Site icon İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

Futbolda yalan rüzgarı dönemi başlıyor

HABER-YORUM | HASAN CÜCÜK 

Garip bir sezonu geride bırakıyoruz. Pandemiden dolayı bütün planların alt üst olduğu 2020 yılı tarihe sıra dışı bir yıl olarak geçecek. Futbol da bu garipliklerden nasibini aldı. Futbolun normalde tatil olduğu aylarda ligler oynandı, boş tribünler önünde yıldızlar ter döktü. Geriye uzun yıllar unutulmayacak bir sezon kaldı. Şimdi ise başlasın transfer sezonunun günü geçiştirmek için atılan gazete manşetleri dönemi! 

Korona salgını olmasaydı, mayıs ayı içinde şampiyonlar belli olacak, Avrupa kupaları sahibini bulacaktı. Takvim yaprakları 12 Haziran’ı gösterdiğinde ise Euro 2020 İtalya – Türkiye maçıyla start alacaktı. Avrupa’nın futbol büyüğünü bulmak için 24 takım kıyasıyla mücadele edecekti. Tarihte ilk kez Avrupa şampiyonasına 12 değişik ülke ev sahipliği yapacak, kupa sahibini İngiltere’nin ünlü Wembley Stadı’nda bulacaktı. Bunların hiçbiri olmadı. Önce mayısta bitmesi gereken ligler, korona arasından dolayı temmuz sonuna kadar sarktı. Avrupa kupaları ise ancak ağustosta sahibini bulacak. Euro 2020 ise bir yıl sonraya ertelendi. 

Temmuz sonu itibariyle futbol için nihayet sezon bitmiş olacak. Her şey yolunda gitmiş olsaydı şimdi transferleri konuşuyorduk. Örneğin Fenerbahçe ve Trabzonspor’un yeni hocalarının adını çoktan öğrenmiş olurduk. Keza, ya maliyetinden ya da formsuzluğundan kulüplere yük olan isimlerin birer birer ayrılmasına şahit olurduk. Ya da gönderilmek istenen ancak ayak direyen oyuncular ile kulüpleri arasındaki polemikleri okurduk. Yine maçlarını sadece 3 bin seyirci ortalamasıyla oynamış olsa da Başakşehir’in şampiyonluk kutlamaları gündem olurdu. Bunlar da henüz olmadı! 

Geriye konuşacağımız transfer gündemi kaldı. Artık gazetelerin spor sayfalarında her gün bir yıldız oyuncunun valizini hazırlayıp, İstanbul’a gelmek üzere olduğunu okuyacağız. Bir günlük gündem olacak onlarca isim. Aziz Yıldırım bir transfer döneminde, ‘Fenerbahçe’ye geliyor’ diye gazetelerin 64 ismi yazdığını açıklamıştı. Nasıl olsa ertesi gün kimse bir önceki gün hangi oyuncunun transfer edildiğini hatırlamayacaktı! Sadece taraftar mı? Yıllarca Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğini yapan Ertuğrul Özkök, spor sayfalarında gelmesi mümkün olmayan oyuncuların ‘geliyor’ diye yazılmasının kendisini heyecanlandırdığını açıklamıştı. Yalan haber okumayı seven, dahası teşvik eden bir genel yayın yönetmeni!

Transfer söylentileri Avrupa basınında da yer tutar. Ama bizdeki gibi değil. En azından bir takıma hiçbir gazete 64 oyuncuyu transfer etmez. Okuyucu nezdinde itibarını düşünür. Bilinçli okur, spor deyip geçmez. Atmasyon ve uçarı haberlere tepki gösterir. Kredi kaybetmek istemeyen gazeteler veya internet siteleri, gerçekleşmesi an meselesi olan transfer haberlerini yazar. Bizdeki gibi hiçbir gazete ‘biz yazmıştık’ ergenliğine tenezzül etmez. Medyanın zaten işi yazmak ama doğruyu yazmaktır.  

1999 yılında ben de bir spor gazetesine manşet oldum. Hem de ne manşet. Tam trajikomik bir durumdu. 1998-99 sezonunun sonlarına doğru John Benjamin Toshack ile yollarını ayıran Beşiktaş, sezonun bitimine 10 hafta kala takımı daha önce Galatasaray’ı da çalıştıran Karl-Heinz Feldkamp’a emanet etti. 10 maçta 8 galibiyet, 2 beraberlik çıkaran Feldkamp’tan beklenen 1999-2000 sezonunda şampiyonluktu. Ancak Feldkamp sağlık sorunlarından dolayı Türkiye’ye dönmeyince, Beşiktaş yeni hoca arayışlarına girdi. 

Danimarka’dan bir grup öğrenciyle 1999’da son kez düzenlenen TSYD Kupası için bilet almak için Beşiktaş kulübüne gittiğimizde kulübün önü gazeteci doluydu. Fotomaç’tan tanıdığım bir meslektaşımla selamlaştıktan sonra ‘Avrupa’da boşta ünlü bir teknik adam yok mu?’ diye sorunca ‘Berti Vogts ve Sepp Piontek var’ cevabını verdim. İki hoca hakkında bir kaç bilgi verdiğim, meslektaş hemen spor müdürünü aradı. Her iki ismin de Beşiktaş’a gelmeye sıcak baktığını söyleyip, kaynak olarakta beni gösterdi! Ben ‘Ne oluyor’ demeye kalmadan telefonu kapattı. Neyse ertesi gün Fotomaç’ı manşetine bakınca şaşkınlık sırası bendeydi. Manşet ‘Ya Piontel ya da Vogts’ diyordu. Güya her iki isminde Beşiktaş’a gelmeye sıcak baktığını, ikisinden birinin yeni sezonda takımın başında olacağını yazıyordu. Akşam oynanacak Beşiktaş – Galatasaray maçından önce gördüğüm arkadaşa ‘Ne iş bu’ deyip manşeti hatırlattığımda, gülerek ‘Türkiye’de işler böyle dönüyor. Yarın herkes unutur’ cevabını verdi. 

İşte böyledir biz de transfer sezonu. Her gün yeni isimler transfer olur. Arada tutan biri olursa ‘biz yazmıştık’ manşeti atılır. Yalandan hoşlanan Özkökgiller için heyecanlı, futbolseverler için sıkıcı bir dönem başlamış olacak!  

Kaynak:Tr724

Exit mobile version