Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Reuters’tan çarpıcı analiz: Hükümetin ihracat gelirine dayalı ekonomi politikası işlevsizleşebilir

    Reuters’tan çarpıcı analiz: Hükümetin ihracat gelirine dayalı ekonomi politikası işlevsizleşebilir


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomist Fatih Özatay: Yüzde 145 üretici enflasyonu daha kötü günleri gösteriyor

    Ekonomist Fatih Özatay: Yüzde 145 üretici enflasyonu daha kötü günleri gösteriyor


    “Ülkenin fiyat istikrarını sağlamaktan sorumlu kurumunun başkanı, yani Merkez Bankası Başkanı o ‘yüksek’ faizden kredi almaması tavsiyesini veriyor”

    Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve Ekonomist Fatih Özatay, TÜİK’in açıkladığı üretici enflasyonunun yüzde 145 olduğuna dikkat çekerek, “İleride, Türkiye ekonomisinin 2022 yılında içine düştüğü durumun nedenlerini araştırmak isteyenlerin çok derin araştırmalar yapmalarına gerek kalmayacak o kadar ilginç olaylara şahit oluyoruz ki, şaşırmamak mümkün değil. Alın mesela İstanbul Sanayi Odasının (İSO) toplantısını.

     

    Bir sanayici, bankaların kredi faizlerini yüzde 40 gibi ‘yüksek’ bir düzeye çıkardığından şikâyet ediyor. Bu ‘yüksek’ faize karşın, kredi bulmakta yaşanan zorlukları dile getiriyor. Ülkenin fiyat istikrarını sağlamaktan sorumlu kurumunun başkanı, yani Merkez Bankası (TCMB) Başkanı ise o ‘yüksek’ faizden kredi almaması tavsiyesini veriyor” diye yazdı.

     

    Yüksek kredi faizinden ve bu faizden kredi bulunamamasının aslında ekonomi politikasından şikayet anlamına geldiğini savunan Özatay “Bu duruma gelinmesindeki kilometre taşları hatırlandığında, yüzde 40 faizden kredi alınmaması öğüdü bir ‘hoş’ duruyor açıkçası. Neden ekonomimizin içinde bulunduğu durumda olduğunu da iyi anlatıyor” ifadelerini kullandı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Et ve Süt Kurumu’ndan kuzu etine indirim

    Et ve Süt Kurumu’ndan kuzu etine indirim


    Et ve Süt Kurumu, kuzu eti satışlarında yüzde 25 indirim yapacağını duyurdu.

    Et ve Süt Kurumu, kuzu eti satışlarında indirim kampanyası başlattı.

     

    Et ve Süt Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, fiyatlarda yapılan indirimle kuzu etinin daha fazla tüketiciye ulaştırılması hedefleniyor. Kurum, kampanya ile koyun kuzu eti tüketiminde farkındalık oluşturmayı da amaçlıyor.

     

    İndirimli satışlar 5 Ağustos 2022 Cuma gününden itibaren başlayacak. İndirimli kuzu koyun eti kampanyasına göre, gövde kuzu 129,75 liradan yüzde 25 indirimle 98 liraya, Kuzu pirzola 181,50 liradan 137 liraya, kuzu gerdan 114,50 liradan 86 liraya satılacak.

     

    ESK, üreticiden koyun kuzu alımlarını arttırarak fiyatlarda istikrarı korumayı da hedefliyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İZBB işçileri verilen sözlerin tutulmasını istedi

    İZBB işçileri verilen sözlerin tutulmasını istedi


    İZMİR – İZBB önünde işe dönme talebiyle eylemde olan işçiler, bir kez daha polis engeliyle karşılaştı. İşçiler, dün kendilerine işe dönüş sözü verildiğini ancak yerine getirilmediğini söyledi. 

     

    İzmir Büyükşehir Belediyesi (İZBB) bünyesinde taşeron firmada çalışırken işlerinden çıkarılan evde sağlık ve bakım işçilerinin belediye önündeki eylemleri devam ediyor. Dün polislerin valilik yasağını gerekçe göstererek belediye önüne almadığı işçiler, Genel Sekreter Yardımcısı Barış Karcı’yla görüştü. Karcı’nın, 5 işçinin dışındaki tüm işçilerin işe başlayabileceğini söyledi. Fakat işçiler bunu kabul etmediklerini belirterek bugün yeniden belediye önünde buluştu. Ancak bir kez daha polis engeliyle karşılaşan işçiler, belediyenin bulunduğu sokakta eylemlerini sürdürüyor. Atılan tüm işçilerin geri alınmasını isteyen işçiler, mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. 

     

    ‘DİRENİŞİN SONUCUYLA BURAYA GELDİK’

     

    İşçilerden Sevgi Esen, “Tunç Beyle 22 Temmuz’da görüştük, bize yardımcı olacağını olumlu bir şekilde sonuçlanacağını ve kimsenin mağdur edilmeyeceği söyledi. Biz kadrolu, güvenceli bir şekilde işe alınmak istiyoruz ve bunu da görüşmelerde bildirdik. Günlerdir alkış, sloganlar ve kimi zaman halaylarla buradayız. Onun dışında herhangi bir şey yoktu. Ancak 8’inci günde çevik kuvvetle karşı karşıya geldik. Biz direnişimizle emeğimizle buraya kadar geldik. 8’inci günde bize olumlu bir haber geldi. Tunç Soyer başkanlığında bir toplantı gerçekleşti ve aranıp insan kaynaklarına çağrılacağımız temsilci avukatlarımızca bize iletildi. Bu telefon gelmezse biz direnmeye devam edeceğiz. Biz direnişimiz sonucuyla buraya geldik ve sonuca ulaşana kadar burada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

     

    ‘BİRLİKTE DİRENDİK’

     

    İşçilerden Melisa Esen de mücadeleleri boyunca hep birlikte direndiklerini, yan yana durarak tek olduklarını belirtti. Verdikleri emeklerin bu kadar kolay unutulmaması gerektiğini ifade eden Esen, “Burada direnerek haklarımızı almaya geldik. Dün bize ilişkin çalışmaların yapıldığı söylendi. Somut bir sonuç bekleyeceğiz. Direndik, birlikte hareket ettik, yılmadık. Somut anlamda da güzel sonuçlar almayı umuyoruz” dedi. 

     

    ‘MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ’

     

    İşçilerden Savaş Yanlı ise, İzmir’in 4 köşesine evde sağlık hizmet verdiklerini dile getirerek, şunları söyledi: “Beş yıldır kimsesizlere, yaşlılara kişisel bakım yapıyorduk. El ayak tırnaklarından, banyosuna kadar yaptırıyorduk. Fakat bizi aramaya bile gerek duymadan bir whatsapp mesajıyla işimize son verdiler. Biz 5 yıldır mücadele ettik. Bu şekilde olmaması, hakkımızın yememesi lazımdı. Biz hakkımızı alana kadar direneceğiz. 8’inci günde bize ‘aranacaksınız’ dediler. Ancak olumlu sonuç almasak, işimizi, hakkımızı alana kadar buralarda mücadele etmeye devam edeceğiz.” 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Babacan, krizi savaşa bağlayan iktidara seslendi: Rusya ve Ukrayna’da bile enflasyon bu kadar yüksek değil

    Babacan, krizi savaşa bağlayan iktidara seslendi: Rusya ve Ukrayna’da bile enflasyon bu kadar yüksek değil


    “Dünyada savaşlar da olsa rejimler bile yıkılsa, siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız”

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanlığı’na seslendiği mesajında, “Enflasyonun sebebi Ukrayna-Rusya savaşı falan değil, sizsiniz” dedi. Babacan, Ukrayna’daki enflasyonun yüzde 21,5; Rusya’daki enflasyonun yüzde 15,9, Türkiye’deki enflasyonun ise yüzde 79,6 olduğuna vurgu yaptı. 

     

    Twitter hesabından paylaşım yapan Babacan, iktidarın ekonomik krizi Ukrayna-Rusya savaşına bağlayan açıklamalarına yanıt verdi. 

     

    Arnavutköy İlçe Başkanlığı binasının açılışında yaptığı bir konuşmadan kesit paylaşan Babacan şu ifadeleri kullandı:

     

    “Ukrayna-Rusya savaşı varmış, onun için enflasyon yükseliyormuş. Ukrayna-Rusya savaşın içinde, onlarda bile bizim kadar enflasyon yok. 

     

    Yıl 2022, bu arkadaşınız ekonominin başına geçti. 2003’te Amerika, Irak’a savaş açtı, tamamını işgal etti. Biz 2003 yılında yüzde 29 olan enflasyonu yüzde 18’e indirdik. 

     

    Yıl 2004, Irak savaşı daha devam ediyordu, terör eylemleri olmaya başladı Türkiye’de. Biz enflasyonu yüzde 9’a indirdik. Bahane bulduk mu? Şurada burada savaş var dedik mi? Enflasyonu tek haneye indirdik, paradan da 6 sıfırı attık. 

     

    Gelelim 2011’e… Komşumuz Suriye’de iç savaş patladı. 2011’de enflasyon yüzde 4,9. 

     

    Gelelim 2014’e… Rusya, Kırım’ı ilhak etti. Enflasyon yüzde 8…

     

    Arkadaş, demek ki sen ekonomiyi doğru düzgün yönettiğinde, savaş olsa dahi terör olsa dahi enflasyon artmıyormuş. Dünyada savaşlar da olsa rejimler bile yıkılsa, siz ekonomiyi düzgün yönetin enflasyonu tek hanede tutarsınız.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomideki en büyük sorun enflasyon değil!

    Ekonomideki en büyük sorun enflasyon değil!


    HABER İNCELEME | YUSUF DERELİ  

    Türkiye ekonomisiyle ilgili çok önemli bazı veriler paylaşıldı bugün. Bunlardan ilki enflasyon rakamlarıydı. Enflasyonla tek başına mücadele eden(!) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), büyük bir başarıyla yıllık TÜFE’nin yüzde 80’in altında kalmasını sağladı! Diğeri ise dış ticaret verileriyle ilgiliydi. 7 aylık dış ticaret açığı 62 milyar dolara çıktı. Ve bütün bunların sonucunda Dolar/TL 18 TL zirvesi aştı. Ancak ekonomi tarafında en büyük sorun bunlar değil; daha büyük problemlerimiz var…

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyonla tam anlamıyla tek başına savaşıyor! Milimetrik hesaplamalar yaparak Temmuz ayında da yıllık enflasyonun yüzde 80’in altında kalmasını sağladı!

    ÜÇ KURUM ARASINDA UÇURUM VAR!

    • TÜİK’in son açıkladığı verilere göre temmuz ayı enflasyonu yüzde 2,37. Yıllık enflasyon yüzde 79,60!
    • İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verilerine göre ise aylık enflasyon yüzde 4,09, yıllık enflasyon yüzde 99,11.
    • Bağımsız Enflasyonu Araştırma Grubu (ENAG) ise temmuz enflasyonunu 5,03, yıllık enflasyonu ise yüzde 176 olarak açıkladı.

    Üç ayrı kurum, üç ayrı rakam…

    Halkın hissettiği enflasyonun TÜİK’in açıkladığı enflasyonla uzaktan yakından alakası yok. Gıda başta olmak üzere neredeyse her ürünün yüzde 100’ün üzerinde zamlandığı bir ortamda yıllık enflasyon nasıl yüzde 79,6 olabilir? Hissedilen enflasyon, pazar ve market raflarındaki etiketler ENAG’ın açıkladığı oranın çok daha doğru olduğunu gösteriyor.

    DIŞ TİCARET AÇIĞI 62 MİLYAR DOLARA ÇIKTI

    Bugün açıklanan önemli verilerden biri de dış ticaret açığıydı. Ocak-Temmuz döneminde ihracat yıllık yüzde 19,1 artışla 144,4 milyar dolar, ithalat da yüzde 40,7 artarak 206,4 milyar dolara ulaştı. İlk 7 ayda dış ticaret açığı yıllık yüzde 143 artarak 62 milyar dolar oldu. Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un açıklamasına göre sadece Temmuz ayı dış ticaret açığı 10,6 milyar dolar! Muş, ‘ihracat’ rakamlarının hedefler doğrultusunda gittiğini anlatıyor. İthalat kısmını ağzına bile almıyor.

    Neden? 

    DOLAR YENİDEN 18 TL’NİN ÜZERİNDE

    Önce enflasyon verileri ve ardından dış ticaret rakamlarının açıklanması dolar/TL’yi de zıplattı. Bir kaç haftadır 17,90-17,95 bandında seyreden dolar bugün öğleden sonra kısa süreli de olsa 18 TL’nin üzerine tırmanarak 18,05’i gördü. Yıl başından bu yana dolar kuru, TL karşısında yüzde 35 değer kazandı.

    LİYAKATSİZ YÖNETİM, ENFLASYONDAN DAHA BÜYÜK BİR SORUN

    Yüksek enflasyon, artan dış ticaret açığı, büyüyen cari açık, her geçen gün daha da değersiz hale gelen Türk Lirası; kısacası eriyen gelir seviyesine bağlı olarak yaşanan korkunç hayat pahalılığı. Çok önemli bir sorun ancak Türkiye’nin bundan daha önemli bir sorunu var; liyakatsizlik…

    Erdoğan rejimi temsilcileri sorunun varlığı bile kabul etmiyor. Onlara göre atılan her adım doğru, sorun küresel… Sorunlarla yüzleşmek ve kalıcı çözümler üretmek yerine üzeri örtülüyor. Enflasyon rakamı yüzde 80’in üzerinde açıklanmasın diye gösterilen çabanın yarısı, enflasyonla mücadele için harcanmıyor.

    MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, sanayicilerin, “Ucuz kredi bulamıyoruz. Bankalar yüzde 50’yle ticari kredi veriyor.” serzenişine, “Alma abi alma.” diye cevap veriyor. Sanayici uygun kredi bulamazsa çarkları nasıl döndürecek?

    BANKALARIN KARI 4’E KATLANDI

    Sanayicilerin isyanının sebebi son BDDK verileriyle daha net ortaya çıktı. BDDK’nın verilerine göre sektörün yılın ilk altı ayında elde ettiği net kar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaşmış. 2021’de ilk altı ayda bankaların toplam karı 33,8 milyar TL seviyesindeydi. MB’nın yüzde 14’le fonladığı bankalar, yüzde 40-50 ile sanayiciye kredi veriyor. Sonuç ortada; kar oranları 4’e katlanmış!

    Bunun sorumlusu kim?

    Şahap Kavcıoğlu, “Stok yapmayın. Dolar almayın.” diyerek sanayiciye kızıyor. İyi de o adam neden stok yapıyor, neden dolar alıyor sorusuna cevap aramıyor… O sanayiciler, yüksek enflasyon nedeniyle parasının değerini korumak için stok yapıyor olmasın! O insanları TL’den Dolar’a yönlendiren ya da stok yapmasına neden olan şeyler neler?

    • Sebeplerle uğraşmak yerine sonuçlarla kavga etmeyi tercih ediyor rejim… 

    Velhasıl; sorunu enflasyon ya da TL’nin değer kaybı olarak görmemek lazım. Sorun çok daha büyük ve derin. Türkiye’nin çok ciddi bir liyakatsizlik, basiretsizlik, cehalet sorunu var ve ne yazık ki bu sorunun kısa vadede çözümü de yok!

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İçtaş, fesih kararını Londra’da tahkime götürüyor | Rosatom Akkuyu için 6,1 milyar dolar arıyor

    İçtaş, fesih kararını Londra’da tahkime götürüyor | Rosatom Akkuyu için 6,1 milyar dolar arıyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Konutlarda fiyat artışı yıllık yüzde 182, İstanbul’da ortalama konut fiyatı 2 milyon 593 bin olacak!

    Konutlarda fiyat artışı yıllık yüzde 182, İstanbul’da ortalama konut fiyatı 2 milyon 593 bin olacak!


    Türkiye genelinde haziran ayı sonu itibarı ile konut satış fiyatlarında yıllık değer artışı yüzde 182 seviyesinde gerçekleşirken, ortalama konut metrekare satış fiyatı 9 bin 979 TL’ye çıktı.

    Ancak fiyat artışlarının ay bazında mayısta yüzde 14,7 ile zirveyi gördüğü, bundan sonraki dönemde artışların tek haneye geleceği belirtilirken, ikinci yarıda toplam artışın yüzde 18,7 olacağı öngörülüyor.

     

    Yavaşlamada konut kredilerine gelen sınırlamayla birlikte alıcı kitlesinin daralması, piyasada dolaşmaya başlayan fiyatların zirve yaptığı ve bundan sonra artık daha fazla artmayacağı söylentilerinin yanı sıra sektöre yönelik yeni düzenleme olacağı endişelerinin de etkili olduğu kaydediliyor.

     

    “Anlık, günlük değişen fiyatlar olmayacak”

     

    Dünya gazetesinin haberine göre; TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, önümüzdeki süreçte düşüş değil ancak fiyat artış hızında bir yavaşlama beklediklerini kaydederek, “Artış hızında yavaşlama mutlaka olacak. Merkez Bankası verilerine göre fiyatlar mayısta yüzde 14 arttı. Ancak bu sürdürülebilir değil. BDDK, sıkılaşma politikası ile kredi verilmesini zorlaştırıldı. Temmuzda öyle günlük, haftalık değişen konut fiyatları görmedik fakat geri gelen fiyatlar da olmadı” dedi.

     

    Alıcı sayısı azaldı

     

    Artık konut fiyatlarında pazarlık payı da oluşmaya başladığına vurgu yapan Maya, “Çünkü alıcı sayısı azaldı. Kredi oranı yüzde 60’a çıktı. Konut alabilmek için yüzde 40 nakit paranız olması gerekiyor. Kredili alımlar eskisi gibi canlı değil. Bu da artış hızını kesti. Önümüzdeki süreçte 3 aylık, sonrasında ise 6 aylık süreçlerle fiyatlarda değişim olacak” diye konuştu.

     

    “Artış yıl sonuna kadar yüzde 18,7 olur”

     

    Endeksa Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Görkem Öğüt de “Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 9 bin 979 TL, ortalama konut fiyatı 1 milyon 317 bin 228 TL ve konut yatırımının geri dönüş süresi 17 yıl oldu. Fiyat artışlarını ay bazında incelediğimizde mayısta yüzde 14,7 ile zirvenin görüldüğünü, sonrasında artış oranlarının düşüş eğilimine girdiğini görüyoruz. Yani konut fiyatlarında artış devam etmesine rağmen, artış hızı yavaşlıyor” diye konuştu.

     

    Ay bazında artış oranlarının önümüzdeki dönemde çift haneli sayılardan tek haneli rakamlara düşeceğini öngördüklerini kaydeden Ögüt, “Türkiye genelini ele alırsak Haziran’da 9 bin 979 TL olan ortalama konut metrekare satış fiyatı aralık sonu itibariyle 11 bin 853 TL’ye seviyesine ulaşacak. 1 milyon 317 bin 228 TL olan ortalama konut fiyatı da 1 milyon 552 bin 743 TL’ye çıkacak. Endeksa verilerine göre Türkiye geneli için 2022 sonuna kadar yüzde 18,7’lik bir artış öngörüyoruz” dedi.

     

    İstanbul’da ortalama konut fiyatı 2 milyon 593 bin olacak

     

    Görkem Öğüt, haziran sonu itibarıyla İstanbul’da 17 bin 497 TL olan ortalama konut metrekare satış fiyatının aralık sonunda 22 bin 360 TL’ye, 2 milyon 99 bin TL olan ortalama konut fiyatının 2 milyon 593 bin TL seviyesine ulaşacağını söyledi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kuzu etinde yüzde 25 indirim

    Kuzu etinde yüzde 25 indirim


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Beş soruda sosyal konut nasıl olmalı?

    Beş soruda sosyal konut nasıl olmalı?


    Hükümet konut krizine çareyi sosyal konut üretiminde arıyor. Uzmanlar ise sosyal konut üretiminde yapılacak hataların uzun vadede yeni sorunları doğuracağını belirtiyor.

    Hükümet durdurulamayan konut krizine çareyi sosyal konut projesinde arıyor. Hem kiralık hem de satılık konut fiyatlarındaki artışın engellenemediği bu dönemde gayrimenkul piyasası uzmanlarının hepsi çözüm olarak sosyal konut sisteminin altını çizmişti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da atılacak adımlarla beraber kirada da konut fiyatlarında da gerileme olacağını belirterek, “İnşallah vatandaşımızı her işte olduğu gibi konut işinde de aç ve açıkta bırakmayacağız” dedi.

    Hazırlanan sosyal konut projesinin detaylarının önümüzdeki ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanması bekleniyor. Üzerinde durulan plana göre ilk etapta 81 ilde yaklaşık 150 bin sosyal konutun inşa edilmesi ön görülüyor. Bu konutlar kura ile sahiplerini bulacak ve 20 yıllık vadeler ile satılacak. Konutlar lüks donatılara sahip olmayacak ve fiyatı düşük tutulmaya çalışılacak. Konutların satışında şehit yakınları ve gaziler ile ilk kez evlenen gençler öncelikli olacak.

     

    Peki sosyal konut projeleri nasıl olmalı?

     

    DW Türkçe’ye konuşan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, sosyal konutu “Tanım olarak bakıldığında sosyal konut, kamu desteğinin kullanıldığı; fiyatların ya da kiraların belirlenmesinde kâr payının baskın olmadığı; yoksul veya dar gelirli ailelerin barınma gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde standartlaştırılmış, en az boyut ve nitelikte sağlığa elverişli, ucuz halk konutlarıdır” şeklinde tarif ediyor.

     

    Yıllardır Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından bunun örneklerinin inşa edildiğini ifade eden Hepşen, bugünkü konut satış fiyatlarının ve kira değerlerinin hane halkı gelirlerinin çok üzerinde olduğunu vurgularken konutta finansal açıdan erişilebilirlik sorununun ortaya çıktığını söylüyor.

     

    Hepşen, bu anlamda erişilebilir konutların aylık taksitlerinin ya da kira değerinin hane halkının yüzde 30’unu aşmaması gerektiğini dile getiriyor.

     

    Sosyal konut kiralık mı olmalı satılık mı?

     

    EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı da DW Türkçe’ye Türkiye’nin geçmişte de benzer sorunları yaşadığını söylüyor. Özellikle sosyal konut projelerinin satılık olarak planlandığına dikkat çeken Yazıcı, bu durumun büyük bir hata olduğunu belirtiyor.

     

    Sosyal konutların kiralık olarak üretilmediği sürece Türkiye’nin uzun dönemde benzer sorunları tekrar yaşayacağını belirten Yazıcı, “İmar ve İskân Bakanlığı’nın 1960’lardaki raporunda biz arsa üretiminde de konut üretiminde de benzer sorunların altını çizdiğini görüyoruz. Aradan 60 yıl geçmiş biz hala aynı sorunları tartışıyoruz. O dönemde de benzer projeler yürütülmüş. Peki sonra ne oluyor? Üretilen ve satılan bu konutlar şehir merkezinde kalıyor ve bir ranta dönüşüyor. Sosyal konutun kesinlikle satılmaması lazım. Kiralanması gerekiyor ve öyle bir model oluşturulması lazım ki kiracı ölürse eşi kullanmaya devam etmeli. Eğer 18 yaşından büyük çocukları varsa ve ölürse onların orayı tahliye etmesi lazım. Aynı konuta ulaşamayan dar gelirlinin ne suçu var?” diyor.

     

    Yazıcı, sosyal konutların kiralama sistemi ile devreye alınması gerektiğini vurgularken ayrıca bu konutları belli bir süre kullanan kişilerin daha sonra memleketine dönmesi gerektiğini ve şehirler üzerindeki yüklerin böylece azaltılabileceğini anlatıyor.

     

    Sosyal konutlar fiyatları düşürür mü?

     

    TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya, DW Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede sosyal konut projesinin piyasa üzerinde olumlu bir etki yaratacağını belirtiyor. Ancak Makbule Yönel Maya’ya göre bu süreç hemen gerçekleşmeyecek.

     

    Burada en az iki yıllık bir inşaat sürecinin olacağını anlatan Maya, “Bu projeler salgın döneminde azalan arzın yükselmesine ve kira fiyatlarındaki artış hızının azalmasında kısmen etkili olacaktır. Ancak bugün inşaatlar başlasa bu konutların teslim süresi 2 yılı bulacaktır. O yüzden ilk etkileri bu süre sonunda görmeye başlayabiliriz. Gerçek ve hissedilebilir etkileri ise daha uzun sürede göreceğimizi düşünüyorum” diyor.

     

    Emlak piyasasında az da olsa bir umut olduğunu ifade eden EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı da bu konuda en az 3 ila 5 yıllık bir sürenin gerektiğini düşünüyor.

     

    Sosyal konut finansmanı nasıl olmalı?

     

    İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen’e göre doğru bir finansman modeli kurulmazsa faizlerin düşürülmesi ya da vadelerin uzatılması pek bir anlam ifade etmiyor.

     

    Özellikle alt ve orta gelir grubunun bu anlamda çok zorlandığını belirten Hepşen, şöyle devam ediyor:

     

    “Hane halkının gelir yapısı ve gelirden uzun vadeli borçlanma ya da kira için ayırabilecekleri bütçe dikkate alındığında, finansal erişilebilirlik için ya mevzuat ve vergi düzenlemeleri yaparak fiyat ve kira artışlarını baskılamak (bu çözüm kolay değil) ya maliyetleri azaltabilmek için çözümler üretmek (enflasyonist ortam ve üretim girdi unsurlarının dışa bağımlılığı dikkate alındığında bu çözüm de zor) ya da kamu-özel sektör iş birliği kapsamında üretimi ve finansmanı kolaylaştırıcı modeller sunarak hane halkının gelirine uygun, finansal açıdan erişilebilir konutlar inşa etmek gerekecektir.”

     

    Birleşik Krallık örneği

     

    Farklı ülke piyasalarında soruna çözüm anlamında zaman içerisinde farklı uygulamaların dikkate alındığını hatırlatan Hepşen, Berlin’de bir dönem kira değerine göre bölge rayiç bedellerinde üst sınırının getirilmesinin düşünüldüğünü, Kanada’da yabancıya mülk satışının askıya alındığını, Birleşik Krallık’ta ise mevcut kira değerinin yüzde 20 altında piyasaya sunulan “Erişilebilir Kiralık Konut (Affordable Housing for Rent)” sisteminin olduğunu anlatıyor.

     

    Bu anlamda Birleşik Krallık modelinin önemli olduğuna değinen Hepşen, “Ülkemizdeki dar ve orta gelirli vatandaşların mülk edinimlerini sağlayabilmek için kamunun kendisinin geliştireceği projelerin yanı sıra, özellikle Birleşik Krallık’taki uygulamaya benzer bir modelin mutlaka düşünülmesi gerektiğini ifade etmek gerek” diyor.

     

    Uzmanlar üretilecek sosyal konutlarda lüks donatıların olmaması gerektiğini, üretim süreçlerinde de devletin iyi bir denetim mekanizması ile etkin gücünü göstermesi gerektiğini ifade ediyor.

     

    Sosyal konut projelerinin yanında hangi adımlar atılmalı?

     

    EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı’ya göre bu dönemde kentsel dönüşüm projelerine önem vermek ve yeni arsa üretimini doğru şekilde hızlandırmak oldukça önemli. Yazıcı, fiyat belirsizliğinin arttığı ve güvenin azaldığı ortamda kentsel dönüşümün emlak piyasasında en güçlü uygulamaların başında olduğunu belirtiyor.

     

    İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen ise imar güvencesini oluşturmanın, yeşil binalara teşvik vermenin, eskiyen yapı stokunu yenilemenin, şehir merkezinde kentsel dönüşüm uygulamalarının hızlandırılmasının, yeni arsa üretiminin artmasının ve şehrin dışında kalan bölgeler ile ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesinin oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

     

    KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE – EMRE ESER


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***