70 Milyon kitaplık bir paradokstu Von Daniken. Sadece kitap yazmadı, bir endüstri kurdu. Charles Fort’un 1919’daki temelleri üzerine bir imparatorluk inşa etti. Akademik dünya “dünya dışı ırkçılık” diyerek tüm tezlerini çürüttü ama kitleler umursamadı.
M. NEDİM HAZAR | YORUM
Akademik dünya ona savaş açtı. Arkeolog William L. Rathje 1978’de şunları yazdı: “Von Daniken’in varsayımı, antik kültürlerin uzaylı yardımı olmadan hiçbir yenilik üretemeyeceğini söylüyor bir tür “dünya dışı ırkçılık,” insan “yaratıcılık ve üretkenliğini” küçük görüyor.”
Michael Shermer, “Eski Uzaylılar Teorisi”ni “bilgisizliğe dayanan argüman” yanılgısı olarak eleştirdi: “Açıklanamayan arkeolojik olgular, uzaylı müdahalelerinin kanıtı olarak yorumlanıyor. Oysa mısırlıların kullandığı aletler, yarım kalmış yapılar bulunmuş, piramitler zamanlarının araçlarıyla yapılmış.”
1980’lerde bilim gazetecisi Hoimar von Ditfurth, popüler bilim programı “Querschnitt”te von Däniken’in tezlerinin çoğunu çürüttü. Arkeologlar, tarihçiler, fizikçiler tek tek delillerini çürüttüler.
Fakat bunların okurlar üzerinde etkisi neredeyse “sıfır” oldu!
Netice şuydu: 70 milyon satılan kitap. 32 dile çevrilmiş eserler. Her kıtada konferanslar. 1973’te Amerikalı avukat Gene Phillips, ABD’de “Ancient Astronaut Society” (Antik Astronot Derneği) kurdu. Uluslararası kongreler düzenlendi.
1990’larda Sat.1 için “Auf den Spuren der All-Mächtigen” (Her Şeye Gücü Yetenler’in İzinde) adlı 25 bölümlük TV serisi üretti. RTL ve ABC ile belgeseller çekti.
2003’te en az yılından beri Kopp Verlag’da yayımlanıyordu – bu yayınevi sağ ezoterizmle, hatta aşırı sağ içeriklerle tanınıyordu. Ama von Daniken umursamıyordu. Ya da belki de umursaması gerekmediğini düşünüyordu.
Aynı yıl Interlaken’de kendi “Mystery Park”ını açtı – pra-astronotik bir tema parkı. Üç buçuk yılda bir milyon ziyaretçi çekti ama 2006’da mali sorunlar yüzünden kapandı. 2009’da bir sezon daha açıldı, sonra yeni sahipleri onu dönüştürdü ve 2010’da “JungfrauPark” olarak yeniden açtı.
Hem gelişen teknolojiyi takip ediyor hem her alandan para kazanmayı çok iyi biliyordu; 2005’te müzisyen Norbert Reichart’la birlikte “World of Mysteries” CD’sini çıkardı, albüm İsviçre hit listelerinde dördüncü sıraya kadar yükseldi.
Tabiri caizse, bu damarın etinden sütünden, yününden; her şeyinden istifade ediyordu! Von Daniken’in iddiaları aslında tamamen orijinal fikirler değildi ama bunları bir endüstriye dönüştüren oydu.
Charles Fort, 1919’da “Das Buch der Verdammten” (Lanetliler Kitabı) ile pra-astronotik düşüncenin temelini atmıştı. H.P. Lovecraft’ın 1936 tarihli “Berge des Wahnsinns” (Çılgınlık Dağları) kitabında uzaydan gelen eski bir ırk insanlığı yaratmıştı. 1951’de Manfred Langrenus (Friedrich Hecht’in takma adı), “Reich im Mond” (Ay’da İmparatorluk) romanında “Tanrılar astronottu” temasını işledi. İtalyan yazar Peter Kolosimo’nun “Timeless Earth” (1964), Fransız yazarlar Louis Pauwels ve Jacques Bergier’in “Morning of the Magicians” (1960), Robert Charroux’nun “One Hundred Thousand Years of Man’s Unknown History” (1963) gibi eserler von Daniken’den önce benzer fikirleri yaymıştı. Ama hiçbiri von Daniken’in başardığını başaramamıştı: Kitle pazarına hitap etmek.
Ve beklenen gelişme oldu elbette.
Von Daniken’in ticari başarısı, tüm bir yazarlar ordusuna ilham verdi. Belki de ondan sonra en etkili figür Zecharia (Zekeriya) Sitchin (1920-2010) oldu. Azerbaycan doğumlu Amerikalı yazar, 1976’da “The 12th Planet” (12. Gezegen) kitabıyla ortaya çıktı. Sitchin, Sümer çivi yazılarını okuyabildiğini iddia etti ve “Anunnaki” adlı uzaylı ırkın insanlığı yarattığını, Nibiru gezegeninden geldiklerini savundu. Von Daniken’in genel varsayımlarını daha “bilimsel” bir çerçeveye oturttuğunu düşünüyordu. 14 kitap yazdı, milyonlarca sattı. Eleştirmenler, onun çevirilerinin tamamen yanlış olduğunu ispatladılar ama takipçileri umursamadı. Sitchin 2010’da öldüğünde ardında neredeyse bir din bırakacaktı: Nibiru’ya ve Anunnaki’ye inanan bir kitle!
Graham Hancock ise von Daniken’den farklı bir yol seçti.
Uzaylılardan ziyade “kayıp gelişmiş insan medeniyetleri” üzerine odaklandı. Ama yine de antik astronot teorisine sempati duydu ve “Ancient Aliens” programına misafir oldu. “Fingerprints of the Gods” (1995) gibi kitapları çok satandı. Hancock, von Daniken’in tezlerinden mesafeli dursa da, “alternatif tarih” alanında onun açtığı yolda yürüdü.
1978 doğumlu Yunan-İsviçreli TV yapımcısı ve sunucu Giorgio A. Tsoukalos, eğer von Daniken bu hareketin babasıysa, onun en ünlü torunu sayılabilir. 1998’den beri antik astronot teorisini savunuyor, 1999-2008 arası “Legendary Times” dergisinin editörlüğünü yaptı. Ama asıl ünü 2009’dan beri sunduğu History Channel dizisi “Ancient Aliens”dan geliyordu. 200’den fazla bölümde göründü. İkonik saç stili ve “Uzaylılar olduğunu söylemiyorum ama…” sözü internetin en popüler meme’lerinden (espri kalıplarından) biri haline geldi. Tsoukalos bu durumdan hiç rahatsız değil: “İnternet kullanıcıları tarafından benimsenmek büyük bir onur.”
David Hatcher Childress ise her bölümde görünen bir başka yazardı. Cümlesinin sonunda hep aynı şeyi söylüyordu: “Muhtemelen uzaylılardı!” Tsoukalos’la birlikte dizinin ana figürleri arasındaydı. Robert Bauval, William Henry, Linda Moulton Howe, Michael Tellinger gibi isimler de von Daniken’in açtığı yolda yürüyordu.
Von Daniken, bir sektör oluşturmayı başarmıştı. Yüzlerce taklit ve takipçisi çıktı. Bazıları kitaplar yazdı, bazıları TV programlarında göründü, bazıları konferanslarda konuştu. Hepsi aynı pazarı hedefliyordu: Gizemlere meraklı, resmi tarihe şüpheli, “gizli bilgi” arayan kitle.
Şüphesiz Von Daniken’in etkilediği sadece yazarlar değildi. Hollywood ve TV endüstrisi de onun fikirlerini benimsedi. 1970’te Harald Reinl, “Erinnerungen an die Zukunft”yi filme çekti. Oscar’a aday gösterildi. William Shatner (Star Trek’in Kaptan Kirk’ü), 1976’da “Mystery of the Gods” (Tanrıların Gizemi) belgeselini seslendirdi, yine von Däniken’in kitaplarından. 1973’te Leonard Nimoy (Star Trek’in Bay Spock’u) “In Search of Ancient Astronauts” TV özelini sundu. İki Star Trek efsanesi von Däniken’i meşrulaştırdı. Bilim kurgu ikonu aktörlerin bu desteği, teorilere bir tür “bilimsel” meşruiyet kazandırdı kitlelerin gözünde.
Stanley Kubrick’in 1968 tarihli “2001: A Space Odyssey” filmi esasen von Däniken’den önce geldi ama benzer temalar işliyordu: Uzaylı müdahalesi, insan evriminin sıçraması. Roland Emmerich’in 1994 tarihli “Stargate” filmi doğrudan von Däniken ve Sitchin’den ilham aldı: Mısır piramitleri uzaylı kapıları, tanrılar uzaylılar. Film o kadar başarılıydı ki üç dizi geldi: “Stargate SG-1,” “Stargate Atlantis,” “Stargate Universe.” Ridley Scott, 2012’de “Prometheus” filminde açıkça şöyle dedi: “Bu film von Daniken’in erken insan medeniyeti hakkındaki fikirlerine bağlı.” Filmde bilim insanları mağara duvarlarında uzaylı çizimler buluyordu. Steven Spielberg’in 2008 tarihli “Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull” filmi kristal kafatasları ve uzaylı müdahalesini konu aldı, tam bir von Daniken türevi.
Ama hiçbir şey “Ancient Aliens”ın etkisi kadar olmadı. History Channel’da iki saatlik bir özel program olarak başladı ardından diziye dönüştü ve (dile kolay) tam 22 yıl sürecekti. Dizi von Daniken’in tezlerini her hafta milyonlarca izleyiciye taşıdı. Her bölüm başka bir “gizem”: Nazca çizgileri, Stonehenge, Mısır piramitleri, Maya tapınakları. Ve her bölüm aynı sonuca varıyordu: Uzaylılar. Von Däniken dizide sık sık göründü, röportajlar verdi, “kanıtlar” sundu. History Channel ona bir platform verdi ve o da bu platformu sonuna kadar kullandı. Dizi akademisyenler tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Smithsonian dergisi, dizinin “kurgular ve çarpıtmalarla izleyiciyi bunalttığını” yazdı. Ama izleyici umursamadı. Dizi kült bir fenomen oldu.
“The X-Files” (1993-2018) dizisi paranormal gizemlere odaklandı, von Daniken’in açtığı yolu sürdürdü. “Battlestar Galactica” (2004-2009) remake’i Glen A. Larson’ın orijinal 1978 serisine dayanıyordu, Larson von Däniken’den ilham almıştı. Marvel’in “Eternals” (2021) çizgi roman serileri ve filmi von Daniken’in tezlerine dayanıyor: “Celestials” adlı uzay tanrıları Dünya’yı ziyaret etti, insanlığı etkiledi. “Resident Alien” dizisi 2021’de Giorgio Tsoukalos’a cameo yaptırdı, bir meta-anekdot olarak. 2009’da “The Conduit” oyunu Sitchin’in fikirlerinden yararlandı. 2016’da “Ancient Aliens: The Game” mobil oyunu çıktı, oyuncu uzaylı-insan melez olarak Giza piramidini inşa ediyordu.
2003’te von Daniken Interlaken’de “Mystery Park”ı açtı. Prä-astronotik bir tema parkı. Yapay piramitler, uzay gemisi maketleri, “kanıt” sergileri. Üç buçuk yılda bir milyon ziyaretçi çekti ama 2006’da mali krizle kapandı. 2009’da bir sezon daha açıldı, sonra “JungfrauPark” olarak yeniden düzenlendi. Artık ortalıkta yok. İnterlaken’deki turistler İsviçre Alpleri’ni tercih etti, yapay piramitlerden daha etkileyiciydi. Mystery Park’ın çöküşü sembolikti: İnsanlar von Daniken’in teorilerini okumaktan, televizyonda izlemekten hoşlanıyordu, ama onun için para ödemeye pek istekli değillerdi.
Peki kitleler bu tür şeylere neden inanıyordur?
Bu sorunun cevabı yine İsviçreli yazarın okurlarında gizli. Zira Von Daniken sadece kitap satmadı, bir topluluk üretti. Milyonlarca insan onun teorilerine inanıyor ya da en azından “olabilir” diyordu. Neden? Sosyolog Ingbert Jüdt, von Daniken’in “teknolojik kreasyonizm” oluşturduğunu söylüyor. Tanrı’nın yerine uzaylılar koyuluyor ama yapı aynı: Yaratılışçılık. Evrimin reddi. İnsanlığın özel bir müdahaleyle yaratıldığı fikri. Bu, özellikle geleneksel dini inançlarını kaybetmiş ama bir “yüksek güç” arayan insanlara hitap ediyordu. Uzaylı tanrılar, bilimsel çağın yeni tanrıları.
İnsanlar gizemleri sever. “Nasıl yapıldı?” sorusu yerine “Kim yaptı?” sorusu daha heyecan vericiydi. “Ben gerçeği biliyorum, akademisyenler bilmiyor” duygusu güçlendiriciydi.
Şunu kabul etmek gerekiyor ki Von Daniken iyi bir hikaye anlatıcısı. Kitapları sürükleyici, görüntülü sunumları etkileyici. “Sıradan insanlar da geçmişi anlayabilir, akademik eğitime gerek yok” mesajı demokratik bir çekiciliğe sahip.
Arkeolog William L. Rathje 1978’de şu eleştiriyi yaptı: Von Daniken’in varsayımı “dünya dışı ırkçılık”, antik kültürlerin uzaylı yardımı olmadan hiçbir başarı elde edemeyeceği fikri, aslında o kültürleri küçümsüyor. Özellikle Maya, Mısır, Easter Adası gibi Batı dışı kültürlerin başarıları uzaylılara atfediliyor. Ama Yunan, Roma başarıları öyle değil. Ters bir bakış açısı da var: Dakota/Lakota Sioux yazarı Ruth H. Burns, uzaylı teorisinin aslında yerli halkları desteklediğini savunuyor. Çünkü birçok yerli kültür kökenlerini “yıldız insanları”na bağlıyor, ve bu uzaylılar “beyaz” ya da “Ari” olamaz, yerli halklardan geliyorlar.
Von Daniken ve Sitchin’in fikirleri bazı dini hareketleri etkiledi. 1970’lerde kurulan UFO dini Raelizm, doğrudan von Daniken’den etkilendi. Japon dini grup Pana Wave, Sitchin’in “12. Gezegen” kitabına dayalı mitolojiye sahip. Bu, von Daniken’in etkisinin salt entelektüel bir tartışma olmaktan çıkıp, gerçek bir inanç sistemine dönüştüğünü gösteriyor.
Bir yazı kaldı ve belki de en ilginci: Von Daniken’in kehanetleri. ‘Tanrılar 10-15 yıl içinde dönecek’ demişti 2009’da. 2024’e geldik. Dönüşler oldu mu? NASA ne açıkladı? Ve 88 yaşındaki adamın son mesajı neydi?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

