Kategori: Politika

  • Erdoğan’dan Akşener’e: Bir partinin lideri olarak bayansın, bayan

    Erdoğan’dan Akşener’e: Bir partinin lideri olarak bayansın, bayan


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHP’li meclis üyesi, görevinden ayrıldı: AKP ne yaparsa yapsın sesimi çıkarmayacak mıyız, harama el kaldırmaktan yoruldum

    MHP’li meclis üyesi, görevinden ayrıldı: AKP ne yaparsa yapsın sesimi çıkarmayacak mıyız, harama el kaldırmaktan yoruldum


    Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin MHP’li Meclis üyesi Hasan Basri Yüksel, sosyal medya hesabında görevini bırakacağını açıkladı.

    Yüksel, “Bugünden tezi yok, Belediye Meclisi üyeliğinden ayrılacağım. AKP ne yaparsa yapsın sesimizi çıkartmayacak mıyız? Zaten harama, haksızlığa el kaldırmaktan şahsım adına yoruldum” dedi.

     

    Malatya, Yeşilyurt Belediyesi’nin MHP’li Meclis üyesi Hasan Basri Yüksel, kişisel Facebook hesabında yaptığı paylaşımlarda, görevini bırakacağını açıkladı.

     

    Yüksel, şu açıklamaları yaptı:

     

    “Genel başkanların ittifak anlayışına uymayan, çakal sürüleri Malatya’da, belediyelerde köşe başlarını ele geçirmişler. Kendi çıkarları uğruna Cumhur İttifakı’nı yorumluyor ona göre hareket ediyorlar. MHP kimsenin babasının çiftliği değil. İşkence gören, hapis yatan, şehit veren biziz. Gerekirse MHP’den ihraç edilmeyi bile göze aldım. Davamı MHP’sizde savunurum.

     

    Bugünden tezi yok Belediye Meclis üyeliğinden ayrılacağım. Eş, dost ve arkadaşların haberi olsun. Hakkınızı helal edin. Gerçek MHP’li gibi; MHP’li meclis üyesi gibi davranamadığım için hakkınızı helal edin.

     

    Cumhur İttifakı’na zarar gelmesin diye; 50, 55 yıldır hizmet ettiğim partime zarar gelmesin diye konuşmuyoruz, bu ne yahu? İttifakı biz mi yanlış anladık? AKP ne yaparsa yapsın sesimizi çıkartmayacak mıyız? Bırakırım Meclis üyeliğini. Zaten harama, haksızlığa el kaldırmaktan şahsım adına yoruldum.”

     

    Yüksel, daha sonra yaptığı paylaşımda ise “Kardeşim belediye meclis üyeliğinden ayrılacağım dedim. Konuyu başka yerlere çekmenin anlamı yok. MHP’den kovulsak dahi partimize hizmete devam. Bu işten hainlere prim çıkmaz” dedi. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan, Kanal İstanbul’a karşı çıkanları hedef aldı: Bu ülkeye büyük bir ihanet içindeler

    Erdoğan, Kanal İstanbul’a karşı çıkanları hedef aldı: Bu ülkeye büyük bir ihanet içindeler


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhur İttifakı ortağı BBP lideri Mustafa Destici: Asgari ücret en az 4 bin TL olmalı

    Cumhur İttifakı ortağı BBP lideri Mustafa Destici: Asgari ücret en az 4 bin TL olmalı


    Asgari ücret görüşmelerine az bir zaman kala siyasi parti liderlerinden rakam önerileri gelmeye devam ediyor.

    Son olarak Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, asgari ücretin en az 4 bin TL olması gerektiğini belirterek “Asgari ücretlimizin geliri, alım gücü enflasyon karşısında erimemelidir” dedi.

     

    Destici, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Asgari ücret %40’ın üzerinde artırılarak en az 4 bin TL olmalıdır. Asgari ücret, 2022 yılından itibaren de 6 ayda bir tespit edilerek, asgari ücretlimizin geliri, alım gücü enflasyon karşısında erimemelidir” dedi.

     

    İşte BBP lideri Destici’nin o paylaşımı;

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu: Ülkemiz, yaralı insanların ülkesi; helalleşme yolculuğuna çıkıyorum

    Kılıçdaroğlu: Ülkemiz, yaralı insanların ülkesi; helalleşme yolculuğuna çıkıyorum



    Paylaştığı videoda, “Artık helalleşme zamanı” diyen Kılıçdaroğlu, “Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle görüşmeye başlayacağım” ifadelerini kullandı.

     

    Kılıçdaroğlu, Twitter üzerinden yayınladığı videoda şunları kaydetti:

    “Sevgili halkım merhaba, güzel bir cumartesi gününde evime hoş geldiniz. Uzun süredir düşündüğüm bir konuyu sizlerle samimi bir şekilde konuşmak istiyorum. Hepimizin artık malumu, önemli bir değişim kapıda iktidar değişiyor. Ancak iktidarlar hep değişti ama bu ülkenin makus talihi hiç değişmedi. İşte bu yüzden hayatımın bu aşamasında iktidara gelmekten çok daha önemli bir vizyonum var. Bu ülkenin bu makus talihini değiştirmek istiyorum.

    Evet, gitmekte olan bir iktidar var. Korkunç bir enkaz bırakarak gidiyorlar. Malum demokrasiyi yok ettiler. Devletin kurumlarını yok ettiler. Halkı sefalete sürüklediler. Peki bunca olandan sonra sadece iktidarı değiştirmek yetecek mi bize? İktidarlar değiştikçe neden bu ülkeye gerçek bir demokrasiden ve müreffef bir toplumdan sürekli uzaklaşıyor?

    Açık konuşacağım. Sadece AK Parti iktidarından bahsetmiyorum. Biz dahi geçmişte tüm iktidarlardan bahsediyorum. Neden bu devleti her gelen iktidar sürekli yıpratıyor? Bunun önemli bir nedeni var. Ülkemiz, yaralı insanların ülkesi. Farklı topluluklar, çok farklı yaralar taşıyor. O kadar ağır yaralarımız var ki ruhlarımız acı çekiyor. O kadar incinmişiz ki hiçbirimiz geleceğe bakamıyoruz, geçmişe takılı kaldık. Her iktidara gelen de bu yaraları kullandı, istismar etti, derinleştirdi. Tarihimizde de en çok AK Parti hükümetleri yaptı. İnsanları birbirine düşürdü, nefreti körükledi. Halkımız kavga ettikçe bir grup insan zenginleştikçe zenginleşti. Bunun hesabını da verecekler tabii ki.

    Ancak Kemal Kılıçdaroğlu olarak bana sadece iktidarı devralmak yetmiyor. Ben ülkeme bir miras bırakmak istiyorum. Ben bu ülkenin artık huzura kavuşmasını ve önüne bakabilmesini istiyorum. Ben bundan sonraki 100 iktidarın da bu ülkeye ve insanına iyi gelmesini istiyorum.

    Özetle sevgili halkım, ülkemizin iktidarlardan çok şifaya ihtiyacı var. Geçmişten gelen küskünlüklere ve öfkeye bağlı kalmaya devam edersen ülkemiz bu felaketleri gelecekte de yaşamaya mahkum olacak.

    Sevgili halkım, düşündüğümüzden daha güçlüyüz, çok daha cesuruz. Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemeyeceğimizi artık biliyoruz. Onun için artık helalleşme zamanıdır. Ne olursa olsun toplumsal ilişkilerimizi güçlendirmek ve yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helallik istemeyi bilmeliyiz. Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.

    Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz toplumlarla, bireylerle, farklı hayat tarzlarının temsilcileriyle buluşmalarıma başlayacağım. Ben ömrümde bu ülkede nefreti ve sevgiyi bolca gördüm ve sevgi hep daha güçlü oldu. Artık sevgiye bu savaşı kazandırma zamanı. Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helallik istemeyi ve vermeyi başarmalıyız.

    Hep birlikte umuda ve barışa ve sevince yürüyebilmek ancak birbirimizin yaralarını sararak mümkün olacak. Mevlana’nın bir sözü ile bitireyim. “Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li vekil: Külliye’de çalışıp aç sabah edenler var, kâşane yok orada

    AKP’li vekil: Külliye’de çalışıp aç sabah edenler var, kâşane yok orada


    AKP Milletvekili İbrahim Aydemir, “İnanın ‘saray’ dediğiniz Külliye’de çalışıp aç sabah edenleri ben biliyorum.” dedi.

    AKP Milletvekili İbrahim Aydemir, ‘Külliye’ ve ‘Beştepe’ olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda çalışanların çoğunlukla “aç kaldıklarını” söyledi.

     

    BirGün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre Aydemir, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde şöyle konuştu:

     

    “Burada emek veren kadroları ben biliyorum. Saray kavramı kullanılıyor, çalışma şartlarına gidin bakın. Samimi söylüyorum, o kafanızda oluşturduğunuz o saray gibi kâşane yok oralarda. Birçoğu sabahlara kadar çalışıyorlar ve inanın ki benim bildiğim ‘saray’ dediğiniz Külliye’de çalışıp da aç sabah edenleri ben biliyorum.”

     

    SARAY BİR GÜNDE 7 MİLYON HARCIYOR

     

    Sayıştay’ın Cumhurbaşkanlığı Denetim Raporu’na göre, 2020 yılında AKP’li Cumhurbaşkanı, tek başına 2 milyar 896 milyon 174 bin 350 TL harcamıştı. Saray’ın bir günde harcadığı tutar, 7.9 milyon TL’yi geride bırakmıştı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan gidişattan memnunmuş: Abartılıyor

    Erdoğan gidişattan memnunmuş: Abartılıyor


    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, yönetim sistem, ekonomi ve dış politikayla ilgili endişelerini dile getirince aldığı yanıtı şöyle aktardı: “Tayyip Bey, ülkenin gidişatından memnun.”

    Saadet Partisi’nin talebi üzerine Erdoğan, Karamollaoğlu’nu 10 Kasım’da kabul etmiş, görüşme 2 saat 20 dakika sürmüştü. Erdoğan’ın görüşme başlangıcında Karamollaoğlu’na oturacağı yeri göstermesi sosyal medyada tartışma yaratmıştı.

     

    Görüşmeye ilişkin değerlendirmesini Sözcü’den Saygı Öztürk’e anlatan Karamollaoğlu, “O iki saatte anlaşamamada anlaştık” dedi.

     

    Erdoğan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde değişiklik düşünmediğini çok açık ifade etmiş. SP lideri, ekonomide de problemlerin olduğunu ifade edince “Bunlar abartılıyor” karşılığını almış.

     

    Halen ‘millet ittifakı’nda yer alan SP, parlamenter sisteme dönülmesinden yana ve ekonomi yönetimini sık sık eleştiriyor.

     

    Tartışmalı kare

     

     

    Karamollaoğlu, görüşme öncesi objektiflere yansıyan ‘tartışmalı kare’ye de açıklık getirdi.

     

    Erdoğan’ın görüşme başlangıcında Karamollaoğlu’na oturacağı yeri göstermesi ve çekilen kareler sosyal medyada tartışma yaratmıştı.

     

    Görüntülerde Erdoğan, SP liderine yanında duran ve görüştüğü isimleri ağırlarken kullanılan koltuk yerine, uzak mesafedeki koltuğu işaret etmişti.

     

     

    Karamollaoğlu bunun nedenini şöyle açıkladı: “Oturtulduğum koltuk meselesi biraz abartıldı gibi geliyor. Sayın cumhurbaşkanına giderken PCR testi yapılıyormuş. Aşı oldum ama PCR testi yaptırmadığımı öğrenince ‘Biraz mesafeli oturalım’ dedi.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Fakıbaba: Şenyaşar ailesine ‘terörist’ dediğim için utandım

    AKP’li Fakıbaba: Şenyaşar ailesine ‘terörist’ dediğim için utandım


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’den ‘Yaşar Şahin’ savunması: Küfür yok

    AKP’den ‘Yaşar Şahin’ savunması: Küfür yok



    AKP, Ordu Gürgentepe Belediye Başkanı Yaşar Şahin hakkında makamında şehit yakını ve belediye işçisi Sevinç Karaca ile arasında geçen konuşmalar nedeniyle disiplin soruşturması başlattı.


    AKP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, başkanın küfür etmediğini kaydederek davranışından ötürü gerekli disiplin işlemini başlatıldığını söyledi. Özhaseki, “Cezası neyse veririz” dedi.

    Yeni Şafak’ın haberine göre, söz konusu görüntüler ile İYİ Partili Lütfü Türkkan olayının karşılaştırılmasını isteyen Özhaseki, şunları söyledi:

    “Orada küfür yok. İkisi birbiriyle ölçülmez, asla birbirine emsal teşkil edecek olay değil. Birinde direkt şehide sinkaf etme var. Kendilerine bahane bulmasınlar. Bu, milletvekilinin ahlaksızlığını, küfürünü hafifletmez. Yani o milletvekilini kurtarmaz bu iş.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP PM: Kimyasal silah kullanımı araştırılsın

    HDP PM: Kimyasal silah kullanımı araştırılsın


    ANKARA – HDP’nin PM sonuç bildirgesinde Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde kimyasal silah kullanımının araştırılmasını, bölgede inceleme yapılmasını istedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) 11-12 Kasım’da gerçekleştirdiği toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. HDP’ye karşı yürütülen saldırıların Kobanê Davası ve kapatma davasıyla hız kazandığı bir dönemde “Hep Birlikte” ve “HDP’liyiz her yerdeyiz” diyen halkın parti etrafında kenetlendiği vurgulanan bildirgede, “Partimizin etrafında kenetlenmiş ve eylem ve etkinliklere güçlü katılımıyla iktidarın saldırılarına karşı nasıl durulması gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Bu katılım ve inanç aynı zamanda halklarımızın partisi olan HDP’yi daha kararlı hale getirmekte, umudumuzu büyütmektedir. Toplumumuzun iktidardan kurtulma ve değişim talebi, bu uğurda verdiği mücadele demokratik dönüşümü müjdelemekte ve bizlerin mücadeleyi yükseltme azim ve kararlılığını artırmaktadır” denildi.

     

    Bildirgede, PM olarak önemli siyasal tespitler yapıldığı ve ortak kararların alındığı vurgusu yapıldı.

     

    SINIR TANIMAYAN ÇOKLU KRİZ

     

    İktidar blokunun şiddet ve baskı politikalarında devam ettiği ifade edilen bildirgede, şu ifadeler yer aldı: “Türkiye ve Ortadoğu’da savaş ve çatışmayla ayakta durmaya çalışan, bölge halkları şiddet sarmalından çıkmasın diye dünyanın dört bir yanında savaş diplomasisi yürüten ve kapı kapı dolaşıp Kürtlere karşı saldırı icazeti arayan AKP-MHP ittifakı, ömrünü uzatmak için Türkiye halklarına ait kaynakları küresel güçlere taviz olarak sunmaktadır. Bunun karşılığında Türkiye’de iktidarını kurtarmayı ve Ortadoğu’da ise istikrarsızlığı derinleştirmeyi amaçlamaktadır. Kendi geleceğini, varlığını savaşla yeniden tesis etmeye çalışan ve bunu yaparken de Kürt düşmanlığını yeniden üreten iktidarın bu politikalarının esasen Türkiye ve Ortadoğu halkları için acı, düşmanlık ve geleceksizlikten başka bir sonuç üretmeyeceği ortadadır. Ortadoğu halklarını geleceksiz bırakan küresel güçler arasındaki krizi derinleştiren iktidar kavgalarının süreklileşmesi, bölge halkları açısından yıkımlara ve acılara neden olmaktadır. Küresel güçlerin halkların inşa etmek istediği alternatif yaşam modellerine yönelik saldırılarının yoğunlaşması, özgür gelecek inşasının önündeki en büyük engeldir.”

     

    KİMYASAL SİLAH KULLANIMI

     

    Kuzey ve Doğu Suriye’ye ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılara da yer verilen bildirgede, “Topraklarına yönelik suikastlardan pek çok insan etkilenmekte, bu saldırılarla Kürt coğrafyası insansızlaştırılmak istenmektedir. Rojava’ya yönelik ve özellikle sivilleri hedef alan her türlü saldırıyı bir kez daha kınıyoruz. Ayrıca Kürdistan Bölgesi topraklarına yönelik askeri operasyonlarda savaş suçu olarak görülen kimyasal silah kullanımı iddialarının Bölge Yönetimi tarafından ciddi bir şekilde araştırılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Savaş politikaları neticesinde topraklarını terk ederek mülteci durumuna düşen ve en son Polonya-Belarus sınırındaki dramı yaşayan insanların çektiği zorluk ve acı, çatışmaların halklara maliyetini bir kez daha ortaya koymuştur” ifadeleri yer aldı.

     

    ‘SARAY REJİMİ MEŞRUİYETİNİ YİTİRMİŞTİR’

     

    Bildirgenin devamında şunlar yer aldı: “İktidarın savaş ve talan politikası Türkiye halkları açısından daha fazla sömürü, baskı ve ayrımcılık olarak yaşanmaktadır. Bu çoklu krizi her gün yeniden üreten iktidar ve saray rejimi meşruiyetini yitirmiştir. AKP-MHP ittifakının savaş ve baskı politikaları emekçiyi daha fazla sömürmeye ve yoksullaştırmaya, kadınların yüzyıllardır mücadeleyle elde ettiği kazanımları yok saymaya, halkların mülteciliğini bir kural haline getirmeye ve rant politikalarıyla doğanın talanına devam etmektedir. İktidara oy verenler de dahil bütün ezilenler toplumsal ve siyasal kesimler yaşamın dışına daha fazla atılmaya çalışılmakta; ayrımcılığa maruz kalmakta, sesleri kısılmakta ve her bir toplumsal kesim iktidar blokunun hedefi haline gelerek düşmanlaştırılmaktadır.

     

    BÜTÇE

     

    25 milyon yurttaşın açlık sınırının altında yaşadığı, 35 milyon yurttaşın finans merkezlerine borçlu olduğu, her iki gençten ve kadından birinin işsiz bırakıldığı, her sabah yeni bir zam haberine uyanılan, insanların ekonomik nedenlerden dolayı intihar ettiği bu dönemde; Merkezi Yönetim Bütçesi adaletsiz vergilerle kaynakları halktan toplayarak sermayeye, faiz lobilerine, yandaş müteahhitlere, Saray ve savaş harcamalarına aktarmaktadır. Bu haliyle 2022 Merkezi Yönetim Bütçesi silah lobilerini, Saray rejimine yakın sermayeyi ve Saray’ı zengin ederken; toplum için daha fazla işçi cinayeti, daha fazla zam, daha fazla işsizlik, güvencesizlik ve yoksulluktan başka bir şey getirmeyecektir. Buna karşılık halklarımızla birlikte hazırladığımız “Halkın Bütçesi” bu ülkenin ekonomik sorunlarının çözüm anahtarı ve demokratik dönüşümün ekonomik politikasıdır. Parti olarak bütçe görüşmeleri süresince ve sonrasında etkili muhalefetimizi ve eylemliliğimizi büyütmeye ve halkların yararına olan çözüm önerilerimizi ortaya koymaya ve Halkın Bütçesi’ni savunmaya devam edeceğiz.

     

    MÜCADELE BİRLİĞİ

     

    Kendisi gibi düşünmeyen, kendisine biat etmeyen herkesi hedef alan; parti kapatmayla, tutuklamayla, sürgünle, yaşam hakkı tanımamayla tehdit eden; toplum üzerindeki her tür sömürüyü derinleştiren bu iktidar karşısında tek çözüm Türkiye halklarının farklılıklar içinde mücadele birliğini sağlaması ve bunu yapabilecek kudreti olduğuna inancını yeniden ve birlikte kazanmasıdır. Muhalefet partilerine ve demokrasi güçlerine düşen sorumluluk ise bu farklılıkları bir arada tutacak demokratik ve barışçıl politikalara ısrarla sahip çıkmak ve anti-demokratik ve hukuk dışı uygulamalara son vermeyi öncelikli siyasal ve toplumsal meram haline getirmektir.

     

    KAPATMA DAVASI

     

    HDP’nin demokrasi mücadelesindeki öncü ve kurucu rolünün ne kumpas davalarıyla ne de tutuklama ve kapatma dosyalarıyla engellenebileceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Partimize yönelik bu saldırılar meşru olmadığı gibi yasal ve hukuki de değildir. Saldırılara karşı partimizi sahiplenen Türkiye halkları, hem Kobanê Kumpas Davasında hem de kapatma davasında verilmesi gereken asıl kararı vermiştir. Halkın kararı HDP’yi büyütmek ve iktidara taşımaktır. Partimiz halklar, inançlar, kadınlar, gençler, ezilenler için demokratik dönüşümün tek alternatif yaşam umududur ve halkların birlikte yaşam arzusu bu umudun can suyudur. İktidarın bu saldırıları HDP’yi zayıflatmamış, aksine halkların büyük sahiplenmesi sayesinde daha da güçlendirmiştir. Türkiye’ye kalıcı bir barışın gelmesi, eşit yurttaşlığın tesis edilmesi, doğa talanının önüne geçilmesi, emek sömürüsünün son bulması ve kimliklerin özgürleşmesi için yolumuza daha da güçlenerek devam edeceğiz. Bedeli ne olursa olsun HDP’yi savunacağız ve onurlu yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.

     

    DEMOKRASİYE ÇAĞRI DEKLARASYONU

     

    Bizler; Kürtler, Türkiye halkları, kadınlar özgürleşmeden insanlığın, çocuklar özgürleşmeden geleceğin, doğa özgürleşmeden toplumun özgürleşmeyeceğinin farkındayız. Bu inanç ve bilinçle, halklarımızla ve tüm ezilen kesimlerle birlikte barışın, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın yolunu inşa etme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Bizler, neredeyse yaşamın her alanında süren bu mücadele ve direnişin cüretkârlığını ısrarla sahiplenmeye devam ediyoruz. 27 Eylül’de kamuoyu ile paylaştığımız Demokrasiye Çağrı Deklarasyonu’nun toplumda gördüğü karşılık umudumuzu büyütmektedir. Toplumsal sessizliği kırmaya çalışan halklarımıza, sivil toplum örgütlerine, demokrasi güçlerine mücadeleyi ortaklaştırma çağrısı anlamına gelen bu ses; barışı, demokrasiyi ve eşit yurttaşlığı birlikte inşa etme çağrısıdır.

     

    ŞİMDİ HDP ZAMANI

     

    HDP, Demokrasi İttifakı’nın güçlenmesi için üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmekten asla geri durmayacaktır. Partimiz, Türkiye’nin içerisinde bulunduğu çoklu kriz karşısında demokrasi ittifakının kurucu emektarlarından biri olmaya devam edecektir. Türkiye halklarının en geniş biçimde kendisini ifade edebileceği bir ittifak ruhu en önemli ilkemiz, en büyük talebimizdir. Türkiye’yi değiştirme, umutlu ve özgür bir geleceğe taşıma gücümüzü ve inancımızı koruyarak kurucu rolümüzün bilinciyle ve ısrarla ‘Şimdi HDP Zamanı’ sloganıyla örgütlenme çalışmalarımızı kesintisiz olarak sürdüreceğiz.

     

    DEMOKRASİ İTTİFAKI

     

    Demokrasi İttifakı’nı toplumsallaştırmak, yaygın ve dirençli bir demokrasi hattını örmek için tüm il ve ilçe örgütlerimiz ile tüm halklarımızın ortak bir öncülük rolünü üstleneceğine olan inancımız tamdır. Varlık gerekçesi ortak mücadele olan partimizin birikimi, tecrübesi ve açığa çıkardığı miras ışığında mücadele değerlerimizi emek ve demokrasi güçleriyle daha fazla ortaklaştırmaya devam edeceğiz. Ancak böylesi bir birliktelik ve ittifak; faşizme, savaşa, sömürü ve tek tipçi düzene karşı yeni bir geleceği inşa etmemizin yolunu açabilir, demokratik dönüşümü sağlayabilir ve 25 Kasım’da daha güçlü bir şekilde ‘erkek-devlet şiddetine, savaşa, yoksulluğa karşı her yerdeyiz’ şiarıyla alanlara çıkacak kadınların ve sesleri her geçen gün daha fazla bastırılan herkesin sesi olabilir.”

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***