Kategori: Politika

  • Lütfü Türkkan hakkındaki fezleke Meclis’e gönderildi

    Lütfü Türkkan hakkındaki fezleke Meclis’e gönderildi



    Adalet Bakanlığı, İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezlekeyi Meclis’e gönderdi.


    İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezleke Meclis’e gönderildi.

    Lütfü Türkkan hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ‘hakaret’ ve ‘etkili eylem’ suçundan milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke hazırlanmış ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmişti.

    Bakanlık, fezlekeyi bugün Meclis’e ulaştırdı. Fezleke, karma komisyona sevk edildi.

    Lütfü Türkkan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bingöl ziyareti sırasında tartıştığı bir yurttaşa küfür etmişti. Türkkan, gelen tepkilerin ardından sosyal medyadan yaptığı paylaşımla özür dilemişti.

    Türkkan daha sonra Akşener’in talebi üzerine İYİ Parti Grup Başkanvekilliği görevinden istifa ettiğini duyurmuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Binali Yıldırım  Aksakallılar Konseyi’ne Türkiye’nin Aksakalı olarak atandı

    Erdoğan: Binali Yıldırım Aksakallılar Konseyi’ne Türkiye’nin Aksakalı olarak atandı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’li 15, DBP’li bir milletvekiline ait 19 yeni dokunulmazlık dosyası TBMM’de

    HDP’li 15, DBP’li bir milletvekiline ait 19 yeni dokunulmazlık dosyası TBMM’de


    16 vekile ait 19 dokunulmazlık dosyası TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

    HDP’li Ağrı Milletvekilleri Dirayet Dilan Taşdemir, Berdan Öztürk, Batman Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Mehmet Rüştü Tiryaki, Dersim Dağ, Mardin Milletvekili Ebru Günay, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Şırnak Milletvekilleri Hasan Özgüneş, Nuran İmir, Hüseyin Kaçmaz, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Muş Milletvekili Sevin Coşkun, Hakkari Milletvekili Said Dede, Gaziantep Milletvekili Mahmut Doğrul ve BDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz hakkındaki dosyalar, yapılacak incelemenin ardından Adalet-Anayasa Karma Komisyonu’na havale edilecek.

     

    Meclis’e gelen son dosyalar ile birlikte toplam dokunulmazlık dosyası sayısı 1387 oldu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güçlendirilmiş parlamenter sistem için bir araya gelen 6 muhalefet partisinden hukuksuz karar veren hâkime ceza önerisi: Kendi tazminatını ödesin

    Güçlendirilmiş parlamenter sistem için bir araya gelen 6 muhalefet partisinden hukuksuz karar veren hâkime ceza önerisi: Kendi tazminatını ödesin


    Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, muhalefet partilerinin güçlendirilmiş parlamenter sistem görüşmeleri sırasında yargı konusunda yaptığı görüşmeleri yazdı.

    Öztürk’ün aktardığına göre, bu toplantılarda hukuksuz karar veren hakimin tazminat cezalarını kendisinin ödemesine yönelik görüş birliği sağlandı.

     

    CHP, İyi Parti, Gelecek Partisi (GP), Deva Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi temsilcileri bir araya gelip, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”de mutabakata varılacak konulara yönelik görüşlerini ortaya koyuyor. Öneriler arasında hukuksuz kararlara imza atan hakimlerin, tazminatlarının kendileri tarafından ödenmesinin de etkin bir biçimde uygulanması amaçlanıyor. Bugüne kadar 2’si uzaktan olmak üzere kadar 7 toplantı yapıldı.

     

    “Daha önce mutabakat konuları üzerinde partilerin görüşlerini aktarmıştık. Bugün de Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Anayasa Mahkemesi ile ilgili görüşlere geçelim” diyen Öztürk, partilerin önerilerini şöyle aktardı:

     

    İYİ Parti: HSK, 15 üyeden oluşacak. Bu üyelerin 3’ü ve bunlardan en az 1’i kadın olmak kaydıyla hukuk fakültesi mezunları arasından, 15 yıllık meslek tecrübesi olan hâkim, savcı, avukat veya öğretim üyeleri arasından Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanacak. Diğer üyeler seçimle belirlenecek. Görev süresi 5 yıl olacak.

     

    Gelecek Partisi: HSK, ‘Hâkimler Kurulu’ ve ‘Savcılar Kurulu’ olarak ikiye ayrılacak. HSK’nın disiplin kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulmasını engelleyen hüküm değiştirilecek, özerk bir yapıya kavuşturulacak

     

    CHP: HSK lağvedilecek, yerine Adalet Yüksek Kurulu (AYK), üst yargı örgütü olarak düzenlenecek. AYK, yargı mensuplarıyla ilgili, adaylığa ve mesleğe kabul, eğitim, atama, yükseltme, nakil, denetim ve disiplin gibi işlevlerinden de sorumlu olacak. AYK, yargıçlar ve savcılar için olmak üzere iki ayrı daire (birim) şeklinde örgütlenecek. Kurul üyelerinin yarısı yargıç ve savcılarca, yarısı ise TBMM tarafından seçilecek. Kurulun yargıç savcı üyeleri kendi meslektaşları tarafından; yargıç-savcı olmayan üyeleri ise TBMM tarafından seçilecek.

     

    DEVA Partisi: Hâkimlik ve savcılık meslekleri tam bağımsızlık için birbirinden ayrılacak. Kurullara üye seçiminde cinsiyet kotasına yer verilecek. Hâkimlerin idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduğuna ilişkin Anayasa hükmü kaldırılacak. Birinci sınıfa mensup olan hâkimler için coğrafi teminat güvencesi sağlanacak.

     

    İyi Parti: Fiili uygulamada savcıların açtığı soruşturma taleplerinin âdeta onay makamı haline gelen sulh ceza hâkimlikleri kararlarına karşı yine sulh ceza hâkimliklerine itiraz edilebilecek ve bu hakimlikler yeniden yapılandırılacak. Verdiği hukuksuz kararlar ile devleti tazminata mahkûm ettiren ve zarara uğratan hâkimlere, tazminat miktarı kadar rücu işlemi yasada mevcut olmakla birlikte uygulanmıyor. Rücu işlemi eksiksiz uygulanacak. Özellikle, insan haklarına ve adalete aykırı olarak verilen, vatandaşın hayatının kararmasına yol açan ve kamu vicdanını yaralayan yargı kararlarının altına imzalarını atan hâkimlerin, sebep oldukları zararlardan dolayı ileride sorumlu tutulacaklarını, disiplin hükümlerine muhatap olacaklarını bilmeleri, hukukta adaletin yerine getirilmesine hizmet edecek.

     

    Gelecek Partisi: Tutuklamanın istisna olması ilkesi titizlikle uygulanacak ve objektif kıstaslara bağlanacak. Suçların şahsiliği ilkesine, masumiyet karinesine ve lekelenmeme hakkına özen gösterilecek. Hâkim ve savcıların mesleğe kabullerinde adaletsizliklere yol açan mülakattan vazgeçilecek. Özel sınavlar yapılacak.

     

    CHP: Adalet Yüksek Kurulu (AYK), üst yargı örgütü olarak düzenlenecek. Yargıç ve savcıların mesleğe kabulünde ve atanmasında liyakat ve cinsiyetler arası eşit temsil esası gözetilecek. Yargıtay, yeniden düzenlenecek. Danıştay üyelerinin seçim usulü değiştirilecek.  Sayıştay, yüksek yargı mercii olarak düzenlenecek. Anayasa Mahkemesi, Avrupa modeline uygun olarak yapılandırılacak.

     

    İyi Parti: Anayasa Mahkemesine üye seçiminde, TBMM’nin, Yargıtay ve Danıştay, barolar ve üniversitelerin etkisi arttırılacak, üye sayısı 17’ye çıkarılacak Cumhurbaşkanı 3 üyeyi üst düzey kamu görevlileri arasından atayacak, diğerleri Yargıtay, Danıştay, Sayıştay Genel Kurulları, Barolar Birliği ve YÖK tarafından 9 yıllığına belirlenecek.

     

    Gelecek Partisi: Hukuk sistemimiz için bir kazanım olan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı genişletilecek, vatandaş lehine düzenlenecek.

     

    CHP: Anayasa Mahkemesi, Avrupa modeline uygun olarak yeniden yapılandırılacak, üye  sayısı 21’e çıkarılacak. Cumhurbaşkanı 2 üye belirleyip, atayabilecek, diğerleri seçimle gelecek. Yüce Divan yetkisi, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasında paylaşılacak.

     

    DEVA Partisi: Anayasa Mahkemesi üye sayısı artırılacak, en az yarısı TBMM tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecek. Üye seçiminde cinsiyet kotası getirilecek. Kayırmacılığı ortadan kaldırmak için yüksek yargı ve TBMM tarafından yapılacak seçimlerde adaylar kamuya açık şekilde mülakata tabi tutulacak. Anayasa Mahkemesi’nin yetki ve görev alanları genişletilecek.

     

    Yazının tamamını okumak için tıklayın.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP-CHP arasında ‘Tank Palet Fabrikası’ tartışması

    AKP-CHP arasında ‘Tank Palet Fabrikası’ tartışması


    ANKARA – Genel Kurul’da AKP ve CHP arasında Tank-Palet Fabrikası tartışması yaşandı. CHP’li Bülent Tezcan, “Milletin malı olan Tank Palet Fabrikası’nı yandaşlara bedava peşkeş çekenlerin hesabını sorayacağız” diyerek AKP’ye yüklendi.

    Trump’ın AKP’li Erdoğan’a gönderdiği mektup üzerinden yaşanan tartışmada AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun “çöpe attık çöpe” sözlerine yanıt veren CHP’li Engin Altay, “Ha, siz çöpe atmışsınız; buruşturmadan atmışsınız herhâlde ki Tayyip Bey çöpten almış, katlamış, zarfa koymuş, takdim etmiş. Ayıp ya! Bu milletin aklıyla alay etmeyin” dedi.

    Katar ile Türkiye arasında çok boyutlu işbirliğine dair tezkere görüşmeleri sırasında AKP ve CHP arasında “Tank -Palet Fabrikası” tartışması yaşandı.

    Meclis Başkanı Mustafa Şentop imzasıyla getirilen tezkerenin maddelerinin görüşülmesi sırasında söz alan CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, “Türkiye’de iktidarın yaptıkları içerisinde anlamakta zorlandığımız bir Katar sevdası var. Bizde bir Katar rahatsızlığı yok ama iktidarın bu memleketin, bu milletin birikimlerini birilerine peşkeş çekme parasına bir tuhaf Katar sevdası var” dedi.

    ‘KATARLILARA PEŞKEŞ ÇEKTİ’

    “Milletin malı olan Tank Palet Fabrikası’nı yandaşlara bedava peşkeş çekenlerin hesabını sormayacak mıyız?” diyen Tezcan, “Sayın Cumhurbaşkanı çıktı; ‘50 milyon dolarlık yatırım yapmak lazım. Biz bunu yapamıyoruz’ dedi, 20 milyar dolarlık Tank Palet Fabrikasını Katarlı ve onun yandaş ortaklarına peşkeş çektiler. Yani kurula kurula ‘50 milyon dolarlık yatırımı yapamıyorum’ deyip ‘Katar’ın hediye ettiği’ dediği beş yüz milyon dolarlık uçağa binmeye insan utanır, yüzü yere girer, yüzü yere girer. Nasıl bir iştir bu?” diye belirtti.

    Sataşma üzerine söz alan AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Önce ‘50 milyon dolara peşkeş çektiniz’ demişti Sayın Kılıçdaroğlu, siz de aynı şeyi söylediniz; sonra buraya sözcüleriniz geldi, ‘1 kuruş bile almadınız’ dediniz, 2021 bütçe konuşmasında aynı sözü söyledi, ‘1 kuruş bile almadınız’ Önceki Kılıçdaroğlu’nun sözü mü doğru, sonraki mi doğru?” dedi.

    Katar’a peşkeş çekilme olmadığını öne süren Akbaşoğlu, Katar’ın İngiltere’de, Almanya’da, Avrupa’da bir sürü yatırımı olduğunu savundu. Akbaşoğlu’nun sözlerinin AKP grubu tarafından da alkışlanmamasını CHP’li Ali Öztunç, “kendi grubun bile alkışlamıyor” dedi.

    ‘TANK YOK AMA LAF ÇOK’

    Sözlerinde bir çelişki olmadığını söyleyen CHP’li Bülent Tezcan, “Söylediğimiz şudur: Sayın Erdoğan çıktı, dedi ki: ‘50 milyon dolar yatırım gerekiyordu. Bunu yapamadık, verdik.’ Yani ‘Beş para almadan verdiniz, peşkeş çektiniz’ sözü budur. Ben de diyorum ki 50 milyon dolar yapacak yatırım bulamadınız, Genel Başkanımız ‘50 milyon doları bulamayıp Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli eseri Tank Palet Fabrikasını yabancı bir orduya veriyorsanız bırakın, bulamıyorsanız ben bulacağım o parayı’ dedi. On sekiz ayda tank gelecekti, ortada tank yok ama laf çok” ifadelerini kullandı.

    ‘KAÇ PARA ALDINIZ?’

    AKP’ye yüklenen Tezcan, “Bir kuruş para almadan vermekten yüzünüz kızarmadı, 500 milyon dolarlık hibe uçağa binmekten de yüzünüz kızarmadı yani ondan kızarmadığı gibi” diye belirtti.

    Sataşmadan söz alan AKP’li Akbaşoğlu, gerçeklerin çarpıtıldığını öne sürdü. CHP’li milletvekillerinin “Kaç para aldınız”, “Tank nerede tank” sorularını Akbaşoğlu yanıtsız bıraktı.

    AKBAŞOĞLU CEVAP VEREMEYİNCE SATAŞTI

    Kanal İstanbul üzerinden CHP’yi hedef almaya çalışan Akbaşoğlu, “Bakın, Türkiye’nin iç işlerini Batılılara şikâyet asla ve kata ‘Bağımsızlık benim karakterimdir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine taban tabana zıttır. Yazıklar olsun” dedi.

    Söz alan CHP’li Bülent Tezcan, “Allah’a şükürler olsun ki Sayın Genel Başkanımız, her kürsüye çıktığında ‘Acaba bugün bizi utandıracak ne söyler’ diye endişe edenlerden değiliz. Sayın Genel Başkanımız Kanal İstanbul gibi bir ihanet projesi, bir rant projesine karşı dünyayı uyarıyor şimdiden” ifadelerini kullandı.

    CHP Grup Başkan vekili Engin Altay’da, “Sayın Tezcan, hatırlattı. Çöpe atılacak bir mektup var idi, Sayın Akbaşoğlu. Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkanına ‘Aptal olma’ dediği mektup. Siz, o mektubu ceketinizi ilikleyip Trump’a sundunuz” diye karşılık verdi.

    AKBAŞOĞLU: ÇÖPE ATTIK ÇÖPE

    Akbaşoğlu, “Çöpe attık çöpe” dedi ancak Altay, Erdoğan’ın mektubu kendisine sunduğuna dair söylediği sözleri hatırlattı.

    Söz alan AKP’li Akbaşoğlu, “Trump bir mektup yazdı, o mektubu, ben nöbetçiydim, dürüp attım çöp tenekesine. (CHP sıralarından gülüşmeler) Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu tavrı biz de burada milletin gözü önünde hep beraber ortaya koyduk. Sayın Cumhurbaşkanımız o mektuba hem açıklamayla hem tavrıyla hem de yüzüne karşı gerekli cevabı vererek millî onurumuzu, duruşumuzu ortaya koyarak ve aldığı kararlarla verdi. Ancak siz onu gözlerinizi kapatıp görmek istemezseniz tabii ki görmezsiniz” ifadelerini kullandı.

    ‘MİLLETİN AKLIYLA ALAY ETMEYİN’

    Söz alan Engin Altay ise, şunları söyledi: “Kardeşim, o mektubu 84 milyonun kulaklarında. Tayyip Erdoğan’ın kendi sesinden mektubu, ‘Sayın Trump’a takdim ettik’ ifadesi dün gibi benim kulağımda. Ha, eğer siz o mektubu gördüyseniz siz çöpe atmışsınız; buruşturmadan atmışsınız herhâlde ki Tayyip Bey çöpten almış, katlamış, zarfa koymuş, takdim etmiş. Ayıp ya! Bakın, Akbaşoğlu, 2 şeyi yapmayın. Bir, bu milletin aklıyla alay etmeyin; iki, Meclis Genel Kurulunun, saygıdeğer milletvekillerinin mesaisini böyle mesnetsiz polemiklerle çalmayın, çalmayın. Sesinizi yükselterek iktidarınızın ayıplarını örtemezsiniz. Sizin ayıplarınızı artık -haşa- Kâbe’den örtü getirseniz dahi gizleme şansınız kalmamıştır kardeşim.”

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Kurum’dan Gergerlioğlu’na sözlü saldırı

    Bakan Kurum’dan Gergerlioğlu’na sözlü saldırı


    ANKARA – Devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in Çevre Bakanlığı’na dair iddialarını soran HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yanıt vermekten kaçınan Bakan Murat Kurum, çareyi sözlü saldırıda buldu. 

    Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı bütçesinde muhalefet milletvekillerinin değerlendirmesi ardından Bakan Murat Kurum’a sorular yöneltildi. Kurum, hem gün boyu yapılan eleştirilere hem de sorulan sorulara yanıt vermek için söz aldı.

    HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun devlet bağlantılı çete yöneticisi Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yakını Sadık Soylu’nun Çevre Bakanlığı’nda nüfuzu olduğu iddialarını ve yine Mekansal Planlama Genel Müdürü Erdal Kayapınar’a yönelik iddialarına dair sorularını Kurum, yanıt vermek yerine Gergerlioğlu’nu hedef aldı.

    Gergerlioğlu’nu “Sırtına cuntayı, mafyayı, FETÖ’yü, PKK’yi alıp parmak sallama dönemi bitmiştir. Bunu söyleyen ABD’deki FETÖ trollerine bakacak. Gergerlioğlu’nun söylediklerinin bizim nezdimizde hiçbir kıymeti yoktur” sözlerine komisyon üyesi HDP’li Erol Katırcıoğlu da tepki gösterdi.

    ‘MİLLET ADINA SORUYORUM’

    Kendisine yapılan sözlü saldırıya yanıt veren Gergerlioğlu, “Bir milletvekili olarak millet adına soru soruyoruz. Ben sadece Bakan’a görevini hatırlatıyorum. Lütfen açın mikrofonu. Ben buna açıklık getireceğim. Ben bu ülkede Sedat Peker’in iddiaları karşısında harekete geçmeyen savcıların varlığını biliyorum. İktidara bağımlı savcılar harekete geçmiyor. Şu iktidarın; bizi susturmaya çalışan iktidarın yüzünden harekete geçemiyorlar. Biz bu yüzden Sayın Bakan’a Sedat Peker’in iddialarını gayet sakin bir şekilde sorduk. Süleyman Soylu’nun…” dedi.

    ‘BAKAN MİLLETE İFTİRA ATIYOR’

    Sözleri Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz tarafından kesilen Gergerlioğlu, “Sayın Başkan lütfen mikrofonumu açın, ben ne söylediğimi anlatacağım.  Benim sorduğum soru tutanaklarda çok açıktır, hiçbir hakaret etmeden, net bir şekilde Sedat Peker’in Twitter’da sorduğu soruyu sordum. Süleyman Soylu’nun yakını Sadık Soylu’nun Çevre Bakanlığı’nda bir nüfuzu olduğunu ve her tarafı etkilediğini söylüyordu Sedat Peker ve ardından Erdal Kayapınar isimli Mekansal Planlama Genel Müdürü’ne Fetö şantajı yapılarak birtakım işler yaptırıldığını iddia etti. Bu konuda savcılar harekete geçmemiş ben de Sayın Bakan’a millet adına soruyorum. ‘Bu iddialar karşısında ne diyeceksiniz millete?’ diyorum. Dönüyor bana; yalanla, hakaretle, iftira ile cevap veriyor! Böyle şey olur mu? Millet adına milletten özür dilemeniz lazım. Benim diyeceğim açık. Kimseye hakaret etmedim ama Sayın Bakan millete hakaret ediyor, iftira ediyor” dedi.

    Yerinden konuşan Bakan Kurum suçlamalarını sürdürerek, “Ömer Faruk Gergerlioğlu kendisi yalan ifadeler söylüyor” dedi.

    KOMİSYON BAŞKANI YANLI DAVRANDI

    Mikrofonu Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz tarafından bir kez daha kapatılan Gergerlioğlu, “Ben deyince durduruyorsunuz, Sayın Bakan deyince durdurmuyorsun. Adaletsizsin Sayın Başkan, adaletsizsin. Benim söylediğimde durduruyorsun onun söylediğinde durdurmuyorsun, adaletsizsin. Adaletsiz bir Başkansın” sözleriyle tepki gösterdi.

    ‘AKP’NİN BAŞKANI DEĞİLSİNİZ’

    Mikrofonunun kapatılmamasını isteyen Gergerlioğlu, “O zaman Sayın Bakana ‘Sözünü geri al’ de. Benim dediğim kelimelerin aynısını söyledi; benim mikrofonumu kapattın, kendisi aynı sözü söyleyince ona devam dediniz, siz AK Parti Başkanı değilsiniz komisyon başkanısınız. Böyle olmaz. Savcılar harekete geçmiyor, burada milletin öğrenmesi gereken soruyu Bakan cevaplamıyor. Savcılar harekete geçmiyor. Çifte standart yapmayın” diye belirtti.

    Bakan Kurum, sözlerinin arkasında olduğunu savundu. Kurum, “Verecek hesabımız varsa veririz” dedi.

    ‘YAZIKLAR OLSUN’

    Gergerlioğlu devamla, “Hesabı veremedin, bana yalan, hakaret ve iftira ile cevap veriyorsun, hesabı veremedin Sayın Bakan yazıklar olsun. Arkamızdan konuşmak kolay! Biz burada yokuz arkamdan yalan, hakaret, iftira at; çok güzel, maşallah. Yazıklar olsun! Sedat Peker’in dedikleri ortada, cevapla diyorum bu kadar basit” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bütçe Komisyonu’nda “terbiyesiz” ve “çemkirme” tartışması

    Bütçe Komisyonu’nda “terbiyesiz” ve “çemkirme” tartışması


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tiryaki: Kobanê IŞİD’in eline geçmediği için hesap sormak istiyorsunuz

    Tiryaki: Kobanê IŞİD’in eline geçmediği için hesap sormak istiyorsunuz


    ANKARA – Kobanê eylemleri döneminde yaşananları hatırlatan HDP’li Mehmet Rüştü Tiryaki, AKP’ye “Kobanê’nin tarihin gördüğü en barbar örgütlerden birinin, IŞİD’in eline geçmesini engellediği için birilerine hesap sormak istiyorsunuz” dedi.

    Meclis Genel Kurulu’na Meclis Başkanı Mustafa Şentop imzasıyla getirilen “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Katar Devleti Hükümeti Arasında Büyük Çaplı Organizasyonların Yerine Getirilmesinde İş Birliği Konulu Niyet Mektubunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi” yapılan oylama ardından kabul edildi. Teklif, 231 kabul ve 50 ret oyuyla kanunlaştı.

    Genel Kurul’da Adalet Komisyonu’nda kabul edilen “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmelerine geçildi.

    HDP grubu adına söz alan Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, teklifin sahiplerinin, “İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında haczedilmiş mallar bundan sonra elektronik ortamda satılacak. İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında kaza araçları, haczedilmiş araçlar daha hızlı satılacak” dediğini dile getirdiğine dikkati çekerek, “Sanki, sayısı 25 milyona varmış olan icra takibinin nedeni bu iktidar değilmiş gibi, ekonomiyi yöneten bu iktidar değilmiş gibi, haczettiğiniz malları daha kolay satmaya ‘insan hakları’ diyorsunuz; şaka değil, ‘insan hakları’ deyince bu iktidarın aklına gelenler bunlar” dedi.

    Çocuklara dair getirilen düzenlemeleri de eleştiren Tiryaki, “‘EŞİK’ diye bir örgütlenme var, içinde kadın haklarını savunan, kadına yönelik şiddete karşı mücadele eden, çocuk haklarını savunan 400’ü aşkın örgüt var. EŞİK şu aşamaya gelmiş, diyor ki: ‘Sizden hiçbir şey istemiyoruz. Bizim adımıza yaptığınız her şey sadece bize sopa olarak dönüyor. İstanbul Sözleşmesi dâhil olmak üzere, var olan yasaları uygulayın, var olan yönetmelikleri uygulayın yeter. Sizden başka hiçbir şey istemiyoruz. Bizim adımıza da bunu yaptığınızı söylemeyin’” diye belirtti.

    TÜRKİYE’DE ADALETE GÜVEN YERLERDE

    Türkiye’de adalete güvenin yerlerde olduğunu dile getiren Tiryaki, iktidara yakın bir araştırma şirketinin verilerini paylaştığını söyleyerek, “Evet, ‘Türkiye’de hukuka, adalet kurumlarına, mahkemelere güven yüzde 21,3’ Diğer araştırma şirketlerinin söylediği rakam aslında yüzde 10’unun bile altında. Türkiye, 2019 Hukuk Üstünlüğü Endeksi’nde 126 ülke arasında 109’uncu sırada” dedi.

    ‘SİZ DE AYNISINI YAPIYORSUNUZ’

    Türkiye’nin  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadığını kaydeden Tiryaki, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizden önce de Türkiye’de adil bir yargı yoktu, AKP’den önce de insanlar kaçırılıyordu, AKP’den önce de cezaevlerinde işkence ve kötü muamele vardı, AKP’den önce de yargı siyasiydi, AKP’den önce de cezaevinde çıplak arama vardı, marşlar okutuluyordu, AKP’den önce de insanlar karakolda yere yatırılıyordu ‘Devletin gücünü göreceksiniz’ deniliyordu, sizden önce de Kürtler, ‘Kürdüm’ dedikleri için gözaltına alınıyordu, sizden önce de yaşadıkları coğrafyanın adına ‘Kürdistan’ dedikleri için yargılanıyorlardı, siz de aynısını yapıyorsunuz. Dediğim gibi, sizden önce de yargı siyasaldı ama siz yargı kurumlarını, savcılık makamlarını ve ceza mahkemelerini siyasetin bir aparatı olarak kullanıyorsunuz. Siyasal olarak mücadele edemediğiniz herkesi tavsiye etmek için yargı kurumlarını kullanıyorsunuz. Bir gün Demokratik Toplum Kongresini Türkiye Büyük Millet Meclisine Anayasa görüşmeleri için çağırıyorsunuz, aradan birkaç yıl geçiyor Demokratik Toplum Kongresinin önünden geçen her HDP’li hakkında dava açıyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz, tutukluyorsunuz, cezalar veriyorsunuz.

    HALK SİYASETİNİZ ARKASINDA HİZAYA DURMAK ZORUNDA MI?

    Bir gün ‘Çözüm sürecini yürütüyoruz’ diye meydan meydan dolaşıp propaganda yapıyorsunuz, aradan birkaç yıl geçiyor, çözüm süreci kapsamında yapılanları gerekçe göstererek HDP hakkında kapatma davası açıyorsunuz. Bir gün PYD Eş Başkanı Salih Müslim’i Dışişleri Bakanlığında ağırlıyorsunuz ve aradan yıllar geçiyor, başına ödül koyuyorsunuz. Hadi omurgalı bir siyaset yürütmüyorsunuz, pragmatizm temel siyasal ideolojiniz.  ‘Bu siyasetin geleceğini halk versin’ diyorsunuz. Bunları anlayabiliriz. Peki, bu ülkenin yurttaşları siyasetinizin, her gün bir yöne evrilen siyasetinizin arkasında hizaya durmak zorunda mı? Hizaya durmadığı için insanları nasıl yargılayabilirsiniz.

    KOBANÊ DAVASININ SAVCISISINIZ

    Diğer kumpas davalarının tamamının savcısıydınız, bunu gizlemiyordunuz, o davaların ‘Avukatıyız’ diyenlere karşı, çıkıp meydan meydan dolaşarak ‘Biz de savcısıyız’ diyordunuz. Bugün gördük ki Kobanê davasının da savcısısınız. Abdullah Güler Bey, Kobanê iddianamesini bugün, bu kürsüden hiç tereddütsüz okudu, iddianameyi savundu, arkasında olduklarını açık biçimde söyledi, Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarından tek bir kişi itiraz etmedi ve tutanakları alıp bakarsanız Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarından herkes bunu alkışladı. Dolayısıyla bugün itibarıyla bizler artık AKP’yi bu davanın savcısı olarak çok rahat ifade edebiliriz. Evet, siz Kobanê davasının savcısısınız.

    KÜRTLER KOBANÊ’Yİ CANIYLA SAVUNDU

    Gerçekten rahatsızlığınız, hazımsızlığınız o kadar büyük ki Kobanê’nin tarihin gördüğü en barbar örgütlerden birinin, IŞİD’in eline geçmesini engellediği için birilerine hesap sormak istiyorsunuz. Hatırlayın, IŞİD Kobani’yi üç taraftan kuşatmış, Kürtler bu kuşatmaya karşı kahramanca direnmiş, kadını ve erkeğiyle binlerce genç Kobanê’yi canıyla kanıyla savunmuştu. Kürtler, üç tarafı kuşatıldığı için bir tek şey istiyordu: Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması, kardeşlerinin, dostlarının yardımına izin verilmesi.

    IŞİD YENİLİNCE KOALİSYONA KATILDINIZ

    IŞİD militanları sınırda cirit atarken müdahale etmediniz, Türkiye’nin askeri ile IŞİD militanları yalnızca bir adım mesafede devriye gezerken müdahale etmediniz, Kürtler sokağa çıkmadan da yardım ulaştırılmasına izin vermediniz. Evet, IŞİD’in yenileneceğinin anlaşılması, Kürtlerin Kobanê’de IŞİD’e karşı psikolojik üstünlüğü ele geçirmesi, koalisyon güçlerinin desteğiyle, IŞİD’in ele geçirdiği yerlerin tek tek geri alınmasından sonra AKP Hükûmeti de IŞİD’le mücadele koalisyonuna katılmış gibi yaptı ama ne yazık ki yürüttüğü savaş çoğunlukla IŞİD’e karşı değil, Kürtlere ve kuzey ve kuzeydoğu Suriye halklarına karşı oldu.

    6-8 EKİM’DEN 20 GÜN SONRA PEŞMERGELER TÜRKİYE’DEN GEÇTİ

    Bakın, 6-8 Ekim olayları diyorsunuz ya, çok sayıda yurttaşımızın yaşamını yitirdiği ki bunların çoğu -pek çok kez söyledik- HDP’liydi. Bunların çoğu güvenlik görevlilerinin, korucuların açtıkları ateş üzerine yaşamını yitirdi ve bu nedenle, bu cinayetler, bu katliamlar nedeniyle davalar açılmadı. Bu olaylardan sonra aslında o dönem hiçbiriniz, Genel Başkanınız dâhil, hiçbir Hükûmet yetkilisi ne HDP’yi suçladı ne de o dönemki Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş’ı ve Figen Yüksekdağ’ı. Tersine, 29 Ekim 2014’te yani yirmi gün sonra peşmerge güçlerinin Türkiye üzerinden Kobanê’ye geçmesine izin verildi, çözüm süreci devam etti, İmralı görüşmeleri sürdü.

    O DÖNEMDE KİMSE HDP’Yİ SUÇLAMIYORDU

    Bakın, 6-8 Ekimden üç ay sonra, aralık ayında Sayın Demirtaş iktidar medyasında nasıl yer alıyordu biliyor musunuz, şöyle haberler yapılıyordu o dönem: ‘HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada takipçilerine ‘şapşik’ dedi.’ Yeni Şafak gazetesi; ‘HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın ‘şapşik’ ‘tweet’i sosyal medyayı yıkıp geçti’.

    6-8 Ekim’den 6 yıl sonra koluna 2 polisin girerek gözaltına altına aldığı Sırrı Süreyya Önder, 6-8 Ekim’den beş ay sonra 28 Şubat 2015 günü Dolmabahçe Sarayı’nda şimdi cezaevinde tuttuğunuz İdris Baluken, Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu’nun yanında Sayın Öcalan’ın mektubunu okudu Dolmabahçe’de. O zaman hiç kimse ne Pervin Buldan’ı ne Sırrı Süreyya Önder’i ne de HDP’yi 6-8 Ekim nedeniyle suçlamadı.

    ARTIK ÖZEL YETKİLİ HEYETLER VAR

    Şimdi, aradan uzunca bir zaman geçti, 2020 yılı Eylül ayına kadar ve bir sabah, sanki üzerinden altı yıl geçmemiş, altı yıl rahat rahat istediği şeyi yapmamış gibi savcı bir gece yarısı operasyonuyla onlarca arkadaşımızı gözaltına aldı. Ardından, bir özel yetkili heyet oluşturuldu; bakın, özel yetkili heyet. Türkiye’de geçmişte, özel yetkili mahkemeler olmuştur tarih boyunca; istiklal mahkemeleri oldu, sıkıyönetim mahkemeleri oldu, devlet güvenlik mahkemeleri oldu, CMK 250’yle görevli yetkili mahkemeler oldu, Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesiyle görevli yetkili mahkemeler oldu, özel yargılamaları yapan mahkemeler oldu ama şimdi özel heyetler var, sadece bir dava için atanmış özel heyetler.

    Nasıl? 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 6 üyesi var. Bu 6 üyeden 3’ü o mahkemede görülen yüzlerce davaya bakıyor; 50 tane, 300 tane, 500 tane, 700 tane, diğer davaların hepsine o 3 kişilik heyet bakıyor. Bu 6 hâkimden 3’ü sadece bu dava için görevlendirildi. Ve o yüzden on beş günlük periyotla duruşma tarihi belirliyor. On beş gün yani iki hafta boyunca kesintisiz yargılama yapıyor, bir hafta ara veriyor, iki hafta boyunca yargılama yapıyor. Onlarca avukatın başka hiçbir yargılaması, hiçbir davası yokmuş gibi, başkaca hiçbir işi yokmuş gibi; aileleri, özel yaşamları yokmuş gibi.

    SAVUNMAYA HAZIRLAR, ADİL YARGILAMA İSTİYORLAR

    3 bin sayfalık iddianame, 400 klasör, bunlara erişim neredeyse imkânsız ve her bir arkadaşımız hakkında yüzlerce dava var ama bu heyet diyor ki: ‘Ben bir karar vereceğim. Hükümetten emir aldım, bir an önce bu kişileri mahkûm durumuna düşürmek zorundayım, o yüzden kesintisiz yargılama yapacağım, en hızlı şekilde sizi mahkûm edeceğim, ondan sonra da çıkıp meydanlardan rahatlıkla propagandasını yapacağım’ diyor. Arkadaşlarımız savunma yapmaya hazır, her şeye hazır, sadece adil bir yargılama istiyorlar.”

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gergerlioğlu: Adaletsizsin Sayın Başkan, adaletsizsin!

    Gergerlioğlu: Adaletsizsin Sayın Başkan, adaletsizsin!


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’li Tiryaki: Kobanê IŞİD’in eline geçmediği için hesap sormak istiyorsunuz

    HDP’li Tiryaki: Kobanê IŞİD’in eline geçmediği için hesap sormak istiyorsunuz


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***