Kategori: Politika

  • Buldan: İktidar çözüldü, son demlerini yaşıyor

    Buldan: İktidar çözüldü, son demlerini yaşıyor


    AMED MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEDİ

     

    Buldan’ın açıklamaları şöyle: “Cezaevlerinde olan Demirtaş’a, Yüksekdağ’a, Kışanak’a, Tuncel’e, Zeydan’a, Baluken’e, Tuğluk’a, Hülya Alökmene, ismini sayamadığım yol arkadaşlarıma sevgi ve selamlarımızı gönderiyorum. Aramıza yeni katılan, cezaevinden çıkan Çağlar Demirel’e aramıza hoşgeldin diyorum. Bütün arkadaşlarımızın özgürlüğüne kavuşacakları gün uzak değildir. Rehine politikaları ile HDP’yi engelleyebileceklerini, boyun eğdirebileceklerini sananlar, büyük yanılıyorlar. Bunu hiçbir zaman başaramadılar. Çünkü HDP boyun eğmez, vazgeçmez. HDP ne cezaevlerine sığar ne meydanlara. HDP bir deryadır. Amed buna şahittir. Amed, tarihi boyunca çok zalimler gördü, zulümler gördü. Amed darağaçları gördü işkence tezgahları gördü ama Amed halkı onurundan, iradesinden, kimliğinden mücadelesinden vazgeçmedi. İradesini asla hiç kimseye teslim etmedi. 

     

    BU SALONA BAKSINLAR

     

    İşte HDP gücünü Amed halkından alıyor. HDP bütün baskı ve engellemelere karşı gücünü Amed halkından alıyor. HDP’nin arkasında milyonların inancı, iradesi, kararlılığı ve Türkiye halklarının ortak umudu vardır. Bu salonda sadece kongre gerçekleştiremiyoruz. İrademizi, kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Barış irademizi ve mücadelemizin haklılığını da ortaya koyuyoruz. HDP’yi engelleyebileceklerini sananlar bu salonun coşkusuna, kararlılığına, iradesine baksınlar. Sadece bu salonda değil Amed’in tarihi Newrozlarına baksınlar, Amed halkının barışa olan ısrarına baksınlar, seçimlerde ortaya koyduğu iradeye baksınlar. Çok tarihi bir süreçten geçiyoruz. Bir tarafta Kürt düşmanı, barış ve demokrasi düşmanı tekçi iktidar düzeni var. Diğer tarafta Türkiye halklarının büyük demokrasi mücadelesi var. Türkiye ve Ortadoğu’ya ışık tutacak tarihsel bir barış mücadelesi var. Bu mücadele yıllardır Kürt halkının emek vererek bedel ödeyerek yürüttüğü bir mücadeledir. Kadınların ve gençlerin mücadelesi var, kimse inkar edemez. Büyük bir kararlılık ile demokrasi ve barış etrafından büyük bir kenetlenme var. Bu sadece Kürt halkının kenetlenmesi var. Sadece Kürtlerin değil elbette bu kenetlenme, Türk halkının, Alevilerin, Ermenilerin, Süryanilerin de büyük bir emeği ve mücadelesi var. 

     

    DEMOKRATİK CUMHURİYET’İ KURACAĞIZ

     

    İşte HDP’nin cesaretine ve yükselişine bakınca kaybedeceğini gören bir zulüm düzeni olduğunu ifade etmekte fayda var. Ama HDP’ye bakınca umudu, aydınlık geleceği ve onurlu bir barışı gören milyonlar var. Biz onlardan bir adım öndeyiz. Onlar artık son demlerini yaşıyor. Bizi görmeyenler, tanımayanlar, bizi zindanlara atanlar, katledenler gittikçe eriyenler, çürüyenler ve bu ülkenin siyasi tarihinde son demlerini yaşayanlardır. Biz Kürtler olarak, bu topraklara kök salmış toplum olarak varız, var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin gücü bizi bu topraklardan silmeye asla ve asla yetmeyecektir. Bunu değiştirmeye de kimsenin gücü yetmeyecektir. Bizim mücadelemiz eşitçe yaşayabileceğimiz onurlu bir barışla örülen ortak geleceği kurmak içindir. Bizim mücadelemiz demokratik cumhuriyeti oluşturmak içindir. Kadınların özgürce yaşadığı, gençlerin kendi geleceğini belirleyeceği demokratik bir sistem kurmak içindir.   

     

    İKTİDAR İLK SEÇİMDE GİDECEK

     

    Ülkeyi uçurumun kenarına getiren, ekonomik ve sosyal krizleri halklarımıza yaşatan yozlaşmış düzen değişecektir. Her gün biraz daha çürüyen bu iktidar halkımızın gücü ve mücadelesiyle önümüze konulacak olan ilk seçimlerde gidecektir. Buna Türkiye halklarının gücü ve kararlılığı var. Kimsenin şüphesi olmasın. Biz HDP olarak 27 Eylül’de açıkladığımız deklarasyonumuz ile birlikte bu çürümüşlükten kurtulmak için ortaya güçlü bir çıkış yolu sunduk. Bu yeni dönemi başlatmak için hep birlikte demokrasi ittifakını Amed’den Tekirdağ’a, Karadeniz’den Akdeniz’e büyütmenin zamandır. Bu deklarasyon Türkiye halklarına bir çıkış yolu sunmaktadır. Her kim ki bu düzenden rahatsızsa, zulüm görüyorsa, bu düzenin değişmesini istiyorsa bu deklarasyon etrafında kenetlenmeyi kendisine ilke edinmek durumundadır. 

     

    HDP TÜRKİYE’Yİ KURTACAKTIR

     

    HDP bunu başarmak için meydanlardadır, sokaklardadır, köylerdedir. Büyük buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Gittiğimiz her kentte, her köyde, her yerde büyük bir coşku ve umutla karşılanıyoruz. Bu da bize büyük umutlar veriyor.  Demek ki halkımız bu ülkede HDP’den başka bir çıkış yolu görmüyor. Türkiye’yi kurtaracak olan HDP’dir, HDP’nin siyasetidir diyor. Biz bu kadar görkemli karşılanıyoruz. Bu nedenle AKP-MHP iktidarı HDP’lilere saldırıyor. Bir tutuklama ve gözaltı furyası ile HDP’nin çalışmalarını sekteye uğratmaya çalışıyorlar. En fazla gözaltı ve tutuklamaları yaşayan kent olan Amed’de bu görkemli kongreyi gerçekleştiriyoruz. Onlara verilecek en büyük cevap bu salonun görkemli duruşudur. 

     

    PARTİMİZİ KAPATAMAYACAKLAR

     

    Bununla da sınırlı kalmıyorlar. Karşımıza kumpas davaları ve Kumpas Kobani davasını çıkardılar. Şunu ifade etmek isterim ki bizler mahkeme salonlarını da demokrasi mücadelesi yürüttüğümüz alanlar haline getirdik. Onlara eyvallah demeyeceğimiz salonlar haline getirdik. onlar mahkeme salonlarında bizi yargılamıyor biz onları yargılıyoruz. Cezaevinde tutulan siyasetçiler AKP ve MHP’yi yargılıyorlar. Karşımıza komplo davaları ile çıkmayı mertlik, insanlık zannediyorlar. Sandıklarda bizi yenemedikleri için komplo davaları ile karşımıza çıkmayı yol olarak önlerine koydular. Başarabileceklerini sanıyorlar. Asla bizi yenemeyecekler, asla partimizi kapatamayacaklar halkımız dimdik karşılarında durmaya devam edecekler.

     

    SİYASİ KORKAKLIK 

     

    Biliyoruz ki bunlarda Kürt düşmanlığı var, kadın düşmanlığı var. Olmayan hukukla karşımıza çıkmayı yol edindiler. Bunun adı siyasi korkaklıktır. Aynı zamanda siyasi çürümüşlüktür. Kobani kumpas davası bir hukuk davası değildir. Türkiye’de hukukun kırıntısı kalmamıştır. Bunlar siyasi intikam davalarıdır. Ama başaramayacaklar çünkü bu ülkede İstiklal Mahkemeleri, dar ağaçları, 12 Eylül’ün sıkıyönetim mahkemesi nasıl başaramadıysa AKP-MHP mahkemeleri de asla ve asla başaramayacaktır. Nasıl ki o mahkemeler çöktü bunlar da çökmeye mahkumdur. DEP’i, HADEP’i, DEHAP’ı kapattılar zannettiler ki o dönemde cezaevlerine girenler köşelerine kapanacaklar. Her bir insan bir milyon insan olarak sahalara, meydanlara çıktı ve HDP’yi kurdu. Şimdi milyonlar olarak alanlardayız. İşte bunu görmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. 

     

    RÜYALARINDA BİLE HDP’Yİ GÖRÜYORLAR 

     

    Bu ülkede zerre hukuk kaldıysa, hırsızlık yapanları, tecavüzcüleri, faili meçhul cinayet işleyenleri tutuklayın. Faili meçhul cinayetleri açıklayanlar bile aramızda dolaşmaya devam ediyorlar. Hiçbir şey gizli kalmadı. Bütün cinayetler işleyenler tarafından ifşa edilirken Sedak Peker dışında Mehmet Eymür’ün ifşaatlarına tanıklık ettiğimiz bugünlerde mahkemelerin ve Saray’ın kılı kıpırdamıyor ama barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesi verenler cezaevlerinde kalmaya devam ediyor. Yol arkadaşlarımız 5 yıllarını tamamladır. Milletvekili, belediye eşbaşkanı olarak seçilenler, partimize gönül ve emek verenler hala cezaevinde. Sadece AKP değil bugün AKP’nin küçük ortağı MHP de hem HDP’nin kapatılması için hem içerideki arkadaşlarımız için iftiralar ve hakaretler üretiyorlar. HDP’den başka bir şey düşünmüyorlar çünkü en büyük engellerinin HDP olduğunu biliyorlar. Rüyalarında bile HDP’yi görüyorlar. Ne AKP’nin ne MHP’nin heveslerini bu halk yaşatacak. Heveslerinin kursaklarında kalacakları günler çok yakın bunun müjdesini veriyorum.

     

    AKP ÇÖZÜLDÜ

     

    Türkiye’nin geleceği bu mahkeme salonlarında belirlenemez. Türkiye’nin geleceği 7 Haziran’da, 31 Mart’ta, 24 Haziran’da demokrasi meydanlarında kurulacaktır. Kimsinin kuşkusu bundan olmasın. Özellikle Amed’e, Batman’a Mardin’e geldiğinde söylediği sözler ile Ankara’a söylediği sözler arasında dağlar kadar var. Kürt sorunu artık yoktur diyen AKP Genel Başkanı’nın burada başka Ankara’da başka konuştuğunu hepimiz görüyoruz. Batman’a son geldiğinde çözüm sürecini inkar eden bir AKP Genel Başkanı var. Çözüm süreci hiç yaşanmamış gibi insanların gözünün içine bakarak yalan söylüyor. Eğer sorun çözüldüyse neden sürekli süreci biz bitirmedik, HDP bitirdi diye yalan söylüyorsunuz? Şunu söylerseniz size inanırız. “AKP bitti, çözüldü, çözülmeye devam ediyor” derseniz buna herkes inanır ama “Kürt sorunu çözüldü” derseniz siz milyonlarca insana yalan söylemiş olursunuz. Kürt sorunu çözülmeyi bekleyen devasa bir sorundur. Kürt sorununu inkar etmek kimsenin haddi değildir. 

     

    İKTİDARIN KOLTUK KAYGISI 

     

    ‘Süreci biz bitirmedik’ diyen Erdoğan’a sormak isterim. 2013 yılında Amed’de tarihi bir mektup okuduk. 2015 yılında Dolmabahçe’de bir masa kuruldu. Sonra çıktınız ne çözüm süreci ne Dolmabahçe masası diyerek süreci inkar ettiniz. 2015’ten bu yana Sayın Öcalan’a tecrit uyguladınız. Bu da yetmedi. Çözüm sürecini yargılamaya kalktınız. Çözüm sürecinde İmralı görüşmelerinde bizimle birlikte yol yürüyen Baluken’e onlarca yıl ceza verdiniz. Baluken bu ülkeye barış gelsin, demokrasi gelsin diye sizin bilginiz dahilinde İmralı ve Kandil’e gelen giden arkadaşımızdı. O yolu bize siz açtınız, İmralı’ya biz yüzerek gitmedik, tahsis ettiğiniz kosterlerle gittik. İmralı’nın kilidini biz açmadık, o anahtarı siz bize verdiniz. Ama şimdi bütün bunlar olmamış gibi bir süreci tamamıyla yargılamaya kalktığınız zaman o zaman Kürtlere düşmanlık yaptığınızı hatırlatırız. Evet Kürt düşmanısınız, demokrasi düşmanısınız, bu ülkeye barışın gelmesini istemiyorsunuz. Çünkü koltuklarınızı kaybetmenin kaygısını yaşıyorsunuz. 

     

    KÜRTLER HAKİKATE BAKIYOR 

     

    Siz Türkiye halklarını umursamıyorsunuz. Sarayın penceresinden ülkeyi güllük gülistanlık görebiliyorsunuz. Ama bu ülkede yoksulluk, sefalet ve açlık var. Ülkede, yolsuzluklar hırsızlıklar var. Atadığınız kayyımlar yolsuzlukları ile tarihe geçtiler. Tarih sizi de kayyımlarınızı da unutmayacak. Bu yolsuzluklarını hırsızlıkları bir kenara yazdı seçimlerde bunun hesabını soracak. Kürt sorunu yoktur demekle Kürt sorunu bitmez. Kürtler lafa değil yaptıklarınıza bakıyor, hakikate bakıyor. Bu hakikat halka çektirdiğiniz acılar ve ödettiğiniz bedellerdir. Bütün acılara rağmen Kürt halkı ne teslim oldu ne biat etti, bu da size dert olsun! Bundan sonra da bu böyle olacaktır.

     

    2023’ÜN YOLU DİYARBAKIR’DAN GEÇECEK 

     

    Onurlu, eşit ve özgür bir geleceği bu topraklara mutlakla getireceğimizin sözünü veriyoruz. Yolumuz zorludur, engebelerle doludur ama kararlı, inançlı, cesaretli olduğumuzu da herkesin bilmesini istiyoruz. Büyük barışı, Türkiye halkları ile birlikte oluşturacağımız Büyük Barış İttifakı ile oluşturacağız. Güçlü demokrasiye en güçlü demokrasi ittifakı ile mutlaka kuracağız. Kadınların özgürlüğünü en büyük kadın ittifakı ile gerçekleştireceğiz. Sosyal adaleti hakça yaşamı en büyük emek ittifakı ile mutlak oluşturacağız. Barışın yolu nasıl Diyarbakır’dan geçiyorsa 2023’ün yolu da mutlaka Diyarbakır’dan geçecektir. Cumhuriyetin 2’nci yüzyılında Kürtleri, Alevileri, inanç ve kimlikleri yok sayanları tarihin çöp sepetine göndereceğimizin sözünü veriyoruz.”

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Ekonominin kitabını yazdık, yazmaya devam ediyoruz

    Erdoğan: Ekonominin kitabını yazdık, yazmaya devam ediyoruz


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hatimoğulları: Kimyasal silah kullanıma karşı mücadele edeceğiz

    Hatimoğulları: Kimyasal silah kullanıma karşı mücadele edeceğiz


    ADANA – HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, iktidarın Federe Kürdistan Bölgesinde kimyasal silah kullanmasına tepki göstererek, buna karşı mücadele edeceklerini söyledi. 

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sarıçam İlçe Örgütü, 4’üncü Olağan Kongresi’ni parti binasında gerçekleştirdi.  Kongreye, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, HDP MYK ve PM üyeleri, BDP ile EMEP  temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Kongrede konuşan HDP Adana İl Eşbaşkanı Gülseren Tural, örgütlenmenin önemine dikkat çekti. 

     

    PARTİ KAPATMA DAVASI

     

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları ise, Kobanê Davası’na ve partilerinin kapatılma davasına değinerek, HDP’nin kapatılamayacağını belirtte. Derinleşen ekonomik krizle birlikte halkın daha da  yoksullaştığını ve halkın geçinemediğini belirten Hatimoğulları, yoksulların bu iktidarın sonunu getireceğini vurguladı. 

     

    KİMYASAL SİLAH TEPKİSİ

     

    İktidarın savaş politikalarına değinen Hatimoğulları, iktidarın Federe Kürdistan Bölgesinde kimyasal silah kullanmasına tepki göstererek, buna karşı mücadele edeceklerini söyledi. 

     

    Konuşmaların ardından tek liste ile gidilen seçimde HDP Sarıçam İlçe Eşbaşkanlığına Özlem Kurt ve Bedrettin Kaya seçildi.

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Buldan: 2023’ün yolu Diyarbakır’dan geçecek

    Buldan: 2023’ün yolu Diyarbakır’dan geçecek


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Anket: AKP ve MHP’de oy kaybı sürüyor

    Anket: AKP ve MHP’de oy kaybı sürüyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHP: Biz hükümetin ortağı değiliz ama ittifakız

    MHP: Biz hükümetin ortağı değiliz ama ittifakız


    MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, “Adım Adım 2023, İl İl Anadolu” programı kapsamında, İzmir’de basın mensuplarıyla buluştu.

    Karakaya, Konak’taki Marriott Hotel’de düzenlenen toplantıda, hedeflerinin, 2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine hazırlanmak olduğunu söyledi.

     

    Sorunların çözümüne katkı sunmayı amaçladıklarını ifade eden Karakaya, şunları kaydetti:

     

    “Biz ittifakın bir mensubuyuz. Hükümetin çalışmalarıyla ilgili eksikleri varsa ya da onlardan istenen talepler varsa biz bunları iletmek durumundayız. Bu anlamda Hükümetin başarısı sonuç itibariyle ittifakı da etkileyecektir. Biz Hükümetin ortağı değiliz. Bir hükümet ortaklığı, bir koalisyon yok ama biz ittifakız. İttifakın amaç ve çerçevesi başından beri belli, kararlılık da burada çok açık belli. Hükümetin başarılı olması, bizim için Milliyetçi Hareket Partisi açısından baktığımızda son derece önemli.”

     

    “Sorumluluktan kaçmıyoruz”

     

    Partilerinin, “ittifak ortağı” olduğunu vurgulayan Karakaya, “‘Hükümet ortağı değiliz’ ifadesi sorumluluktan kaçıyoruz anlamında bir ifade değil. ‘Hükümet ortağı değiliz’, biz daha objektif bakarız. Söylenenlerde haklılık payı olanlar ya da bizim gördüğümüz yanlışlar varsa bu yanlışları da biz dile getiririz” diye konuştu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özsoy: THY insan kaçakçılığı yoluna girdi

    Özsoy: THY insan kaçakçılığı yoluna girdi


    ANKARA – Belarus-Polonya sınırında yaşanan mülteci krizine dair girişimlerde bulunduklarını söyleyen HDP’li Hişyar Özsoy, mültecileri taşıyan THY’nin AB’ye uçuşlarının engellenmesinin güçlü bir ihtimal olduğunu söyledi. 

     

    Avrupa Birliği (AB) ve Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko arasındaki anlaşmazlık, Belarus-Polonya arasında yaklaşık iki haftadır süren ve mültecileri ölümle karşı karşıya bırakan bir süreci de beraberinde getirdi. Polonya ve Belarus sınırında yaşanan mülteci krizinin, AB’nin yaptırımlarına karşı Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko’nun misillemesi olarak değerlendiriliyor. Çok sayıda mültecinin yaşamını yitirdiği ve sınırda sıkışan binlerce mültecinin de yaşam mücadelesi vermesine neden olan krize karşı ise hala çözüm üretilemedi. Olağanüstü Hal ilan edilen bölgeye gazetecilerin, yardım örgütlerinin girişlerinin engellendiği belirtiliyor. 

     

    Belarus sınırına mültecilerin taşınmasında AKP-KDP ortaklığının olduğu iddiaları kamuoyuna yansırken, mültecilerin Türk Hava Yolları’na (THY) ait uçaklar ile taşındıkları kaydedildi. Belarus havayolu şirketi Belavia’nın, THY ile işbirliği içinde 4 ila 7 uçuş düzenleyerek her uçuşta 180 göçmeni İstanbul’dan Minsk’e taşıdığı iddiaları, THY ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından reddedildi. Federe Kürdistan Bölgesi’nden de mültecilerin olduğu bölgeye, 12 Kasım’da Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) bir heyet gönderdi. KNK tarafından yapılan açıklamada, soğuk ve açlıktan en az 10 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi. 

     

    Belarus-Polonya sınırındaki mülteci krizini Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dış İlişkiler Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy ile konuştuk.

     

    LUKAŞENKO’NUN TAVRI 

     

    Belarus-Polonya sınırında yaz aylarından itibaren tansiyonun yüksek olduğunu dile getiren Özsoy, bu durumun Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko tarafından mültecileri sınıra yığma politikasıyla gündeme geldiğini dile getirdi. Lukaşenko’nun kendine yönelik yaptırımlara karşı Ortadoğu ülkelerinden mültecileri Polonya sınırına yığdığını ifade eden Özsoy, “Irak’tan, Suriye’den getirilen insanlar önce Minsk’e sonrasında da sınıra gönderiliyorlar. Avrupa’ya geçmeye çalışıyorlar. Bu mültecilerin tehdit olarak kullanılmasını daha önce Türkiye’de de gördük. Lukaşenko, Avrupa yaptırımlarına bir şekilde cevap vermek için içler acısı bir durumu ortaya çıkarmış durumda” dedi.

     

    İNSANLIK DRAMI 

     

    Federe Kürdistan Bölgesi’nden gelen 41 kişilik bir mülteci grubuna ilişkin iki ay önce de Polonya sınırında kriz yaşandığını belirten Özsoy, “O dönemde girişimler yaparak, AK’nin ilgili birimlerini harekete geçirmeye çalışmıştık ve bir şekilde çözüldü. Ancak şu andaki mesele çok daha büyük ve sayı çok fazla. Çözülmesi de o kadar kolay değil. Lukaşenko AK ile çalışmıyor. Sınırda koca bir insanlık dramı yaşanıyor. Orada şimdiye kadar soğuktan birçok insanın öldüğü bilgileri geliyor. Sorun çözülmezse tam bir facia yaşanır” diye belirtti.

     

    SINIRLARIN MİLİTARİZE EDİLMESİ 

     

    Polonya-Belarus sınırında bulunan birçok mültecinin ailesinin sorunun çözümü için kendilerine de başvurduğunu aktaran Özsoy, sınırdaki krizden herkesin haberinin olduğunu ancak çözüm noktasında bir girişim olmadığını belirtti. Özsoy, “AK Parlamentosu’nun toplantılarında bu meseleyi ‘acil gündem’ olarak ele aldık. O dönem bu kadar kötü değildi. Devletlerarası ilişkiler ne olursa olsun, bu insanlara yaklaşımın insani olması gerektiği vurgulandı. Herkes Lukaşenko’yu eleştiriyor. Mültecileri dünyanın her yerinden toplayıp, Avrupa sınırına yığmasını eleştiriyor ama artık mesele basitçe eleştirme değil. Avrupa Birliği üyesi Polonya, 15 bin askeri daha sınıra yığdı. Sınırları militarize ederek, askerleştirerek çözmeye çalışıyorlar. Bu da insani değil” ifadelerini kullandı.

     

    KOMİTE SINIRA GİTMEYE HAZIRLANIYOR

     

    AB’nin mülteci krizinin muhatabı olduğunu dile getiren Özsoy, sorunun çözümü için AK Parlamenterler Meclisi’nde Sol grup üzerinden girişimlerde bulunduklarını söyledi. Bunun yanı sıra AK Parlamenterler Meclisi Göç Komitesi’ni Polonya sınırına gitmesi için girişimleri olduğu bilgisini veren Özsoy, şöyle devam etti: “Daha önce Yunanistan krizinde gidilmişti. Acilen Polonya sınırına gidip, oradan yetkilileri göreve davet etmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. AK Parlamenterler Meclisi Daimi Komitesi’ne acil bir gündem olarak bunu sunduk. Süreçleri hızlandırmaya ve hassasiyet oluşturmaya çalışıyoruz. Kurumları harekete geçirmek için uluslararası alandaki dostlarımızı mobilize etmeye çalışıyoruz.”

     

    İNSANİ ÇÖZÜM

     

    Polonya-Belarus sınır coğrafyasının sert bir iklime sahip olduğunu ve kış mevsiminin gelmesiyle birlikte sınırda yaşam koşullarının daha da zorlaştığını sözlerine ekleyen Özsoy, “Zamana karşı yarışıyoruz. Biran önce bu meselenin artık siyasi koz olmaktan çıkıp, insani bir çerçeve oturtulması lazım. Bir tarafta Lukaşenko var bir tarafta da Avrupa’daki siyasilerin mülteci karşıtlığı. Dolayısıyla Avrupa Birliği yetkililerinin bir şekilde konuya müdahil olması dışında çok fazla bir şey görünmüyor. Orada binlerce kişi sıkışmış durumda. İki ülkenin askerleri tarafından ablukaya alınmış durumda buna insani bir çözümün biran öncesi bulunması gerekir” diye konuştu.

     

    THY VE İNSAN KAÇAKÇILIĞI

     

    THY’nın mültecileri Belarus’a taşıdığı iddialarının çok güçlü olduğunu belirten Özsoy, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarıyla bunu inkar etmesine karşın Avrupa ve Almanya’da bu duruma dair istihbarat raporlarının bulunduğuna dair haberlerin basına sızdığına dikkat çekti. Türkiye’den Antalya, İstanbul ve Minsk’e çok sayıda seferler yapıldığı iddialarının olduğunu da ifade eden Özsoy, “İddialar o kadar güçlü ki THY’nin Avrupa Birliği’ne uçuşlarının da engelleneceğine dair bilgiler söz konusu. Bu iddialar doğruysa THY insan kaçakçılığı yoluna da girmiş oluyor. Rusya ve Türkiye’nin mültecileri sınıra götürdüğüne dair iddialar var” dedi.

     

    MA / Berivan Altan 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altı muhalefet partisinden ortak açıklama: Cumhurbaşkanı seçildiği gün partisiyle ilişkisi kesilecek

    Altı muhalefet partisinden ortak açıklama: Cumhurbaşkanı seçildiği gün partisiyle ilişkisi kesilecek


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’dan Akşener’e: Bir partinin lideri olarak bayansın, bayan

    Erdoğan’dan Akşener’e: Bir partinin lideri olarak bayansın, bayan


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHP’li meclis üyesi, görevinden ayrıldı: AKP ne yaparsa yapsın sesimi çıkarmayacak mıyız, harama el kaldırmaktan yoruldum

    MHP’li meclis üyesi, görevinden ayrıldı: AKP ne yaparsa yapsın sesimi çıkarmayacak mıyız, harama el kaldırmaktan yoruldum


    Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nin MHP’li Meclis üyesi Hasan Basri Yüksel, sosyal medya hesabında görevini bırakacağını açıkladı.

    Yüksel, “Bugünden tezi yok, Belediye Meclisi üyeliğinden ayrılacağım. AKP ne yaparsa yapsın sesimizi çıkartmayacak mıyız? Zaten harama, haksızlığa el kaldırmaktan şahsım adına yoruldum” dedi.

     

    Malatya, Yeşilyurt Belediyesi’nin MHP’li Meclis üyesi Hasan Basri Yüksel, kişisel Facebook hesabında yaptığı paylaşımlarda, görevini bırakacağını açıkladı.

     

    Yüksel, şu açıklamaları yaptı:

     

    “Genel başkanların ittifak anlayışına uymayan, çakal sürüleri Malatya’da, belediyelerde köşe başlarını ele geçirmişler. Kendi çıkarları uğruna Cumhur İttifakı’nı yorumluyor ona göre hareket ediyorlar. MHP kimsenin babasının çiftliği değil. İşkence gören, hapis yatan, şehit veren biziz. Gerekirse MHP’den ihraç edilmeyi bile göze aldım. Davamı MHP’sizde savunurum.

     

    Bugünden tezi yok Belediye Meclis üyeliğinden ayrılacağım. Eş, dost ve arkadaşların haberi olsun. Hakkınızı helal edin. Gerçek MHP’li gibi; MHP’li meclis üyesi gibi davranamadığım için hakkınızı helal edin.

     

    Cumhur İttifakı’na zarar gelmesin diye; 50, 55 yıldır hizmet ettiğim partime zarar gelmesin diye konuşmuyoruz, bu ne yahu? İttifakı biz mi yanlış anladık? AKP ne yaparsa yapsın sesimizi çıkartmayacak mıyız? Bırakırım Meclis üyeliğini. Zaten harama, haksızlığa el kaldırmaktan şahsım adına yoruldum.”

     

    Yüksel, daha sonra yaptığı paylaşımda ise “Kardeşim belediye meclis üyeliğinden ayrılacağım dedim. Konuyu başka yerlere çekmenin anlamı yok. MHP’den kovulsak dahi partimize hizmete devam. Bu işten hainlere prim çıkmaz” dedi. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***