Kategori: Ekonomi

Serbest Görüş ile ekonomiye dair en güncel haberler, analizler ve yorumlarla ekonomik gelişmeleri takip edin. Sitemiz piyasa trendlerinden ekonomik politikalar ve mali analizlere kadar geniş bir yelpazede bilgi sunar. Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemli gelişmeleri anlamanızı sağlayacak derinlemesine içerikler burada.

  • Enflasyon çölyak hastalarını vurdu: Ekmek 62, makarna 46 TL

    Enflasyon çölyak hastalarını vurdu: Ekmek 62, makarna 46 TL


    Dar gelirlinin gıda enflasyonunun DİSK-AR’a göre yüzde 140’a dayandığı Türkiye’de, tedavisi olmayan ve yaşam boyu devam eden çölyak hastalığına sahip insanlar da bu enflasyondan doğrudan etkilendi.

    Gıda alerjisi olarak bilinen ve bağırsaklarda ciddi hasarlar yaratan çölyak hastalığının ancak glutensiz ürünlerin tüketilmesiyle etkisi azalıyor. Hâlihazırda pahalı olan glutensiz ürünlerin fiyatlarında, döviz kurundaki hareketlilikle birlikte devamlı değişiklik söz konusu. Beyaz unun yerine kullanılan karabuğdayın Türkiye’de yeteri kadar üretilemiyor olması da glutensiz ürünlerin fiyatlarında sürekli bir artışa sebep oluyor.

     

    Ankara’da Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Başkent Market’e ve çeşitli zincir marketlere giderek glütensiz ürünlerin fiyatlarını araştırdık. Alt gelir grubunun gıdaya erişimi açısından önem taşıyan Başkent Market’te, 1 kilo olarak satılan glütensiz unun fiyatı 33,50 TL iken, 250 gram ekmeğin fiyatı 10.75 TL. Çölyak hastaları için çeşitliliğin az olduğu Başkent Market’te 500 gram olan glütensiz kurabiyeler ise 37 TL’ye satılıyor.

     

    Fiyat araştırması için gittiğimiz diğer zincir marketlerde de glütensiz ürünler genelde tek bir rafa dizilmiş durumda. 400 gram olarak satılan glütensiz burgu makarnanın fiyatı 37,50 TL iken, diğer bir makarna çeşidi 29,95 TL. Başka bir zincir markette satılan farklı glütensiz makarna ise 46,95 TL iken, glütensiz pirinç makarnaları da 62,55 TL.

     

    Zincir marketlerde ekmek fiyatlarında da farklılıklar mevcut. Bir zincir markette glütensiz ‘baton ekmek’ olarak satılan ekmeğin fiyatı 62,25 TL iken, farklı markalarda ekmek çeşitleri de 13,75 TL ile 24,90 TL bandında değişiyor.

     

    Ankara Çölyak Derneği Genel Başkanı Şebnem Ercebeci Çınar’a göre çölyak hastaları için ilaç niteliği taşıyan glütensiz ürünlerin fiyat ve kontrol mekanizmasının çok iyi sağlanması gerekiyor. Glütensiz ürünlere her yıl yapılan üç zammın en azından bir kere yapılmasını talep eden Çınar, şunları dile getirdi:

     

    “Ankara Halk Ekmek ürünlerini kullanıyoruz fakat her yerdeki fiyat artışı burada da pahalılığa da neden oldu. Yılda üç defa zam yapmak zorunda kalındı. Yurtdışından gelen ürünlerle düşündüğümüzde bir belediyede glütensiz ürün olması bence çok önemli. Fiyatlar tabii ki artacak ama sürekli değil, en azından yılda bir kere olsun. Bizim ürünlerimiz çabuk bozuluyor, bayatlıyor o yüzden sadece gelen talep doğrultusunda yapılıyor. Çeşitliliğin çoğalması gerekir.”

     

    Glütensiz ürünlerde kullanılan karabuğday,  mısır ve pirincin ithal ediliyor olmasının ürün fiyatlarında yüksek artışa neden olduğunu söyleyen Çınar, glütensiz üretim yapan pek çok işletmenin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Glütensiz ürün üretiliyor, üretilmiyor değil. Yurtdışında glütensiz ve normal ürün arasında bir fark yok. Türkiye’de de üretim yapılıyor ama başarılı olamıyor neden? Niye ben bir makarnaya 60 lira vermek zorundayım? Devlet yetkilileri glütensiz üretim yapan yerlerde özendirici çalışmalar yapmalı. Vergiden mi muaf tutarsınız ya da elektriğini mi yüzde 50 ödemesini sağlarsınız. Bu işletmeler desteklenmeli” dedi.

     

    Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen ‘Çölyak Hastalığı Ödeneği’nin yetersiz olduğunu söyleyen Çınar, “Devlet ilaç katkısı olarak büyüklere aylık 169,10 TL, çocuklara da 180 TL ödeme yapıyor. 200 lirayı geçmeyecek bir ödemeyi yaş gruplarına ayırmış. Bir paket un ve makarna alabilirsiniz ancak. Glütensiz üretim yapılıyor ama Tarım Bakanlığı’nın kontrolü yok. Kimse demiyor mu ‘bu makarnayı daha ucuza üretemez miyiz? 60 lira yerine 30 lira olsa’ Bugün 50 çeşit glütensiz un var ama hepsinin fiyatları farklı” diye konuştu.

     

    Çölyak hastaları için hayati önem taşıyan glütensiz ürünlerin etiketlendirilmesinde problem olduğunu söyleyen Çınar, etiket denetlemelerinin iyi yapılmıyor olmasının kimi çölyak hastalarının hastalığını tetiklediğini ifade ederek şöyle devam etti:

     

    “İstediğiniz kadar paranız olsun sokakta simit satan birinden simit alamıyorsanız o paranın hiçbir değeri yok. Bizim için hayati ve yaşam kalitemizi daha iyi yere taşıyan ilaç olan bu ürünlerin kontrol mekanizmasını çok iyi ayarlanması gerekiyor. Etiketlerde ‘olabilir’ denmemeli. Kesin glüten vardır, yoktur yazmalı. Ben niye firmaları tek tek arayıp ‘içinde glüten var mı bana raporlarını gönderin’ deme zahmetine katlanayım? İçerisinde ‘glüten yok’ deniyor ama yiyen hastalanıyor bunu şikâyet edebileceğimiz, denetlenebilir bir mekanizma yok.”

     

    Çölyak hastalarının yeme içme engellileri olduğunu ifade eden Çınar, glütensiz ürün sayısının az olmasına bağlı olarak hastaların devamlı bir stres halinde olduğunu söyledi. Çınar, sözlerini şöyle sonlandırdı:

     

    “Evde oturduğunuz zaman bir problem yok ama iştesiniz, ya da çocuk kreşte. Ben en lüks otelin banyosunda bile kendime makarna pişirdim. Sürekli bir stres içindesiniz. Sokağa çıktığınızda çantanızda mutlaka bir bisküvinizin olması gerekiyor. Çölyak hastalığı, şeker ve tansiyon gibi ilerde iyileşme imkânı yok. Bir kere Çölyak olduysanız ömür boyu diyetinizi yaparak bu hastalıkla yaşamayı öğrenmeniz lazım.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ekonomistlerden uyarı: Türkiye ekonomisi stagflasyona sürükleniyor

    Ekonomistlerden uyarı: Türkiye ekonomisi stagflasyona sürükleniyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Motorine bir zam daha geliyor, litresi 25 TL’yi aşacak!

    Motorine bir zam daha geliyor, litresi 25 TL’yi aşacak!


    Motorine bu gece yeni bir zam daha geleceği öğrenildi. Son zamla birlikte motorinin yeni fiyatı 25 lirayı aşacak. Benzinin litresi ise 20 TL 35 kuruş civarında.

    Petrol fiyatları ve dolar /TL’de yaşanan dalgalanmalara, Türkiye’deki ‘kötü’ yönetim de eklenince akaryakıt fiyatları sürekli artmaya devam ediyor. Milli Gazete’de yer alan habere göre; motorinin litre fiyatı gece yarısı zamlanacak. Motorine bu geceden itibaren geçerli olmak üzere 1.07 TL zam bekleniyor.

    Motorine en son dün 77 kuruş zam gelmişti. Motorinin litre fiyatı İstanbul Avrupa Yakası’nda 23.95TL/lt olarak uygulanıyor. Motorin İzmir’de 24.08TL/lt; Ankara’da ise 24.06TL/lt fiyatla satılıyor. Bu gece yarısı gelecek zam ile birlikte motorinin litre fiyatı 25 lirayı aşacak.

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nureddin Nebati: 1-18 Ağustos arasında 13,6 milyar TL yabancı yatırım girişi gerçekleşti

    Nureddin Nebati: 1-18 Ağustos arasında 13,6 milyar TL yabancı yatırım girişi gerçekleşti


    Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda, “Borsa İstanbul’da işlem gören ve rekor seviyeleri test eden şirketlere 1-18 Ağustos 2022 tarihleri arasında 13,6 milyar TL yabancı yatırım girişi gerçekleşti” yazdı.

    Bakan Nebati, şunları ifade etti:

     

    “Borsamızın öncülüğünde sermaye piyasalarımız derinleşmeyi sürdürüyor. Borsa İstanbul’da işlem gören ve rekor seviyeleri test eden şirketlere 1-18 Ağustos 2022 tarihleri arasında 13,6 milyar TL yabancı yatırım girişi gerçekleşti.

     

    “Eş zamanlı olarak, TCMB brüt rezervimizde de 3 haftalık süreçte 15,4 milyar dolar artış kaydedildi. Sermaye ve para piyasalarımızda güven ortamının sürdürülmesi açısından yabancı yatırımcının yüksek ilgisi bizleri sevindirmektedir.

     

    “Türkiye Ekonomi Modelimiz ile yürütülen politikalarımız çok yönlü ve hedef odaklı. Finans ve sermaye piyasalarını destekleyici adımlarımızı sürdürecek, üreterek büyüyen Türkiye olma yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’dan mısır taşıyan gemi Alsancak Limanı’na ulaştı

    Ukrayna’dan mısır taşıyan gemi Alsancak Limanı’na ulaştı


    Ukrayna’dan 13 Ağustos’ta yola çıkan, 11 bin 730 ton mısır yüklü, Barbados bandıralı Fulmar S gemisi İzmir’in Alsancak Limanı’na ulaştı.

    Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan, Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi kapsamında Bandırma Limanı’ndan ayrılan gemi, Odessa yakınlarındaki Çornomorsk Limanı’na gitmiş, burada gemiye mısır yüklemesi yapılmıştı.

     

    Ardından 13 Ağustos’ta Türkiye’ye doğru yola çıktı ve bugün İzmir’in Alsancak Limanı’nda demirlendi.

     

    Geminin üç gün limanda kalması ve mısırların boşaltılması planlanıyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TL için risk büyüyor: Fed’in faiz artışında iki ihtimal öne çıktı

    TL için risk büyüyor: Fed’in faiz artışında iki ihtimal öne çıktı


    ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, yüksek seyreden enflasyonu kontrol altına almak için faizleri artırmaya devam etmesi gerektiğini belirtti ama bunun ne büyüklükte ve hangi hızda olacağı konularında henüz fikir birliği yok.

    Uzun süredir hızla yükselen fiyat baskıları karşısında daha katı önlemler alınmasını destekleyen St. Louis Fed Başkanı James Bullard, ekonominin güçlenmesi göz önüne alındığında eylülde 75 baz puan büyüklüğünde bir faiz artırımına yakın olduğunu söyledi.

     

    Eylülde de 75 baz puan artırılması durumunda Fed faizleri art arda üç kez 75 baz puan yükseltmiş olacak.

     

    Wall Street Journal’a konuşan Bullard, politika faizini yıl sonuna kadar Fed’in hedeflediği yüzde 3,75-4 aralığına çıkarmak istediğini belirtti.

     

    Bullard’ın açıklamalarından önce de San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, kısa vadeli faizleri yıl sonuna kadar yüzde 3’ün biraz üzerine çıkarmanın ve 2023’deyse daha da yükseltmek için eylülde faizleri 50 ya da 75 baz puan artırmanın makul olacağını belirtti.

     

    CNN International’a konuşan Daly, faiz artırımlarının hızının son aylarda keskin büyümeye işaret eden istihdam verilerine ve enflasyona bağlı olacağını belirtti. Daly, küresel ekonomide görülen yavaşlama göz önüne alındığında “Bu durumu dikkate almak ve politikayı gereğinden fazla uygulamadığımızdan emin olmak durumundayız” dedi.

     

    Fed Başkanı Jerome Powell’ın 26 Ağustos’ta küresel merkez bankaları konferansındaki konuşmasıyla Fed’in gelecek aylarda atacağı adımlara dair daha fazla ipucu vermesi bekleniyor.

     

    Şu anda politika faizi yüzde 2,25-2,50 aralığında bulunuyor.

     

    Türkiye için risk büyüyor

     

    Uluslararası Para Fonu (IMF), daha önce Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkeleri, Fed’in faiz artışlarına karşı uyarmış, bu durumun sermaye çıkışlarını ve yerel para birimlerindeki kaybı hızlandırabileceğini vurgulamıştı.

     

    TL gelişmekte olan para birimleri arasında dolar karşısında son bir, üç ve beş yıla bakıldığında her vadede açık ara en çok değer kaybeden para birimi.

     

    TL’nin sadece 2021’deki kaybı yüzde 45’in üstünde. Yılbaşından bu yanaki kayıpsa yüzde 36 dolaylarında.

     

    Türkiye, aynı zamanda G20 ve gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip ülke. Fed’in faizi artırması ve doların güçlenmesiyle Türkiye’de enflasyonun yükselişini hızlanabilir.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası çok fena bozdu, öyle böyle değil yani; inanılmaz bozdu!

    Merkez Bankası çok fena bozdu, öyle böyle değil yani; inanılmaz bozdu!


    YUSUF DERELİ | HABER İNCELEME  

    Oyuncu Feyyaz Yiğit’in ‘Lost’ skecini izlemeyen yoktur sanırım. Bir zamanların efsane dizisi ‘Lost’un nasıl boz(ul)duğunu sadece 3-5 kelime ile veciz bir şekilde anlatıyordu. “Lost’un sonu nasıldı ya?” sorusu üzerine şöyle diyor Feyyaz Yiğit: “Lost çok bozdu, bayağı bozdu. İnanılmaz bozdu yani. Öyle böyle değil. O kadar bozdu ki önünü alamadık yani öyle bozdu. Çok fazla bozdu. Öyle kötü bozdu yani. Bozdu, bozdu, bozdu; bir yerden sonra bozmaz diye bekledik daha da bozdu… ‘Daha nasıl bozulur ya’ dedim. ‘Bir yerde duracak bunun bozulması’ diye bekledim ama gene bozdu.”

    Merkez Bankası’nın bugün açıkladığı politika faizi kararı sonrası işte bu skeç geldi gözümün önüne. Her defasında ‘Daha kötüsü olmaz’ diyorsun ancak MB, her defasında ‘daha da kötüsünü’ yapabiliyor… Akıl alır gibi değil!

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sürpriz bir faiz indirimine gitti. Politika faizi 100 baz puanlık bir azalışla yüzde 14’ten yüzde 13’e çekildi. MB, bundan önceki 7 toplantıda üst üste ‘pas’ geçmişti. Karar metninde küresel ‘resesyon’ riskine dikkat çekiliyor. 100 baz puanlık indirimin gerekçesi ise “Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir.” ifadeleriyle açıklanıyor.

    FAİZ NEDEN İNDİRİLDİ?

    MB’nın kararı piyasalar için sürpriz oldu. Zira genel beklenti 8. kez pas geçeceği yönündeydi. Ancak küresel emtia fiyatlarının bir miktar gerilemesi, CDS risk priminde yaşanan düşüş ve özellikle kanyağı belli olmayan para girişleri nedeniyle MB’nın brüt rezervinde yaşanan artış nedeniyle ‘küçük bir ihtimal’ de olsa faiz indirimi de dillendiriliyordu. MB, işte o ‘küçük’ ihtimali gerçeğe dönüştürerek, bütün dünya merkez bankalarının artırdığı bir dönemde yine faiz indirdi. MB’nın faiz indirim kararı sonrası dolar kuru 17,96 seviyelerinden 18,13’lere tırmandı.

    14 OLSA NE OLUR, 13 OLSA NE OLUR?

    İktisatçı ve ekonomistlerin görüşlerine geçmeden önce bir noktaya dikkat çekmekte fayda var. Politika faizinin yüzde 14 olması ile yüzde 13 olması arasında pratikte hiç bir fark yok. Söz konusu faiz indirimi, Erdoğan rejiminin ‘niyetini’ göstermesi açısından önemli. Rejim, söz konusu ‘indirim’ kararıyla piyasalara, “Benden makul ve mantıklı, rasyonel bir para politikası beklemeyin.” mesajı veriyor. Haklı…

    ENFLASYON DAHA DA ARTACAK; BİLE BİLE LADES!

    Politika faizi indirim kararı sonrası dolar/TL kuru 18 lira 10 kuruşu aştı. Basit bir ifadeyle bu yeni bir enflasyon dalgası demek. İroniye bakar mısınız; kuruluş amacı fiyat istikrarını sağlamak olan MB, aldığı hiç bir rasyonalliği olmayan kararlarla enflasyonu tetikliyor… Tam komedi!

    TL’nin değer kaybı önümüzdeki günlerde daha da artacak gibi duruyor. Halk daha da yoksullaşacak.

    Karar vericiler, ‘indirim’ sonrası doların yükseleceğini, TL’nin değer kaybedeceğini bilmiyor olabilir mi?

    Hayır, olamaz…

    ‘Büyüme’ takıntısı nedeniyle bilerek ve isteyerek faizleri indirerek, halkın daha da yoksullaşması pahasına piyasaya meydan okuyorlar. Erdoğan, ‘Nasıl olursan olsun, yeter ki büyüyelim’ diyor. Önemli olan halkın refah düzeyinin artması değil; Erdoğan’ın meydanlarda ‘yüzde bilmem kaç büyüdük’ diyebilmesi…

    İKTİSATÇILAR TEPKİLİ: DEVAMINI DA BEKLİYORUZ!

    Merkez Bankası’nın kararına tepkiler de ardı ardına geldi. İşte onlardan bazıları:

    MB eski başkanlarından Durmuş Yılmaz: “MB var olan derin yoksulluğu daha da derinleştirmek için teammüden bir adım attı bugün.”

    İyi Parti Milletvekili İsmail Koncuk: “Merkez Bankası, faiz oranını %13’e düşürünce, dolar 18 TL’yi aştı. İktidarın beceriksiz ekonomi yönetiminin tüm bedelini halk ödemese, ne haliniz varsa görün, diyeceğiz, ama sonuçta tüm yük halkın omuzlarına yükleniyor. AKP İktidarı ise, hayal aleminde yaşamaya devam ediyor.”

    İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu: “Kimse iktisadi bir yorum yapmamızı beklemesin! Sadece iç politika malzemesi olarak,” dünyaya meydan okuyan delikanlı lider” diye sunulmaya elverişli bir durum çıktı o kadar…”

    100 PUAN AZ OLDU, 300 OLMALIYDI!

    Prof. Dr. Fatih Özatay: “PPK politika faizini 100 baz puan indirdi. Tweet atmak için bir yanlışlık mı var diye bekledim. Yokmuş. Kim tutar seni ey PPK. Gerisini de bekliyoruz. Şurada yüzde 0’a ne kaldı ki?”

    Ekonomist Murat Sağman: “Merkez Bankası hiçbir iktisat teorilerinde olmayan adımlarına davam ediyor. Enflasyon yüzde 80’lere gelmişken tüm dünya faiz artırırken yine faiz indirdi. Politika faizi yine siyasi bir kararla yüzde 14’den yüzde 13’e indi. Kur 18,11 oldu. Bu yeni bir enflasyon demek.”

    İktisatçı Mahfi Eğilmez: “Merkez Bankamızı kutluyorum. Dosta düşmana para politikasının nasıl yönetileceğini gösteriyor. Yalnız 100 puan az oldu, 300 olmalıydı!”

    Ekonomist İris Cibre: “Bunu test için mi yapıyorlar, bilinçli mi yapıyorlar bilmiyorum fakat halkı göz göre göre sefalete sürüklüyorlar. Göz göre göre!!!”

    Ekonomi yazarı Uğur Gürses: “Kör gözüm parmağına…halkı yoksullaştıracak kararları sonuçlarını bilerek alanlar suç işliyor.”

    Türkiye’de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

    Kaynak: Tr724
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • EA, FIFA 23 oyununu Hindistan’da yanlışlıkla 1 liraya sattı

    EA, FIFA 23 oyununu Hindistan’da yanlışlıkla 1 liraya sattı


    Video oyunları devi Electronic Arts (EA), Hindistan’daki Epic Games sanal mağazasında FIFA 23 oyununun en özellikli versiyonunu (Ultimate Edition) yanlışlıkla 4,80 rupiye (yaklaşık 1 liraya) sattı.

    Geçtiğimiz ay yaşanan olayda, FIFA düşkünleri ön siparişte normalde 4800 rupiye (yaklaşık 1090 lira) satılması gereken oyunu yüzde 99,98 oranında indirimli almak için sanal mağazaya akın etti.

     

    EA ise hatayı kabul etti ve ön siparişle oyunu çok ucuza satın alanlara oyunun verileceğini açıkladı.

     

    FIFA 23, EA Sports’un FIFA markasıyla ürettiği son futbol oyunu olacak. Şirketin bundan sonraki futbol oyunları EA Sports FC markasıyla piyasaya çıkacak.

     

    Mayıs ayında yapılan duyuruyla EA ve Fifa arasındaki 29 yıllık ortaklığın sonu gelmişti. Şirket, kararın ardındaki nedenlerden biri olarak lisans ücretlerinin yüksekliğini göstermişti. Fifa da rakip bir futbol oyunu çıkartmayı planladığını açıkladı.

     

    Bunun hem ortak çıkacak son oyun olması hem de kadın futbol takımlarının yer alması, piyasaya çıkması öncesinde oyuna yönelik ilgiyi iyice artırdı.

     

    ‘Hata bizden kaynaklandı, satış gerçekleşecek’

     

    “FIFA Ultimate Edition”, Standard Sürüm’den daha pahalı. Son sürümde sınırlı sayıda çıkan futbolcu kartları, ekstra FIFA puanları ve resmi olarak piyasaya çıkmasından önce oyuna erişim gibi avantajlar var.

     

    Hindistan’daki ön satışta “FIFA Ultimate Edition” 4800 rupi (yaklaşık 1090 lira), Standart Sürüm ise 3499 rupi (yaklaşık 795 lira) olarak fiyatlandırıldı.

     

    Sanal mağazadaki fiyatlama hatası internet üzerinden yayıldı ve FIFA tutkunları sosyal medyada oyunun, Epic Games’in Hindistan’daki sanal mağazasında 4,80 rupiye (yaklaşık 1 liraya) satıldığını duyurdu.

     

    Hata hızla düzeltildi. Bunun üzerine oyunu ucuza alanlar, satışın iptal edileceğinden ya da ödedikleri paranın geri verileceğinden kaygı duymaya başladı.

     

    Ancak EA Sports ve Epic Games, oyunu 4,80 rupiden almayı başaranlara birer e-posta gönderdi ve satışın gerçekleşeceğini taahhüt etti. EA Sports’un FIFA ekibi hatayı kendilerinin yaptığını kabul etti.

     

    FIFA 22, serinin şu ana kadarki en başarılı versiyonuydu ve EA Sports’un verilerine göre oyuna 9,1 milyon kişi katıldı ve ilk hafta 460 milyon maç yapıldı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Streaming gelirleri tartışılıyor: Üç kuruşa çalışma dönemi!

    Streaming gelirleri tartışılıyor: Üç kuruşa çalışma dönemi!


    Bedava müzik dönemi müzisyenleri dar boğaza soktu. Geçen hafta Spotify Türkiye abonelik ücretlerine yüzde 15 zam yaptı. Kullanıcıların zamma itirazı olurken, streaming gelirleri tartışması yeniden alevlendi.

    Müzik endüstrisinin serüveninde en son gelişmelerden biri olan streaming ile sektör daha önce hiç olmadığı kadar sarsıldı. Spotify, hâlihazırda dijital “streaming” piyasasının yaklaşık yüzde 40’ına tekabül ediyor ve sürümden kazanma yöntemiyle telif ödemeleri sanatçıları mağdur ediyor. Ayrıca Spotify, Türkiye’de TL kazandığı için kazandığı geliri paylaştığı streaming ücretleri de ona göre düzenleniyor. Hal böyle olunca Türkiye’de sanatçılar, dijital “streaming” piyasasından gelen ödemelerin çoğu müzisyen için gelir modeli olabilecek seviyede olmadığından dert yanıyor.

     

    Sistem nasıl işliyor?

     

    Spotify’da müzik çalındığı zaman, kayıt telifleri ve yayın telifleri olmak üzere, iki çeşit telif ödemesi yapılıyor. İlki, kayıtlar üzerinde yasalara göre “hak” sahibi olanlara ödeniyor ve sanatçılara anlaştıkları yapım şirketi veya distribütör aracılığıyla aktarılıyor. İkincisi ise şarkı yazarı ve kompozisyon sahiplerine direkt ya da meslek birlikleri üzerinden ödeniyor. Spotify reklam (yüzde 11) ve abonelik ücretlerinden (yüzde 89) topladığı hasılattan vergi, kredi kartı işlem ücreti, komisyon vb. kalemleri düştükten sonra geri kalanı oransal esasa göre (pro rata basis) telif olarak dağıtıyor. Yani Spotify’ın telif ödemeleri, sanılanın aksine, dinleme başı verilmiyor. Telif ödemeleri, dinlemelerin premium hesaptan mı yoksa ücretsiz/ reklamlı hesaptan mı dinlendiğine göre ve sanatçıların yapım şirketleriyle yaptıkları anlaşmalara göre farklılık gösteriyor. Yani aynı sayıda dinleme almış iki müzik grubu pekala farklı ödemeler alabiliyor. Bu da sanatçıların gelirlerinde bir belirsizliğe neden oluyor.

     

    Şeşen: Bu bir adaletsizlik!

     

    Ödemeler genelde ayda bir yapılıyor. Fakat sanatçıların tam olarak ne zaman ve ne kadar alacakları, çalıştıkları dijital dağıtımcıya (TuneCore, DistroKid, CD Baby, The Orchard vb.) bağlı olarak değişiyor. Telif olarak ödenen üçte ikilik yekûnun, bütün aracıları ve vergileri düştükten sonra, yüzde 5 ilâ 25’inin sanatçılara gittiği yönünde. Küresel müzik endüstrisinin en önemli üst kurumu olan IFPI’nin raporuna göre Spotify’dan dinlediğiniz her parça için sanatçıya 3 kuruş ödeme yapılıyor. Bir müzisyen olarak dijital çağda geçinebilmek için her ay düzenli olarak on milyonlarca dinleme ve izleme almanız gerekiyor. Türkiye’de YouTube daha popüler; fakat YouTube’un izleme başı ödemeleri çok daha düşük. Diğer taraftan Apple Music dinleme başına Spotify’dan daha fazla ödeme yapsa da Türkiye’de Apple Music’in pazar payı çok düşük. Hal böyle olunca ya binlerce hatta milyonlarca şarkı yazarak yapmanız ya da Rihanna, Madonna gibi dünya yıldızı olup bütün ülkelerden dinleme alarak yapmanız lazım. Meslek birliklerine göre sadece sürümden kazanılan bu iş modeli yapım şirketlerine ve distribütörlere yarıyor. Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Başkanı Burhan Şeşen, durumun üzerine şu yorumda bulundu: “Dijital mecra gelirlerinin yüzde 90’ının yapımcıda kaldığı, sadece yüzde 10’un+un yorumcuya gideceği bir sistem kabul edilemez. Açıkçası, yaklaşık 1000 üyemizin aldığı dijital hak edişleri 100 liranın altında. Hatta dijital mecralardan 21 kuruş alan üyelerimiz var. Biz bunu hak etmiyoruz. Kendimden örnek verirsem, benim 2 senede dijitalde aldığım hak ediş 320 TL, yani dağıtım başına 40 TL. Ben bu adaletsizliği kabul etmiyorum…”

     

    Türkiye’de de katalog daralacak

     

    Yapılan abonelik fiyat artışı, günümüz ekonomik koşullarında son derece yetersiz olduğunu vurgulayan MÜYORBİR yönetimi, “Son 1 yılda bile Türkiye’deki enflasyonun resmi verilere göre yüzde 70 civarında artış gösterdiğini düşünürsek, yetersiz olduğu anlaşılacaktır. Üstelik bu noktada son 4 yıldır hiçbir artış yapılmadan sadece yüzde 15’lik artıştan bahsediyoruz. Spotify’ın “ucuz” müzik servisi sunarak abone sayısını arttırma stratejisi ne yazık ki müzik endüstrisine zarar veriyor. Hak sahiplerinin yani icracıların, eser sahiplerinin mağdur bırakıldığı ve alım güçlerinin düştüğü son derece açık. Spotify’ın bu stratejisi müzik dinleyenler için avantaj gibi gözükse de uzun dönemde doğru bir strateji değil. Bu gidişle yapım şirketleri ve şarkıcılar kataloglarını Spotify’dan çekmek zorunda kalacak. Spotify, abone sayısı fazla ama kataloğu daralmış bir mecra olarak müzik endüstrisinde yerini alacak.iğer ülkelerdeki sanatçıların ve şirketlerin kataloglarını Spotify’dan çektiğini görüyoruz. Türkiye’de durum bu şekilde devam ederse Türkiye’de de katalog daralacak. Endüstrinin tüm bileşenlerinin iş ortağı mantığı ile beraber yürümesi gerekirken hak sahiplerini dışarda bırakan bir mekanizma ile müzik içeriği sunan bir dünya markasını konuşmak ne yazık ki çok üzücü” açıklamasında bulundu.

     

    Ayağımıza çorap bile alamayız

     

    Redd grubunun solisti Doğan Duru durumdan endişeli olanlardan: “Spotify yüzde 15 zam yaptı… Müzik dinleyicileri mutlu ama üretenler için bakacak olursak; çevremiz yüzde 150 zamlarla çevrili… Bu yüzde 15 zam bence rasyonel değil. Bir şişe biradan ucuz bir aylık müzik erişimi…” Müzisyen Ediz Hafızoğlu ise “Her türlü üçüncü dünya vatandaşı muamelesi görüyoruz. Belki de öyleyiz, bunu artık kabullenmemiz lazım. Streaming gelirleri ile ayağımıza çorap bile alamayız, o derece düşük” diyor… Müzisyenler cephesinde durum böyle… Sizce kim haklı?

     

    KAYNAK: DÜNYA – SELENAY YAĞCI


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 7 ayda 12 bini aşkın esnaf kepenk kapattı

    7 ayda 12 bini aşkın esnaf kepenk kapattı


    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, temmuz ayında 1.662 şirket daha kapandı ve yılın ilk 7 ayında kapanan şirket sayısı 12 bini aştı.

    2022 Temmuz’a ilişkin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıklayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), temmuz ayında 1.662 şirketin daha kapandı ve yılın ilk 7 ayında kapanan şirket sayısının 12 bini aştığını açıkladı.

     

    Temmuz 2022’de, kapanan şirket sayısı 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 53.7, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 4.8 oranında arttı.

     

    2022’nin ilk 7 ayında ise, 2021’in ilk 7 ayına göre kapanan şirket sayısında yüzde 78.6, kapanan kooperatif sayısı yüzde 71.1 ve kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 5.5 yükseldi.

     

    KURULAN ŞİRKET SAYISI YÜZDE 37.7 AZALDI

     

    Kurulan şirketlerin durumuna bakıldığında ise, temmuzda bir önceki aya göre kurulan şirket sayısının yüzde 37.7 oranında azaldığı görüldü.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***