Site icon İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

New York Fatihi!

New York Fatihi!


YORUM | M. NEDİM HAZAR

Erdoğan, ABD Başkanlığına seçilen Biden ile bugüne kadar bir kez telefonda görüşmüştü. Hatırlayacaksınız, Biden o telefon görüşmesinde “Yarın Ermeni soy kırımını resmen tanıyacağız” haberini bizzat yüzüne söylemişti.

O günden beri yandaşların gözü telefondaydı ama olmadı böyle bir durum.

Bir de Kavakçı’nın kızıyla beraber yaptığı esnaf pazarlığı, hani şu Afgan mültecileri yollayın, Kabil havaalanını bize verin pazarlığı…

BU YAZIYI YOUTUBE’DA İZLEYEBİLİRSİNİZ ⤵️

Bu sebeple bu seneki Birleşmiş Milletler toplantısı Erdoğan için büyük fırsattı.

Seyahat öncesi, oldukça ılımlı açıklamalar yaparak uslu siyasetçi kostümü giydi ama pandemi dolayısıyla (ya da bahanesiyle) BM toplantılarının sönük geçeceği zaten biliniyordu.

Ancak buna rağmen yandaş medya toplantı öncesi bu seyahati abarttıkça abarttı.

Erdoğan seyahat öncesinde yaptığı basın toplantısında (hani şu kitabının Fransızca baskısını İngilizce zannettiği toplantı) bütün dünyaya adaletten, hakkaniyetten bahsedeceğini açıkladı.

Gerçi genel kurul salonunda yaptığı konuşmada pek kimse yoktu ama hak ve adaletten filan da bahsedemedi. Uygur meselesine bile doğru düzgün değinemedi.

Her neyse…

350 kişilik kafile, bir süre önce sarayda yapılan ödül töreninde ödül veren ve alan gazetecilerin de bulunduğu birkaç uçaklık filoyla ABD’ye hareket etti.

Size pek bilinmeyen bir gerçeği söyleyeyim, epey zamandır Erdoğan uzun uçak yolculuklarında uyutuluyor. Dolayısıyla “Destici ile aynı uçakta gitti zaten, orada görüşmenin ne anlamı vardı?” gibi soruların saçma olduğunu belirteyim.

Erdoğan yolculuk başlar başlamaz yatak odasına çekildi ve uyudu.

JFK’ye inerken uyandırdılar, aşağıda onu büyük devlet adamı Mevlüt Çavuşoğlu bekliyordu.

Bu arada Çavuşoğlu’nun uçağın arka kapısından inip, ön kapıda Erdoğan’ı karşıladığı şeklinde uydurduğu bir yalan var, inanmayalım.

Tayyip Erdoğan’ın New York City’e girişi de çok görkemli oldu. Gerçi hoparlörlerden Dombıra çalınmadı ama kendi getirttiği makam arabalarına ek olarak kiralanan kocaman siyah arabalarla sünnet konvoyu gibi bir şehir turuyla giriş yaptı Erdoğan.

Ki bilirsiniz Erdoğan’ın alamet-i farikalarındandır bu konvoylar. Bir tek New Yorkluların üzerine çay atamadığı için üzülmüştür eminim.

Batı ülkelerinde bu tür atraksiyonların piri Kaddafi idi. Hatırlarsınız, Paris’in göbeğine çadır filan kurardı.

Erdoğan ve beraberindekiler müthiş bir şevk ile Manhattan caddelerine dağıldılar.

Kendisi de bu esnada, Gine Bissau, Slovenya, Burundi ve BBP liderleriyle önemli görüşmeler yaptı.

Beraberinde götürdüğü ödüllü havuz şeysileri Birleşmiş Milletler filan vakit kaybetmediler. Onlar, karşı köşedeki Apple Store’a hücum ettiler ve dükkanda iPhone kalmayana kadar alışveriş yaptılar.

Bu arada oğlunun vakfı TÜRKEN, yeğeninin derneği Dış Politika Derneği ve Vitaminsiz Gestapo namıyla meşhur Fahrettin’in kurumu SETA DC’nin organize ettiği resmi toplantılara iştirak etti.

Katılımcıların yüzde 99’a yakını Türk idi, hatta uçakla gelenlerdi ama önemli değil. Poşet içerisinde İngilizce kitabını dağıttı tüm misafirlere Erdoğan.

Ve büyük gün…

Büyük Türk politikacısı Özlem Zengin’in de vurguladığı gibi 500 yıllık Türk tarihinin en önemli anı olan rezidans açılışını yaptı Erdoğan.

Türkün gurur günüydü. 35 katlı bir binayı kafir ve kapitalist ABD’nin tam kalbine bıçak gibi saplamıştık.

500 yıllık muhteşem bir zaferdi bu.

Binanın bir lobisi vardı ki, Paramount Otel halt etmişti buranın yanında!

Sefil İngiliz baş nazırı garibanlar gibi yürüyerek geçmişti muhteşem kalabalığın arasından!

Bir de Yahudi derneği ile para pul filan ayağıyla yapılan bir açıklama vardı ama karıştı o işler. Hiç bu meseleye girmemek lazım.

350 kişilik fetih ordusu büyük bir coşku ile Brodway caddelerine dağıldılar. Yağmalanmadık dükkan bırakmadılar. Türkün gücünü Amerika’da göstermek lazımdı hani.

Gerçi dönüşte canı sıkılmıştı biraz New York Fatihi’nin. “Biden ile çok anlaşamıyoruz Allah hayretsin” gibi şeyler mırıldanıyordu sürekli.

Lakin ertesi gün Fahrettin’in bültenlerini görünce keyfi yerine geliyordu.

“New York’ta Erdoğan rüzgarı” başlıklarıyla çıkmıştı havuz.

Artık seneye tarih kitaplarımıza epigraf olarak şu şiir yazılsa yeridir:

“Yürü hala ne diye oyunda oynaştasın?

Tayyip’in New York’u fethettiği yaştasın!”

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version