunan kişilerin dahi korunmadığı, bilakis bu grupların da yoğun biçimde şiddete maruz kaldığı görülmüştür. Tespitlere göre, gözaltına alınanlar arasında 18 yaşından küçük çok sayıda çocuk bulunmakta, çocukların bir kısmının ters kelepçe, darp ve yerde sürükleme gibi ağır muamelelere maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu uygulamalar sonucunda çok sayıda kişinin vücudunda kalıcı izler ve ciddi yaralanmalar meydana gelmiş, bazı vakalarda ise hayati risk taşıyan ağır travmalar oluşmuştur. Özellikle bir kişinin omurgasında çoklu kırıklar, kafatasında kırıklar, iç kanama ve çok sayıda dikiş gerektiren yaralanmalarla hastaneye kaldırılması, yaşanan ihlallerin boyutunu ve ağırlığını açık biçimde ortaya koymaktadır” diye belirtti.

‘Etnik ve politik kimlik üzerinden aşağılayıcı ifadeler’

Gözaltına alınanların önemli bir kısmının sistematik psikolojik baskı ve tehdit uygulamalarına maruz bırakıldığını belirten Seher Acay, “Hakaret, küfür, etnik ve politik kimlik üzerinden aşağılayıcı ifadeler, aile bireylerine yönelik tehditler, silah doğrultma, zorla bayrak öptürme, çıplak bırakma tehdidi ve küçük düşürücü hitaplar bu kapsamda tespit edilen başlıca uygulamalardır. Rapora yansıyan olaylarda, özellikle şafak operasyonları sırasında yapılan ev baskınlarında, aile bireylerinin tamamının bu sürece dahil edildiği, çocukların anne ve babalarının gözleri önünde darp edildiği, ailelere yönelik doğrudan tehditlerde bulunulduğu, bazı vakalarda silah doğrultulduğu belirlenmiştir. Bu durum, yalnızca bireysel mağduriyetlere değil, aynı zamanda toplumsal ölçekte korku ve güvensizlik ortamının derinleşmesine yol açmaktadır” şeklinde konuştu.

‘Yaşam hakkı ihlali’

Bu süreçte sağlık hakkına erişimin de engellendiğini, darp raporu taleplerinin reddedildiğini, verilenlerin de kolluk baskısı altında gerçekleştirildiğini belirten Seher Acay, raporların yüzeysel hazırlandığını belirterek, şöyle devam etti: “Bu uygulamalar, yalnızca sağlık hakkının değil; yaşam hakkının, işkencenin belgelenmesi yükümlülüğünün ve etkili başvuru hakkının da ihlali anlamına gelmektedir” dedi. Süreç boyunca avukatların müvekkilleriyle görüşmelerinin sistematik biçimde geciktirildiğini belirten Seher Acay, “Gözaltı yerlerine erişimlerinin zorlaştırıldığı, gözaltı bilgilerine erişim taleplerinin karşılıksız bırakıldığı, darp raporu alınmasına yönelik girişimlerin kolluk tarafından engellendiği tespit edilmiştir. Bazı vakalarda, avukatların saatlerce farklı kolluk birimleri arasında dolaştırıldığı, müvekkillerinin nerede tutulduğuna ilişkin bilgiye dahi uzun süre erişemedikleri anlaşılmıştır. Bu uygulamalar, adil yargılanma güvencelerini zedeleyen, savunma hakkının özüne dokunan niteliktedir.”

Açıklamanın devamında talepleri sıralayan Seher Acay, şunları söyledi:

“İşkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin etkili, bağımsız ve tarafsız soruşturmalar yürütülmeli. İhlallerde sorumluluğu bulunan kolluk görevlileri hakkında idari ve adli süreçlerin gecikmeksizin başlatılmalı. Sağlık hizmetlerine erişimin tam ve bağımsız biçimde sağlanmalı. Savunma hakkına yönelik tüm fiili ve hukuki engellerin ortadan kaldırılmalı. Hukuka aykırı biçimde tutuklanan 13 kişinin serbest bırakılması ve devam eden 10 kişinin gözaltı sürecine derhal son verilmesi, gerektiğini kamuoyuna duyuruyoruz.”

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version