Kategori: Politika

  • HDP’nin ön savunması: İmralı görüşmeleri yargılama konusu yapılamaz

    HDP’nin ön savunması: İmralı görüşmeleri yargılama konusu yapılamaz


    ANKARA – HDP, kapatma davasına karşı ön savunmasında, partinin demokrasi mücadelesine vurgu yapılarak, İmralı Adası’nda yapılan görüşmelerin yargılama konusu yapılamayacağı belirtildi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle açtığı dava, 21 Haziran’da Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edildi. Dava kapsamında HDP’nin hazırladığı ön savunma, 5 Kasım’da Anayasa Mahkemesi’ne sunuldu. HDP’nin 173 sayfadan oluşan ön savunması, dün AYM tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

    HDP, ön savunmasında “Ön Meseleler ve Usule İlişkin İtirazlarımız”, “Demokrasilerde Siyasi Partiler ve HDP”, “Kapatma Davasının Siyasi Arka Planı ve İddianamenin Hazırlık Süreci”, “İddianamenin Değerlendirilmesi”, “AİHM İçtihatları ve Venedik Komisyonu Kriterleri Işığında HDP Kapatma Davası” 5 temel başlık üzerinde durdu. Savcılığın ise ön savunmaya karşı bir ay içerisinde mütalaa vermesi bekleniyor.

    SİYASİ PARTİLER YASASINA AYKIRI

    Mezopotamya Ajansı (MA), HDP’nin ön savunmasının detaylarına ulaştı. Usule ilişkin bir uyarı yapılmadığına dikkat çekilen HDP savunmasında, açılan kapatma davasının Siyasi Partiler Yasası’nın 102’nci maddesine aykırı olduğuna dikkat çekildi. Siyasi Partiler Yasası’nın 102’nci maddesinde, “Siyasi partilerin denetimi ve faaliyetlerinin takibi hususlarında Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istediği bilgi ve belgeleri, belli edilen süre veya belli edilmemesi halinde makul süre içinde vermeyen siyasî partiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ikinci bir yazı tebliğ olunur. Bu yazıda, belirtilen süre içinde cevap verilmediği ve istek yerine getirmediği takdirde o siyasî partinin kapatılması için dava açılabileceği de belirtilir. Bu tebliğde bildirilecek süre içinde yine istek yerine getirilmez veya cevap verilmezse Cumhuriyet Başsavcılığı o siyasî partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesinde resen dava açabilir” ibareleri yer alıyor.

    KAPATMA ANAYASA AYKIRI

    Yine kapatma davasına dayanak yapılan Siyasi Partiler Yasası’nda yer alan 80’inci ve 81’inci maddenin Anayasa aykırılığına dikkat çekildi. Söz konusu 80’inci madde, “Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı Devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar”, 81’inci maddede ise “Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler. Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar. Tüzük ve programlarının yazımı ve yayınlanmasında, kongrelerinde, açık veya kapalı salon toplantılarında, mitinglerinde, propagandalarında Türkçe’den başka dil kullanamazlar; Türkçe’den başka dillerde yazılmış pankartlar, levhalar, plaklar, ses ve görüntü bantları, broşür ve beyannameler kullanamaz ve dağıtamazlar; bu eylem ve işlemlerin başkaları tarafından da yapılmasına kayıtsız kalamazlar. Ancak, tüzük ve programlarının kanunla yasaklanmış diller dışındaki yabancı bir dile çevrilmesi mümkündür” ifadeleri yer alıyor.

    TMK ve TCK’NIN AİHM’E AYKIRILIĞI

    Savunmada, parti üye ve yöneticileri hakkında siyasi yasak isteminde dair, “Siyasi yasak istenen partinin üye ve yöneticileri hakkındaki suçlamaların büyük kısmını oluşturan gerek örgüt üyeliği gerekse örgüt propagandasına ilişkin hükümler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, hukuken öngörülebilir değildir” denildi. Savunmada, tartışmalı olan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından sorunlu bulunan Terörle Mücadele Kanunu (TMK), Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220’inci sayılı maddelerin aykırılığına dikkat çekildi.

    Devamında, “3713 sayılı Yasanın 2. maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Yasanın 220. maddesinin altı ve yedinci fıkraları ile 314. maddenin üçüncü fıkrası ceza yargılamasında ve uygulamasında birlikte ele alınmaları nedeni ile söz konusu yasa maddelerinin Anayasaya aykırılığının birlikte ele alınması gerekmektedir. Yukarıda yaptığımız açıklamalar 5237 sayılı Yasanın 314. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları bakımından da geçerlidir.3713 sayılı Yasanın 6. maddesinin ikinci fıkrası ile 7. maddesinin ikinci fıkraları yönünden de anayasaya aykırılık bulunmaktadır” maddelerinin ayrı ayrı aykırılıkları ele alındı.

    YASAK İSTENEN SİYASETÇİLERİN DOSYASI AYM’DE

    Ayrıca siyasi yasak istenen partililer hakkında devam eden davalar ve yargılamalarda olası AYM başvurulara yer verilen savunmada, “Siyasi yasak istenen kişilere yöneltilen ancak bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinin önüne gelme olasılığı bulunan (bir kısmı AYM önünde olan) suçlamaların, bu aşamada Anayasa Mahkemesince görüşülerek karara bağlanması hem ihsası rey anlamına gelecek hem de mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerine aykırılık oluşturacaktır” ifadelerine yer verildi. Ayrıca savunmanın hukuki bölümünde tüm gerekçeler detaylı ve karşılaştırılmalı olarak işlendi.

    HDP VE DEMOKRASİ İLİŞKİSİ

    “Demokrasilerde Siyasi Partiler ve HDP” balığında ise, siyasi partilerin demokrasideki önemi, HDP’nin tüzüğü, ilke ve programlarının evrensel hukuka dikkat çekildi. HDP’nin ortaya çıkışı ile Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümü savunduğuna vurgu yapıldı. HDP’nin hangi toplumsal ihtiyaçlarla ortaya çıktığının da anlatıldığı savunmada, ayrıca kapatılmasının milyonlarca seçmenin siyasi iradesinin yok sayılması anlamına geleceği kaydedildi. HDP, üye olduğu uluslararası demokratik hareketler ve çalışmaları da sıraladı.

    KÜRT SORUNU ELE ALINDI

    HDP’nin kapatılmasında başat rol oynayan Kürt sorunu da kapsamlı bir şekilde ele alındı. Bu kapsamda detaylandırılan savunmada, “Türkiye’de Kürt Sorununun Tarihsel Boyutu ve HDP’nin Rolü” ana başlığı altında başlık başlık sorunun ortaya çıkışı, uygulanan politikalar sıralandı. Savunmanın devamında, Kürt sorununun tarihsel geçmişine dair başlıklar şöyle: “Osmanlı İmparatorluğu dönemi, Cumhuriyetin Kuruluşundan Önceki Dönem/Kürtlere Verilen Yerel Özerklik Vaadi ve 1921 Anayasası, 1924 Anayasası/Tekçi Otoriter Dönemin Başlangıcı, Kürtlerin İnkârıyla Asimilasyon Politikasının Doruk Noktası Olarak Şark Islahat Planı, İnkâr-İmha Politikaları ve Kürt İsyanları, 1950’li Yıllar ve 1960 Askeri Darbesi Sonrasında Kürt Sorunu, Dünyada ve Türkiye’de 68 Rüzgârı, Kürt Gençliğinde Örgütlenme Arayışları, Kürt Sorununu Programına Aldığı İçin Kapatılan İlk Siyasi Parti TİP, Kürt Sorununda Yeni Bir Kırılma Noktası: 12 Eylül Askeri Darbesi ve 1982 Anayasası, 1993’ten 2013’e Barışçıl Çözüm Arayışları, Barış ve Çözümün aktörü olarak HDP.”

    HDP’YE YÖNELİK SALDIRILAR

    “Kapatma Davasının Siyasi Arka Planı ve İddianamenin Hazırlık Süreci” başlığında ise tek başına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapatma yetkisi verilmesinin örgütlenme özgürlüğünün ihlali olduğu eleştirisi yapıldı. Bunun yanı sıra partilerine yönelik yapılan saldırıların detaylarına yer verilerek, “HDP, iktidar bloğu tarafından yürütülen düşmanlaştırma ve hedef gösterme politikaları nedeniyle binlerce saldırıya uğramıştır. Bu dava hukuki değil siyasidir; iktidar bloğu tarafından HDP’nin kapatılmasına yönelik yürütülen kampanyalar ve yapılan açıklamalar bunun açık kanıtıdır” diye kaydedildi.

    İddianamenin 7 Haziran 2021 tarihinde AYM teslim edilmesinin de siyasi mesaj içerdiğine işaret edildi. HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde elde ettiği başarı ve AKP’nin tek başına iktidar olmayı kaybettiği tarih olduğu hatırlatılan savunmada, “İddianamenin Anayasa Mahkemesine veriliş tarihleri de siyasi mesaj içermektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamalar siyasi mesaj içermektedir” diye belirtildi.

    İDDİANAMELER AYNI

    “İddianamenin Değerlendirilmesi” başlığında, şu değerlendirmelere yer verildi: “İlk iddianame ile ikinci iddianame arasında esas olarak hiçbir fark yoktur, Anayasa Mahkemesinin iade gerekçelerinin neredeyse hiçbiri giderilmeden iddianame özü itibarıyla tekrar edilmiş ve Yüksek Mahkemeye sunulmuştur. Kişilerin HDP kurulmadan ve/veya HDP üyesi olmadan önceki eylemleri HDP’nin kapatılmasının gerekçesi olamaz.”

    ‘ÇÖZÜM SÜRECİ YARGILANAMAZ’

    Öte yandan iddianamede yer alan İmralı Adası’nda yapılan görüşmeler ve İmralı Heyeti’nin PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmelerin de suç kapsamına alınamayacağı vurgulanarak, devamında şu ifadelere yer verildi: “Çözüm süreci ve İmralı görüşmelerinin kapatma gerekçesi yapılması hem 6551 sayılı Yasaya hem de evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. İmralı Adası’nda yapılan görüşmelere ait olduğu iddia edilen belgelerin delil niteliği yoktur. Çözüm sürecinde yapılan görüşme, temas ve açıklamalar yargılama konusu yapılamaz. Çözüm Sürecinin 6551 sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirilmesi, AİHM’nin DTP/Türkiye kararı uyarınca Çözüm Süreci yargılama konusu yapılamaz.”

    AİHS 14 VE 18’E AYKIRI

    Öte yandan “Uluslararası hukukta bir insan hakkı olarak tanımlanan ‘Barış Hakkı’ çerçevesinde Çözüm Süreci” tartışmalarına da yer verilen ön savunmada, iddianamenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 14’üncü (ayrımcılık) ve 18’inci (Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlandırılması) maddelerine aykırılığına değinildi.

    GİZLİ VE AÇIK TANIK PARTİYİ BAĞLAMAZ

    Bir diğer hukuki tartışma ve değerlendirme de gizli, açık tanık ve itirafçı beyanları üzerinden yapıldı. “Doğruluğu kesin olarak ortaya konulmamış, konulsa da parti tüzel kişiliğini bağlamayan tanık, gizli tanık ve itirafçı beyanları parti kapatma davasında delil olarak kullanılamaz” hatırlatması yapılan savunmada, beyan delili olarak tanıklık kurumunun hukuki niteliği, gizli tanık kurumunun delil değeri, itirafçı (etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen kişi) beyanlarının delil değeri ve iddianame kapsamında tanık, gizli tanık ve itirafçı beyanlarının delil değerine dair hukuk tartışması yapıldı.

    “Hukuka aykırı arama ve el koyma kararlarıyla toplanan ‘deliller’, HDP’nin kapatılmasına gerekçe yapılamaz” hatırlatması yapılan savunmada, parti binalarında yapılan arama, el koyma işlemlerinde elde edildiği öne sürülen delillere dairde itirazlar yer aldı. Bu kapsamda HDP, ek süre talebinde bulunduğu dönemde AYM’den parti binalarına yönelik yapılan arama, el koyma kararlarının bir örneğinin taraflarına tebliğ edilmesi talebinde bulunmuştu. Ancak bu talep AYM tarafından reddedilmişti.

    ‘MÜDAHALE MEŞRU DEĞİL’

    Son bölümde ise kapatma davası AİHM içtihatları, Venedik Komisyonu kriterleri kapsamında ele alınarak, şunlar kaydedildi: “Müdahale kanunilik kriterini karşılamayacaktır, müdahale meşru bir amaca dayanmamaktadır. HDP’nin kapatılması demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı değildir.”

    MA / Berivan Altan – Zemo Ağgöz

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Partili Dervişoğlu: Onların hazırlığı varsa bizim de hazırlığımız var

    İYİ Partili Dervişoğlu: Onların hazırlığı varsa bizim de hazırlığımız var


    İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi.

    İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan hakkında milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle Meclis’e gönderilen fezlekeye ilişkin Dervişoğlu, “Bu kadar kısa zamanda hem yargının hareket geçmesi hem de TBMM ve iktidar partisinin bu denli vaziyet almasını Sayın Cumhurbaşkanının talimatlarıyla ilişkilendiriyorum. Sayın Türkkan’ın yargılanmasını sağlayabilirler. Bundan rahatsızlığımız yok. O yargılama esnasında iktidarın hangi kirli pazarlıklarla partimize kumpas kurduğunu da mahkemede dile getirmekten geri durmayacağız. Onların nasıl hazırlığı varsa bizim de o konuyla ilgili hazırlıklarımız var” dedi.

     

    Dervişoğlu, iktidar partisinin Lütfü Türkkan üzerinden gündemi değiştirmeye çalıştığını, asıl gündemin ise ekonomi olduğunu savunarak, “Milletin meselesi belli; işsizlik rekor kırıyor. Esnaf siftahsız dükkan kapatıyor. Yabancı yatırımcı Türkiye’yi terk ediyor. Mutfaklar yangına teslim olmuş. İktidar başka konuları konuşturmaya çalışıyor. İYİ Parti olarak gündem oyunlarına düşmeyecek ve milletin gerçek sorunlarını dile getirmeye iktidarı hayatın ve milletin gerçekleriyle tanıştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MetroPOLL’den Ekim ayı seçim anketi

    MetroPOLL’den Ekim ayı seçim anketi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP: Savcılar, milletvekillerin kimliğine göre fezleke düzenliyor

    CHP: Savcılar, milletvekillerin kimliğine göre fezleke düzenliyor


    CHP, İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan hakkındaki fezleke için, “Hukuk önünde herkes eşittir. Çifte standart olmaz” açıklamasını yaptı.

    CHP Sözcüsü Faik Öztrak, İyi Parti Milletvekili Lütfü Türkkan hakkında fezleke hazırlanmasıyla ilgili olarak, “Savcıların, milletvekillerin kimliğine göre fezleke düzenlemeleri, adalet duygusunu incitir. Hukuk önünde herkes eşittir. Çifte standart olmaz” dedi.

     

    CHP’li Öztrak, genel merkezde basın toplantısı düzenledi. Öztrak, “Aynı savcılar şehit yakınına hakaret ederek kovan AK Partili belediye başkanı ile ilgili hangi işlemi yapmaktadır merak ediyorum. Ya da bundan önce şehide kelle diyenler, çiftçiye ananı da al git, şehit babasına karakteri bozuk diyenlere, kendisini eleştiren şehit anasını 4 yılla yargıtanlara; aynı savcılar ne yapmıştır? Bu soruyu da sormak istiyorum.” diye konuştu. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muhalefet Türkkan krizinde misillemeye hazırlanıyor

    Muhalefet Türkkan krizinde misillemeye hazırlanıyor


    İYİ Partili Türkkan hakkında dokunulmazlığın düşürülmesi isteğiyle hazırlanan fezleke TBMM’ye gönderildi. AKP, mecliste Türkkan baskısını arttırırken muhalefetin de misillemede bulunmaya hazırlandığı belirtiliyor.

    Bingöl’de hayatını kaybeden bir askerin yakınına küfreden İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan hakkında milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezleke, TBMM Başkanlığı’na ulaştı.

     

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bingöl ziyaretinde Lütfü Türkkan’ın küfrettiği Tahir Gürmen, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusuyla birlikte açılan dosya Türkkan’ın milletvekili olması nedeniyle Ankara’ya gönderildi. İnceleme başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu, Türkkan hakkında ‘hakaret’ ve ‘etkili eylem’ suçlarından milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke düzenledi.

     

    Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması için oluşturulan fezleke önce Adalet Bakanlığı’na, daha sonra da TBMM Başkanlığı’na gönderildi. Meclis Başkanlığı da fezlekeyi Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon’a havale etti.

     

    Gündeminde bin 443 fezleke bulunan Komisyon’un Türkkan fezlekesini öne çekme yetkisi bulunuyor. Kulislerde dile getirilen iddialara göre AKP, Türkkan dosyasını öne çekmesi için Komisyon’a baskı yapıyor.

     

    Komisyon, fezlekeyi öne çekip bünyesinde kuracağı bir hazırlık komisyonundan dokunulmazlığın kaldırılması yönünde bir karar çıkartırsa, Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili fezleke Meclis Genel Kurulu’nda oylanacak. Fezlekenin kabul edilmesi için oylamaya katılanların salt çoğunluğu yeterli.

     

    Muhalefet ne yapacak?

     

    Muhalefet ise bir yandan fezlekeye “hayır” oyu vermeyi, bir yandan da AKP’yi Türkiye’yi sarsan 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonu üzerinden eleştirmeyi planlıyor. İsmini vermeyen üst düzey bir İYİ Partili, AKP’nin bu fezlekeyle İYİ Parti’yi parçalayacaklarını düşündüğünü, ancak buna izin vermeyeceklerini söyledi. Aynı partili, “Bu ülke, koluna (Reza) Zarrab’tan 463 bin euroluk saat takan AKP’li eski Bakan Zafer Çağlayan’ı unutmadı. Kendi hırsızları için fezleke düzenleyemeyen Erdoğan’ın İYİ Parti’yi köşeye sıkıştıramayacağını herkes biliyor. Türkkan meselesinden AKP’ye ekmek çıkmayacak” ifadelerini kullandı.

     

    Türkkan’ın siyasette özür dileme mekanizmasını işlettiğini, hatasını kabul ettiğini belirten CHP de İYİ Parti’nin tutumuna destek veriyor. Grup kararı olmasa bile parti çoğunluğunun fezlekeye “hayır” diyeceğinin konuşulduğu CHP, aynı zamlanda Erdoğan’a muhalefeti daha da sertleştirme stratejisi geliştiriliyor. DW Türkçe’ye konuşan CHP’li üst düzey bir yetkili, “Erdoğan, mecliste Türkkan’ı değil hiçbirimizi istemiyor. Hiç kusura bakmasın biz bu hükümetin yolsuzluklarını, halkı nasıl perişan ettiğini konuşacağız” dedi.

     

    Dokunulmazlık fezlekelerinin en çok hedefinde olan HDP de Türkkan fezlekesinin AKP’nin muhalefeti sindirme operasyonunun bir parçası olduğunu düşünüyor.

     

    TBMM Adalet Komisyonu HDP’li üyesi Mehmet Rüştü Tiryaki, “Bir milletvekilinin bir vatandaşa sinkaflı sözler söylemesinin hukuksal olarak gereğinin yapılması şeklinde yürüyen bir süreç yok. Tam tersine başka bir şey yürüyor burada. Yani muhaliflerini sindirmenin bir aracı olarak kullanılıyor, bu çok net. Bu; bir propaganda malzemesi, başka bir şey değil” şeklinde konuştu.

     

    HDP’li Tiryaki’ye göre Türkkan fezlekesiyle AKP’nin gerçek yüzünü göstermek için muhalefete bir fırsat daha çıktı. AKP’nin Türkkan’la ilgili süreçten siyaseten nemalanmak istediğini savunan Tiryaki, sözlerini “Siyasetin olanaklarını kullanarak siyasi mücadele yürütmüyor, tersine yargı kurumlarını bir aparat haline getirerek siyaset yürütüyor ve muhaliflerini bir tasfiye aracı olarak yargı kurumlarını kullanıyor” diye sürdürdü.

     

    Milletvekilliği nasıl düşecek?

     

    TBMM’de dokunulmazlığı kaldırılırsa İYİ Partili Türkkan “hakaret ve etkili eylem” suçlamasıyla yargılanacak. Türkkan hüküm giyer ve bu hüküm de Yargıtay tarafından onaylanıp Genel Kurul’da okunursa milletvekilliği de düşmüş olacak.

     

    KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE – HİLAL KÖYLÜ


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lütfü Türkkan hakkında hazırlanan fezlekeye CHP’den ilk tepki: Çifte standart

    Lütfü Türkkan hakkında hazırlanan fezlekeye CHP’den ilk tepki: Çifte standart


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Gül: İşkenceler, faili meçhuller dönemi mevzu bahis olmaktan çıktı

    Bakan Gül: İşkenceler, faili meçhuller dönemi mevzu bahis olmaktan çıktı


    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Diyarbakır’da Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu.

    Gül, özelikle bölgede on yıllar boyunca vatandaşların en temel insani haklarının ret, inkar ve asimilasyona tabi tutulduğunu, konuşulan dile ipotek koyulduğunu müşahede ettiklerini söyledi.

     

    Vatandaşın, mahkemelerde savunmasını kendi dilinde, evinde, çarşıda konuştuğu dilde yapmasının engellendiğini, bin yıllık bu coğrafyada türküsüne, şarkısına konu ettiği diline “bilinmeyen bir dil” yaftası vurulduğunu gördüklerini dile getiren Gül, yargının da o dönemde iyi bir sınav veremediğini kaydetti.

     

    Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

     

    “Geçmişte yargı, bölgede hukukun temel ilkelerinin yanında yer almadığı bazı örnekler yaşandı. Toplumun temel değerleriyle çatışan bir zihniyetin adeta aracı gibi davrandı. O yüzden bugün geldiğimiz nokta çok önemlidir. Bugün bu topraklarda yaşayan 84 milyon vatandaşımız, bu ülkenin öz be öz birinci sınıf vatandaşıdır. Bugün herkes, mahkemelerde meramını istediği şekilde anlatabilmektedir. Cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin aileleri ve yakınları bu çerçevede istediği şekilde görüşebilmekte, konuşabilmektedir. Devlet güvenlik mahkemeleri eliyle halkın öz değerlerini kriminalize etme dönemleri kapanmıştır.”

     

    Özel yetkili, süper yetkili savcılar eliyle kumpas kuran, insan mahremiyetine el uzatan yaklaşımların da geride kaldığını anlatan Gül, işkenceler, faili meçhuller döneminin mevzu bahis olmaktan çıktığını bildirdi.

     

    “FETÖ yargıyı araçsallaştırdı”

     

    “Bu iki dönem arasında insanımızın ana sütü gibi ak, helal hakkı ve hukuku vardır. Hukukun üstünlüğü devletin hukukun dışına asla çıkmama kararlığı vardır. Eski Türkiye artık mazide kaldı ve Türkiye artık eskiye asla dönmeyecektir, kimse döndüremeyecektir. Bu topraklarda, nefret, ayrımcılık ötekileştirme tohumlarının bir daha asla yer almamasının da teminatı hukuktur, hukuk devletidir” diyen Gül, şunları kaydetti:

     

    “Sizler de bu anlamda adaletin temsilcileri olarak bu konuda vatandaşlarımızın en büyük teminatlarısınız. Sizlerden milletimizin temel beklentisi, ‘bu kenarı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu gelir de adli ilahi sorar Ömer’den onu’ anlayışıyla adaleti ama gerçek anlamda adaleti sağlamanız beklentisidir. Bu konuda bütün vatandaşlarımızın bu anlayışla adalete, bunun hesabını sorar anlayışıyla, geleceğe ve yarınlara daha umutla bakmasının teminatı sizlersiniz. Bu konuda milletimizin beklentilerini de gerçekleştireceğinize, bu konuda çabalarınızın olduğuna da yürekten inanıyoruz. FETÖ yargıyı araçsallaştırdı. Milletin değerlerine, demokrasiye, hukuka, 15 Temmuz’da hain kalkışmasını hepimiz, gördük ve milletimizi bu hain alçak girişime karşı en kesin, en net cevabı çok güçlü bir şekilde verdi.”

     

    Özellikle bu hain örgütün yargı içerisindeki, sinsi ve kirli yöntemlerini unutmanın mümkün olmadığını, 15 Temmuz öncesinde de bölgenin istikrarını, huzurunu baltalamak için her yolu denediklerini bildiren Gül, “Kimi zaman yargının kimi zaman güvenlik bürokrasisinin kimi zaman diğer kurumların içerisine sızan bu hain FETÖ terör örgütü militanlarıyla da yine bu hedeflerini gerçekleştirmeye gayret ettiler. Sahte delil üretme, sahte tanık konuşturma gibi şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemlerle hukuku araçsallaştırmışlardı. Diğer terör örgütleri ile iş birliği içerisine girerek milletimizin huzurunu, birliğini bozmaya çalıştılar. İşte bu çerçevede adaletin tecellisi de yine milletimizin bu anlamda geleceğe güvenle bakmasının en önemli teminatıdır.” ifadelerini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Lütfü Türkkan hakkındaki fezleke Meclis’e gönderildi

    Lütfü Türkkan hakkındaki fezleke Meclis’e gönderildi



    Adalet Bakanlığı, İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezlekeyi Meclis’e gönderdi.


    İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle hazırlanan fezleke Meclis’e gönderildi.

    Lütfü Türkkan hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından ‘hakaret’ ve ‘etkili eylem’ suçundan milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke hazırlanmış ve Adalet Bakanlığı’na gönderilmişti.

    Bakanlık, fezlekeyi bugün Meclis’e ulaştırdı. Fezleke, karma komisyona sevk edildi.

    Lütfü Türkkan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Bingöl ziyareti sırasında tartıştığı bir yurttaşa küfür etmişti. Türkkan, gelen tepkilerin ardından sosyal medyadan yaptığı paylaşımla özür dilemişti.

    Türkkan daha sonra Akşener’in talebi üzerine İYİ Parti Grup Başkanvekilliği görevinden istifa ettiğini duyurmuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Binali Yıldırım  Aksakallılar Konseyi’ne Türkiye’nin Aksakalı olarak atandı

    Erdoğan: Binali Yıldırım Aksakallılar Konseyi’ne Türkiye’nin Aksakalı olarak atandı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’li 15, DBP’li bir milletvekiline ait 19 yeni dokunulmazlık dosyası TBMM’de

    HDP’li 15, DBP’li bir milletvekiline ait 19 yeni dokunulmazlık dosyası TBMM’de


    16 vekile ait 19 dokunulmazlık dosyası TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

    HDP’li Ağrı Milletvekilleri Dirayet Dilan Taşdemir, Berdan Öztürk, Batman Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Mehmet Rüştü Tiryaki, Dersim Dağ, Mardin Milletvekili Ebru Günay, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Şırnak Milletvekilleri Hasan Özgüneş, Nuran İmir, Hüseyin Kaçmaz, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Muş Milletvekili Sevin Coşkun, Hakkari Milletvekili Said Dede, Gaziantep Milletvekili Mahmut Doğrul ve BDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz hakkındaki dosyalar, yapılacak incelemenin ardından Adalet-Anayasa Karma Komisyonu’na havale edilecek.

     

    Meclis’e gelen son dosyalar ile birlikte toplam dokunulmazlık dosyası sayısı 1387 oldu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***