Kategori: Politika

  • Bolu Belediye Başkanı Özcan’dan ayrımcı nikah tarifesi teklifi: İkinci ve yabancı evliliklerde daha çok ödesinler

    Bolu Belediye Başkanı Özcan’dan ayrımcı nikah tarifesi teklifi: İkinci ve yabancı evliliklerde daha çok ödesinler


    Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, ırkçı ve ayrımcı söylemlerini sürdürdü, belediye meclisine ikinci evlilik ve yabancı evliliklerde zamlı tarife istedi.

    Irkçı söylemleriyle tepki çeken Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan yine ayrımcı ve ötekileştirici tekliflerle gündemde. Nikah tarifleri ile ilgili ayrımcı kararlar öneren Özcan, “Taraflardan ikisinin de ilk nikahıysa fiyat tarifesindeki düşük rakam uygulanacak, yani iki tarafında da ilk evliliğiyse ucuz olacak. Taraflardan birinin ikinci nikahı olması halinde, nikah ücreti 5 bin lira. Taraflardan birinin üçüncü nikahı olması halinde nikah ücreti 50 bin lira. Taraflardan birisinin veya ikisinin de yabancı uyruklu olması halinde nikah ücreti 100 bin lira olacak” dedi. Özcan, mülteci düşmanlığını sürdürerek “Yabancıların Bolu’da evlenip, kente yerleşmelerini, çoluk çocuk sahibi olmalarını istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

     

    CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, belediyenin 2022 yılı bütçe gelir tarifeleri hakkında basın toplantısı düzenledi.

     

    Nikah tarifeleri ile ilgili belediye meclisine sunmayı planladığı ayrımcı kararları açıklayan Özcan, “Nikah ücretleriyle ilgili bir konu var. Değişik bir karar veriyoruz. Şimdi taraflardan ikisinin de ilk nikahıysa fiyat tarifesindeki düşük rakam uygulanacak, iki tarafında da ilk evliliğiyse ucuz olacak. Taraflardan birinin ikinci nikahı olması halinde nikah ücreti 5 bin lira. Taraflardan birinin üçüncü nikahı olması halinde ise nikah ücreti 50 bin lira. Taraflardan birisinin veya ikisinin de yabancı uyruklu olması halinde nikah ücreti 100 bin lira” ifadelerini kullandı.

     

    “2 YABANCI UYRUKLU BOLU’DA EVLENMESİN”

     

    Özcan, ayrımcı önerilerini “İlk 3 maddede aileyi korumak ve boşandırmayı özendirmemek için yapıyoruz. Anayasa’nın 74’üncü ve 76’ncı maddelerine göre, aile bütünlüğünü korumak için uygulama yapıyoruz. Peki, taraflardan birinin yabancı uyruklu olması ya da ikisinin de yabancı uyruklu olmasını halinde ‘100 bin liradır nikah ücreti’ derken neyi kast ediyoruz? İki şeyi kast ediyoruz; hanımı ölmüş. Bizim amca gidiyor, yabancı bir kadını alıp getiriyor. Çoğunda da amcamız dolandırılıyor. Ama çoluğu, çocuğu huzursuz. Miras hukuku konusunda sıkıntılar ortaya çıkıyor. İkincisi; iki yabancı uyruklu Bolu’da evlenmesin. Bolu’ya yerleşmesin ve çoluk çocuk sahibi olmasın. 2 Suriyeli, 2 Iraklı burada evlenmesin diye bu düzenlemeyi getiriyoruz.” ifadeleriyle savundu.

     

    “ZİNA SUÇU YENİDEN TÜRK CEZA KANUNU’NA KOYULMALIDIR”

     

    “Zina suçu, Türk Ceza Kanunu’na konulmalıdır” diyen Özcan, “Belediye olarak sosyal sorumluluğumuz var. Gençlerimizi boşanmaya teşvik edici değil, tam tersi boşanmamaya teşvik etmemek için, aile bütünlüğünü korumak için, anası babası ayrılmış çocukların travmalar yaşamaması için bu kararları alıyoruz. İkincisi yabancıların Bolu’da evlenip, kente yerleşmelerini, çoluk çocuk sahibi olmalarını istemiyoruz. Ülkelerine dönmelerini istiyoruz, bu yüzden bu kararları da teklif ediyoruz. Mecliste de oy birliğiyle geçeceğini düşünüyorum. Muhalefet meclis üyelerinden bir tanesi bile buna hangi gerekçeyle itiraz edecek merak ediyorum. İtiraz edene de ‘kardeşim ikinci evlilik peşinde misin? Üçüncü evlilik peşinde misin? sorusunu sorarım” diye konuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Yangınlara karşı tarihimizdeki en zengin hava filosunu kurduk

    Erdoğan: Yangınlara karşı tarihimizdeki en zengin hava filosunu kurduk


    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Ağaçlandırma Günü dolayısıyla Beştepe’de gerçekleştirilen törende konuştu.

    “İnsanoğlunun bilhassa son asırlarda bitmez tükenmez bir hırsla doğal kaynaklara saldırması, tabiatın dengesini hiçe sayan adımlar atması artık sürdürülemez boyuta gelmiştir” diyen Erdoğan tabiatın verdiği ikazları gördüklerini belirterek, “Mesajı alıyoruz” dedi.

     

    Sözlerinin devamında, Paris İklim Anlaşması’ndaki orman varlığının artırılması amacına dikkati çeken Erdoğan, “Orman alanlarımızın artırılması hususunda dün olduğu gibi bugün de yarın da daima ön saflarda yer alacağız” diye konuştu.

     

    “Daha yeşil bir Türkiye hedefiyle son 19 yıldır cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma seferberliğini yürütüyoruz. Dünya orman varlığı azalırken ülkemiz orman varlığını artıran sınırlı sayıdaki ülkelerden biri olmuştur” diyen Erdoğan, bu yıl Türkiye’nin 54 ilinde 299 orman yangını çıktığını açıkladı. “Önümüzdeki yıllarda da devam edeceği belirtilen orman yangınlarına karşı uluslararası seviyede şimdiden güçlü iş birlikleri oluşturmamız gerekiyor” çağrısında bulunan Erdoğan, “Ülkelerin  sahip olduğu bilgi ve donanımı paylaşmaları bu afetle mücadelemizi kolaylaştıracaktır. Türkiye olarak aldığımız tedbirlerle yangına ilk müdahale süresini 40 dakikadan 12 dakikaya indirdik. Yangınlara karşı tarihimizdeki en zengin hava filosunu da bu dönemde kurduk. Attığı su miktarı ve etkin manevra kabiliyetine sahip uçakları bu yıl filomuza dahil ettik. Geçen yıldan itibaren insansız hava araçlarını da orman yangınlarıyla mücadelede kullanmaya başladık” ifadelerini kullandı.

     

    2021 yazında birbiri ardına çıkan  yangınlarında yüzlerce hektar orman alanı kül oldu. Günlerce süren yangınlarda pek çok bölgeye hava desteğinin yetersiz kaldığı eleştirileri gündeme gelmiş; THK’nın kullanılmayan söndürme uçakları tartışma konusu olmuştu.

     

    Erdoğan, Beştepe’deki törende şunları kaydetti:

     

    “İnsanoğlunun bilhassa son asırlarda bitmez tükenmez bir hırsla doğal kaynaklara saldırması, tabiatın dengesini hiçe sayan adımlar atması artık sürdürülemez boyuta gelmiştir. Bir tarafta yanan orman alanları diğer tarafta yaşanan sel baskınları bize tabiatın ikazlarıdır. Biz bu ikazları görüyor ve verdiği mesajı alıyoruz. Ama bu felaketlerin müsebbiplerin aynı bilince ve kararlılığa sahip oldukları konusunda derin şüphelerimiz var. Bir yandan iklim değişikliğinin yol açtığı sonuçların önüne geçilmesi konusunda üzerimize düşenleri yaparken diğer yandan da bu çarpık tabloyla mücadele ediyoruz. Diktiğimiz her fidan mücadelemizin işaretidir. Uluslararası platformlarda yükseldiğimiz her ses de mücadelemizin remzidir.

     

    Türkiye haksızlık ve adaletsizliklere karşı verdiği mücadelenin ardından Paris İklim Anlaşması’na taraf olarak 2053 yılı için sıfır emisyon hedefini ortaya koymuştur. Ülkemizin orta ve uzun vadeli en önemli projeksiyonu olan 2053 vizyonunun merkezine yeşil kalkınma devrimini yerleştirdik. Paris İkim Anlaşması’nın beşinci maddesi ormanların korunması ve güçlendirilmesini amaçlıyor. Orman alanlarımızın artırılması hususunda dün olduğu gibi bugün de yarın da daima ön saflarda yer alacağız. Daha yeşil bir Türkiye hedefiyle son 19 yıldır cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma seferberliğini yürütüyoruz. Dünya orman varlığı azalırken ülkemiz orman varlığını artıran sınırlı sayıdaki ülkelerden biri olmuştur.

     

    Son 19 yılda önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1,5 katına ulaşarak  5,5 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Biz geldiğimizde 20,8 milyon hektar olan orman varlığımızı 23 milyon hektar sınırına getirdik. BM Küresel Orman Kaynakları Raporu’na göre Türkiye ağaçlandırma çalışmalarında Avrupa’da birinci dünyada a4. sırada yer alıyor. Yine aynı rapora göre yaptığımız ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmalarıyla dünya roman varlığı sıralamasındaki yerimizi 27. sıraya çıkardık. Hedefimiz 2023 yılı sonuna kadar dikilen  fidan sayısını 7 milyara, ülkemizin orman varlığını yüz ölçümümüzün üçte birine ulaştırmaktır.

     

    Ayrıca insanlarımızın tabiatla en kolay şekilde bulaşması için 136 adet şehir ormanı kurduk .Mesire yerlerinin sayısını 1663’e yükselttik. İnsanlarımızın tabiata  olan ilgisinin artmasıyla son dönemin yükselen yıldızı haline gelen çadır ve karavan turizmini de teşvik ediyoruz. Milli park sayımızı 32’den 45’e çıkararak milli park alanımızı 907 bin hektara yükselterek ülkemizin tabiat değerlerini daha sıkı şekilde koruyoruz. Erozyonla mücadelede dünyaya  örnek bir ülkeyiz. Türkiye 1970’li yıllarda her yıl ortalama 500 milyon ton toprağını erozyonla kaybederken ağaçlandırma faaliyetleri ve diğer tedbirlerle bu miktarı 154 milyon tona kadar düşürdük. Yani artık her yıl Kıbrıs adası büyüklüğünde bir toprağı kaybetmiyoruz.”

     

    Erdoğan sözlerinin devamında da şunları kaydetti:

     

    “Yangınlara karşı tarihimizdeki en zengin hava filosunu da bu dönemde kurduk”

     

    “Bu yıl ülkemizin 54 ilinde yaşanan 299 orman yangını ve 255 kırsal alan yangınıyla mücadele ettik: Orman teşkilatımız kahraman mensupları, desteğe gelen kurumlarımızın  personelleri ve gönüllü vatandaşlarımızla birlikte bu yangınlara karşı can siperhane bir mücadele yürüttük: Verdikleri mücadele için orman teşkilatımızın tüm personeline milletim adına bir kez daha teşekkür ediyorum. Yangınlarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yaşadığımız afet sırasında ülkemize hava, uzman personel desteği sağlayan tüm ülkelere de buradan tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Elbette yangınlar sadece ülkemizi etkilemedi. Dünyanın pek çok yerinde benzer felaketler yaşandı. Önümüzdeki yıllarda da devam edeceği belirtilen orman yangınlarına karşı uluslararası seviyede şimdiden güçlü iş birlikleri oluşturmamız gerekiyor. Ülkelerin  sahip olduğu bilgi ve donanımı paylaşmaları bu afetle mücadelemizi kolaylaştıracaktır. Türkiye olarak aldığımız tedbirlerle yangına ilk müdahale süresini 40 dakikadan 12 dakikaya indirdik. Orman Genel Müdürlüğümüz 21 binin üzerinde personeli ve farklı tiplerdeki 4 binin üstündeki aracıyla görev  başındadır. Yangınlara karşı tarihimizdeki en zengin hava filosunu da bu dönemde kurduk. Attığı su miktarı ve etkin manevra kabiliyetine sahip uçakları bu yıl filomuza dahil ettik. Geçen yıldan itibaren insansız hava araçlarını da orman yangınlarıyla mücadelede kullanmaya başladık.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Genel Kurul’da Kobanê Davası tartışması: IŞİD’in vekaletini yürütme davasıdır

    Genel Kurul’da Kobanê Davası tartışması: IŞİD’in vekaletini yürütme davasıdır


    ANKARA – Genel Kurul’da Kobanê Davası tartışması yaşandı. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Ahdolsun ki siz iktidardan indiğinizde kurduğunuz bu kumpas davasının hesabını yargı önünde vereceksiniz. Bu dava IŞİD’in intikamını alma, IŞİD’in vekaletini yürütme davasıdır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Kobanê protestolarında yaşanan hukukdışıların araştırılması için verilen Araştırma önergesi Genel Kurul’da görüşüldü. Önergenin gerekçesi üzerinden söz alan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, “Talimatlı yargının talimatlı davalarından birinden, Kobani kumpas davasından bahsetmek istiyorum” diyerek, sözlerine başladı.

    Kobanê kumpas davasıyla göstermelik bir yargı yapıldığını ifade eden Gülüm, “Dosyaya, soruşturma aşamasına bakınca zaten gerçekler açığa çıkıyor. Şimdi, bu soruşturma 2014’te açıldı, dava o kadar hukuki, bu soruşturma o kadar hukuki delillerden yoksundu ki savcı bizzat ifade alma gereği bile duymadı ve dosya bir kenarda bekletiliyordu. Ne oldu? İktidar, 2015’te seçimleri kaybetmesinin arkasından partimizi hedef hâline getirmeye başladı. Arkasından, 6-8 Ekim olaylarını bir seçim kampanyasına dönüştürdü, yine partimizi kriminalize etmenin aracı hâline getirdi” dedi.

    TEM BELGESİNİ HATIRLATTI

    “Ama yalnız, bazı planları yaparken bazı hatalara da düşmüşler” diyen Gülüm, “Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gönderdiği bilgi notunu içeride unutmuşsunuz. Ya, onu da alaydınız bari, açık etmeseydiniz. Bilgi notu ne diyor? Diyor ki: ‘Bu soruşturmalarla ilgili yeni sorumlulukları yüklenecek şekilde bir genişletilme yapılmadı; bu, dikkatinizden kaçmış, bunu da yapmak lazım. Hatta arkasından bu iddianameye dayanarak partiye yönelik kapatma davası da açılabilir.’ Bakın -bir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü açık açık gelecekte aslında ne olacağının talimatını verebilecek kadar- bu ülkede hukukun ortadan kaldırıldığı bir süreçten geçiyoruz. Önce tutuklamalar yapılıyor -dosyada- arkasından deliler oluşturuluyor. Adları geçen tüm gizli ve açık tanıkların dosyaya nasıl sokulduğu belli değil” dedi.

    ‘HIZLA YARGILAMA YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR’

    Hızla yargılama yapılmaya çalışıldığını ifade eden Gülüm, “3 bin 500 sayfadan oluşan iddianame, 324 klasör ekleri olan bir davada “Biz yargılamayı hızlandıracağız, sanıklar hızla savunma yapsın. Zaten savunma falan yapmanıza da gerek yok, aslında biz kararımızı verdik.” diyorsunuz, sadece göstermelik bir savunma yapmalarına izin veriyorsunuz. Buradan kapatma davasına, buradan da seçimlere yürümek istiyorsunuz. Avukatların usuli işlemlere ilişkin taleplerinin dahi kabul edilmediği, yargılanan arkadaşlarımıza yönelik işkence ve kötü muamelenin uygulandığı ‘iki hafta duruşma, bir hafta ara’ biçiminde dosyayı incelemeye dahi fırsat verilmediği, gelen evrakların dahi incelenmediği, SEGBİS dökümünün dahi yapılamadığı bir duruşma serisiyle siz aslında yargılamayı göstermelik olarak yapmak, kumpasınıza devam etmek istiyorsunuz” şeklinde konuştu.

    ‘KARARINIZI AÇIKLAYIN’

    Aleni bir duruşma olmadığının altını çizen Gülüm, devamla şöyle konuştu: “Bütün bunlar yetmiyor, talimatlarınız yetmiyor -ha, bu arada mahkeme Başkanının davayı yürütüm sürecini beğenmediğiniz için hemen bir talimatla onu da görevden alıyorsunuz, yeni bir Başkan atıyorsunuz- herhâlde ki bu sefer bizzat AKP’li vekiller gelerek duruşmada hazır bulunuyorlar. Herhâlde yeterli talimat veremediklerini düşünüyorlar ki duruşmada bizzat baskı oluşturmak için o duruşmalara geliyorlar. İstediğinizi yapın, yargınızın talimatlı olduğunu, kararlarınızın da talimatla alınacağını çok iyi biliyoruz. Ve yargılanan arkadaşlarımız: ‘Biz bu oyunun, biz bu göstermelik yargılamanın parçası olmayı kabul etmiyoruz’ diyorlar; aynı sözü avukatlar da söylüyor. Hazır kararınızı açıklamak için göstermelik yargı sürecine ihtiyaç yok; biz böyle bir yargılamada taraf olmayı kabul etmiyoruz, kararınızı açıklayın, göstermelik yargılamadan vazgeçin.”

    ‘FETÖ TAKTİKLERİ UYGULANIYOR’

    CHP grubu adına söz alan Bülent Tezcan da Türkiye’de yargının içine düştüğü durumda, mahkemelerin talimatla karar vermek, yargılama yapmak, göstermelik yargılama yapmak ya da kendi pozisyonlarını riske ederek hukuku savunmak gibi iki kıskaç arasında sıkıştığı günlerin içerisinden geçildiğini söyledi. Tezcan, bu tip kötü örneklerin artık sıradanlaşmaya ve vakayıadiyeden olmaya başlandığını aktararak, “Ne yazık ki buna karşı sesini yükseltmesi gereken organlar, kurumlar -başta Parlamento olmak üzere- derin bir suskunluk ve derin bir sessizliğin onayıyla süreci neredeyse teşvik eder hâle gelmiş. ‘Kobani davası yargılamaları’ diye bildiği yargılamalarda, aslında bakarsanız, FETÖ taktiklerinden bu yana gelen uygulamaların aynı şekilde mahkemelerde devam ettiğini görüyoruz, ibretle izliyoruz” diye konuştu.

    Savunma hakkını ortadan kaldıran uygulamalar, avukatlara salonda yer vermeyecek kadar ya da savunma yapmasına imkân tanımayacak yargılama usullerini Silivri’de gördüklerini dile getiren Tezcan, “Biz bunları hep ‘FETÖ taktikleri’ diye ifade ediyorduk ama görüyoruz ki bunlar sadece FETÖ taktiği değil, FETÖ-AK PARTİ siyaseti ve iktidarı koalisyonunun taktikleri; hâlâ devam ediyor. Düşünebiliyor musunuz mahkeme başkanları değişiyor, arzu ettiğin kararı alamadığın zaman heyetler değişiyor. Bunu sadece Kobanê davasında şimdi konuşuyoruz, daha öncede bunları yaşadık” ifadelerini kullandı.

    AKP’YE ‘6 YIL AKLINIZ NEREDEYDİ’

    AKP grubu adına söz alan Abdullah Güler ise iddianamedeki verileri paylaşarak, HDP’yi suçladı. Güler’in konuşması sırasında salonda gerginlik yaşandı. Güler’in parmak sallayarak, konuşmasına HDP’liler tepki gösterdi. HDP Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, “6 yıl boyunca aklınız neredeydi” derken, Züleyha Gülüm de, “Kendi sorumluluklarınızı gizlemeye çalışmayın” yanıtını verdi.

    Güler, “Yasama ve yürütme olarak görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz ve herhangi bir beyanda bulunulamaz” dedi. Güler’e yanıt veren HDP’li Hüseyin Kaçmaz, “Genel Başkanına söyle onu, Genel Başkanına söyle. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan o” dedi.

    ‘DAVANIN BAŞSAVCISI AKP’DİR’

    HDP ve AKP milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. Sataşma üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Türkiye halkı; Kobanê kumpas davasının savcısı bildiğimiz savcılar değil; Kobanê kumpas davasının açılmasına karar verenler yine bildiğimiz savcılar değil. Kobani kumpas davasında yargı adı altında oturan 3 hâkim de bu davanın hâkimleri değil. Bu davanın savcısı da, başsavcısı da emniyeti de yazanı da çizeni de alanlarda savunanı da AKP’dir. Gelmiş, ezbere oradan almış iddianameyi ‘37’ ‘761’ bir sürü veri saydı. Bu davada hukuk baştan sona yoktur, çok açık söylüyoruz, siyasi bir projedir, HDP’ye kapatmakla birlikte..”

    ‘HEPSİ YALAN, İFTİRA’

    “Elimizde belge var, Terörle Mücadele Şubesi’nin gizli yazısını bile unuttunuz” hatırlatmasında bulunan Beştaş, devamla “Kobanê davası bir kumpas davasıdır, HDP’yi kapatma davasıyla birlikte AKP’nin son icatlarından biridir. Bizimle 2014’ten sonra çözüm sürecini devam ettiren, Dolmabahçe’de oturan, çözüm sürecine dair sayısız görüşmeler yaptığımız parti süreç bittikten altı yıl sonra dedi ki: ‘Ben HDP’yi nasıl zayıflatırım, nasıl engellerim? Ya, bu davayı bir güncelleyeyim.’ Ahmet Altun isminde bir savcı getirdi, zembille indirdi, İzmir’e tayini çıktı, oradan da aldı getirdi; özel görevlendirdi ve ‘tweet’ dışında her şey var, ‘tweet’ dışında her şey var bu davada. Hepsi yalan, hepsi iftira, hepsi HDP’ye yönelik siyasi argümanlar” ifadelerini kullandı.

    HDP’DEN ‘SORUMLULARI BULALIM’ ÇAĞRISI

    Söz alan AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kobanê Davası’nın kumpas davası olmadığını savundu. HDP’li Tülay Hatimoğulları ise “AKP gelsin, gerçek katilleri bulalım” dedi. Akbaşoğlu, ithamlarını sürdürerek, “6-8 Ekim olaylarında HDP Eş Başkanları ve MYK’si, en üst karar organı bütün halkımızı alan tutmaya, sokağa ve her türlü isyana teşvik etmiştir. Dolayısıyla bu konuda en ufak bir tereddüt de söz konusu değildir. Kamuoyunun bilgisi dâhilindedir” dedi.

    ÇÖZÜM SÜRECİ HATIRLATMASI

    Yeniden sataşma üzerinden söz alan HDP’li Beştaş, “Bu devran dönecek. Siz her zaman devletin tüm olanaklarını, yargıyı böyle avucunuzda yönetemeyeceksiniz. Emin olun, ahd olsun ki bu devran döndüğünde, siz iktidardan indiğinizde kurduğunuz bu kumpas davasının hesabını yargı önünde vereceksiniz, siz vereceksiniz bunun hesabını. Bu dava IŞİD’in intikamını alma davasıdır, IŞİD’in vekaletini yürütme davasıdır. Siz bizimle neden oturdunuz? Mademki halkı isyana teşvik etmiştik, hani öyle iddia ediyorsunuz ya Dolmabahçe’de niye oturduk? Başbakanınızla niye görüştük? İmralı’ya neden heyetiniz gitti?” sorularını sordu.

    Bu sırada bir kez daha tartışma yaşandı.

    Tartışma diyalogu ise şöyle:

    Hüseyin Kaçmaz: Cevap verin

    Muhammet Emin Akbaşoğlu: Var, var.

    Meral Danış Beştaş: Çünkü devran döndü, devran döndü siz HDP’nin güçlenmesiyle, barajı aşmasıyla 2015’ten sonra HDP’ye IŞİD’in intikamını almak için bu davayı devreye soktunuz. Siz şunu unutmayın: Hanginiz doğru söylüyor? Genel Başkanınınız Erdoğan daha geçenlerde ‘53 kişi’ dedi, siz demin ‘37’ dediniz, başka bir sözcünüz ‘43’ diyor. Yasin Börü dışında tek bir isim biliyor musunuz?

    Abdullah Güler: Biliyoruz.

    Meral Danış Beştaş: Telefonunuza bakmadan söyleyin. Gelin, hodri meydan, gelin, söyleyin.

    İşte, burada ‘tweet’ diyorsunuz, evet, bir ‘tweet’ atılmış, ortada zaten. Bu ‘tweet’le yargılama yapın. Gelin, eğer gerçekten adalete inanıyorsanız bu ‘tweet’le yargılama yapın. Bu ‘tweet’ Strasbourg’dan döndü.

    Muhammet Emin Akbaşoğlu: İkincisi, ‘Siz bizimle niye oturdunuz?’, ‘Çözüm süreci’ diye bir süreç yaşadık. Bu, devlet aklının, stratejik hakikaten, toplumun huzuru, devletin bekası için çok önemli stratejik bir karardır. Dedik ki: ‘Siyasi parti olarak siz PKK’dan ayrışın, demokratik siyasetle halkın taleplerini gündeme getirin ve silahlar gömülsün, üzerine beton dökelim. Millî İstihbarat Teşkilatımızla millî ve yerli anlamda 84 milyon insanın bekası tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet noktasında hep beraber bir olalım.’ Söylediğimiz budur. Çözüm süreci de budur. Çözüm süreci devlet aklının bir gereğidir ve demokratik siyaseti herkese açmanın şiddete, teröre mesafe koymanın çağrısıdır.

    Meral Danış Beştaş: Türkiye halkı; biz çözüm sürecinin arkasındayız. Çözüm sürecinin sonuna kadar sizin bütün yalpalamalarınıza rağmen, yaptıklarınızı inkâr etmenize rağmen biz çözüm sürecinin doğru olduğunu hep söyledik.”

    Tartışmalar oturuma verilen ara ile sona erdi. Ara ardından HDP’nin önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’nin OHAL İnceleme Komisyonu kararları için verdiği araştırma önergesi reddedildi

    CHP’nin OHAL İnceleme Komisyonu kararları için verdiği araştırma önergesi reddedildi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Karamollaoğlu, görüşmeyi anlattı: Erdoğan her şeyin dört dörtlük olduğu kanaatinde, hiç problem görmüyor

    Karamollaoğlu, görüşmeyi anlattı: Erdoğan her şeyin dört dörtlük olduğu kanaatinde, hiç problem görmüyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Partili Türkkan hakkında fezleke

    İYİ Partili Türkkan hakkında fezleke


    ANKARA – İYİ Partili Lütfi Türkkan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından fezleke hazırlandı.

    İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından “Hakaret” ve “Etkili eylem” suçlarından bahisle milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke hazırlandı. Fezleke, Adalet Bakanlığı’na gönderildi. 

    NE OLMUŞTU?

    Lütfü Türkkan, Bingöl ziyareti sırasında Meral Akşener’e tepki gösteren ve şehit yakını olduğu açıklanan bir kişiye hakaret etmişti. Türkkan, tepkiler üzerine Meral Akşener’in talebi üzerine Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etmişti. 

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önemli açıklamalar

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önemli açıklamalar


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP Eş Genel Başkanları’ndan Borrell’e mülteci krizi mektubu

    HDP Eş Genel Başkanları’ndan Borrell’e mülteci krizi mektubu


    ANKARA – HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Belarus-Polonya sınırında yaşanan mülteci krizine ilişkin AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’e bir mektup gönderdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Belarus-Polonya sınırında yaşanan mülteci krizine ilişkin Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’e bir mektup gönderdi.

    HDP Basın Bürosu tarafından paylaşılan bilgi notunda, “Avrupa Birliği’ni, AB’nin insan onuru ve insan hakları değerlerinin sadece slogan olmadığını ortaya koymaya davet eden Eş Genel Başkanlarımız, nihai varış noktası ne olursa olsun göçmenlerin yiyecek, su ve barınaksız bırakılarak acı çekmelerine izin verilmemesi gerektiği vurguladı” denildi.

    AB DEĞERLERİ HATIRLATMASI

    Mektupta, AB ülkelerinin bu insani krize gıda ve battaniye sağlamak yerine silahlı birliklerle yanıt vermesinin HDP tarafından büyük bir üzüntüyle karşılandığı belirtildi. Eş Genel Başkanlar, AB üyesi devletlerini, AB değerlerini korumaya ve ihtiyacı olan insanlara gerekli desteği sağlamaya çağırarak, yetkilileri bu krizin insani bir şekilde bir an önce çözülmesi için inisiyatif almaya davet etti. 

    BM’YE DE GÖNDERİLDİ

    Borrell’e yazılan mektubun bir örneği ayrıca Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, AB İnsan Hakları Direktörü, BM Mülteciler Komiserliği ile İnsan Hakları Komiserliğine de iletildiği belirtildi.

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP MKYK üyesi Metin Külünk: Yeni bir iletişim dili ile yüzde 70 bile alabiliriz

    AKP MKYK üyesi Metin Külünk: Yeni bir iletişim dili ile yüzde 70 bile alabiliriz


    AKP MKYK üyesi Metin Külünk, AKP’nin topyekün bir iletişim hareketine ihtiyacı olduğunu belirtti.

    Cumhur İttifakı’nın oy alabileceği sosyolojik zeminin yüzde 70 olduğunu ifade eden Külünk, “Yüzde 70’i alma şansımız var ancak bugünden yarını okuyacak bir iletişim dili geliştirilmeli” dedi.

     

    Haberler.com’a konuşan Külünk, AKP’nin topyekün bir iletişim hareketine ihtiyacı olduğunu belirtti. Bu iletişim hareketinin CHP ve İyi Parti’nin yurtsever tabanına yönlendirilmesi gerektiğini ifade eden Külünk, “HDP’nin tabanındaki vatandaşlarımıza üreteceğimiz pozitif dil, PKK- HDP cephesinin silah üzerinden baskıya dayalı politikalarını boşa düşürür. Bir daha iddia ediyorum, Cumhur İttifakı’nın oy alabileceği sosyolojik zemin yüzde 70’tir. Bu yüzde 70’i alma şansımız var ancak bugünden yarını okuyacak bir iletişim dili geliştirilmeli” şeklinde konuştu.

     

    “Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘ekipler çalışıyor’ dedi”

     

    Kur ve enflasyon artışının vatandaşın cebini olumsuz etkilediğini belirten Külünk, “Burada hükümet fotoğrafı gördü. Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘ekipler çalışıyor’ dedi. Ancak temel olarak ‘bu yüksek kur ve enflasyon karşısında milletimizin yanında duracak adımlar atacağız’ dedi. Bu çok önemli. Bunu esas aldıktan sonra biz bu dalgayı da aşarız. Piyasanın da hükümetin yanında durmasıyla çok ciddi rahatlama olur. Tabii bir anda hızlı gelişti, ağustos, eylül, ekim derken hızlı oldu. Rekabet Kurumu’nun verdiği cezalar oldu. Burada belediyelerin denetimi devam etmeli. Fiyat artışları anormal seviyede. Anormal derecede artış var. Tek başına yüksek kur ve enflasyon ile izah edilemeyecek bir durum var” dedi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Derya Yanık: Biz kadınlara iş edindiren değil, kadınların iş gücüne katılmasındaki farkındalığını, bunun politikasını üreten bakanlığız

    Bakan Derya Yanık: Biz kadınlara iş edindiren değil, kadınların iş gücüne katılmasındaki farkındalığını, bunun politikasını üreten bakanlığız


    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2022 yılı bütçe kanun teklifi ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2020 yılı kesin hesap ve Sayıştay raporu görüşmeleri tamamlandı.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın burada, “Biz kadınlara iş edindiren Bakanlık değiliz. Kadınların iş gücüne katılmasındaki farkındalığını, bunun politikasını üreten, bunun diğer Bakanlık ve özel sektör gibi noktasında paylaşan Bakanlığız. Mesela kadınların ev eksenli ekonomik üretimlerinin hayata geçirilmesiyle alakalı kooperatifçilik çalışmamız var” dediği belirtildi.

     

    Milletvekilleri, bütçe üzerine söz alarak, görüş, öneri ve Bakan Yanık’ın yanıtlaması istemiyle sorularını yöneltti. Soruları yanıtlayan Bakan Derya Yanık, “Biz Bakanlık olarak Meclis’imizin görüş ve değerlendirmelerini, milletin temsilcileri olarak milletvekillerimizin önerilerini çok önemsiyoruz. Aynı ülkenin vatandaşlarıyız ve aynı amaç için çalışıyoruz. Dolasıyla yapılacak küçük ya da büyük her türlü eleştiriye, her türlü katkıya Bakanlığımız açıktır. Bundan sonra da açık olacak” diyerek başladı.

     

    “Biz kadınlara iş edindiren bakanlık değiliz”

     

    Kadınların iş gücüne katılmasına konusunda Yanık, “Biz kadınlara iş edindiren Bakanlık değiliz. Kadınların iş gücüne katılmasındaki farkındalığını, bunun politikasını üreten, bunun diğer Bakanlık ve özel sektör gibi noktasında paylaşan Bakanlığız. Mesela kadınların ev eksenli ekonomik üretimlerinin hayata geçirilmesiyle alakalı kooperatifçilik çalışmamız var” diye konuştu.

     

    Bakan Yanık, sosyal yoksulluk üzerine yapılan eleştirilere ise şöyle karşılık verdi:

     

    “Mesela şehit yakını, gazilerle veya kadınlara yönelik yapılan çalışmalardaki bütçe azlığıyla alakalı çok ciddi eleştiriler geldi. Burada sadece kıyaslamayı paylaşacağım. Örneğin ailenin korunması ve güçlendirilmesi noktasındaki başlığa baktığınızda bizim 2021 bütçemiz 1 milyar 455 milyon kusur. 2022’de Bakanlık bütçe teklifinde 1 milyar 767 milyon 399 bin. Aktif sağlıklı yaşlanma noktasında baktığınızda 1 milyar 925 milyon 287 bine biz teklif etmişiz. Çocuklar noktasında baktığınızda 5 milyar 291 milyon 356 bini biz teklif etmişsiz. Ama aynı zamanda 5 milyar 355 milyon 356 bini de Merkezi Bütçe teklif etmiş. Yine şehit yakını, gazilerde 2022 yılı bütçesinde eleştirilen başlıklardan birisi o. 13 milyon 454 bin, bununla ne yapacaksınız, denilen başlıkta merkezi bütçede 5 milyar 486 milyon.”

     

    Yanık, “Sosyal yardımları, derin yoksullaşma olarak değerlendirmek, yoksulluğun bir göstergesi olarak konuşmak sanıyorum ancak siyaset üretmek kaygısıyla açıklanabilir. Burada bir şekilde muhalif taraflar olarak iktidar ile muhalefetin bir şekilde birbirini eleştirmesi, birtakım karşıtlıklar üretmesi beklenir. Bunu ben anlayışla karşılıyorum” diye konuştu. 

     

    Bakan Yanık, “Kadınlar siyaset konusu olamaz. Şiddete uğrayan kadın siyaset konusu olamaz. Bakıma muhtaç, korumaya alınması gereken çocuklar siyaset konusu olamaz. Sosyal yardım ihtiyaçlısı olan engelliler, yaşlılar, şehit yakınları, gaziler hiçbirisinin kaba siyaset konusunun olmamasını, tırnak içinde söylüyorum, bağışlayın, bir malzeme haline getirilmemesi lazım” dedi.

     

    HDP Milletvekili Musa Piroğlu’nun kamuda işine Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile son verilen 2 bin engelli yurttaşlara ilişkin yönelttiği soruya Yanık, “Personel ihracı OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar gereği yapılıyor. Bakanlığımızdan KHK’lar ihraç edilen engelli personel sayısı sadece 4. Yani bu 2 bin kişi nereden ve nasıl bulundu onu bilmiyorum ama biz sadece kendi Bakanlığımız alakalı… Bilmiyorum yani, ama bizde sadece 4 kişi” yanıtını verdi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***