Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Temel Karamollaoğlu: Talimatla ekonomiyi dizayn edeceklerini zannediyorlar

    Temel Karamollaoğlu: Talimatla ekonomiyi dizayn edeceklerini zannediyorlar


    Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, ‘enflasyonla mücadele’ adımları üzerinden Erdoğan rejimini eleştirdi. Karamollaoğlu, “Fakat marketteki fiyatları ucuzlatamıyorsunuz; çünkü zihniyetiniz yanlış! Fiyatlar talimatla değil, stratejik ve akılcı politikalarla düşer.” dedi.

    “Talimat vererek” ekonomiyi dizayn edeceklerini zannediyorlar. Kusura bakmayın ama siz bu kafayla herşeyi ucuzlatır, bir tek fiyatları ucuzlatamazsınız!

    Nitekim;
    -TBMM’yi by-pass ederek demokrasiyi ucuzlattınız!
    -Haksız ve hukuksuz kararnamelerle adaleti ucuzlattınız!

    — Temel Karamollaoğlu (@T_Karamollaoglu) August 17, 2022

    Temel Karamollaoğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar şöyle:

    “Talimat vererek” ekonomiyi dizayn edeceklerini zannediyorlar. Kusura bakmayın ama siz bu kafayla herşeyi ucuzlatır, bir tek fiyatları ucuzlatamazsınız!

    Nitekim;

    -TBMM’yi by-pass ederek demokrasiyi ucuzlattınız!

    -Haksız ve hukuksuz kararnamelerle adaleti ucuzlattınız!

    -Yanlış politikalarla bu ülkenin milli varlıklarını, stratejik kuruluşlarını, parasının değerini ucuzlattınız!

    -Fakat en önemlisi, maalesef ahlaki ve manevi referansları siyasi istismar vesilesi yaparak değerlerimizi ucuzlattınız!

    Fakat marketteki fiyatları ucuzlatamıyorsunuz; çünkü zihniyetiniz yanlış! Fiyatlar talimatla değil, stratejik ve akılcı politikalarla düşer.

    Kendi çiftçisi girdi maliyetleri yüzünden tarımdan vazgeçerken, yurt dışında tarım arazisi arayan bir zihniyet bunu gerçekleştiremez!

    Dünyanın en verimli topraklarına sahip Türkiye’mizi; nohutu Kırgızistan’dan, kuru fasulyeyi Meksika’dan, sarımsağı Çin’den, mercimeği Kanada’dan alır hale getiren bir zihniyet bunu gerçekleştiremez!

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇


    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası’ndan sürpriz faiz indirimi geldi, dolar 18,10 TL seviyesine fırladı

    Merkez Bankası’ndan sürpriz faiz indirimi geldi, dolar 18,10 TL seviyesine fırladı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Euro Bölgesi’nde enflasyon temmuzda yüzde 8,9’la zirve yaptı

    Euro Bölgesi’nde enflasyon temmuzda yüzde 8,9’la zirve yaptı


    Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Euro Bölgesi’nin temmuz ayına ilişkin yıllık enflasyon verilerini yayımladı.

    Buna göre, Euro Bölgesi’nde haziranda yüzde 8,6 olan yıllık enflasyon, temmuzda beklentiler paralelinde yüzde 8,9’a yükseldi. AB’de de haziran ayında yüzde 9,6 olan yıllık enflasyon, temmuzda yüzde 9,8 oldu.

     

    Söz konusu enflasyon oranı geçen yılın temmuz ayında Euro Bölgesi’nde yüzde 2,2, AB’de ise yüzde 2,5 seviyesinde ölçülmüştü. Euro Bölgesi enflasyon kayıtları 1997 yılından itibaren tutulmaya başlandı.

     

    Böylece, Euro Bölgesi’nde temmuz ayında enflasyon, verilerin Eurostat tarafından toplandığı son 25 yıldan beri ölçülen en yüksek seviyede belirlendi.

     

    Temmuz ayında, Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon artışına en fazla katkıyı yüzde 4,02 ile enerji ürünleri verdi. Enerjiyi, yüzde 2,08 ile gıda, alkol ve tütün ürünleri, yüzde 1,6 ile hizmetler ve yüzde 1,16 ile enerji dışı sanayi ürünleri izledi.

     

    Enflasyon, temmuz ayında Estonya’da yüzde 23,2, Letonya’da yüzde 21,3, Litvanya’da yüzde 20,9, Çekya’da yüzde 17,3, Bulgaristan’da yüzde 14,9, Macaristan’da yüzde 14,7, Polonya’da yüzde 14,2, Romanya’da yüzde 13, Slovakya’da yüzde 12,8, Hırvatistan’da yüzde 12,7, Slovenya’da yüzde 11,7, Hollanda’da yüzde 11,6, Yunanistan’da yüzde 11,3, İspanya’da yüzde 10,7, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde yüzde 10,6 ve Belçika’da yüzde 10,4 oldu.

     

    Böylece, AB üyesi 27 ülkenin 16’sında enflasyon oranı çift haneye ulaştı.

     

    Söz konusu enflasyon oranı Almanya’da yüzde 8,5, İtalya’da yüzde 8,4 ve Fransa’da yüzde 6,8 seviyesinde belirlendi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Borsa İstanbul’a Suudi Varlık Fonu dopingi!

    Borsa İstanbul’a Suudi Varlık Fonu dopingi!


    Suudi Varlık fonunun Borsa İstanbul’dan ciddi miktarda hisse senedi satın alması sebebiyle endeksin rekor kırdığı iddia edildi.

    Suudi Arabistan’ın varlık fonu, piyasalardaki resesyon korkularıyla ABD hisse senetlerinde yeni pozisyonlar oluşturmak için 7 milyar dolardan fazla yatırım yaptı.

    Bu haber Amerikan borsasını olumlu etkilerken, benzer bir hareket Borsa İstanbul’da yaşanıyor.

    Borsa İstanbul’da bankacılık sektörü endeksi XBANK tarihi bir yükseliş yaşadı. XBANK yüzde 7.84 yükseldi. Başta İş Bankası olmak üzere neredeyse tüm banka hisselerinde sert yükseliş dikkat çekti.

    Borsa kulislerinde söz konusu alımların büyük bir bölümünün Londra kaynaklı olması nedeniyle Suudi Varlık Fonu’nun alım yaptığı iddia ediliyor.

    Bu iddia yetkililer tarafından doğrulanmadı.

    Patronlar Dünyası

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası faiz düşürdü

    Merkez Bankası faiz düşürdü


    Merkez Bankası, ağustos ayı toplantısında politika faizini 14’ten yüzde 13’e indirdi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faizi 100 baz puan indirimle yüzde 13 seviyesine düşürdü. PPK metninde karara ilişkin olarak “Kurul, makroihtiyati politika setini, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da güçlendirmeye karar vermiştir” değerlendirmesi yapıldı.

     

    Metinde üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin iktisadi faaliyette ivme kaybına işaret ettiği belirtilerek “Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir.” ifadeleri yer aldı.

     

    Metinde şu ifadelere yer verildi:

     

    “Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar. Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlenmektedir.

     

    “Politika-kredi faizi makasının parasal aktarımın etkinliğini azalttığı değerlendirilmektedir”

     

    Yılın başındaki güçlü büyüme dış talebin de olumlu etkisiyle ikinci çeyrekte de sürmüştür. İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir. Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının parasal aktarımın etkinliğini azalttığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede kurul, makroihtiyati politika setini, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da güçlendirmeye karar vermiştir.

     

    “Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir”

     

    Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bununla birlikte, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.  Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.

     

    TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

     

    Dolar/TL 18,10 lirayı aştı!

     

    Merkez Bankası faizde sürpriz kararla 100 baz puanlık düşüşe gitmesinin ardından dolar/TL yükselişe geçti.

     

    Kararın ardından ilk tepki olarak 18,10 lirayı gören dolar gün içinde 18,13 liraya kadar yükseldi.

     

    Euro ise 18,43 liraya yükselirken, gün içinde 18,47 liraya kadar yükseldi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul Havalimanı’nı işleten İGA’nın 1,1 milyar euroluk kirasına 25 yıl erteleme

    İstanbul Havalimanı’nı işleten İGA’nın 1,1 milyar euroluk kirasına 25 yıl erteleme


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bakan Kurum konut fiyatı ve kira artışlarına karşı yeni adımı duyurdu: Ofisler ev oluyor

    Bakan Kurum konut fiyatı ve kira artışlarına karşı yeni adımı duyurdu: Ofisler ev oluyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜM BEL-SEN: Halkın iradesini gasp eden kayyımları istemiyoruz


    DİYARBAKIR– TÜM BEL-SEN Diyarbakır Şubesi, kayyım atamaları ve KHK ile emekçilerin ihraç edilmesini protesto ederek, “Halkın iradesini gasp eden kayyımları istemiyoruz” dedi. 

     

     Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Diyarbakır Şubesi, Halkların Demokratik Partisi’nin(HDP) yönetimindeki Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerine kayyım atamasının yıldönümü nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Şube binasında yapılan toplantıda açıklama yapan TÜM BEL-SEN Diyarbakır Şube Sekreteri Ümit Ay, iktidarın 2016’daki darbe teşebbüsünü kendi lehine çevirerek, yüzbinlerce kamu çalışanını Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden ihraç ettiğini söyledi. HDP’li belediyelere kayyım atandığını hatırlatan Ay, belediye çalışanlarının da hedefe konularak ihraç edildiğini, kalanlara karşı ise mobbing uygulayıp yasalara aykırı bir şekilde görevden uzaklaştırma, disiplin soruşturmaları ve sürgünlerle kendilerine biat ettirmeye yönelik hukuk dışı yöntemler kullanıldığını ifade etti.

     

    Kayyım atanan belediyelerde üst düzey göreve getirilen bürokratların antidemokratik uygulamalarının hem emekçileri hem de bölge halkını hedef haline getirdiğinin altını çizen Ay, kayyımların yönetici kadrosunun özellikle kadın çalışanlara yönelik sözlü taciz olmak üzere ciddi bir mobbing uyguladığını ifade etti.

     

    İŞE GELMEDEN MAAŞ ALAN BÜROKRATLAR

     

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atanan bir önceki kayyım Münir Karaloğlu’nun uygulamalarını isim vermeden eleştiren Ay, “Bilindiği gibi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine atanan bir önceki kayyum ve şürekâsı adeta usulsüz bir şekilde kadro verme, kişiye özel görevde yükselme sınavları açma, belediyeye hizmet alımı olarak aldığı personelleri sözleşmeli kadrosuna alarak hukuka aykırı bir şekilde Müdürlük verme, mühendislik kadroları açma gibi mevzuat ve hukuk dışı uygulamalar gerçekleştirmek istemişlerdir. Bir önceki kayyumun bürokratları başta Genel Sekreter Ayhan Kardan, İnsan Kaynakları Daire Başkanı Ali Yücel, yine Çevre Koruma Daire Başkanı Necip Şeyban olmak üzere kayyum tarafından görevden alınmalarına rağmen halen işe gelmeyip bu kadro üzerinden maaş aldıkları ve üst düzey bürokrat olarak bu kadrodan faydalanmak için 2 yıllık sürelerinin dolması için bir anlaşma söz konusudur. Bu ahlak dışı ve hukuksuz uygulamaları kabul etmiyoruz takipçisi olmaya devam edeceğiz. Kayyumlar yönetimi aynı zihniyette ve şuan bile işe gitmediği halde maaşlarını alan birçok bürokrat bulunmaktadır” diye konuştu. 

     

    “Kayyum atamaları politiktir” diyen Ay, 2016-2017 yılı arasında yüzlerce kamu çalışanın KHK’lerle ihraç edildiğini bunun daha sonra 375 No’lu KHK’nin 35’inci maddesinde yapılan değişiklikle kayyımların onlarca belediye çalışanını ihraç ettiğini söyledi.

     

    ‘BU ZİHNİYETİ KABUL ETMİYORUZ’

     

    “Bu anti demokratik ve hukuk dışı uygulamalar genel itibariyle özellikle bölgede kültürel soykırım niteliğindedir” sözleriyle açıklamasını sürdüren Ay, KHK’lilere yönelik uygulamaları hatırlattı. Halkın iradesini gasp eden, yüzlerce emekçiyi ihraç eden kayyımları kabul etmediklerini ifade eden Ay, kentteki sendika, sivil toplum örgütleri ve halk olarak kayyım zihniyetini kabul etmediklerini vurguladı. 

     

    Kaynak: Mezopotamya Ajansı.
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hükümetin aldığı önlemler otomobil fiyatlarını düşürür mü?

    Hükümetin aldığı önlemler otomobil fiyatlarını düşürür mü?


    Hükümet otomobil piyasasının ateşini dindirmek istiyor ancak uzamanlar çözümün yanlış yerde arandığını söylüyor. Buna göre tek ve etkili çözüm alım gücünün yükselmesi ve vergilerin düşmesi.

    Hükümet otomobil piyasasındaki fiyatları kontrol altında tutmak için yeni adımlar atıyor. Bu konudaki son gelişmelerden biri de fiyatları yukarı çektiği iddia edilen galericiler hakkındaydı. Galericilerin sıfır araçları bayilerden bir şekilde aldığı ve daha sonra kendi işletmelerinde bayi fiyatından çok daha yüksek seviyede sattığı, bu durumun da otomotiv piyasasında fiyatları şişirdiği belirtiliyordu.

     

    Getirilen yeni kuralla ikinci el araç ticareti yapanlara satış işlemlerinde 6 ay ve 6 bin kilometre şartı konuldu. Yani bundan sonra bir galeri bayiden sıfır aracı alıp satamayacak. Bunun için o aracın hem 6 bin kilometre yapması gerekecek hem de 6 ay beklemesi.

     

    Böylece galericilerin asıl işleri olan ikinci el alım ve satımı ile ilgilenmesi ve fiyatlardaki ateşin dinmesi hedefleniyor.

     

    Peki bu hamle otomobil piyasasındaki sorunları çözer mi?

     

    Temel problemin arz sıkıntısıyla başladığını hatırlatan otomotiv yazarı Emre Özpeynirci, “Yeterli arz yok, araç az geliyor. Diğer taraftan büyük bir ihtiyaç ve talep var. Durum böyle olunca otomotiv bir yatırım aracı muamelesi görüyor. Bu da fırsatçılığı doğuruyor ve karaborsa uygulamaları peşinden geliyor” diyor.

     

    Özpeynirci: Yaraya merhem olmaz

     

    Böyle bir problemin oluşmasından sonra kamu tarafından yeni bir düzenleme ihtiyacı görüldüğünü ve ikinci elde kurumlara 6 ay 6 bin kilometre şartı getirildiğini dile getiren Özpeynirci, “Burada atlanan noktalar var. Bu işi yapanlar şirketler üzerinden yapmıyor, şahıslar üzerinden yapıyor. Galericiler bugün kendi üzerinde araç alıp satmıyor. Eşinin dostunun üzerine bayilerden araç alıp bunları daha fahiş fiyatlarla satıyor. Bu düzenleme şahısları kapsamayıp sadece ikinci el ticaretiyle uğraşan şirketleri kapsadığı için çok da yaraya merhem olacak nitelikte değil” ifadelerini kullanıyor.

     

    OYDER: Uzun vadede olumlu etkilerini göreceğiz

     

    Yetkili satıcılar ise bu adımı olumlu görüyor ve uzun vadede sonuçlarının hissedileceğini söylüyor. Bu konuda DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Altuğ Erciş, “Spekülatif hareketleri engellemeye yönelik bu gelişmeyi destekliyoruz. Bizim açımızdan oldukça pozitif bir uygulama. Hemen sonuçlarını görür müyüz? Bu çok zor. Ama yıl sonuna kadar bu uygulamanın etkilerinin hissedileceğini biliyoruz” diye konuştu.

     

    MASFED: Anayasa’ya aykırı bir düzenleme

     

    Bu noktada yetkili satıcıların karşısında ise uygulamanın muhatabı olan Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) var. MASFED Başkanı Aydın Erkoç ise sıfır araçlarda ilk tescil sonrası 6 ay ve 6 bin kilometre satış sınırlaması getiren düzenlemenin Anayasa’nın 49. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dava açacaklarını söylüyor. Erkoç, 70 bin motorlu araç satıcısının görmezden gelindiğini ifade ederken sektörün görüşleri alınmadan yapılan, mevcut sorunların çözümüne etki etmeyecek bu düzenleme ile ilgili Danıştay’a başvuracakları belirtti.

     

    Çözüm yanlış yerde aranıyor

     

    EBS Danışmanlık Genel Müdürü Erol Şahin ise devletin bu hamleyi bir yönetmelik ile değil bir kanunla yapmasının daha doğru olacağını söylüyor. Bu düzenlemelerin otomotiv piyasasındaki sorunları çözmeyeceğini anlatan Erol Şahin, başka bir noktaya dikkat çekiyor.

     

    Bu ortamda fiyatların inmesi için bir nedenin olmadığını aktaran Erol Şahin, fiyatların artmasına sebep olan unsurların başında enflasyon, kur ve ekonomideki güvensizliğin geldiğini söylüyor.

     

    Bu sorunların çözülmediği sürece hedefe ulaşmanın mümkün olmadığını dile getiren Şahin, vatandaşın araç alma şansının giderek azaldığını anlatıyor.

     

    En pahalı otomobiller Türkiye’de

     

    Türkiye’de vatandaşların yanlış hamleler ve tercihler yüzünden dünyanın en pahalı otomobillerine bindiğini vurgulayan Emre Özpeynirci, “Vatandaşın daha ucuza otomobile ulaşabilmesi için önce Türk Lirası’nın güçlenmesi gerekiyor. Çok önemli olan vergi düzenleme konusu var. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve diğer vergiler ise inanın fırsatçılık kalmayacak. Bu fahiş fiyatla otomobil satanların elinde kalacak bu araçlar inanın. Evet küresel anlamda bir maliyet artışı var ve bu konuda çözüm üretmek zor ama ÖTV konusunda acil adımlar atılabilir. Bu yapılsa fırsatçılar zaten kendine alan bulamayacak” diye konuşuyor.

     

    En önemli çözüm yüksek vergilerde

     

    Türkiye’de 100 liralık bir otomobil satın alan vatandaşın ayrıca 112 lira da vergi ödediğini hatırlatan EBS Danışmanlık Genel Müdürü Erol Şahin de vergi konusunun önemine dikkat çekiyor. Dünyada bu durumun başka bir örneğini bulmanın zor olduğunu ifade eden Şahin, “En ucuz sıfır araç 500 bin liradan başlıyor. Bir asgari ücretli vatandaşın araç almak için 90 ay yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Bu durum vergi olmaktan çıkıyor başka bir duruma dönüşüyor. Otomobil piyasasında en önemli çözüm vergi oranlarının düşürülmesinden geçiyor” diyor.

     

    Polisiye tedbirler çözümden uzaklaştırıyor

     

    Emre Özpeynirci, hükümetin sorunu başka noktalarda aradığını ve bu durumunda çözüm alanından uzaklaşıldığını ifade ediyor. Vatandaşın otomobile erişimi için devletin hızla vergi konusunu gündemine alması gerektiğini vurgulayan Emre Özpeynirci, şunları şunları söylüyor: “Bu iş polisiye tedbirlerle çözülemez. Şu an alınan kararlar piyasadaki sıkıntıları çözmek yerine yeni problemler doğuruyor. Önlemler alındı ama duyumlarımıza göre galericiler hemen başka şirketler kurup yine aynı uygulamalarına devam etmeyi sürdürüyor. Yani siz böyle önlemler alıyorsunuz ama bir şekilde boşlukları kullanıp fırsatçılığa devam edenler var. O yüzden en temek çözüm alım gücünün yükselmesi ve vergilerinin düşürülmesinden geçiyor.”

     

    Özpeynirci: Otomobil vatandaştan uzaklaşıyor

     

    Emre Özpeynirci, sektörde artık vatandaşların otomobile erişimi ile ilgili ciddi endişelerin oluşmaya başladığını ve yakında en ucuz otomobillerin 1 milyon lira bandına yaklaşacağını söylüyor. Özpeynirci, sektör temsilcilerinin artık otomobil satın alacak vatandaşlarda sona gelindiğini düşündüğünü bu durumum çok ciddi bir problem olduğunu aktarıyor. Artık satışların kurumlar arasında ağırlık kazanacağının altını çizen Özpeynirci, sektörün perakende müşterisinden kopma tehlikesinin büyüdüğünü belirtiyor.

     

    Yeni bir gelir kapısı mı?

     

    EBS Danışmanlık Genel Müdürü Erol Şahin’in altını çizdiği diğer bir nokta ise Maliye’nin radarına takıldığı açıklanan 100 bin kişi. Bir vatandaşın yıl içerisinde 3’ten fazla araç alım-satımı yapamayacağını hatırlatan Şahin, bu kuralı delen 100 bin kişinin yakalandığını söylüyor. Ancak Şahin, bu durumu bir tuzak olarak değerlendiriyor.

     

    Erol Şahin’in bu konudaki değerlendirmesi ise şöyle: “Evet böyle bir kural var. Peki neden noterlerde yasaya aykırı bu işlemlere izin verildi? 100 bin kişinin yaklaşık 500 bin işleminden bahsedersek ortaya 10 ila 20 milyar lira arasında bir gelir çıkar. Yani devlet vatandaşına tuzak mı kurdu? Burada devletin kendine yeni bir gelir kapısı oluşturduğu çok açık. Neden zamanında müdahale edilmedi de şimdiye kadar beklendi?”

     

    KAYNAK: DEUTSCHE WELLE TÜRKÇE – EMRE ESER


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Son toplantıdan hangi kararlar çıktı?: Doların patronu olacakların sinyalini verdi

    Son toplantıdan hangi kararlar çıktı?: Doların patronu olacakların sinyalini verdi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***