Kategori: Politika

  • Altı muhalefet partisinden ‘Sayıştay’ı yeniden etkin kılma’ kararı: Türkiye Varlık Fonu da denetlensin

    Altı muhalefet partisinden ‘Sayıştay’ı yeniden etkin kılma’ kararı: Türkiye Varlık Fonu da denetlensin


    Altı muhalefet partisinin “yeni sistem” çalışmasında Sayıştay’ın suç duyurusunda bulunmasına yönelik net bir çerçeve çizilmesi ve TVF’nin Sayıştay denetimi altına alınması gibi ilkeler üzerinde uzlaşıldı.

    Parlamenter sisteme dönüş için toplantılarla bir araya gelen altı muhalefet partisi, “Sayıştay’ın yetki alanının genişletilmesi, denetim kapsamı dışındaki kurumların denetime tabi tutulması ve yaptırım gücünün artırılmasını” masaya yatırdı. Sayıştay’ın “Anayasal dayanak noktalarının kuvvetlendirilmesi” öne çıkarken, Sayıştay denetiminden muaf olan Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) denetim kapsamına alınması ilkesi benimsendi.

     

    Altı muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter sistemin ana ilkelerini belirlemek amacıyla kurduğu muhalefet masası, yedinci toplantısını dün TBMM’de yaptı.

     

    Kamu iktisadi teşebbüslerini iktisadi, mali, idari, hukuki ve teknik yönlerden denetleyen Sayıştay’a ilişkin “sorunlar” muhalefet masasında görüşüldü. “Anayasal dayanağının yetersizliği” yönünde görüşlerin dile getirildiği Sayıştay’ın “son yıllarda iktidar tarafından etkisizleştirildiği” birçok kez gündeme gelmişti. 

     

    Sayıştay, “denetçilerce hazırlanan raporlardaki bazı tespitlerin üst kurullar tarafından makaslandığı”, “kamu idarelerinde bulgulanan devasa büyüklükteki bütçe usulsüzlüklerinin kamuoyuna açıklanan raporlarda yer almadığı” iddialarına konu olmuştu. Öte yandan Sayıştay’ın “tespit ettiği usulsüzlüklerle ilgili suç duyurusunda bulunmadığı” kaydedilerek, “söz konusu işlemin uygulanmaması nedeniyle yaptırım gücünü yitirdiği” belirtilmişti. Muhalefet masası, bahse konu iddia ve eleştirilerden hareketle Sayıştay’ın “yetki alanını genişletmeyi, denetim dışı kurumları denetime tabi hale getirmeyi ve yaptırım gücünü artırmayı” öngören düzenlemeleri gündemine aldı.

     

    Suç duyurusuna net çerçeve

     

    Edinilen bilgiye göre, muhalefet, güçlendirilmiş parlamenter sistem kapsamında öncelikli olarak “Sayıştay’ın anayasal dayanak noktalarını kuvvetlendirmeyi” hedefliyor.

     

    Muhalefet masasının, “kamu kuruluşlarında belirlenen usulsüzlüklerle ilgili sorumlular hakkında Sayıştay’ın suç duyurusunda bulunmasına yönelik net bir çerçeve çizilmesi”, “Sayıştay’ın denetimi dışında kalan bazı kamu kurumlarının da denetim kapsamına alınması” konu başlıklarında görüş birliğine vardığı ifade ediliyor.

     

    Türkiye Varlık Fonu’na denetim

     

    Altı muhalefet partisi, “Sayıştay’ın güçlendirilmesi” ile kamuya ait büyük bütçeli bazı iştirakleri yöneten TVF’nin “Sayıştay denetimi altına alınmasını” da hedefliyor. 

     

    Mevcut düzenlemede “Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen denetim elemanları tarafından denetlenen TVF’ye ilişkin denetim raporu Cumhurbaşkanı’na sunuluyor” Öte yandan “TVF bünyesindeki kamu kuruluşlarının yarısından fazlası da Sayıştay denetiminin dışında bulunuyor.” Bu uygulamanın kamu bütçesinin yönetiminde “şeffaflık” ilkesine aykırı olduğu görüşünde birleşen muhalefetin, “TVF’nin tamamının Sayıştay denetimi altına alınmasını” öngördüğü, bu düzenlemeye ilişkin ilke kararının da “ortak masadan çıkacak ana ilkeler arasında yer alacağı” belirtiliyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Bakanı’na sordu: İşkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

    Adalet Bakanı’na sordu: İşkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?


    DİYARBAKIR – Cezaevlerinde artan hak ihlallerini Meclis gündemine taşıyan HDP’li Dersim Dağ, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e, “Cezaevlerinde yaşanan işkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?” diye sordu. 

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, İnfaz Yasası ile tutuklularına tahliyelerinin engellenmesi, son zamanlarda artan sevklerle birlikte tutukluların darp edilmesi, çıplak arama ve ayakta sayım dayatmasına maruz kalmasını Meclis gündemine taşıdı. Dağ, tutukluların daha yakın cezaevleri olmasına rağmen uzak cezaevlerine sevk edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8’nci maddesine aykırı olduğunu söyledi. 

     

    Dağ, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu: 

     

    “* Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine, işkence ve kötü muameleye ilişkin daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

     

    * Hak ihlallerinin merkezi haline gelen cezaevleri Bakanlığınızca en son ne zaman denetlenmiştir? Bu denetlemeler sırasında siyasi mahpuslarla görüşülmüş müdür?

     

    * Yaşanan hak ihlallerine ilişkin Bakanlığınıza şu ana kadar ulaşmış şikâyet sayısı kaçtır? Bu şikayetlerden kaçı hakkında soruşturma başlatılmıştır?

     

    * Cezaevlerinde yaşanan şiddet, işkence ve hak ihlallerinin uygulayıcısı olan kaç cezaevi müdürü hakkında soruşturma açılmıştır?  

     

    * Hak ihlallerine yönelik hakkında soruşturma açılan gardiyan veya cezaevi çalışanı var mıdır?

     

    * Cezaevleri arasında yapılan nakiller, hangi kriterlere göre yapılmaktadır? Örneğin yargılandığı mahkeme ile ikametgahı da Batman olan bir hükümlünün Edirne veya başka uzak bir cezaevine nakil olmasının gerekçesi nedir?

     

    * Son yıllarda artış gösteren sevkler ve yarattığı mağduriyet ile ilgili bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır? 

     

    * Özellikle bölge cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerin ailelerinin bulundukları yerin çok uzağına sevk edilmeleri mahkûmların aileleri ile birlikte cezalandırılması değil midir?

     

    * Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’yi daha önce tutukluların istemi dışındaki cezaevlerine sevk edilmelerine ilişkin tazminata mahkum etmesine rağmen, Bakanlığınızın bu uygulamada ısrar etmesinin sebebi nedir?

     

    * Son beş yıl içerisinde bölge cezaevlerinden Karadeniz, İç Anadolu Ege ve Marmara Bölgesinde bulunan cezaevlerine nakledilen tutuklu-hükümlü sayısı kaçtır?”

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Gazi hayatta olsaydı, onları sopayla kovalardı

    Erdoğan: Gazi hayatta olsaydı, onları sopayla kovalardı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’li vekiller Komisyon görüşmesinde “İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz” pankartı açtı, AKP’li vekil tepki gösterdi

    HDP’li vekiller Komisyon görüşmesinde “İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz” pankartı açtı, AKP’li vekil tepki gösterdi


    TBMM’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bütçe görüşmesinde, Türkiye’nin çekildiği, kadna karşı şiddeti önlemek için getirilmiş olan ‘İstanbul Sözleşmesi’ konuşulurken gerginlik yaşandı.

    HDP’li milletvekilleri ‘İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz ve uygulatacağız’ yazılı pankartlar açtı; AKP Trabzon Milletvekili Salih Cora, “Önce siz kendi içinizdeki tecavüzcüden kurtulun” diye seslendi.Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık, yaptığı sunumda, “Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimiz kadına yönelik şiddetin önlenmesi, mağdurlar ve beraberindeki çocuklara verilecek destek hizmetlerinin ‘tek kapı’ prensibiyle yürütülmesi amacıyla 81 ilimizde faaliyet göstermektedir” dedi.

     

    Yanık’ın sunumunun ardından HDP’li kadın milletvekilleri, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine tepki göstererek ‘İstanbul Sözleşmesini geri getireceğiz ve uygulatacağız’ yazılı pankartlar açtı.

     

    Bunun üzerine AKP’li Salih Cora, HDP’lilere karşı “Önce siz kendi içinizdeki tecavüzcüden kurtulun” ifadelerini kullandı.

     

    HDP’li milletvekilleri, Cora’nın bu sözlerine tepki gösterdi.

     

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pazartesi günü Kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmada, İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın bir kişiye kız kardeşi üzerinden hakaret ettiği videoyla ilgili konuşurken “İlgili ilgisiz her konuda kadın hakları diyerek ortalığı birbirine katanların şehidimizin kız kardeşine yönelik bu iğrenç saldırısı karşısında derin bir sessizliğe gömülmesini de hafızamıza kayıtlarımıza nakşediyoruz. Her kim bu ülkede bir daha İstanbul Sözleşmesi ile başlayan bir cümle kurarsa, ona en başta ve en çok kendi adlarını sapkın ideolojik ajandaları uğruna istismar ettiği için kadınlarımız tepki göstermelidir.” demişti.

     

    Erdoğan’ın bu sözlerine kadın örgütleri ve sosyal medya kullanıcıları #istanbulsözleşmesiyaşatır etiketiyle tepki göstermişti.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Partili Türkkan’ın milletvekilliğinin ‘sonlandırılması’ için AKP hangi yöntemi izleyecek?

    İYİ Partili Türkkan’ın milletvekilliğinin ‘sonlandırılması’ için AKP hangi yöntemi izleyecek?


    Anayasaya göre milletvekilliğinin düşürülmesi “iktidar iradesine” bağlı olmadığı için bunun yaşama geçmesi çok da kolay görünmüyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl’de bir yurttaşa küfrettiği gerekçesiyle İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in talebi doğrultusunda Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın grup başkanvekilliğinden istifa etmesini yeterli bulmadı ve “parlamento çatısı altında da barınmaması gerektiğini” söyledi.

     

    Önce Akşener’e Türkkan’ın milletvekilliğinden istifa ettirilmesi çağrısında bulunan Erdoğan, aksi halde ” milletvekilliğinin sonlandırılması dahil en ağır bedelleri ödemesi için siyasi ve hukuki tüm imkanları kullanacakların” söyledi.

     

    Anayasaya göre milletvekilliğinin düşürülmesi “iktidar iradesine” bağlı olmadığı için bunun yaşama geçmesi çok da kolay görünmüyor. Bu nedenle de AKP yönetimi, İYİ Parti üzerinde siyaseten baskı kurarak Türkkan’ı milletvekilliğinden istifaya zorlama taktiği izlemeyi planlıyor.

     

    İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Bingöl’de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i HDP ile işbirliği yapmakla suçlayan ve “şehit yakını” olduğu belirtilen bir yurttaşa müdahalesi ve küfretmesi siyaset gündemine damgasını vurdu.

     

    Kabine toplantısı sonrasında Türkkan’ın küfrettiği görüntüleri paylaşan Erdoğan, “milletvekilliğinin sonlandırılması” dahil en ağır bedelleri ödeteceklerini söyledi. Akşener ise grup toplantısında Erdoğan’ın Türkkan’ın hatası üzerinden “rant kovaladığını” savunarak, “En azından daha önce ‘kelle’ olarak andığın şehitlerimizin ailelerinden özür dile” sözleriyle yanıt verdi.

     

    İYİ Parti yönetimi, Türkkan’ı grup başkanvekilliğinden alınarak gerekli yaptırımın uygulandığını savunuyor ve milletvekilliğinin düşürülmesi gibi bir seçeneği düşünmüyor.

     

    İYİ Parti’ye ‘istifa’ baskısı

     

    Peki buna rağmen Erdoğan’ın talebi doğrultusunda Türkkan’ın milletvekilliği sonlandırılabilir mi, AKP yönetimi bu konuda nasıl bir yol izleyecek?

     

    Anayasa’nın 84. Maddesi’nde milletvekilliğinin düşmesi ancak milletvekilliğinin istifasının Genel Kurul’da kabul edilmesi, hakkında hüküm giydiğine ilişkin kesinleşmiş yargı kararı bulunması, üyelikle bağdaşmayan bir görevi sürdürmesi ya da mazeretsiz veya izinsiz olarak Meclis çalışmalarına 1 ay içinde 5 birleşime katılmadığının tespit edilmesi ve Genel Kurul’da da bunun gizli oylamayla kabul edilmesi halinde mümkün oluyor.

     

    Türkkan’a Meclis’e devamsızlık veya milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev nedeniyle yaptırım uygulanması mümkün görünmüyor. Bunun dışında milletvekilliğinin düşürülmesi için ya dokunulmazlığının kaldırılarak yargı yolu açılması ve kesin hüküm giymesi veya istifa etmesi gerekiyor.

     

    AKP kulislerinde seslendiren görüş, Türkkan’ın milletvekilliğinden istifa etmesi ve bu talebin de Meclis Genel Kurulu’nda oylanarak yerine getirilmesi yönünde.

     

    Meclis’te çok sayıda dokunulmazlık fezlekesi bulunduğu ve bu yöntemin çok uzun bir süreç gerektirdiğine dikkat çekilerek, Türkkan’ın istifası “en kestirme yol” olarak görülüyor. Bunun için de İYİ Parti üzerinde siyaseten baskı kurularak Türkkan’ı istifaya zorlama taktiğinin izleneceği ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “milletvekilliğinin sona erdirilmesi dahil her türlü bedeli ödetecekleri” yönündeki açıklamasının da bunun bir yansıması olduğu vurgulanıyor.

     

    Anayasa’da milletvekilliğinin düşürülmesi yönündeki seçenekler dışında iktidarın tek başına yaşama geçireceği yöntem bulunmadığına işaret edilerek, “Şehit yakınına yönelik böyle bir hakaretin siyaseten İYİ Parti’ye de bedeli ağır olur. Türkkan’ın yapması gereken istifa etmesidir. Türkkan da İYİ Parti de kendisini ancak böyle kurtarır” görüşü dile getiriyor.

     

    AKP’ye göre Türkkan olayının bu kadar büyümesinin nedeni Akşener’in grup başkanvekilliğinden almakta gecikmesi. Görüntülerin sosyal medyaya düşmesinden hemen sonra Türkkan’ın görevden alınması halinde bu tartışmanın büyümeyeceğini savunularak şu görüşler dile getiriliyor:

     

    “Buradan İYİ Parti siyaseten zararlı çıktı. Anayasada milletvekilliğinin düşürülmesinin yöntemleri belli. İstifa etmezse, Cumhurbaşkanımız da siyaseten bunu sonuna kadar kullanır. Çünkü, yavaş davranarak bunun yolunu Akşener açtı.”

     

    Anayasa’ya göre milletvekilliği nasıl düşürülüyor?

     

    Anayasa’nın 84. Maddesi milletvekilliğinin düşürülmesini şu 4 koşula bağlıyor.

     

    İstifa: Milletvekillinin istifa etmesi halinde bunun TBMM Genel Kurul’nda kabul edilmesi gerekiyor.

     

    Kesinleşmiş yargı kararı: Milletvekilinin kesin hüküm giymesi veya hakkında kısıtlama kararı verilmesi halinde ise mahkeme kararının TBMM Genel Kurulu’nda okunması üyeliğin oylamasız düşmesi sonucunu doğuruyor. Ancak bunun için öncelikle milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması ve isnat edilen suçtan yargılanması ve hüküm giydiğinin Yargıtay’ca onanması gerekiyor.

     

    Milletvekilliğiyle bağdaşmayan görevi kabul etme:Anayasa’ya göre milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmekte ısrar eden kişinin milletvekilliği de düşürülebilir. Ancak bu, TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu’nun bu durumu tespit ettiğine ilişkin raporunun Genel Kurul’da yapılacak gizli oylama ile mümkün olabiliyor.

     

    Anayasa’nın 82. Maddesi, milletvekillerinin devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde, bağlı kuruluşlarda, gelir kaynakları yasayla sağlanmış kamu yararına dernek, devletten yardım sağlayan vakıflar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalarda görev alamayacağını hükme bağlanıyor .

     

    Meclis çalışmalarına katılmama:TBMM üyesinin Genel Kurul çalışmalarına katılmaması da miletvekilliğinin sona ermesi sonucunu doğurabiliyor. Buna göre Meclis çalışmaların özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam 5 birleşim katılmayan milletvekilliğinin düşmesine, Genel Kurul’ca üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verilebiliyor.

     

    KAYNAK: BBC TÜRKÇE – AYŞE SAYIN


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 6 muhalefet partisi, ‘Sayıştay’ı yeniden denetleyebilir kılma’ gündemi ile bir araya geldi

    6 muhalefet partisi, ‘Sayıştay’ı yeniden denetleyebilir kılma’ gündemi ile bir araya geldi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Diyarbakır’dan gözaltı tepkisi: İktidar korkusunu halka yaymaya çalışıyor

    Diyarbakır’dan gözaltı tepkisi: İktidar korkusunu halka yaymaya çalışıyor


    DİYARBAKIR – Parti üyelerinin gözaltına alınması ve ilçe binalarına yönelik saldırıya tepki gösteren HDP’li Semra Güzel, iktidarın psikolojik savaş yöntemlerini kullanarak kendi korkusunu halka yaymaya çalıştığını söyledi. 

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Örgütü, kentte parti yöneticileri ve sendika üyelerinin gözaltına alınması ile Kayapınar İlçe Örgütü’ne yönelik molotof saldırısını protesto etmek amacıyla açıklama yaptı. HDP Kayapınar İlçe Örgütü’nde yapılan açıklamaya, milletvekilleri Semra Güzel, Remziye Tosun, İmam Taşçıer, İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan ile partililer katıldı. 

     

    Ceylan, üye ve yöneticilerinin gözaltına alınması ile parti binalarına yönelik saldırının 14 Kasım’da gerçekleştirilecek kongreleri öncesi yaşanmasının dikkat çektiğini söyledi. Ceylan, “Biz çalışmalarımızı yine de sürdüreceğiz. 19 arkadaşımız şimdi gözaltında. Bu operasyonlar ne vicdani ne de ahlakidir. HDP, halkların temsilcisi ve çözümün adresidir. Ne yaparlarsa yapsınlar sonuç alamayacaklar. HDP de demokratik siyaset de daha fazla güçlenecektir. Israrla yineliyoruz, kaosu ve krizi büyüterek kazanacaklarını düşünmesinler. Eğer kaybedilirse, sadece Kürtler ve HDP değil, herkes kaybetmiş olur. Ne yaparlarsa yapsınlar, AKP-MHP ırkçılığına ve faşizmine karşı mücadeleyi büyütmek için 14 Kasım’da kongremizi gerçekleştireceğiz” dedi. 

     

    İKTİDARIN DEMOKRASİ KORKUSU 

     

    Parti üye ve yöneticilerinin gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP Milletvekili Semra Güzel, iktidarın psikolojik savaş yöntemlerini kullanarak kendi korkusunu halka yaymaya çalıştığını belirtti. Güzel devamında şunları söyledi: “Bugün siyasette ırkçı bir dil kullanıyorlar. Bu ırkçı dil maalesef ölümlere, savaş politikalarının derinleşmesine ve partimize dönük saldırılara neden oluyor. Yargıya verilen talimatla arkadaşlarımız gözaltına alındı ama bizler çok iyi biliyoruz. Aslında bu korkuları bizim yürüttüğümüz demokrasi mücadelesidir. Yapmak istedikleri yürüttüğümüz mücadeleyi kriminalize ederek, büyüyen sendikal mücadelenin önünü alabilmektir. İktidar bunu çok iyi bilmelidir, bizler sizin zihniyetinizi çok iyi tanıyoruz. Bu zihniyet bize yıllardır bu siyasi operasyonları yapıyor. Sizin bu zihniyetiniz de geçmişteki kirli zihniyetin ardıllarıdır. Bugün eğer hala HDP varsa, halktan aldığı güçle mücadele etmesindendir.” 

     

    Açıklama “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla sona erdi. 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Karakoçan’da ‘Özgürlük Zamanı’: Kriz Öcalan’ın yol ve yöntemleriyle çözülebilir

    Karakoçan’da ‘Özgürlük Zamanı’: Kriz Öcalan’ın yol ve yöntemleriyle çözülebilir


    ELAZIĞ – Karakoçan’da “Özgürlük Zamanı” buluşmasında konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin ancak Kürt sorununun çözümüyle aşılabileceğini belirterek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çözüm önerilerine dikkat çekti.  

     

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından düzenlenen  “Özgürlük Zamanı” kampanyası kapsamında Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde halk toplantısı gerçekleştirildi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Karakoçan ilçe binasındaki halk buluşmasına DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Etkinliğin gerçekleştiği salona “Faşizme karşı direnişi büyütüyoruz” yazılı pankart asıldı.

     

     ‘KENDİLERİ ÇÖKTÜ’

     

    Buluşmada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, son yüzyılın en vahşi iktidarı ile karşı karşıya olduklarını ifade ederek, AKP ve MHP iktidarının 2014 yılında aldığı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı ile Kürtlere yönelik topyekûn bir saldırı dalgasının geliştirildiğini söyledi. Bu topyekûn saldırının “Çöktürme Planı” doğrultusunda devlet aklı ile hayata geçtiğini kaydeden Bayındır, “Kürtleri çöktürmek için uygulamaya konulan plana karşı Kürtler değil kendileri çöktü. Kürtler topyekûn bir direniş göstererek, bu iktidar ve devletin çözülmesini ortaya çıkardı” ifadesini kullandı. 

     

    ‘KÜRTLERİN MÜCADELESİ’

     

    “Çöktürme Planı”nın hayata geçtiği yedi yıllık süreçte Kürt halkına karşı kullanılmadık yol ve yöntemin kalmadığının altını çizen Bayındır, “Ama hiç bir yol ve yöntemlerinden sonuç alamadılar. Baskılara, gözaltılara, tutuklamalara rağmen, Kürdistan’ın dört bir yanında gücüne güç katarak ayakta kalan ve mücadelesine devam eden bir Kürt halk gerçekliği ortaya çıktı. Kürt mücadelesi olarak, giderek büyüyen bir güce sahibiz. Bütün ekonomik, siyasi, bürokratik ve askeri gücü arkasına alarak bize saldıran bu devlet aklı, bugün son hamle olarak ‘Kobanê Kumpas Davası’ ile partimize saldırıyor. Ama bugün ne yaparlarsa yapsınlar, artık bu halkın örgütlü yapısına karşı bir şey yapamazlar” şeklinde konuştu. 

     

    ‘TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GİDECEKELER’

     

    Gelecek dönemin siyasi anlamda Kürt halkı için kritik bir süreç olduğunun altını çizen Bayındır, şöyle konuştu: “Türkiye’de siyasette ve toplumda her yerde meşruiyetini arttıran bir partimiz var. Artık Türkiye’nin geleceğini belirleyen bir noktadayız. Bizler bu halkın özgürlük mücadelesi ile onlarca iktidarı ve siyasi partiyi mezara dönüştürdük. Bugün yine bunlar tarihin çöplüğüne gidecekler. Dünyanın bütün gücüyle saldırsalar bile bu halk özgürlük mücadelesinden bir an bile vazgeçmeyecek.” 

     

    ‘KÜRTLER MÜCADELE ETTİ’

     

    DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ise, egemen zihniyetin, Kürt halkını yok edip ortadan kaldırmak gibi bir hedefinin olduğunu belirterek, “1923’ten bu yana bizlere saldırarak diz çöktürmek, bizi kendimizden utandırmak ve köleleştirmek istediler. Ancak Kürtler, direnişleriyle soykırıma varan politikalara karşı mücadele etti. Kendi gerçekliğinden vazgeçmeyen bir Kürt mücadelesi, tarih sayfalarında yerini aldı. Kürt halkına yönelik saldırı ve katliamlara karşı bugüne kadar onlarca direniş oldu ama bugün Sayın Öcalan, Kürtlerin yeniden dirilişi ve kadimliğini ortaya çıkardı. Bizler öldürmeye ve ölmeye meraklı değiliz. Tarihsel olarak hiç bir zaman zorbalık yapan bir halk olmadık ama her saldırılara karşı da direnmekten vazgeçmedik” dedi. 

     

    ÖCALAN’IN YOL VE YÖNTEMLERİ 

     

    Mevcut soykırım politikalarının Türkiye’yi bugün içinden çıkılamaz krizlere ittiğini ifade eden Öztürk, bu krizin aşılmasının ancak ve ancak Kürt sorunun çözümüyle mümkün olacağını dile getirdi. Ülkedeki krizlerin son bulması için PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çözüm önerilerine değinen Öztürk, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Özgürlük ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için Sayın Öcalan, yol ve yöntemler sundu. Bu sistem tıkanmış. Bu tıkanmışlık sorunu ancak Öcalan’ın yol yöntemleri ile çözülebilir. Ancak Sayın Öcalan’la diyalog yerine bütün saldırı politikalarını devreye koydular. Ama dönüp dolaşacakları yer bellidir” dedi.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meclis Genel Kurul toplantısı yarına ertelendi

    Meclis Genel Kurul toplantısı yarına ertelendi


    ANKARA – Meclis Genel Kurul toplantısı, yeter sayısı olmadığı için yarına ertelendi.

    Meclis Genel Kurulu, iki kez yapılan oylamaya rağmen toplantı yeter sayısı olmadığı gerekçesiyle yarına ertelendi. Meclis Başkanvekili Haydar Akar tarafından açılan Genel Kurul’da yapılan yoklama ardından toplantı yeter sayısı olmadığı için 15 dakika ara verildi.

     

    Verilen ara ardından yeniden yapılan yoklamada yeter sayısı oluşmadığı gerekçesiyle genel kurul toplantısı yarın saat 14.00’a ertelendi. 

     

    Bugün Genel Kurul’da AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gelen Azerbaycan Tezkeresi görüşülecekti.

     

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu, hakkındaki davayla ilgili konuştu: Yanlış bir girişimde bulunmuşlardır

    İmamoğlu, hakkındaki davayla ilgili konuştu: Yanlış bir girişimde bulunmuşlardır


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***