Kategori: Politika

  • HDP’li Ersoy: 18 yılda 542 bin 821 kız çocuğu doğum yapmış

    HDP’li Ersoy: 18 yılda 542 bin 821 kız çocuğu doğum yapmış


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erk Acarer’den Soylu’nun sigorta şirketi ile ilgili belge paylaşımları

    Erk Acarer’den Soylu’nun sigorta şirketi ile ilgili belge paylaşımları


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gergerlioğlu: AKP hala ‘işkenceye sıfır tolerans’ palavrası atmaya devam etsin

    Gergerlioğlu: AKP hala ‘işkenceye sıfır tolerans’ palavrası atmaya devam etsin


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Beştepe’deki protokol hakkında Saadet Partisi’nden açıklama

    Beştepe’deki protokol hakkında Saadet Partisi’nden açıklama


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Azerbaycan tezkeresi kabul edildi

    Azerbaycan tezkeresi kabul edildi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Meclis Genel Kurulu’nda ‘mektup’ tartışması: Erdoğan’ın üslup sorunu vardır

    Meclis Genel Kurulu’nda ‘mektup’ tartışması: Erdoğan’ın üslup sorunu vardır


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Karamollaoğlu, Erdoğan’la görüşmesinin ardından açıklama yaptı

    Karamollaoğlu, Erdoğan’la görüşmesinin ardından açıklama yaptı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İyi Partili Bahadır Erdem: Akşener’in o konuşması aslında HDP’ye yönelik değildi, bir isyandı

    İyi Partili Bahadır Erdem: Akşener’in o konuşması aslında HDP’ye yönelik değildi, bir isyandı


    İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bahadır Erdem, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Biz HDP ve PKK’yı aynı çizgide görüyoruz” söyleminin aslında AKP ve MHP’ye karşı bir isyan olduğunu ifade etti.

    Geçen hafta İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in grup toplantısındaki “HDP ile PKK’yı aynı çizgide görüyoruz” açıklamasını ve bu açıklamanın partideki yansımalarını değerlendiren İyi Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bahadır Erdem, “Bu konuda parti içinde hiçbir fikir ayrılığı yok. Genel Başkanımız geçen hafta grup toplantısında oldukça önemli ve aslında çok da ağır bir konuşma yaptı. Ama bu konuşma aslında HDP’ye yönelik bir konuşma değildi” dedi. Erdem, “Dolayısıyla Sayın Akşener’in o grup toplantısında yaptığı konuşma bir isyan olarak yansımalıdır. Akşener’in sözleri ‘Siz nasıl bizi PKK ile bir tutarsınız?’ isyanıydı” dedi.

     

    Gerçek Gündem’den Elif Ünsal’ın haberine göre, Akşener ve İyi Parti’nin yıllardır söylemlerinde hukuk çerçevesinden çıkmadığını söyleyen Erdem, şunları kaydetti:

     

    “Bu konuşma yıllardır, belki de en ilkeli davranan İYİ Parti ve İYİ Parti’nin sayın Genel Başkanı’nın; PKK’ya, Kürt vatandaşlarımıza, Türkiye’deki demokrasiye bakış açısının çok açık, çok net ve değişmez olduğu belli olmasına rağmen AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ve MHP’nin hadsiz, kabul edilemez yöndeki konuşmaları üstüne yapılan ve aslında yapmaya mecbur kalınan bir konuşmaydı. Çünkü MHP ve AKP yıllardan beri Türkiye’yi bölerek, vatandaşları ayrıştırarak, üstelik bunları etnik siyaset ve dini kavramlar gibi toplumun hassas noktaları üstünden, sadece koltuk uğruna yaparak oy toplama politikası güdüyor.

     

    İyi Parti ise bunun tam tersi her zaman makul siyaseti arayarak; demokrasiyi, hukuku, yargının bağımsızlığını 83 milyon için isteyerek, hiçbir zaman insan ayrımı yapmaksızın, Doğu ya da Batı gibi hiçbir suretle Türkiye’yi ayırmaksızın, ülkeyi ve milleti birleştirici bir politika sürüyor. Bu politika Sayın Meral Akşener’in karakterinden, insani yapısından, yılların tecrübesinden oluşturduğu bir politika ve İYİ Parti de tüm neferleri ile bunu savunuyor. Buna rağmen AKP ve MHP son derece çirkin ithamlarla hem İYİ Parti’yi hem Meral Akşener’i suçluyor. Dolayısıyla Sayın Akşener’in o grup toplantısında yaptığı konuşma bir isyan olarak yansımalıdır. Akşener’in sözleri “Siz nasıl bizi PKK ile bir tutarsınız?” isyanıydı.”

     

    “Akşener’in isyanı bir provokasyondan sonra oldu”

     

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Akşener’e yönelik “Durun bakın neler olacak?” söylemini hatırlatan Erdem şöyle konuştu:

     

    “Bu açık tehdidin üzerine Sayın Akşener’in yurt gezilerinde karşısına çıkan bir kişi açık bir provokasyonla, bulunduğu ilin Kürdistan olduğunu söyleyince Sayın Genel Başkan tam da yapılması gerektiği gibi, ‘Hayır, ben böyle bir ayrım kabul edemem. Senin bu söylediğin Türkiye’yi bölmektir’ dedi. Bir siyasetçi başka ne yapabilir ki?

     

    AKP ve MHP orada hakarette bulunulmasını mı, fiziki şiddet uygulanmasını mı yahut da polisin yapması gereken vazifeyi yapmasını mı bekliyor? Dolayısıyla Sayın Genel Başkan, orada edilen karşılıklı sohbette bir görüşü kabul etmediğini, kendisinin ve İYİ Parti’nin politikalarına aykırı olduğunu çok açık bir şekilde söylüyor. Buna rağmen bu provokasyonun karşılığında AKP, MHP ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım son derece terbiyesizce ‘kabristan ve Zülfikar’ tehdidi ile Genel Başkanımıza saldırdılar ve hak ettikleri cevabı aldılar.”

     

    “HDP, ‘PKK bir terör örgütüdür’ diyemiyor”

     

    Sözlerini “HDP’ye söylenen söz, aslında bütün bunların yansımasıydı” diye sürdüren Erdem, “İYİ Parti’nin politikası ve söylemi aynen şu; HDP tabii ki legal bir parti, Meclis’te grubu olan bir parti. Ama HDP maalesef ki bu ülkeyi 40 yıldır terör kıskacına sokan, bu ülkede yaşanan birçok ekonomik problemin belki de nedeni olan PKK terörüne ve PKK terör örgütüne ‘terörist’ diyemiyor. Dünya bunu söylüyor, Avrupa, uluslararası hukuk söylüyor ama Kürtleri temsil ettiği iddiasıyla bu ülkede siyaset yapan HDP ‘PKK bir terör örgütüdür’ diyemiyor. Böyle olunca da İYİ Parti’nin HDP ile bir politika yapması, bir masaya oturması ya da HDP ile bir ittifak yapması imkân ve ihtimal dahilinde değil. Sayın Genel Başkan da esasında bunu söyledi. Yani AKP ve MHP’nin hadsiz, terbiyesiz ve tehditvari saldırılarına hadlerini bildiren bir cevap verdi. Bu söz de o cevabın arasında olan bir söz” değerlendirmesini yaptı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altı muhalefet partisinden ‘Sayıştay’ı yeniden etkin kılma’ kararı: Türkiye Varlık Fonu da denetlensin

    Altı muhalefet partisinden ‘Sayıştay’ı yeniden etkin kılma’ kararı: Türkiye Varlık Fonu da denetlensin


    Altı muhalefet partisinin “yeni sistem” çalışmasında Sayıştay’ın suç duyurusunda bulunmasına yönelik net bir çerçeve çizilmesi ve TVF’nin Sayıştay denetimi altına alınması gibi ilkeler üzerinde uzlaşıldı.

    Parlamenter sisteme dönüş için toplantılarla bir araya gelen altı muhalefet partisi, “Sayıştay’ın yetki alanının genişletilmesi, denetim kapsamı dışındaki kurumların denetime tabi tutulması ve yaptırım gücünün artırılmasını” masaya yatırdı. Sayıştay’ın “Anayasal dayanak noktalarının kuvvetlendirilmesi” öne çıkarken, Sayıştay denetiminden muaf olan Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) denetim kapsamına alınması ilkesi benimsendi.

     

    Altı muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter sistemin ana ilkelerini belirlemek amacıyla kurduğu muhalefet masası, yedinci toplantısını dün TBMM’de yaptı.

     

    Kamu iktisadi teşebbüslerini iktisadi, mali, idari, hukuki ve teknik yönlerden denetleyen Sayıştay’a ilişkin “sorunlar” muhalefet masasında görüşüldü. “Anayasal dayanağının yetersizliği” yönünde görüşlerin dile getirildiği Sayıştay’ın “son yıllarda iktidar tarafından etkisizleştirildiği” birçok kez gündeme gelmişti. 

     

    Sayıştay, “denetçilerce hazırlanan raporlardaki bazı tespitlerin üst kurullar tarafından makaslandığı”, “kamu idarelerinde bulgulanan devasa büyüklükteki bütçe usulsüzlüklerinin kamuoyuna açıklanan raporlarda yer almadığı” iddialarına konu olmuştu. Öte yandan Sayıştay’ın “tespit ettiği usulsüzlüklerle ilgili suç duyurusunda bulunmadığı” kaydedilerek, “söz konusu işlemin uygulanmaması nedeniyle yaptırım gücünü yitirdiği” belirtilmişti. Muhalefet masası, bahse konu iddia ve eleştirilerden hareketle Sayıştay’ın “yetki alanını genişletmeyi, denetim dışı kurumları denetime tabi hale getirmeyi ve yaptırım gücünü artırmayı” öngören düzenlemeleri gündemine aldı.

     

    Suç duyurusuna net çerçeve

     

    Edinilen bilgiye göre, muhalefet, güçlendirilmiş parlamenter sistem kapsamında öncelikli olarak “Sayıştay’ın anayasal dayanak noktalarını kuvvetlendirmeyi” hedefliyor.

     

    Muhalefet masasının, “kamu kuruluşlarında belirlenen usulsüzlüklerle ilgili sorumlular hakkında Sayıştay’ın suç duyurusunda bulunmasına yönelik net bir çerçeve çizilmesi”, “Sayıştay’ın denetimi dışında kalan bazı kamu kurumlarının da denetim kapsamına alınması” konu başlıklarında görüş birliğine vardığı ifade ediliyor.

     

    Türkiye Varlık Fonu’na denetim

     

    Altı muhalefet partisi, “Sayıştay’ın güçlendirilmesi” ile kamuya ait büyük bütçeli bazı iştirakleri yöneten TVF’nin “Sayıştay denetimi altına alınmasını” da hedefliyor. 

     

    Mevcut düzenlemede “Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen denetim elemanları tarafından denetlenen TVF’ye ilişkin denetim raporu Cumhurbaşkanı’na sunuluyor” Öte yandan “TVF bünyesindeki kamu kuruluşlarının yarısından fazlası da Sayıştay denetiminin dışında bulunuyor.” Bu uygulamanın kamu bütçesinin yönetiminde “şeffaflık” ilkesine aykırı olduğu görüşünde birleşen muhalefetin, “TVF’nin tamamının Sayıştay denetimi altına alınmasını” öngördüğü, bu düzenlemeye ilişkin ilke kararının da “ortak masadan çıkacak ana ilkeler arasında yer alacağı” belirtiliyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Bakanı’na sordu: İşkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

    Adalet Bakanı’na sordu: İşkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?


    DİYARBAKIR – Cezaevlerinde artan hak ihlallerini Meclis gündemine taşıyan HDP’li Dersim Dağ, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e, “Cezaevlerinde yaşanan işkenceye daha ne kadar sessiz kalacaksınız?” diye sordu. 

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, İnfaz Yasası ile tutuklularına tahliyelerinin engellenmesi, son zamanlarda artan sevklerle birlikte tutukluların darp edilmesi, çıplak arama ve ayakta sayım dayatmasına maruz kalmasını Meclis gündemine taşıdı. Dağ, tutukluların daha yakın cezaevleri olmasına rağmen uzak cezaevlerine sevk edilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8’nci maddesine aykırı olduğunu söyledi. 

     

    Dağ, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu: 

     

    “* Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine, işkence ve kötü muameleye ilişkin daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

     

    * Hak ihlallerinin merkezi haline gelen cezaevleri Bakanlığınızca en son ne zaman denetlenmiştir? Bu denetlemeler sırasında siyasi mahpuslarla görüşülmüş müdür?

     

    * Yaşanan hak ihlallerine ilişkin Bakanlığınıza şu ana kadar ulaşmış şikâyet sayısı kaçtır? Bu şikayetlerden kaçı hakkında soruşturma başlatılmıştır?

     

    * Cezaevlerinde yaşanan şiddet, işkence ve hak ihlallerinin uygulayıcısı olan kaç cezaevi müdürü hakkında soruşturma açılmıştır?  

     

    * Hak ihlallerine yönelik hakkında soruşturma açılan gardiyan veya cezaevi çalışanı var mıdır?

     

    * Cezaevleri arasında yapılan nakiller, hangi kriterlere göre yapılmaktadır? Örneğin yargılandığı mahkeme ile ikametgahı da Batman olan bir hükümlünün Edirne veya başka uzak bir cezaevine nakil olmasının gerekçesi nedir?

     

    * Son yıllarda artış gösteren sevkler ve yarattığı mağduriyet ile ilgili bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır? 

     

    * Özellikle bölge cezaevlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerin ailelerinin bulundukları yerin çok uzağına sevk edilmeleri mahkûmların aileleri ile birlikte cezalandırılması değil midir?

     

    * Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’yi daha önce tutukluların istemi dışındaki cezaevlerine sevk edilmelerine ilişkin tazminata mahkum etmesine rağmen, Bakanlığınızın bu uygulamada ısrar etmesinin sebebi nedir?

     

    * Son beş yıl içerisinde bölge cezaevlerinden Karadeniz, İç Anadolu Ege ve Marmara Bölgesinde bulunan cezaevlerine nakledilen tutuklu-hükümlü sayısı kaçtır?”

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***