Kategori: Politika

  • İlgezdi: Sağlık hizmetlerindeki iş kazaları yüzde 37 arttı

    İlgezdi: Sağlık hizmetlerindeki iş kazaları yüzde 37 arttı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan, İYİ Partili Türkkan’ın milletvekilliğine son verilmesini istedi

    Erdoğan, İYİ Partili Türkkan’ın milletvekilliğine son verilmesini istedi



    Meral Akşener’i Bingöl ziyareti sırasında protesto eden bir yurttaş ile tartışma yaşayan ve yurttaşa hakaret eden İYİ Partili Lütfü Türkkan hakkında AKP’li AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da yorumda bulundu.


    Erdoğan, İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın Bingöl’de bir yurttaşa küfretmesine ilişkin, “Onun partisinin başındaki hanımefendinin de yapması gereken bir şey vardır. Yapması gereken nedir? Sadece görevden almak değil onun milletvekilliğine de son vermektir. Eğer bunu yapamıyorsa bu demektir ki o da ona iştirak ediyor.” dedi.

    Parti genel merkezinde düzenlenen, AKP Genişletilmiş 3. Kademe İl Sosyal Politikalar Başkanları Eğitim ve İstişare Toplantısı’na telefonla katılan Erdoğan, “Bir şehit ailesine bu şekilde küfretmesi, yenilir yutulur bir şey değildir.” dedi.

    Erdoğan, Akşener’e de seslenerek “Partisinin başındaki hanımefendinin yapması gereken, milletvekilliğine son vermektir. Yapamıyorsa bu demektir ki ona iştirak ediyor.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “İYİ Parti’den malum bir kişinin, üstelik bir şehit ailesine bu şekilde küfretmesi yenilir, yutulur bir şey değildir. Buna, AK Parti teşkilatı olarak durmadan, duraksamadan gereken dersi vermemiz gerekiyor. AK Parti teşkilatının yanı sıra bütün milletimizin bu ahlaksız, müptezel adama gereken dersi vermesi lazım. Durmadan, duraksamadan vermesi lazım. Bizim değerlerimizde şehidin yeri farklıdır, kadınların yeri çok çok farklıdır. Kalkıp da bir şehidimizin yakınına, bacısına bu şekilde küfretmeyi değerlerimiz itibarıyla asla kabul edemeyiz. Onun partisinin başındaki hanımefendinin de yapması gereken bir şey vardır. Yapması gereken nedir? Sadece görevden almak değil onun milletvekilliğine de son vermektir. Eğer bunu yapamıyorsa bu demektir ki o da ona iştirak ediyor.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHP’li Semih Yalçın’dan, Akşener’e ağır sözler

    MHP’li Semih Yalçın’dan, Akşener’e ağır sözler


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lütfü Türkkan, İYİ Parti Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etti

    Lütfü Türkkan, İYİ Parti Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etti



    Lütfü Türkkan, İYİ Parti Grup Başkanvekilliği görevinden istifa ettiğini açıkladı.

    Yazılı açıklama yapan Türkkan, “Genel Başkanımız Sayın Merak Akşener’in talebi üzerine İYİ Parti Grup Başkan Vekilliği görevimden istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

    İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Bingöl’deki yurttaşa müdahalesi ve küfrü nedeniyle tepki görmüştü.

    Türkkan, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda gergin ortam nedeniyle doğru olmayan kendisine de yakışmayan ifadeler kullandığını belirterek “Milletimizden özür diliyorum” ifadesini kullanmıştı.

    İYİ PARTİ’DEN AÇIKLAMA

    İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ise yaptığı açıklamada Türkkan’ın istifasının kabul edildiğini bildirdi.

    Dervişoğlu, şu açıklamayı yaptı:

    “Grup Başkanvekilimiz Sayın Lütfü Türkkan tarafından sunulan 6 Kasım 2021 tarihli istifa dilekçesi işleme alınmış ve Grup Yönetim Kurulu toplantısı sonucunda istifa ile boşalan Grup Başkanvekilliği seçimi için parti grubumuzun 8 Kasım 2021 Pazartesi günü saat 14.00’de toplantıya çağrılması kararlaştırılmıştır.

    Çeşitli platformlarda yazılıp konuşulanların aksine, herhangi bir görevden alma durumu söz konusu olmayıp; Sayın Lütfü Türkkan, bize ulaşan dilekçesinde de belirtildiği gibi, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in talebi üzerine görevinden istifa etmişlerdir.”

    NE OLMUŞTU?

    İYİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, önceki gün; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bingöl ziyareti sırasında Akşener’i protesto eden bir yurttaş ile tartışmış, sarfettiği hakaret içerikli sözleri sosyal medyada tepki çekmişti. Türkkan, gelen tepkilerin ardından, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda özür dilemişti.

    Türkkan, o anlara ilişkin görüntülerin yayınlanması ve tepki çekmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Milletimize arzımdır” notuyla kamuoyundan özür dilemişti. Türkkan, görüntülü açıklamasında şunları söylemişti:

    “Yaşanan talihsiz hadiseyle ilgili bu videoyu çekmeye karar verdim. Bingöl’de daha önce sayın Meral Akşener’e sosyal medya yoluyla hakaret ve küfür eden bir vatandaş karşımıza çıkarak, şimdi burada ifade etmek istemediğim birtakım lafları söylemeye devam etti.

    Ben de onu, o kalabalıktan uzaklaştırmak isterken, ciddi küfürlere de maruz kaldım. Onların bir kısmı o videoda yoktu. Hatta söyledim, ‘Küfür etme’ diye de birkaç defa ikaz ettim. Netice itibariyle gelinen o sinir gerginliği, o sıkıntılı durum sonucu hiç yapmamam gereken bir şey yapmışım: Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar hiç doğru olmayan, bana da hiç yakışmayan ifadeler. Bunun da farkındayım.

    Ben o yüzden, burada başta bütün milletimiz adına bir kadın olması hasebiyle sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün kadınlardan, partililerimizden, arkadaşlarımdan da özür diliyorum.

    Doğru bir iş değildi bu. Yanlış bir şeydi ama o sinir gerginliği, o atmosferin getirdiği belki de fazla bir heyecan; doğru olmayan, bana da hiç yakışmayan, şimdiye kadar doğru bulmadığım, herkesi yadırgadığım bu konuda böyle bir hata yapmaya sevk etti. Tekrar bütün milletimizden özür diliyorum. Bunun da kabulünü rica ediyorum.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • “Türkiye’de hırsızlık suç olmuyor ama ‘hırsızlar ordusu’ demek suç oluyor”

    “Türkiye’de hırsızlık suç olmuyor ama ‘hırsızlar ordusu’ demek suç oluyor”



    Şener, Sözcü gazetesi yazarı Ruhat Mengi’ye konuştu.

    Şener, “Teorik olarak baktığınızda Türkiye’de en kötü şeyleri yapsanız da bu, hukuk karşısında cezaya muhatap olmanız için yeterli olmuyor ama olan biten şeyleri söylediğiniz zaman suç haline geliyor. Yani daha spesifik hale getirecek olursak; hırsızlık suç olmuyor ama hırsızlar ordusu demek suç oluyor. Nasıl oluyor, Türkiye’de yıllardır yaşananları, bu ülkedeki politikacıların, gazetecilerin, aydınların çektiklerini ve siyasetin yaptıklarını karşılaştırdığınız zaman çıplak bir tablo şeklinde zaten karşınıza çıkıyor. Kimse ‘Türkiye’de yolsuzluk yoktur’ diyebilir mi? ‘Kamu kaynakları düzgün kullanılıyor’ diyebilir mi? Bunu, siyasetin içinde ve dışında samimi konuşan hiç kimsenin söyleyebileceğini düşünmüyorum.” diye konuştu. 

    Şener şu ifadeleri kullandı: 

    Türkiye’de korkunç bir yolsuzluk çarkı var! Kamu kaynakları, kamu gücü emme basma tulumba gibi bireysel zenginleşmeler uğruna gayrimeşru yollardan sürekli çark oluşturmaktadır. Bu çark dönem dönem de ortaya çıkmıştır. 17-25 Aralık olaylarına bakıyorsunuz, ortaya o kadar çok şey döküldü ki bakanların aldığı rüşvetler, evlerde devasa para kasaları, bakan çocuklarının evinde para sayma makineleri, bir bankanın genel müdürünün evinde ayakkabı kutularının içinde milyonlarca dolar çıktı. Aleni görünen şeyler. Sonra bunlar hiçbir yaptırıma muhatap olmadılar, bir ceza verildiğini duymadık. Ses kasetleri ortaya çıktı, milyonlarca Euro’nun taşınması, sıfırlanmasıyla ilgili ses kasetleri. Onlarla da ilgili bir hukuki süreç işlemedi. Bir bakana gelen çikolata kutusunun altında 500 bin dolar iliştirilmiş, birine yüzbinlerce liralık saat verilmiş, hangi bakanın neler aldığına dair listeler yapıldı.

    Erdoğan Bayraktar, kendisinde görevi kötüye kullanma olduğunu ama yolsuzluk olmadığını, diğer bakanların hepsinde yolsuzluk olduğunu söyleyerek kendisini ayrıştıran bir şey söylemişti ama “Benim hakkımdaki iddiaların hepsi doğrudur” demişti. O Meclis’te soruşturma önergesinde, 4 bakandan biri hakkında söylenenler doğruysa öbürleri hakkındaki iddiaların da doğru olduğunu gösterir, karinedir bu. Ama hiçbir şey olmadı. Bakın bu 17-25 Aralık olaylarıyla ilgili olarak bakanları, hükümeti, iktidarı itham edenler ve bu konunun üzerine gelenler sürekli suçlandılar, cezalar aldılar, o günden bugüne kadar da bu süreçler böyle işledi.

    Yakın geçmişte bir bakan Ruhsar Pekcan, kendi firmasından kamuya, kendi bakanlığına dünyanın deterjanını ve fahiş fiyatla satmış, ne kadar etik dışı, hukuk dışı bir şey. Bununla ilgili düzenlemeler vardı, bir bakan ve yakını kendi kurumuna ve hükümete mal satamaz ama bu ödüllendiriliyor.

    Hepsini kast ederek söylüyorum, o zincir alt kademelere kadar uzanıyor. Bu memlekette belediyeler insan kaçakçılığı yapıyorlar. Bu mafyavari kamu kuruluşlarının insan kaçakçılığı yaptığı, gri pasaportla yurt dışına işçi götürdüğü günlerce manşet oldu. Kaç yerde buna benzer olay çıktı, kamu gücünün nerelerde kullanıldığını bundan daha iyi gösterecek ne olabilir? Bir devletin bırakın sadece rüşveti yolsuzluğu insan kaçakçılığına varan mafya tipi yöntemlerle yönetildiği nerede görülmüştür? Bu iktidar döneminde yolsuzluk olayları patlamıştır, ayyuka çıkmıştır, yolsuzluk haberleri gece gündüz belgeleriyle dökülmüştür, ciddi iddialar olmuştur ama bunların hiçbiri yargısal olarak hakim huzuruna çıkmamıştır. Kaynaklar yağmalanıyor ve yağmayı yapanlar yargılanmıyor! Ama yolsuzluk belgelerini ortaya koyan yüzlerce politikacı, gazeteci, aydın kendilerini mahkemelerde buluyorlar.

    -AKP’nin ilk yıllarında siz oradayken, gelecekte bunların olacağına dair ipuçları, konuşmalar hiç yok muydu?

    Hiç yoktu, hukukun üstünlüğüne vurgu yapıyorduk, insan haklarına, çağdaş değerlere vurgu yapılarak kuruldu. Bu partinin ana hedefi; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele etmek diyerek kuruldu. Şimdi Cumhuriyet tarihi boyunca görülmediği kadar yolsuzluğun yapıldığı, yasakların ayyuka çıktığı ve yoksulluğun derinleştiği bir döneme girdik. Hala diyorlar ki “Sen davayı bıraktın gittin”, nasıl bir mantık bu? Bu yapıyı dava olarak görüyorsan senin davan yolsuzluktur. Davası yolsuzluk, yasaklar ve insanları yoksullaştırmak olanın yanında duramam.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Buldan: Biz bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz

    Buldan: Biz bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz


    TEKİRDAĞ- Tekirdağ’da “Demokrasiye Çağrı” mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisi hakkında açılan kapatma davasına dikkati çekerek, “Ne kapanması! Biz bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz” dedi.

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde bulunan Eski Belediye Meydanı’nda Eş Genel Başkan Pervin Buldan’ın da katılımıyla “Demokrasiye Çağrı” mitingi düzenlendi. Mitinge, Milletvekilleri Zeynel Özen, Erdal Aydemir, Dilşad Kaya, Abdullah Koç, Hasan Özgüneş, Züleyha Gülüm, Musa Piroğlu, Parti Meclis (PM) üyeleri ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri katıldı. Miting alanı ve çevresindeki yol ve kavşaklar, partinin flamalarıyla süslendi. Mitinge, İstanbul ve Tekirdağ’ın yanı sıra Edirne’den de birçok kişi otobüs ve araçlarla konvoy halinde katılım sağladı. 

     

    ENGELLEME RAĞMEN 

     

    Miting alanına gelen yurttaşlar, jandarmanın kurduğu barikatlarda Genel Bilgi Toplama (GBT) uygulamasından geçirildi. Alanda bulunan HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ferhat Encü, uygulamaya ilişkin jandarmadan mahkemenin kararını göstermesini istedi. Jandarmanın gösterdiği kararda GBT uygulamasına dair ifadeler yer almazken Encü, uygulamanın hukuka aykırı olduğunu belirtti. Encü, “Burada yapılan uygulamaya dair ellinizde herhangi bir karar olmamasına rağmen bu uygulamayı keyfi bir şekilde uyguluyorsunuz. Bu yöntemle yurttaşların mitingimize katılmasının önüne geçmeye çalışıyorsunuz. AKP mitinginde neden aynı uygulamayı yapmıyorsunuz? Tamamen caydırmaya yönelik bir politika yürütüyorsunuz” sözleriyle tepki gösterdi. 

     Encü’nün tepkisi üzerine jandarma mahkemeden “yeni” bir karar çıkaracaklarını söylemesi dikkati çekti. 

    Engellemelere rağmen yurttaşlar çalınan şarkılara eşliğinde halaylar çekti. 

     

    ENSTRÜMANSIZ ŞARKI SÖYLEDİLER

     

    Mitingde sahne alacak Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıların müzik aletleriyle alana girmeleri engellendi. Daha sonra müzik aletleri yanında olmadan alana giren sanatçılar, tepkilerini müzik aleti olmadan şarkılar söyleyerek belli ettiler

     

    HDP HER YERDE 

     

    Miting alana gelen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, alanda bulunan yurttaşları selamlayarak konuşmasına başladı. Burada “Demokrasiye Çağrı” mitingi düzenlemenin kendisini gururlandırdığını ifade eden Buldan, “Burada sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. İyi ki varsınız. Biz 27 Eylül tarihinde bir deklarasyon yayınladık. Bu deklarasyon Halkların Demokratik Partisi’nin ilkelerini açıklayan, tutumunu açıklayan, bir sonraki döneme damgasını vuracak olan bir belgedir. HDP’nin seçimlerden sonra bu ülkede demokratik iktidarın bir parçası haline gelmesinin gerçekleştirecek olan bu tutum belgemizi, mitinglerle pekiştirmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin her yerinden ama aynı zamanda Avrupa’da da halk buluşmalarını gerçekleştiriyoruz” dedi. 

     

    ‘HALK PARTİSİNE SAHİP ÇIKIYOR’ 

     

    Buraya Fransa’nın başkenti Paris’ten geldiği paylaşan Buldan, “Paris’teki Kürtler’in size selamlarını getirdim. Paris’te yaşayan halklarımızın, başta Kürtler olmak üzere orada sürgünde yaşayan ama yüreği ve kalbi burada bizlerle ve sizlerle olan tüm halkımız, gittiğimiz her yerde bütün halk buluşmalarında coşkuyla, kararlılıkla gerçekleştirdik. Dimdik ayakta, tüm baskı ve müdahalelere rağmen asla diz çökmeyen, asla boyun eğmeyen, asla biat etmeyen, her yerde partisiyle birlikte olmayı kendisine esas alan onurlu bir halkımız var. Nerede olursak olalım, nerede olursak olalım bu halk partisine sahip çıkıyor” diye konuştu. 

     

    HDP HALKLAR KÖPRÜSÜDÜR

     

    “Evet HDP Tekirdağ’dan Kars’a, Hakkari’den, Edirne, Artvin’den Antakya’ya, yani Türkiye’nin her yerinde bir halklar köprüsüdür” diye sözlerini sürdüren Buldan,  “Tüm baskılara rağmen tüm baskılara rağmen asla ilkelerinden taviz vermeyen emekçinin işçinin nasıl Çerkes’in Kürdün kadının gencin mücadele ortaklığıdır. HDP bu, böyle biline. Hiç kimse bu Halklar Köprüsü’nü, ben mücadele ortaklığını asla yıkamayacak, asla de giremeyecek. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve şüphesi olmasın. Sevgili halkımız bu ülkeyi yönetenler, yıkım ve talan politikalarıyla yolsuzluk düzenleri ile araç yamalarıyla kendileri ve yandaşları saltanat sefasını sürerken halkı yokluğu yoksunluğu açlığa mahkum etmek isteyenlerin karşısında HDP elbette ki halkın yanında olmaya devam edecek ve halkın itirazı halkın hak mücadelesi olmaya devam edecek” diye belirtti. 

     

    AKP GİTTİ HALKI HDP KURTARCAK

     

    20 yıllık AKP iktidarının büyük bir enkaz bıraktığını ancak artık yolun sonuna geldiğinin altını çizen Buldan, “Çünkü biliyoruz ki yoksulluk sınırı aylık 10 bin liranın üzerine çıkmıştır. Şimdi Saray’da hazırlamış oldukları bir bütçeyi onaydan geçirecekler. Kendilerine 10 size bir verecekler. Çünkü bu bütçe bu bütçe halkın bütçesi değildir. Bu bütçe sarayın ve saray yandaşlarının bütçesidir yurttaşların kafasına çay paketleri atarak onları nankörlükle suçlayanların porsiyonlarınızı Küçük’ün diyenlerin elinizi daha az ısıtın diyenlerin bayat ekmekle yemek yapın diyenlerin karşısına elbette ki seçimlerde çıkacak olan onurlu bir halk vardır. Siz varsınız HDP vardı ey sevgili arkadaşlarım. Evet, bu bütçede de bir kez daha gördük ki bunların halkla bir bağ kalmamış ama Türkiye halklarının HDP’yle bir bağ var. Çünkü herkes biliyor. Bu ülkeyi kurtaracak olan parti halkların demokratik partisidir” diye ifadelerde bulundu. 

     

    GÖZLERİ HALKIN CEBİNDE

     

    Buldan, devamında şu ifadeleri kullandı:  “Bu ülkede yaşayan Türkler’dir, Çerkesler’dir. Namazlardır, alevilerdir, kadınlardır, gençlerdir. Bu ülkeyi kurtaracak olan da bu kesimlerdir. Evet, onlar halktan çaldıklarının hesabını özellikle onlara ilk seçimlerde soracağımızı yani sandıklarda halktan çaldıklarının hesabını tek tek soracağımızı. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Sevgili arkadaşlar ‘ekonomiyi uçuracağız’ dediler. Ancak her gün bir zam bir zam açıklamasıyla halkın karşısına geçiyorlar. Kürt ülkenin bütün kaynaklarını talan ettiklerini biliyoruz. Bu ülkenin bütün varlıklarını, kaynaklarını, savaş politikalarına ayırdıklarını biliyoruz. Bu ülkeyi soydular soğana çevirdiler. Şimdi gözleri halkın cebinde. 

     

    GENÇLER KAÇIYOR! 

     

    O yüzden her gün zam yapıyorlar. Doğalgaza, elektriğe,  akaryakıta zam yaptılar ve bu da hız kesmiyor. Şekeri ona her gün zam üstüne zam yapıyorlar. Peki işçiye bir şey var mı? Hayır.  Esnafa bir şey var mı? Hayır. Gence bir şey var mı? Hayır. Bu ülkenin gençleri artık geleceğe güvenle bakmıyor. Bu ülkeden kaçarak başka ülkelere göç ediyor. Biz ülkemizin, gençlerini, ülkemizin vatandaşlarını başka yerlere göç etsinler diye geleceğe hazırlamak istemiyoruz. Her insan kendi doğduğu topraklarda kendi büyüdüğü, kendi yetiştiği topraklarda yaşasın istiyoruz. Geleceğe güvenle bakan bir gençlik yetiştirmek istiyoruz. Fakat onlar hırsızlıklarıyla, yolsuzluklarıyla, kalanlarıyla bunun önünü kesmeye çalışıyorlar.

     

    MİLYONLAR ARKASINDA

      

    Buradan tam 150 kilometre ötenizde, yanı başınızda Edirne Cezaevi’nde olan sevgili Selahattin Demirtaş’a ve sevgili Hakkari Milletvekilimiz Abdullah Zeydan’a buradan selamlarımızı ve gönderiyorum. Geçen gün haddini aşan iktidarın küçük ortağının bir milletvekili ‘cezaevinde çürüsün, ölsün’ diye bir açıklama yaptı. Esas çürümüş olan sizin zihniyetinizdir, sizin anlayışınızdır. Her gün cezaevlerinde mafya babalarını ziyaret ediyorsunuz. Her gün kendi bakanlarımız mafya babalarını ağırlıyor. Bu ülkeye sadece ve sadece barış gelsin diye bu ülkeye demokrasi gelsin diye, adalet gelsin diye, hak hukuk gelsin diye, 5 yıldır cezaevlerinde haksız bir şekilde tutulan arkadaşlarımıza laf söylemek haddisizliğini gösteriyorsunuz. Söylediklerinizi misliyle size iade ediyoruz. Biz biliyoruz ki bu ülkeyi bu hale getiren sizin anlayışınız, sizin zihniyetinizdir. Bu ülkede kutuplaşma varsa, ırkçılık varsa, faşizm varsa işte sizin bu anlayışınızdan, bu zihniyetinizden meydana geliyor. Hiç kimse merak etmesin sevgili halkımız; hiç kimse kuşku duymasın, hiç kimse kaygıya kapılmasın. Selahattin Demirtaş da, Abdullah Zeydan da, Figen Yüksedağ da Gültan Kışanak da çıkacak, Sebahat tuncel de çıkacak. Kimse zannetmesin ki Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ sahipsizdir. Milyonlar bu insanların arkasındadır. 

     

    GÜCÜNÜZ YETMEZ

     

    AKP’nin küçük ortağının tek bir gündemi var. Yatıyor, kalkıyor HDP diyor. Rüyalarında bile HDP’yi görüyorlar. İşte bunun için herkese saldırıyorlar. Her gün HDP’li milletvekillerini hedef gösteriyorlar. HDP olmasa inanın ki bunların konuşacak, günden yapacak hiçbir şeyleri olmayacak. Bu yüzden açlık, yoksulluk umurlarında değil. Kadınlar katlediliyor, bunların umurunda değil. Varsa yoksa HDP.Tek gündemleri HDP olduğu için HDP’ye kapatma davası açtılar. HDP’yi kapatmak için hazırladıkları iddianame içerisinde gerçekle alakalı hiçbir somut şey yok. Sevgili arkadaşlar hepsi vekillerimizin yaptıkları konuşmalar, vekillerimizin halkımızla buluşmaları. Vekillerimizin faaliyetlerini kapatma davasının içine koymuşlar. Peki HDP kapatılacak bir parti midir hayır,  HDP’yi kapatmaya sizin gücünüz yetmez. HDP Sadece Türkiye’nin de değil, dünyanın her yerinde kök salmış, filizlenmiş, Türkiye’nin geleceğine cesaret veren, umut dağıtan tek partidir. İşte bu yüzden hiç kimse HDP’yi kapatmak için uğraşmasın. Bunun sonucu elbette ki bir hüsran olacaktır.

     

    YÖNETMEYE GELİYORUZ

     

    Evet HDP kapanmaz, HDP kapatılamaz. Ne kapanması ya sevgili arkadaşlar, biz bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz, yönetmeye. Biz iktidarın bir parçası olmaya geliyoruz. Siz hala HDP’yi kapatmaktan bahsediyorsunuz. İşte bunun için HDP’yi kapatmak isteyenler gelsinler bu meydanlara baksınlar. Halkın, halkların, kadınların, gençlerin partisine nasıl sahip çıktığını görsünler. Ama onların derdi sadece ve sadece HDP’yi engellemek. Siz eğer gündem yaratmak istiyorsanız, ülkede işlenen cinayetlerin hesabını sorun. Bu cinayetleri açığa çıkarın. Çünkü bu cinayetleri işleyenler artık konuşuyorlar. 

     

    CİNAYETLERİ İTİRAZ ETTİ

     

    Sedat Peker konuştu ama hiç bir kıpırdama olmadı. Sadece Sedat Peker hakkında bir soruşturma açıldı. Ona burada değil. Ne yakalayabiliyorlar, ne soruşturabiliyorlar. Şimdi bir kişi daha konuştu o zaman Mehmet Eymür. Bir dönem bu ülkede işlenen cinayetlerin devlet tarafından, devletin bekası için işlendiğini bir bir itiraf ediyor. Bu itiraflar daha da çoğalacak biliyoruz. Çünkü artık bu ülkeyi yönetenler, bu düzeni çürüttüler. Mafya ile el ele kol  kola girmiş iktidardan başka bir şey beklemiyoruz. 

      

    ORTADA DURUYOR

     

    ‘Bu ülkede Kürt sorunu yok. Biz bu sorunu biz çoktan çözdük’  diyenlere seslenmek istiyoruz. Ülkenin en büyük sorunu Kürt sorunudur ve orta yerde duruyor, çözülmeyi bekliyor. Siz ‘yoktur’ deyince de yok olmuyor ve kapanmıyor. Bu yüzden de bu ülkede yaşayan Kürt halkının taleplerinin, isteklerinin, arzularının gerçekleşmesi, dilinin, kimliğinin, kültürünün garanti altına alınması, seçilmişlerinin cezaevlerinden çıkarılması, kendi anadilinde okuma yazmanın gerçekleşmesi gerekiyor. Kürtleri inkar ederek bu sorun çözülmüyor. Bu ülkede Alevilerin de sorunu var. Bu ülkede kadınların da sorunu var. İstanbul Sözleşmesini feshederek kadınların her gün katledilmesine, öldürülmesine, tacize uğramasına kapı açanlar, yol verenler mutlaka ama mutlaka bu ülke kurulacak olan ilk sandıkta mutlaka hesap verecekler. Hesabı halkımız sandıklarda mutlaka soracaktır.

     

    TARİHİ ÖNEMDE

     

    Herhangi bir yerde bir insan haksızlığa uğramışsa HDP mutlaka orada olmalı. Ben arkadaşlarıma güveniyorum. İl ve ilçe örgütlerimize sonsuz güvenim var. Biliyorum ki seçim tarihine kadar sadece Trakya’da değil, sadece bu bölgede değil, Türkiye’nin her yerinde insanlarımızı seçimlere hazırlama gibi bir görev ve sorumluluğumuz var. Çünkü bu seçim tarihi bir seçim olacak. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik seçimi olacak. Niye Çünkü 20 yılı hak etme iktidarını sonlandıracağımız bir seçimi gerçekleştireceğiz. Bunun için çalışacağız, çalışacağız. O yüzden de kazanacağız ya başaracağız.” 

     

    Mitingin ardından kadınlar, gençler ve çocuklar, kent içinde yürüyüş düzenledi. Onlarca kişi sloganlar halinde yürüyüş düzendi. 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İddia: İYİ Parti, Lütfü Türkkan’ı grup başkanvekilliği görevinden aldı

    İddia: İYİ Parti, Lütfü Türkkan’ı grup başkanvekilliği görevinden aldı



    İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Bingöl’deki yurttaşa müdahalesi ve küfrü nedeniyle tepki görmüştü.

    Türkkan, sosyal medya hesabından yayınladığı videoda gergin ortam nedeniyle doğru olmayan kendisine de yakışmayan ifadeler kullandığını belirterek “Milletimizden özür diliyorum” ifadesini kullanmıştı.

    Habertürk Ankara Bürosu’nun edindiği bilgiye göre İYİ Parti grubu ise yarın toplanarak Lütfü Türkkan’ın yerine yeni Grup Başkanvekili seçecek. Toplantı saat 14.00’te başlayacak. Türkkan’ın görevine devam etmesinin uygun olmayacağını, bunun partiye yük getireceğini belirterek dün istifasını sunduğu öğrenildi.

    NE OLMUŞTU?

    İYİ Parti Meclis Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, önceki gün; İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bingöl ziyareti sırasında Akşener’i protesto eden bir yurttaş ile tartışmış, sarfettiği hakaret içerikli sözleri sosyal medyada tepki çekmişti. Türkkan, gelen tepkilerin ardından, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda özür dilemişti.

    Türkkan, o anlara ilişkin görüntülerin yayınlanması ve tepki çekmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Milletimize arzımdır” notuyla kamuoyundan özür dilemişti. Türkkan, görüntülü açıklamasında şunları söylemişti:

    “Yaşanan talihsiz hadiseyle ilgili bu videoyu çekmeye karar verdim. Bingöl’de daha önce sayın Meral Akşener’e sosyal medya yoluyla hakaret ve küfür eden bir vatandaş karşımıza çıkarak, şimdi burada ifade etmek istemediğim birtakım lafları söylemeye devam etti.

    Ben de onu, o kalabalıktan uzaklaştırmak isterken, ciddi küfürlere de maruz kaldım. Onların bir kısmı o videoda yoktu. Hatta söyledim, ‘Küfür etme’ diye de birkaç defa ikaz ettim. Netice itibariyle gelinen o sinir gerginliği, o sıkıntılı durum sonucu hiç yapmamam gereken bir şey yapmışım: Hakaret etmişim. Kötü sözler söylemişim. Bunlar hiç doğru olmayan, bana da hiç yakışmayan ifadeler. Bunun da farkındayım.

    Ben o yüzden, burada başta bütün milletimiz adına bir kadın olması hasebiyle sayın Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün kadınlardan, partililerimizden, arkadaşlarımdan da özür diliyorum.

    Doğru bir iş değildi bu. Yanlış bir şeydi ama o sinir gerginliği, o atmosferin getirdiği belki de fazla bir heyecan; doğru olmayan, bana da hiç yakışmayan, şimdiye kadar doğru bulmadığım, herkesi yadırgadığım bu konuda böyle bir hata yapmaya sevk etti. Tekrar bütün milletimizden özür diliyorum. Bunun da kabulünü rica ediyorum.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Yavuz: Oylarımız ile Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılıyor

    AKP’li Yavuz: Oylarımız ile Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılıyor


    Ağrı’da ‘Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, il protokol üyeleri ile beraber kültür ve kongre merkezinde partililerle bir araya geldi.

    AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmak ve onun yaptıkları sebebiyle sevap hanemize bir şeylerin yazılıyor olması çok büyük bir şey. Oylarımız ile Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılmaya devam ediyor” dedi.

     

    Ağrı’da ‘Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, il protokol üyeleri ile beraber kültür ve kongre merkezinde partililerle bir araya geldi.

     

    Yaptığı konuşmada AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye kazandırdığı en önemli şeyin özgüven olduğunu iddia eden Yavuz, “20 yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmak ve onun yaptıkları sebebiyle sevap hanemize bir şeylerin yazılıyor olması çok büyük bir şey. Bu, liderimizi siz ve biz oylarımızla orada tutmasaydık olmazdı. Biz de oylarımız ile Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılmaya devam ediyor” dedi.

     

    Yavuz, “Hayatımın sonuna kadar bir statü ve makam beklemeden bu davanın neferi olmaya devam edeceğim. Ne yapmam gerekiyorsa onu yapacağım. Bu davayı çok mübarek dava olarak görüyorum ve görüyoruz. Milletin rotası benim rotamdır diyen, prangaları bir bir söken, zincirleri kopartan Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızda tutmak en büyük iştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın öğrenilmiş çaresizliği reddeden o özgüveni bize kazandırmış olması bu ülkeye en büyük katkısıdır. Bu ülke için Sayın Cumhurbaşkanımız ne yaptı diye sorduklarında buradan İstanbul’a köprü olacak kadar şey yaptı diyebiliriz. 2007 gibi Milli Güvenlik Kurulu toplantısında irtica ve imam hatipler hakkında konuştuklarında Tayyip Bey duramıyor ve masaya vuruyor. ‘Yeter be kardeşim’ diyor. ‘Ne irticası, ben de imam hatipliyim. Ne başörtüsü benim eşimin de başı kapalı. Kapalısı var, açığı var. Yeter artık’ diyor. O günden sonra irtica kavramı Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine gelmiyor. İdam sehpasına gitmeyi göze alacak bir liderimiz olmasaydı şu anda gündem yine irtica kavramlarıyla dolup taşacaktı” ifadelerini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 6 partinin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş çalışması: Cumhurbaşkanı’nın parti üyeliği sona erecek

    6 partinin güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş çalışması: Cumhurbaşkanı’nın parti üyeliği sona erecek


    “Partilerin her konuda aynı öneride bulunduğu söylenemez. Örneğin İyi Parti seçim barajının yüzde 5’e indirilmesini önerirken, CHP ve Gelecek Partisi barajın kaldırılmasından yana”

    Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ile DEVA Partisi  Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi toplantılarında Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin siyasi parti üyeliğinin sona erdirilmesi konusunda  görüş ayrılığı olmadığını yazdı.

     

    Öztürk yazısında, “Cumhurbaşkanı’nın parti üyeliği sona erecek, görev süresi sona erince aktif siyasete dönemeyecek. Cumhurbaşkanının sadece sembolik ve törensel yetkilerinin olması öne çıkıyor. Partilerin her konuda aynı öneride bulunduğu söylenemez. Örneğin İyi Parti seçim barajının yüzde 5’e indirilmesini önerirken, CHP ve Gelecek Partisi barajın kaldırılmasından yana.” ifadesini kullandı. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Siyasetin ruhbanları! Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılıyor

    Siyasetin ruhbanları! Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılıyor



    AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz: Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızda tutmak en büyük iştir. Oylarımızla Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılmaya devam ediyor.


    Yavuz Ağrı’da partisinin ‘Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı.

    Burada yaptığı konuşmada “Hayatımın sonuna kadar bir statü ve makam beklemeden bu davanın neferi olmaya devam edeceğim” diyen Yavuz, şunları söyledi: “Milletin rotası benim rotamdır diyen, prangaları bir bir söken, zincirleri kopartan Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızda tutmak en büyük iştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın öğrenilmiş çaresizliği reddeden o özgüveni bize kazandırmış olması bu ülkeye en büyük katkısıdır. Bu ülke için Sayın Cumhurbaşkanımız ne yaptı diye sorduklarında buradan İstanbul’a köprü olacak kadar şey yaptı diyebiliriz. İdam sehpasına gitmeyi göze alacak bir liderimiz olmasaydı şu anda gündem yine irtica kavramlarıyla dolup taşacaktı.”

    “HANELERİMİZE SEVAP YAZILMAYA DEVAM EDİYOR”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’ye kazandırdığı en önemli şeyin özgüven olduğunu savunan Yavuz şöyle devam etti: “20 yıl Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutmak ve onun yaptıkları sebebiyle sevap hanemize bir şeylerin yazılıyor olması çok büyük bir şey. Bu, liderimizi siz ve biz oylarımızla orada tutmasaydık olmazdı. Biz de oylarımız ile Tayyip Bey’e destek verdiğimiz için hanelerimize sevap yazılmaya devam ediyor.

    “50+1’DEN VAZGEÇMEYİZ”

    Birileri bize diyor ki ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, sizin aleyhinize olmadı mı? Siz 2020 yılında yüzde 34 ile iktidara gelirken şimdi yüzde 50+1 olmadan yürütme alınamıyor, siz kendi kendinize etmişsiniz. 

    Anlamıyorlar. Cumhurbaşkanımız diyor ki ‘Yeter ki memleketin hayrına olsun, bizim aleyhimize de olabilir’. İşte böyle dediğimiz için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var. Bu milletin hayrınadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi demek krizin, kaosun ve kargaşanın olmadığı ya da parlamenter sisteme oranla daha az olduğu sistem demektir. Dolayısıyla 50+1’den taviz vermeyeceğiz çünkü bu velev ki AK Parti’nin aleyhine olsun, Türkiye’nin lehine olduğu için böyle düşünüyoruz. Türkiye’nin lehine olan da Allah’ın izniyle AK Parti’nin aleyhine olmaz. AK Parti ve Türkiye’nin kaderi artık adeta bir olmuştur ve iç içe geçmiştir.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***