Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Ekonomistlere göre Avrupa’nın resesyona girme ihtimali yüzde 60

    Ekonomistlere göre Avrupa’nın resesyona girme ihtimali yüzde 60


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İşçilerden işverene çağrı: Sendikayla uzlaşın

    İşçilerden işverene çağrı: Sendikayla uzlaşın


    KOCAELİ – Petrol-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan Conta Elastik Ürünleri Fabrikası işçileri, “tek derdimiz ekmek davası” diyerek işverene sendikalarıyla uzlaşma çağrısında bulundu. 

     

    Uluslararası Petrol İş Sendikası’na (IFPW) bağlı Petrol-İş Sendikası’na üye olan Conta Elastik Ürünleri Fabrikası’nda çalışan 3 işçi, sendikalı oldukları için işten atıldı. 3 işçi, Kocaeli Gebze ilçesinde bulunan Tembelova Fabrikası önünde 13 gündür kurdukları çadırda eylemde. Günde 12 saat ağır koşullar altında çalışan işçiler, asgari ücretle hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Her geçen gün derinleşen ekonomik krizle birlikte hayatlarını idame ettirmekte zorlanan işçiler, asgari ücretle geçinemedikleri için ücretlerinin dönemin şartlarına göre zamlanmasını ve yasal hakları olan sendikal haklarının tanınmasını istiyor.

     

    Sendikal hakları ve ücretlerinin iyileştirilmesi için eylemde olan Sezgin Durmaz ve Enver Kaplan yaşadıkları sorunları anlattı.

     

    İŞVEREN KAPIYI GÖSTERDİ

     

    Sezgin Durmaz, ekonomik kriz karşısında her geçen gün alım güçlerinin düştüğünü ve gelinen süreçte artık geçinemediklerini aktararak, “Her yıl evimize giren ekmek sayısı azalıyor. İşveren kar ederken biz devamlı zarar ediyoruz. Yeni zamlarla maaşım 5 bin 400 TL oldu. Maaşımızı yüksek göstermeye çalışıyorlar ama piyasaya göre maaşımız çok düşük. Bizde bunun düşük olduğunu kendilerine belirttik” şeklinde konuştu. Düşük maaşlarının yükseltilmesi için işverenle görüştüklerini fakat işverenin kendilerine “İsteyen çalışabilir, isteyen çalışmaz koşullar bu” diyerek kapıyı gösterdiğini aktaran Durmaz, “Bunu yaptıkları zaman bizde sendikayla hakkımızı aradık. Sendika, anayasal bir hak ve bizde Petrol-İş Sendikası’na başvurduk. Yetki bize geçti. Bunun üzerine 3 arkadaş conta bölümünden işten atıldık” diye belirtti. 

     

    MOBBİNG DEVAM ETTİ 

     

    İşverenin sendikayla uzlaşmasını ve atılan işçilerin geri alınmasını talebinde bulunan Durmaz, 2 yıl önce de çalışma sırasında yaşanan kazadan dolayı parmağının koptuğunu söyledi. Durmaz, “Parmağım koptuktan sonra fabrikada baskı daha çok arttı. Devamlı yerimi değiştirdiler. Beni bezdirme politikasına kadar götürdüler. Ve içeride çok büyük bir psikolojik baskı var. Maaş düşük bize mobbing uygulamaya çalışıyorlar. Ekmeğimizi işimizi Petrol-İş Sendikası’na teslim ettik. Haklarımızı savunuyorlar” diye belirtti. 

     

    İki çocuğunun olduğunu söyleyen Durmaz, “Evim kira ve iki çocuğum da okula gidiyor. Bir ay sonra okullar açılacak. Arkadaşımın da iki tane çocuğu var. Çocuğunun biri lösemi tedavisi görüyor. O da şuanda çok zor durumda biz de aynı şekilde çok zor durumdayız” ifadelerini kullandı. 

     

    ‘SENDİKAYLA UZLAŞIN’ ÇAĞRISI 

     

    Haklarını alana ve atılan işçiler işe geri alınana kadar direnişlerini sürdüreceklerini vurgulayan Durmaz, “Çünkü bizim burada bir emeğimiz var. İşverene çağrıda bulunuyoruz; Sendikayla uzlaşın. İçerideki arkadaşlar da sendika istiyor. İçeride 5 bölüm var, 3 bölüm de yetki gitti” diye aktardı. 

     

    ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA 

     

    Bir diğer işten atılan işçi Enver Kaplan da, anayasal hak olan sendikal hakkın işveren tarafından tanınmadığını ifade etti. Kaplan, ücretlerinin artık patronların iki dudağı arasında sıkışıp kalmasını istemediklerini belirterek “Bundan dolayı biz de burada direnişimize başladık” dedi. Aldıkları maaşların çok düşük olduğunu belirten Kaplan, “Net aldığımız maaşlar çok düştü. Asgari ücretin altında maaş aldık. Zam talebimizi işverene söyledik, bize 2022 zammını devlet yüzde 30 açıklarken yüzde 20 verdi. Bize, ‘ben yüzde 12 buçuk geri alacağım’ diyor.  Şuanda yüzde 7 buçuk zam veriyor. Bizi bunu kabul etmeye zorluyor. Biz de bunu kabul etmeyeceğimizi belirttik. Ve sendikaya üye olduk” diye aktardı. 

     

    ‘TEK DERT EKMEK DAVASI’

     

    Ailesinin ihtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorunda olduğunu söyleyen Kaplan, “Evde bir tek ben çalışıyorum. Mesaiye kalmak zorunda kalıyorum. Aylık 7 bin 8 bin ödemem var. Mesaiye kalmazsam o ay ihtiyaçları alamıyorum. Bunun için mesaiye kalıyorum.  Artık sosyal yaşam bitti. 12 saat çalışıyorsun evine çocuğuna vakit ayırmaya çalışıyorsun, daha sonra tekrar işe geliyorsun. Artık bir kısır döngüye girdik. Gezemiyorsun, tek derdin ekmek davası oluyor. Tek derdin aileni kimseye muhtaç etmemek olmuş. Bu devirde bu maaşlarla ilerleyemiyoruz” diye belirtti. 

     

    ‘BÖLÜNMEYELİM ÖRGÜTLENELİM’

     

    Ağır iş koşullarından dolayı bel fıtığı olduğunu kaydeden Kaplan,“Bütün işçi arkadaşlarıma sesleniyorum; Arkadaşlar korkmayın, cesaretli olun örgütlenin. Sendika bizim anayasal hakkımız. Bu yüzden siz korkarsanız yanınızdaki de korkar ve dağılır. Bölünmeyelim örgütlenelim” diye seslendi. 

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: Yurttaşın yüzde 73’ü doğalgaz ve elektrik faturasını ödemekte zorlanacağını düşünüyor

    Araştırma: Yurttaşın yüzde 73’ü doğalgaz ve elektrik faturasını ödemekte zorlanacağını düşünüyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taşeron belediye işçileri: Haklarımızı istiyoruz

    Taşeron belediye işçileri: Haklarımızı istiyoruz


    İSTANBUL – Kadrolu işçilerle aynı haklardan yararlanamadıklarını söyleyen TABİB’ten Tekin Şahin, “Gerçek kadrolu istihdam ve tüm sendikalarda gerçek temsil, eşit temsil haklarımızı istiyoruz” dedi.

    Türkiye’de tüm belediyelerde kadrosuz çalıştırılan belediye şirket işçilerinin örgütlenmesi olan Taşaron Belediye İşçileri Birliği (TABİB), “Tahammülümüz kalmadı, geçinemiyoruz” diyerek Beşiktaş İskele Meydanı’nda açıklama yaptı. “Güvencesizlik köleliktir. Kadro istiyoruz”, “Emeğimiz bizimdir. Patrona köle, sermayeye kul, ülkeye taşeron olmayacağız. Güvenceli çalışma istiyoruz”, “Tahammülümüz kalmadı, geçinemiyoruz” ve “450 bin yürek tek soru; Kadro nerede?” pankartlarının açıldığı açıklamaya çok sayıda taşeron belediye işçisinin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm katıldı. Açıklamada sık sık, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz”, “İşçiler birlikte güçlü” ve “Taşeron çalışma kaldırılsın” sloganları atıldı.

    Açıklamayı işçiler adına TABİB’nden Tekin Şahin okudu. 2017’de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Emek Büroları tarafından düzenlenen Taşeron İşçilik Çalıştayı’nda, taşeronluğun çalışma yaşamını kuralsızlaştıran modern bir kölelik düzeni oluğunun kabul edildiğini hatırlatan Şahin, “Bu süre zarfında taşeron işçiler olarak örgütlenmemiz ve Toplu İş Sözleşmesi yapmamızın yolu açılmış olsa da kadrolu işçilerin yararlandığı haklardan hâlâ yararlanamıyoruz” dedi. 

    Şahin, 2018’de taşeronluğun biteceği konusunda vaat aldıklarını ve 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile belediye işçi kadrolarına geçirilmeyi beklerken, kazanılmış haklarının da “gasp” edilmesiyle ağır mağduriyet yaşadıklarını söyledi.

    ‘BOYUN EĞMEYİ REDDEDİYORUZ’

    Yüz binlerce işçinin kadrosuz çalıştırıldığını belirten Şahin, “Çoğu zaman kadrolu çalışanlardan daha ağır işler yaptığımız halde çok daha az kazanıyor, aynı haklardan yararlanamıyoruz. Bunun adı, işçiyi bölmektir. Birleşik bir emek cephesi olarak bizim buna itirazımız var. Şahsi çıkarlarını işçi sınıfının çıkarlarına üstün tutan ve çürümüş koltuklarında işçi aidatlarıyla semiren fakat greve çıktığımızda grev fonu yok demekten utanmayan, işçinin üç katı maaş alan sendikacılara itirazımız var. Kendi teşkilatı, kendi partisinin şube yönetimini ele geçirip kendi küçük iktidar alanını kurmaktan başka vizyonu olmayan, o küçücük iktidarı korumak için de aslan kesilen, ses çıkarıp itiraz eden temsilcileri tasfiye edip yerine kayyım atamaktan çekinmeyen sendika yöneticilerine boyun eğmeyi reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ‘TAHAMÜLÜMÜZ KALMADI’

    Çoğulcu işçi demokrasisinden yana olduklarının altını çizen Şahin, konuşmasına şu sözlerle sürdürdü: “Seçimden seçime oy kullanmak değil, işyeri komiteleri vasıtasıyla tüm aşamalarda eşit söz ve karar hakkına sahip olmak istiyoruz. Kapitalizm-patriyarka ittifakından, her alanda ayrımcılıktan beslenen emek sömürüsüne tahammülümüz kalmadı. Köhne sendika tüzüklerini değiştireceğiz. Kapalı kapılar ardında, işçinin onay vermediği toplu iş sözleşmeleri imzalanmasına izin vermeyeceğiz. Toplu İş Sözleşmesi müzakerelerinin herkese açık yapılmasını ve canlı yayınlanmasını istiyoruz. İşçi sınıfından saklayacak bir şeyi olan kimse o masaya oturmayacak. Sendikaların itibarını lekeleyen, eleştiri hakkını kullanan işçiler değil, şeffaflıktan uzak sendikaların, işçisi hesap sorduğunda hesap verememesidir. Kimse hesap vermediği, veremediği için bu ekonomik krizin faturasını biz ödemeyeceğiz. Her geçen gün ağırlaşan yoksulluk, dayatılan adaletsiz istihdam koşullarını daha da net ortaya çıkardı. Bıçak kemiğe dayandı. Geçinemiyoruz ve tahammülümüz kalmadı.”

    TALEPLER

    Taşeron işçilere kadronun istihdam edilmesini isteyen Şahin, bu uygulamanın özel sektörde de emsal teşkil etmesi gerektiğini ifade etti. Şahin, “Kamu hizmeti piyasanın işleyişine terk edilemez. Taleplerimiz net. İnsanca yaşama ve çalışma koşullarına sahip olmak istiyoruz ve bunu ayrımsız, kayıtsız, şartsız her işçi için istiyoruz. Haftalık 40 saat çalışma, 52 günlük tediye, 6 ayda bir güncellenecek gerçek enflasyon oranında zam, zorunlu emekliliğin kaldırılması, gerçek kadrolu istihdam ve tüm sendikalarda gerçek temsil, eşit temsil haklarımızı istiyoruz” diyerek taleplerini sıraladı. 

    ‘HEP BİRLİKTE SES ÇIKARMA ZAMANI’

    Ardından söz alan ve konuşmasına işçilerin direnişini selamlayarak başlayan HDP’li Züleyha Gülüm, ülkenin patronlar için cennet, işçiler için cehenneme dönüştürüldüğünü dile getirdi. Gülüm, “İş güvencesi, iş sağlığı diye bir şey kalmadı. İşçi arkadaşlarımız iş cinayetlerinde ölüyor, hiç bir şey olmamış gibi yaşanmaya devam ediliyor. Bunlar bir cinayet kaza falan değil. Hep birlikte ses çıkarma zamanı. Belediye işçisi arkadaşlarımız da aynı sömürü düzeninin kurbanlarından. Yıllarca kandırdılar, ‘kadro veriyoruz’ dediler. Ne oldu? Yalan çıktı. Altından belediye şirketleri çıktı. Belediye bir şirket nasıl kurar? Şirket mantığıyla nasıl yönetir?” diyerek iktidarın sömürü düzenini yaygınlaştırmak istediğini ifade etti.

    Açıklama, söz alan işçilerin dertlerini ve taleplerini dile getirmesiyle alkış ve sloganların ardından son buldu.

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Direnen inşaat işçileri haklarını kazandı

    Direnen inşaat işçileri haklarını kazandı


    İSTANBUL – YDA Group bağlı Finans Merkezi Şantiyesi’nde gasp edilen haklarını geri almak için 6 gündür eylemde olan işçilerin direnişi sonuç verdi.

    İstanbul’un Ataşehir ilçesinde YDA Group bağlı Finans Merkezi Şantiyesi’nde gasp edilen haklarını geri almak için 6 gündür eylem yapan inşaat işçilerinin direnişi sonuç verdi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikaları (DEV-YAPI-İŞ), resmi sanal medya hesabı olan Twitter’da yaptığı paylaşımla YDA Group yetkililerinin kendileriyle iletişime geçerek işçilerin tüm taleplerinin karşılandığını duyurdu.

    ‘DİRENDİK KAZANDIK’

    Yapılan paylaşımda şu ifadeler yer aldı: “Direndik kazandık… YDA Group yetkilileri sendika temsilcilerimiz ile iletişime geçerek üyelerimizin tüm taleplerini kabul ettiklerini ilettiler. Yarın arabulucu imzaları atılacak. Gelişmelerden kaynaklı yarın Emlak Konut önünde gerçekleştireceğimiz eylemimiz iptal edilmiştir.”

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İnşaat işçileri Boğaziçi Köprü’sünü trafiğe kapattı

    İnşaat işçileri Boğaziçi Köprü’sünü trafiğe kapattı


    İSTANBUL – YDA Group bağlı Finans Merkezi Şantiyesi’nde hakları gasp edilen işçiler, Boğaziçi köprüsünü trafiğe kapatarak, “Haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” açıklaması yaptı. 

     

    İstanbul’un Ataşehir ilçesinde YDA Group bağlı Finans Merkezi Şantiyesi’nde gasp edilen haklarını geri almak için 6 gündür eylem yapan inşaat işçileri, eylemlerini Boğaziçi (15 Temmuz) Köprüsü’nde sürdürdü.  İşçiler, “Emlak Konut ve YDA Group haklarımızı gasp etti” pankartını taşıyarak, “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla köprüyü trafiğe kapattı. 

     

    ‘HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

     

    Köprü üzerinde yolu kapatan işçiler, “Emlak Konut YDA haklarımızı gasp etti. Biz yasal haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Bütün haklarımızı alana kadar direneceğiz. Emlak Konut YDA iyi bilsin, istediğiniz kadar yasaklayın, istediğiniz kadar paralarımızı ödemeyin, haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

     

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Şenol Babuşcu açıkladı: Türkiye’ye hangi ülkelerden kaç para geldi?

    Prof. Dr. Şenol Babuşcu açıkladı: Türkiye’ye hangi ülkelerden kaç para geldi?


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomist Yeşilada: ‘Finans satrancı’ oynanıyor; KKM çok hızlı çözülür

    Ekonomist Yeşilada: ‘Finans satrancı’ oynanıyor; KKM çok hızlı çözülür


    Ekonomist Atilla Yeşilada, “Kapsamlı bir istikrar paketi açılmadığı sürece Rusya ya da Suudi Arabistan’dan milyar dolarlar gelse bile ancak enflasyonu patlatmaya yarar” dedi.

    İstanbul Analytics’ten ekonomist Atilla Yeşilada, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir ‘finans satrancı’ oynandığını, hükümetin TL’nin değerini korumak için kullandığı başlıca uygulamalardan kur korumalı mevduatın (KKM) seçimlere doğru marttan itibaren çok hızlı çözüleceğini öngördü.

     

    Yeşilada’ya göre, CHP lideri söylemleriyle Erdoğan’a “Aldığın kararların faturasını seçimden sonra benim kazanacağım döneme atamazsın, kendi döneminde sonuçlarıyla yüzleş” diyor.

     

    AKP hükümeti, para politikasında attığı hatalı adımlar yüzünden dolar/TL’nin 18’i aşarak tarihi seviyesine çıkmasının ardından 20 Aralık 2021’de ‘dolarizasyonu kırmak‘ adına kur korumalı mevduatı (KKM) devreye almıştı. Bunda döviz kurundaki artış mevduat sahiplerine ödenen faizi aşarsa üstü Hazine’den veya Merkez Bankası’ndan, yani cebimizden tamamlanıyor.

     

     

    Gelecek seçimlerde muhalefetin adayı olarak ismi en çok dillendirilen Kılıçdaroğlu’ysa geçen haftaki bir konuşmasında, “Ülke ekonomisine yerleştirilmiş atom bombası” diye niteleyerek, “Bir avuç kişiye sesleniyorum: Bizim iktidarımızda sadece ve sadece faizi alacaklar. Öyle döviz garantisi falan yok” demişti.

     

    Buna hükümetten tepkiler gecikmemişti, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati bu çıkışı ‘vatanseverlikten uzak’ bulmuştu.

     

    ‘Seçim kazandırmaz’

     

    Youtube’daki bir programda konuşan ekonomist Yeşilada, Rusya ve Körfez ülkelerinden Türkiye’ye belli bir kaynak aktarılacağına dair haberleri de değerlendirdi.

     

    Yeşilada şunları kaydetti: “Diyelim ki Rusya’dan 50 milyar dolar geldi. Bu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a seçim kazandırır mı? Kazandırmaz. Tek oy bile getirmez. Yüzde 80 enflasyon üretiyoruz; para geldi, harcamaları iki misline çıkardın, ne olur enflasyon? Yüzde 160’a çıkar. Türkiye’de harcamalar cari açığa sıçradığı için (Rusya Devlet Başkanı) Putin’in verdiği paranın büyük bölümü cari açığı finanse etmeye gider. Ayrıca gelecek paranın büyük bölümü iktidara yakın isimlere gider.”

     

    Bundan sonra TL’nin değer kazanmasının AKP’ye oy kazandırmayacağını düşünen Yeşilada, “Türkiye’de halkın derdi işsizlik, yoksulluk. Bunları TL değer kazansa da çözemiyorsun. TL’nin değer kazanması da bundan sonra harcamalar tarafından enflasyonu körükleyecek bir etki yapacaktır” dedi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fındık üreticilerinden eylem çağrısı

    Fındık üreticilerinden eylem çağrısı


    İZMİR – Tüm Köy Sen Ordu Şubesi Başkanı Zekayi Sağra, bu yıl da maliyetin altında piyasa oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, üreticilere “Tepkimizi bahçelerden yükseltmeye başlayalım” çağrısı yaptı.

     

    Tüm Köy Sen (TMO) Ordu Şubesi Başkanı Zekayi Sağra, serbest piyasa alıcılarının tarım gıda şirketlerinin fındık alım fiyatını 43-45 TL olarak açıklayacağı söylentileri üzerine açıklama yaptı. Sağra, üreticilerden tepkilerini bahçelerden yükseltmelerini istedi. 

     

    ‘KABUL ETMİYORUZ’

     

    Fındık üreticilerinin iktidarın desteğiyle tarım ve gıda tekellerinin “marabası” haline getirildiğini belirten Sağra, şöyle devam etti: “Halkı oyalayıp, umut vererek, fiyat açıklamasıyla oyalayan iktidar TMO aracılığıyla maliyeti bile karşılamayan 52 TL alım fiyatı açıkladı. Bunun yetersizliğine tepki gösterdiğimiz halde biz Fındık üreticilerini maraba olarak gören tarım ve gıda şirketlerinin alım fiyatını 43-45 TL ile sezon açılışına başlayacakları söylentileri dolaştırılıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da maliyetinin altında piyasa oluşturmaya çalışıyorlar. Kabul etmiyoruz. 

     

    EYLEM ÇAĞRISI 

     

    Bu soyguna karşı sessiz kalmayacağız. Tüm üretici köylüleri önümüzdeki günlerde yapacağız hak alma eylemlerimizin başlangıcı olması için bulundukları yerlerde basın açıklamalarıyla tepkilerini göstermeye çağırıyoruz. Fındık geleceğimiz Tüm Köy Sen olarak ‘bahçelerden sesleniyoruz’ kampanyamızı büyütelim. Önümüzdeki günlerde yapılacak hak talepli eylemleri güçlendirelim. Uygulanan bu politika, üretici köylüleri umutsuzluğa düşürüp, şirketlerin sözleşmeli tarım alanına girmemiz zorlanıyor. Bu tehlikeyi sendikamızın ilk kuruluş dönemi olan 2004 yılından bugüne vurguluyoruz. Fındık geleceğimiz. Geleceğimize sahip çıkıyoruz.” 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye, AB’yi 9’a katladı: Gıdanın en pahalı olduğu ülkeler hangileri?

    Türkiye, AB’yi 9’a katladı: Gıdanın en pahalı olduğu ülkeler hangileri?


    Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke. Yüzde 93,9 enflasyon oranıyla Türkiye, AB ortalamasını neredeyse 9’a katladı.

    Türkiye, yüksek enflasyonda Avrupa’da zirvede yer alırken, dünyada da tüketici fiyatlarının en yüksek olduğu ilk 10 ülke arasında. Gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke hangisi? Türkiye’de oran ne?

     

    Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunda.

     

    TÜRKİYE, EN YAKIN RAKİBİNİ NEREDEYSE 4’E KATLADI

     

    OECD’nin verilerine göre, Türkiye’de Temmuz ayında gıda enflasyonu yüzde 93,9 olarak gerçekleşti. Türkiye, bu alanda OECD üyesi ülkeler arasında zirvede yer aldı. Listede Türkiye’nin hemen ardından Litvanya geliyor. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında enflasyonun en yüksek olduğu Litvanya, aynı zamanda gıda enflasyonunda da zirvede. Baltık ülkesinde gıda enflasyonu Temmuz ayında yüzde 28,5 olarak gerçekleşti.

     

     

    Listenin ilk 5 sırasında 3 Latin Amerika ülkesi yer alıyor. Ekonomik krizlerle boğuşan Latin Amerika ülkelerinden Kolombiya’da gıda enflaasyonu yüzde 23,6, Şili’de yüzde 18,5 ve Meksika’da ise yüzde 13,6 olarak gerçekleşti. OECD’nin verilerine göre, AB’de ortalama gıda enflasyonu yüzde 11,6 olarak seyrederken Almanya, bu ortalamanın üstünde (yüzde 11,9) yer aldı. Gıda enflasyonunun temmuz ayında en az olduğu ülke ise yüzde 1,9 ile İsviçre ve yüzde 3,8 ile İsrail oldu.

     

    KAYNAK: KRONOS


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***