Site icon İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

Bir günde iki farklı ülkede iki maç!

Bir günde iki farklı ülkede iki maç!


HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE

Danimarkalı Sören Lerby, 1980’li yıllara damga vuran isimlerden biriydi. Henüz 17 yaşındayken 1975 yılında Ajax’a transfer olan Lerby, Bayern Münih, Monaco ve PSV formalarını terlettikten sonra 1990 yılında kramponlarını çıkardı. Yeşil sahalara vedasının üzerinden 35 yıl geçen Lerby, bir günde iki farklı ülkede iki maça çıkan tek oyuncu olarak adı Guinness rekorlar kitabında duruyor.

Futbol tarihinin en ilginç günlerinden biri 13 Kasım 1985’te yaşandı. Sören Lerby aynı gün, beş saat arayla, iki farklı ülkede önemli ve üst düzey iki futbol maçı oynadı.

Lerby adını futbol tarihine yazdıran olayın ilk bölümü bir çarşamba günü İrlanda’nın başkenti Dublin’de Lansdowne Road’a oynandı. Danimarka neredeyse kesin olarak 1986 Meksika Dünya Kupası’na katılacaktı. Ancak 1985’in bu son maçında alınacak bir galibiyet dünya kupası biletini resmileştirecek ve daha iyi bir torbadan kura çekimine girmek için önemliydi.

Danimarka Milli Takımı istim üstündeydi. Beş ay önce Kopenhag’da pek çoklarının ‘gelmiş geçmiş en iyi maç’ olarak nitelendirdiği müsabakada Sovyetler Birliği’ni 4-2 yenmişti. Yine İrlanda maçından bir ay önce Oslo’da Norveç’i 5-1’lik skorla paramparça etmiş bir ekipti.

Şimdi Dublin’de İrlanda’ya karşı oynayacaklardı. Kaptan Morten Olsen, 76. milli maçıyla rekor kıracak. Qvist, Busk, Ivan Nielsen, Olsen, Bertelsen, Laudrup, Elkjaer, Arnesen, Berggreen, Mölby ve Brylle muhteşem bir yıla nokta koyacaktı.

Lerby’nin Alman kulübü Bayern Münih ise aynı akşam Bochum deplasmanında önemli bir kupa maçı oynayacaktı. Bayern yöneticisi Uli Hoeness, Danimarka teknik direktörü Sepp Piontek arasında Lerby’nin nerede oynayacağı konusunda büyük bir çekişme vardı. Her ikisi de onu kadroda istiyordu. Danimarka’nın oyuncuyu çağırma hakkı vardı. Sonunda iki Alman uzlaştılar: 27 yaşındaki Lerby iki maçı da oynayacaktı. Ve bu gerçekten oldu.

Dublin’deki maç öğleden sonra oynanıyordu ve Lerby maça ilk 11’de başladı. Piontek – Hoeness anlaşmasına göre, Lerby’nin devre arasında oyundan çıkması planlanmıştı. Fakat ilk 1-1 bittiği için Piontek onu ikinci yarıda da sahada tuttu.

Lerby ikinci yarının başından itibaren kenara bakıyor, çıkmayı umuyordu. Ancak Michael Laudrup’un Danimarka’yı 2-1 öne geçirmesine rağmen oyunda tutuldu. Her zamanki mücadeleci tarzıyla oynamaya devam etse de aklı yavaş yavaş Bochum’daki maçtaydı.

İlk düdükten yaklaşık bir saat sonra Lerby, John Sivebaek ile verkaç yaptı. Sivebaek tek başına yarı sahayı geçti ve kariyerinin tek milli takım golünü attı. Sivebaek şaşkın, Danimarkalılar seviniyor, Lerby ise artık sahayı terk etmeye hazırlanıyordu. Lerby skoru 3-1’e getiren golle ilgili, ‘’Sepp beni bırakmak istemedi. Endişeliydi. O yüzden işi kendi başıma hallettim.’’ diyecekti.

Danimarka maçı 4-1 kazanıp, 1986 Dünya Kupası biletini resmen cebine koyduğunda, Lerby bitiş düdüğünü duymadı. Üçüncü golden sonra oyundan çıkıp hızlı bir duştan sonra taksiyle onu bekleyen Hoeness’le buluşup, hemen havaalanına doğru yola çıktılar. Özel uçak hazır bekliyordu.

1,5 saat sonra Bochum yakınlarında bir havaalanına indiler. Yine bir taksiye geçtiler ve Ruhr Stadı’na doğru yola çıktılar. Ama bir sorun vardı: 40 bin kişi maça gidiyordu, trafik kilitlenmişti. Taksi ilerlemeyince Hoeness ve Lerby arabadan inmek zorunda kaldı. Lerby o anları, ‘’Birkaç kilometre koştum. Hem yetişmek hem de maç için hazır olmak için. Hoeness arkadam geliyordu ama yetişemedi.’’ cümleleriyle anlatacaktı.

Lerby stadyuma vardığında takım çoktan ısınmıştı ve adı ilk 11’de yoktu. İlk 11’de olmamak canını sıkmıştı. Teknik direktör Udo Lattek onu ikinci yarının başında Wohlfart’ın yerine oyuna aldı. Lerby oyuna girdiğinde Bayern 1-0 öndeydi. 90 dakika sonunda 1-1’lik eşitlik vardı. Bu sonuç rövanş anlamına geliyordu. Bir ay sonra Münih’te oynanan maçı Wohlfahrt ve Lerby’nin golleriyle 2-0 kazandı.

Ertesi gün Lerby gazetecilere bir günde iki maç oynamasıyla ilgili, ‘’Uçuşu pek hatırlamıyorum. Biraz dinlendim. Ama gerçekten yoğun bir gündü. Hem milli takım hem Bayern için iyi geçmesi gerekiyordu. Bence fena oynamadım.’’ diyordu.

Lerby oynadığı futbolu kadar sözünü esirmeyen biri olarak hafızalarda yer edindi. Sözlü çıkışlarına gelen eleştiriler üzerine ‘’Futbol suskunlar için değildir’’ demişti. 1986 Meksika Dünya Kupası’nda oyuncular yorgunluktan şikayet ettiğinde ‘’Şimdi yorgunluk zamanı değil. Dünya kupası bitince yorulursunuz.’’ diyen isimdi.

Lerby indirilmiş tozluklar ve sıvanmış kollarla oynama gerekçesini ise şu şekilde açıklayacaktı: ‘’Annemin görme sorunu vardı. Bu yüzden hep tozlukları indirip oynadım ki televizyonda beni tanıyabilsin.’’

İndirilmiş tozluklar, sıvanmış kollar… 10 numara mevki ve orta saha sol kanatta geçen başarılı bir kariyerde bir günde 5 saat arayla iki farklı ülkede iki maç…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version