Kategori: Bilim ve Teknolji

  • Murat Ülker kaleme aldı: Sinekte beyin ne arar!

    Murat Ülker kaleme aldı: Sinekte beyin ne arar!


    Murat Ülker’in yazısı şu şekilde:

    SİNEKLER VE İNSANLARIN BEYNİ NE KADAR BENZER?

    Perşembe Gecesi Taksim’deki Hilton Conference Hall’da Sabri Ülker Bilim Ödülü töreni yapıldı ve ödül bu kez ABD Cornell Üniversitesi’nden Türk bir araştırmacıya verildi: Doç.Dr. Nilay Yapıcı. Törenle ilgili bazı bilgileri ve Yapıcı’nın hangi araştırmalarıyla Bilim Ödülü’ne layık görüldüğünü sizinle paylaşayım istedim. Tabii Ülker Ailesi olarak bizi en mutlu eden konuyu da…

    Perşembe Gecesi yapılan törenle Sabri Ülker Bilim Ödülü’nün bu yıl yedincisi verildi ve sahibi Cornell Üniversitesi Nörobiyoloji ve Davranış Bölümü’nden Doç. Dr. Nilay Yapıcı oldu. Törene fiziken katılamadım ama izledim ve ilgili araştırmaları okudum. Sizinle de bunları paylaşayım istedim.

    Törende Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker Bey’in söylediği gibi: “Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılında çalışmalarına başlayan Harvard Sabri Ülker Merkezi ile evrensel bilimi desteklemeye başladık. Bu merkezimiz ile başlayan bilimsel yolculuğumuz her geçen yıl büyüyerek, katlanarak devam etti ve edecek inşallah. Önceliğimiz sağlık, pusulamız her zaman bilim olacak. Hem Vakıf hem de holding olarak odak noktamız, sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir geleceğin inşasına katkı sağlamak“. Sabri Ülker Bilim Ödülü Jüri Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in: “Hem Sabri Ülker Vakfı hem de Harvard Sabri Ülker Merkezi olarak ortak hayallerimiz tüm dünyada geleceğin yıldızları olacak genç Türk bilim insanlarını teşvik etmek. Bu uzun soluklu bir hayal. Ama adım adım ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum. Bilim Ödülü’nü kazanan genç bilim insanlarımız, şimdiden inanılmaz başarılara imza atıyorlar.” ifadeleri aslında bu ödülü ihdas etmedeki temel gayemizi ortaya koyuyor:

    Törende verilen bilgilere göre daha önce ödül almış olan araştırmacıların birçoğu ya kendi kurumlarında yükselmişler ya da başka bir araştırma kurumunda yüksek pozisyonlara atanmışlar ve çok sayıda başka ödüller almışlar. Bu hem Ülker ailesi olarak bizim için hem de Türkiyemiz için büyük gurur kaynağı. Diğer yandan halen ABD’deki araştırma çalışmalarını yürüten bu yılki ödülün sahibi Doç. Dr. Nilay Yapıcı, 2017 ödül sahibi Yard. Doç. Dr. Ebru Erbay, 2020 ödül sahibi Doç. Dr. Elçin Ünal’ın törendeki panelde yapmış oldukları konuşmalardan anladığım, aldıkları Sabri Ülker Vakfı Bilim Ödülü, onlar için büyük bir motivasyon kaynağı olmuş, başarılarının kendi ülkelerinde takdir görmesi onları çok mutlu etmiş. Keza aynı şekilde yine daha önce ödül alan ve Türkiye’deki üniversitelerde çalışan Prof. Dr. Elif Nur Fırat Karalar ve Doç. Dr. Tamer Önder de çalışmalarının takdir görmesinden oldukça memnun olduklarını ifade ettiler.

    Prof. Gökhan Hotamışlıgil de konuşmasında bu konuya şöyle parmak bastı: “Biyomedikal alanında Türk araştırmacılarının muazzam bir bilim diyasporası oluştu… Bir hedefimiz de bu araştırmacılar arasında güzel bir network oluşturmak, Türkiye ile ortak çalışmalar yürütülmesini sağlamak. Dünya düzeyinde bilim yapmanın bir yolu olarak bu diyasporadan yararlanmak gerek.”

    Özellikle metabolik hastalıklar ve obeziteyi önleme alanında çalışan genç bilim insanlarını motive etmek, farklı ülkelerde çalışan bilim insanlarımızı bir platformda buluşturmak amacıyla yola çıktığımız bir işin meyvelerini daha yedinci yılında görmek gerçekten hem bizi motive ediyor hem de iftihar vesilesi oluyor.

    Mesela bu sene ödül alan Doç. Yapıcı’nın beyindeki tat alma ve yeme sinirleri aracılığıyla yeme davranışını değiştirmeyi hedefleyen araştırması çok ilgimi çekti. Yapıcı’nın sunumu bizim gibi bu tür araştırma diline aşina olmayanlar için bile oldukça sade ve anlaşılır bilgiler içeriyordu.

    Kısa bir süre önce Boston’daki Harvard Sabri Ülker Metabolik Araştırmalar merkezini ziyaret edip burada yapılan çalışmaları özetlemiştim. (https://muratulker.com/y/harvard-sabri-ulker-merkezi-8-yilda-80-yillik-ilerleme-kaydetmis/) Şimdiye kadar araştırmalar daha çok iç organlardaki bazı mekanizmaları etkileyerek obeziteyi engelleme amacını taşıyordu. Yapıcı’nın araştırması ise beyindeki sinir ağlarından ilgili olanlarını tespit ediponları etkileyerek fazla yeme davranışını engellemek üzerine.

    Doç. Yapıcı sorunu önce şöyle ortaya koydu: “Obezite dünyanın ve tabii Türkiye’nin önemli bir sağlık sorunu. Giderek de artıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obez bireylerin sağlık sorunları yükü %37 daha fazla. 2020-2050 yılları arasında sağlık harcamalarının %8.4’ünü obezitenin oluşturacağı öngörülüyor.”

    Yapıcı, laboratuvarındaki deneylerinde, beyinde gıda alım kararlarını yöneten sinir hücrelerini bulmaya ve yeme isteği sırasında bu hücrelerin aktivitelerinin nasıl değiştiğini anlamaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar sonucunda özellikle bazı gıdaların aşırı tüketilmesine yol açan mekanizmanın çözümlenmesi hedefleniyor. Yapıcı’nın laboratuvarı, hayvanların, dış uyaranlarla birlikte fizyolojik durumlarını entegre ederek nasıl davranışsal kararlar aldığına ve bu kararların organizmalar tarafından nasıl düzenlendiğine odaklanıyor.

    Hangi canlılar? Fareler, meyve sinekleri ve sivrisinekler. Niye hayvanlar ve böcekler? Çünkü bu deneyler insanlar üzerinde uygulanamıyor ve insana en yakın metabolizmaya da bu canlılar sahip. “Sinekte beyin ne arar?” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de öyle düşünüyordum. Oysa bu bir önyargı! Meyve sineklerinin beyinlerinde 250 bin sinir varmış, bu sayı farelerde 270 milyon, insanlarda ise 86 milyarmış.

    Yapıcı’nın laboratuvarında son yapılan çalışmalarda sivrisineklerde yeme içme davranışıyla ilgili beyin sinirleri teşhis edilmiş ve bu sinirler etkilenerek sivrisineklerin yeme davranışı değiştirilmiş. Yapıcı, bu bulgular sonucunda, birçok hastalığı kan emme yoluyla insandan insana bulaştıran sivrisineklerin temel davranışlarının kontrol edilerek engellenebileceğini söylüyor. Ayrıca çalışmalarının yeme bozukluklarının tedavisine katkı sağlamasını umduğunu da belirtiyor.

    Gerçekten heyecan verici deney bulguları bunlar. Sanırım insanoğlu obeziteye çare bulmanın hemen kıyısında ve farklı nedenlere yönelip, bu nedenleri oluşturan etmenleri ortadan kaldırarak hedefe ulaşacak gibi görünüyor. Bu büyük çabada katkımız olduğunu görmek beni cidden mutlu ediyor. Her işin sırrı sonunda geliyor, buraya dayanıyor: mutlu et, mutlu ol!

    Bu vesileyle bu güzel törene katkıda bulunan başta Sabri Ülker Vakfı Başkanı Dr. Talat İçöz olmak üzere tüm vakıf yönetici ve çalışanlarına, organizasyonda emeği geçen diğer arkadaşlarıma da teşekkür ederim.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çin, Ay’da yeni mineral keşfetti

    Çin, Ay’da yeni mineral keşfetti



    Çinli bilim insanları, Ay’dan toplanan numunelerde yeni bir mineral keşfedildiğini bildirdi.

    Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), Ulusal Nükleer Kurumu (CNNC) ve Atom Enerjisi Otoritesinden (CAEA) yetkililer, düzenledikleri basın toplantısıyla yeni mineralin keşfini duyurdu. 2020’de Ay’a fırlatılan Çang’ı-5 keşif aracının topladığı kaya ve toprak örneklerinde bulunan fosfat minareline “Çangızit-(Y)” adı verildi.

    AA’nın haberine göre CNNC yetkilisi Vang Şuecun, kuruma bağlı Pekin Uranyum Jeolojisi Araştırma Enstitüsünden bilim insanlarının, X-ışını kırılımı yöntemiyle 140 binden fazla Ay parçacığı içinden tek bir kristal parçacığını yalıttığını, saç telinin yaklaşık onda biri çapındaki 10 mikronluk parçanın yeni bir mineral olduğunun anlaşıldığını belirtti.

    Vang, ayrıca, araştırma ekibinin Ay numunelerinde gelecekte füzyon enerjisinden kullanılma potansiyeli bulunan “Helyum-3″ün yoğunluk derecesini de ölçtüğünü ifade etti.

    Ay’dan toplanan bazalt kayaçlarda tespit edilen Çangızit-(Y) minerali, Uluslararası Mineroloji Birliği Yeni Mineraller, Terimler ve Sınıflandırma Komisyonu tarafından doğrulanarak kayıtlara geçti. Çangızit-(Y), bugüne dek Ay’da keşfedilen 6. yeni mineral oldu.

    Çin’den önce ABD ve Rusya, Ay yüzeyinden kaya ve toprak numuneleri toplayarak yeni minerallerin keşfine öncülük etmişti.

    Keşif, Çin’de yarın kutlanacak “Ay Festivali” olarak da adlandırılan Güz-Ortası Festivali öncesinde duyuruldu.

    Mineral, tıpkı Çin’in Ay keşif programı gibi Çin mitolojisindeki Ay perisi “Çang’ı”nın adını taşıyor.

    ÇİN’İN AY PROGRAMI

    Çin, 2019’da “Çang’ı 4” robotik aracını Ay’ın karanlık yüzüne indirerek bunu başarabilen ilk ülke olmuştu. Ay’ın yüzeyinden örnek toplaması planlanan “Çang’ı 5” aracı ise 24 Kasım 2020’de uzaya fırlatılmış, topladığı 1,73 kilogram kaya ve toprak örnekleriyle 16 Aralık 2020’de Dünya’ya dönmüştü.

    CNSA’nın Ay Keşif ve Uzay Programı Merkezi Direktörü Liu Cicong, bugüne dek 4 parti halinde yaklaşık 53 gramlık 152 numune öbeğini 33 araştırma kurumundan 98 başvurucuya dağıttıklarını bildirdi.

    Çin, Ay’ın karanlık yüzüne keşif aracı indirdiği Çang’ı 4 ile yüzeyden kaya ve toprak örnekleri toplayan Çang’ı 5 görevlerinin ardından 2023-2024 yıllarında yeni numune toplamayı amaçlayan Çang’ı 6 ve Ay’ın güney kutbunda keşif faaliyeti yürütmeyi amaçlayan Çang’ı 7 görevlerini planlıyor.

    Öte yandan 2030’da Ay’a insanlı uzay görevi gerçekleştirmek de ülkenin hedefleri arasında.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Samsung, kullanıcı verilerinin çalındığını duyurdu

    Samsung, kullanıcı verilerinin çalındığını duyurdu



    Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung, Temmuz ayında bir siber saldırıya uğradığını ve ABD’deki sunucuların etkilendiği saldırıda, bazı kullanıcı verilerinin çalınmış olabileceğini açıkladı. Samsung, müşterilerine siber saldırı ve çalınan verilere dair mektup yazdı.

    Bloomberg HT’de Hande Berktan’ın haberine göre, söz konusu mektupta, “Değerli müşterilerimiz, Samsung’da güvenlik birinci önceliğimizdir. Sizlere Samsung’un yakın zamanda bilgilerinizi etkileyen bir siber güvenlik ihlalini keşfettiğini aktarmak için ulaşıyoruz. Temmuz ayının sonlarında yetkisiz bir üçüncü kişi, Samsung’un ABD sunucularından birtakım bilgileri ele geçirdi. Saldırı 4 Ağustos’ta fark edildi. Etkilenen sistemleri daha güvenli hale getirmek için gerekli önlemleri aldık ve siber güvenlik ve kolluk kuvvetleriyle iş birliği içerisindeyiz” ifadelerine yer verildi.

    Hangi veriler çalındı?

    Samsung’un ABD sunucularına gerçekleştirilen saldırıda, müşterilerin kredi kartı numaraları veya sosyal güvenlik numaraları gibi verilerin zarar görmediği, bunun yerine Samsung müşterilerinin isimleri, iletişim bilgileri, demografik bilgileri, doğum tarihleri ve ürün satın alma gibi verilerin çalınmış olabileceği belirtildi.

    Şirket, gerekli önlemleri aldığını ve herhangi bir cihazın tehlike altında olmadığını söyledi; ancak kullanıcıların şüpheli e-postalar ve faaliyetler konusunda dikkatli olması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

    “Müşterilerimizi bu konuda bilgilendirmek istedik”

    Samsung sözcüsü Chris Langlois, yaşanan veri ihlalinde, demografik verilerin, pazarlama ve reklamcılık için kullanılan müşteri bilgilerinin içerdiğini söyledi ancak ele geçirilen bilgilerin detayına dair yorumda bulunmadı.

    Sözcü, kaç müşterinin etkilendiğini veya Samsung’un müşterileri bilgilendirmesinin neden bir aydan fazla sürdüğünü söylemedi. Langlois, “Soruşturma devam ediyor olsa da, gizliliklerinin ne kadar önemli olduğunu anladığımız için müşterilerimizi bu konuda bilgilendirmek istedik” dedi.

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Twitter ‘düzenle’ tuşunu test ediyor

    Twitter ‘düzenle’ tuşunu test ediyor



    Twitter, atılan tweet’in yeniden düzenlenmesi özelliğinin test edildiğini duyurdu.


    Twitter, tweetlerin yayınlandıktan sonraki 30 dakika içinde düzenlenebilmesini içeren ‘Edit Tweet’ özelliğini duyurdu. Twitter, düzenlemeyi önümüzdeki haftalarda ilk olarak Twitter Blue abonelerine sunacak.

    Twitter’ın resmi hesabından yapılan paylaşımda “Eğer editlenmiş bir tweet görüyorsanız bu ‘edit’ özelliğini test etmemizdendir…” denildi.

    Elon Musk, Twitter’a 44 milyar dolarlık satın alma teklifini vermeden önce 1 Nisan 2022’de attığı tweet ile bir anket gerçekleştirmişti. Musk’ın, “Edit butonu ister misiniz?” sorusuna, ankete katılan takipçilerin yüzde 73,6’sı evet yanıtını vermişti. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul-New York 5 saate düşecek Hava yolculuklarında yeni dönem başlıyor

    İstanbul-New York 5 saate düşecek Hava yolculuklarında yeni dönem başlıyor



    Hava yolculuklarında yeni dönem için geri sayım başladı. ‘Concorde’un Oğlu’ olarak adlandırılan süpersonik jet ile şu anda 10 saat 40 dakika olan İstanbul New York uçuşunun 5 saate düşecek

    Daha önce Virgin Atlantic 10 adet, United Havayolları ise 15 adet Şirket şimdiye kadar 6 milyar dolarlık ön sipariş aldıklarını duyurdu.

    BİLET FİYATLARI BELLİ OLDU

    Aynı habere göre, Londra New York arası uçuş için yolcuların tek yön için 1750 sterlin ( 27 bin 140 lira) ödemeleri gerecek.

    Overture’un özellikleri şöyle;

    Uzunluk: 201 fit

    Kanat Açıklığı: 106 fit

    Yükseklik: 36 fit

    Menzil: Tam yük ile 4 bin 250 mil 

    4 MOTORLU TASARIM

    Uçağın 4 motorlu tasarımı gürültüyü azaltırken Havayolu operatörlerinin maliyetlerini de düşürecek.

     

    60 bin fit yükseklikte uçabilecek uçakta ilk kez ‘gürültü azaltma sistemi’ de kullanılacak.

    Şirket Overture’ın gövdesini performansına katkıda bulunmak amacıyla mümkün olduğunca aerodinamik olarak tasarladı. Uçak geleneksel malzemelerden daha hafif ve daha güçlü karbon kompozit malzemelerden üretilecek ve yakıt olarak yüzde yüz sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanılacak.

    21 Haziran 1976 hizmete giren Concorde’un son ticari seferi, 24 Ekim 2003’te Londra – New York arasında yapıldı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KHK’lı akademisyen Ferhat Öztürk ‘tıbbi bal’ araştırmasıyla ABD medyasına haber oldu

    KHK’lı akademisyen Ferhat Öztürk ‘tıbbi bal’ araştırmasıyla ABD medyasına haber oldu


    Post doktorasını ABD’de yapan Öztürk, Türkiye’ye hizmet etmek için aldığı davet üzerine 2013’te Samsun’da göreve başladı. Öztürk, “Türkiye’de de bu araştırmaları yapıyordum. Üniversitemiz kapandı, ihraç edildik. Mecburen ABD’ye geri döndüm. Dönmeseydim terörist ilan edilip tutuklanacaktım.” dedi.

    Bold Medyadan Sevinç Özarslan’ın haberine göre, OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Samsun Canik Başarı Üniversitesi Bal Araştırma Merkezi’nde görev yapan Yrd. Doç. Ferhat Öztürk, tıbbi bal üzerine yaptığı araştırmasıyla ABD’nin Teksas eyaletindeki KSAT News‘e haber oldu.


    60 ÇEŞİT BAL TOPLADI
    ABD’de üretilen balların tıbbi özelliği olup olmadığını araştıran Öztürk, KSAT News’e yaptığı açıklamada, “Dünyada tıpta kullanılan ballar daha çok Zelanda ve Avustralya’da üretiliyor. ABD’de tıbbi bal üzerine henüz bir sektörü yok. Teksas’ın her yerinden yaklaşık 60, San Antonio’dan 35 bal örneği topladım. Öğrencilerimle birlikte bu balların tıbbi potansiyeli olup olmadığını inceliyoruz. Ayrıca piyasada satılan mevcut şifalı ballarla karşılaştıracağız.” dedi.

     

    “ABD’YE DÖNMESEYDİM TUTUKLANACAKTIM”

    KHK ile kapatılan Canik Başarı Üniversitesi’nde de aynı konu üzerinde araştırma yapan Öztürk, “Üniversitemiz kapanmasaydı, biz hala çalışıyor olsaydık çoktan bu konudaki araştırmalarımı geliştirmiş, profesör olmuştuk. 6 yıl önce ABD’ye geri döndüm. Türkiye’de kalsam terörist olacaktım. Üniversitenin rektörü fişlendiği için 6 yıl hapis yattı. Ben de aynı hukuksuzluğa maruz kalacaktım. Benim gibi birçok akademisyen ABD’ye göç etmek zorunda kaldı ama buradaki üniversitelerden kabul aldı.” dedi.Teksas Üniversitesi’nin sadece San Antonio’daki kampüsünde 35 bin öğrenci bulunuyor. Öztürk’ün görev yaptığı Integrative Biyology bölümünde ise binden fazla öğrenci var.


    POST DOKTORASINI ABD’DE YAPTI, DAVET ALINCA TÜRKİYE’YE GERİ DÖNDÜ

    Post-doktorasını 2003-2013 yılları arasında Amerika’da yapan Ferhat Öztürk, Samsun Canik Başarı Üniversitesi tarafından davet alınca 2013’te Türkiye’ye geri döndü ve araştırmalarına burada devam etti. Üniversitenin Bal Araştırma Merkezi’nde ve Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde hem öğretim üyesi hem yönetici olarak 3 yıl çalıştı.

    HAKKINDA AÇILAN DAVA NEDENİYLE EŞİNE VE KIZINA PASAPORT VERİLMEDİ


    15 Temmuz’un ardından üniversitesi kapatıldı. Kendisi ihraç edildi, bilimsel çalışmaları yarım kaldı. Üniversitenin rektörü Yunus Bekdemir’i de tutukladılar. Ferhat Öztürk, ABD vizesi olduğu için Amerika’ya geri döndü ancak ailesini yanında götüremedi.

    Hakkında Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla yürütülen soruşturmalar kapsamında dava açıldığı için küçücük kızına 15 aylık olana kadar pasaport verilmedi. Ailesi, “Babası gelsin, teslim olsun, pasaport verelim” cümleleriyle karşılaştı. Eşinin pasaportu ise yine aynı n edenle iptal edildi. Meriç Nehri üzerinden Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan eşi ve kızıyla ancak Nisan 2019’da bir araya gelebildi.Ferhat Öztürk, Canik Başarı Üniversitesi’nde de balın iyileştirici özelliği üzerinde çalışıyordu.Üç yıl ailesini bekleyen Öztürk, bu süre içinde Amerika’da kolejlerde biyoloji ve fen bilgisi öğretmenliği yaptı. Daha sonra bir yıl Alma College’de misafir akademisyen olarak çalıştı. Önce gönüllü olarak çalışmaya başladığı Teksas Üniversitesi’nde 8 ay önce resmi olarak yardımcı doçent oldu.

    ABD’deki arıcı derneklerinin yıllık ve aylık konferanslarına giderek üniversite laboratuvarında tıbbi bal üzerine yaptığı çalışmaları anlatan Öztürk, o sunumlar vesilesiyle KSAT News’in dikkatini çekti.

    Bold Medya’ya konuşan Ferhat Öztürk, “Uzun vadede balın, yara ve diğer hastalıkların üzerindeki iyileştirici etkisini bulmaya çalışıyor. Asıl amacımız balın tıbbi potansiyelini araştırmak. Bal, enfeksiyondan mide, bağırsak, kalp ve göz hastalıklarına kadar tüm alanlarda kullanılıyor. Kısa vadede Teksas’ta üretilen 60 çeşit baldan hangisinin tıbbi olarak daha üstün özelliklere sahip olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Eğer Teksas’ta yüksek potansiyelli bir bal keşfedersek tıbbi olarak üretim yapılacak.” ifadelerini kullandı.Etiketler ABDakademisyenbal uzmanıFerhat ÖztürkkhkKSAT NewsSamcun Canik Başarı ÜniversitesiTeksas Üniversitesi

     

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • James Webb: Uzay teleskopu ‘inanılmaz’ Jüpiter görüşlerini ortaya koyuyor

    James Webb: Uzay teleskopu ‘inanılmaz’ Jüpiter görüşlerini ortaya koyuyor



    Dünyanın en büyük ve en güçlü uzay teleskobu, Jüpiter’in eşi benzeri görülmemiş görüntülerini ortaya çıkardı.


    James Webb Uzay Teleskobu (JWST), Temmuz ayında Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeninin fotoğraflarını çekti.
     
     Görüntüler, gökbilimcilerin “inanılmaz” olarak nitelendirdiği ayrıntılı olarak Jüpiter’i çevreleyen auroraları, dev fırtınaları, ayları ve halkaları gösteriyor.
     
     Kızılötesi görüntüler, özellikleri öne çıkarmak için yapay olarak renklendirildi. Bunun nedeni, kızılötesi ışığın insan gözüyle görülmemesidir.
     
    Projede kilit rol oynayan California Üniversitesi’nden gezegen astronomu Imke de Pater, “Jüpiter’i hiç böyle görmemiştik. Bunların hepsi inanılmaz” dedi. “Dürüst olmak gerekirse, bu kadar iyi olmasını beklemiyorduk” diye ekledi.
     
    10 milyar dolarlık (8,5 milyar £) JWST, ABD uzay ajansı Nasa tarafından Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı’ndan ortaklarıyla birlikte yönetilen uluslararası bir görevdir.
     
     NASA, teleskoptan alınan birkaç görüntünün birleşiminden oluşturulan Jüpiter’in bağımsız görüntüsünde, auroraların Jüpiter’in hem kuzey hem de güney kutuplarının üzerindeki yüksek irtifalara uzandığını söyledi. Auroralar, Güneş’ten akan parçacıklarla etkileşimlerin neden olduğu gezegenin üzerindeki gökyüzündeki ışık gösterileridir.
     
    Bu arada, Dünya’yı yutabilecek kadar büyük ünlü bir fırtına olan Büyük Kırmızı Nokta beyaz görünüyordu. Bunun nedeni, çok fazla güneş ışığını yansıtmasıydı.

    JWST, Aralık 2021’de fırlatıldı ve şu anda Dünya’dan yaklaşık bir milyon mil (1.6 milyon km) uzaklıkta bulunuyor. 13 milyar yıl önce, Büyük Patlama’dan kısa bir süre sonra Dünya’ya doğru ilerlemeye başlayan ışığı tespit edebilir.

     

    Ünlü Hubble teleskobunun halefi olarak görülen JWST’nin önümüzdeki 20 yıl içinde keşif için baskın bir güç olması bekleniyor. (BBC)

     


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ÇEVİRİ | Evrenin başlangıcından beri bilinen en uzak nesnelere bakıyoruz

    ÇEVİRİ | Evrenin başlangıcından beri bilinen en uzak nesnelere bakıyoruz


    Onlarca yıllık bir gelişim süreci, birçok deneme ve hayal kırıklığından sonra James Webb teleskopu sonunda amacına ulaştı. 12 Temmuz’da NASA, ilk bilimsel gözlemleri yayınladı ve astronomide yeni bir dönemin başlangıcı olacağını heyecanla beklediğimiz şeyin fitilini ateşledi.

    James Webb’in Noel’de oldukça heyecan uyandırıcı bir şekilde uzaya fırlatılmasının ardından teleskopu ve güneşliğini işler kılmak için bir dizi mühim ayarlama yapıldı. Bu işlemlerden herhangi biri başarısız olsaydı, James Webb kullanımdışı bir felakete dönüşürdü. Neyse ki plan umulmayacak ölçüde sorunsuz ve başarılı bir süreç eşliğinde, mükemmel bir şekilde yürütüldü.

    Bu sadece projedeki mühendislerin, teknisyenlerin ve bilim adamlarının becerilerinin bir kanıtı değil; teknik aşamaları teyit etmek için dünya üzerinde yürütülen ve zaman zaman fırlatıştan önce düzeltilmesi gereken sorunları saptayan test programının muazzam öneminin de bir kanıtıdır. Bu durum bazen program takviminin kaymasına ve maliyet artışlarına sebep olduysa da işin sonunda mükemmel bir teleskop üretildi. Teleskop, kontrol ve test aşamasından geçtikten sonra uzun zamandır planlandığı gibi olağanüstü bir rasathane olarak çalışmaya başladı. Bu yolculuğa katılmış olan ve veriler üzerinde çalışacak olan bizler gerçekten sabırsızlanmaktayız.

    Yeni Görüntüler

    NASA, Avrupa Uzay Ajansı, Kanada Uzay Ajansı ve Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’nden temsilcilerden oluşan uluslararası bir komite tarafından seçilen yeni yayınlanmış çıktılar, teleskopun yürüteceği geniş çaplı araştırmaları vurgulamak için tasarlanan programın bir parçası. Yeni görüntüler görmek oldukça heyecan verici. İşin sonunda böylesine yüksek kalitede verilere sahip olmak büyük bir memnuniyet kaynağı. 

    Binlerce gökada kümesinden oluşan SMACS 0723’ün çarpıcı görüntüsü ABD başkanı Joe Biden tarafından 11 Temmuz’da yayınlandı. Ön plandaki devasa gökada grupları, arkalarındaki nesnelerin ışığını büyütüp bozmakta. Bu durum zamanda geriye bakarak çok soluk nesneleri incelememize yardımcı oluyor.

    Görüntü, galaksi kümesini 4.6 milyar yıl önce ortaya çıktığı şekliyle gösteriyor. Ancak görüntüdeki daha uzak gökadalar (esnemiş gibi görünenler) yaklaşık 13 milyar yaşında ve onlar hakkında başka herhangi bir antik gökadaya ilişkin sahip olduğumuzdan daha fazla veriye sahibiz.

    Bunun gibi görüntüler, ilk yıldızların ve galaksilerin nasıl oluştuğunu anlamamıza yardımcı olacaktır. Bunlardan bazıları, evrenin başlangıcından beri bilinen en uzak nesneler arasında olabilir. Resim, farklı dalga boylarında yapılan gözlemlerden elde edilen bileşik bir “renkli” görüntüdür ki bu Teleskopun yakın kızılötesi kamerası (NIRCam) tarafından çekildi.

    James Webb ayrıca, Pegasus takımyıldızında yaklaşık 290 milyon ışıkyılı uzaklıkta birleşen beş gökadadan oluşan bir grup olan Stephan Beşlisi’nin görüntüsünü de yakaladı. Dahası, görüntü merkezde süper kütleli bir kara delik olduğunu ve yıldızların doğduğunu da gösteriyor. Veriler bize galaksilerin nasıl geliştiği ve süper kütleli karadeliklerin büyüme hızı hakkında daha fazla bilgi verecek.

    Bir sonraki resim (aşağıda) en büyük ve en parlak nebulalardan (yıldızların doğduğu toz ve gaz bulutları) biri olan Karina Nebulasını göstermektedir. James Webb, yıldızların doğdukları yerleri göstermek ve onların nasıl doğdukları hakkında daha fazla şey keşfedebilmemiz için kızılötesi ışıkta yıldız tozlarını iyi bir biçimde inceleyebilmekte.

    Karina Nebulası, güneydeki Karina takımyıldızından yaklaşık 7.600 ışıkyılı uzaklıktadır. Görüntü, yüzlerce yeni yıldızı bütünlüklü bir şekilde gösterdiği gibi bunların oluşturduğu baloncukları da göstermektedir. Burada henüz açıklayamadığımız detayları da görebiliyoruz.

    Bir sonraki muhteşem görüntü, Güney Halkası (Southern Ring) ya da diğer bir deyişle Sekiz Patlamalı Nebula (Eight-Burst Nebula). Güney Halkası, ölmekte olan bir yıldızı veya birbirinin yörüngesinde dönen iki ölmekte olan yıldızı çevreleyen bir gaz bulutu olan gezeginimsi bir nebuladır. Çapı yaklaşık yarım ışıkyılıdır ve Dünya’dan yaklaşık 2.000 ışıkyılı uzaklıktadır.

    Görüntüdeki köpüklü turuncu kabuk moleküler hidrojendir (iki hidrojen atomu birbirine bağlandığında oluşan bir gaz), mavi merkez ise elektrik yüklü bir gazdır. Sağdaki görüntüde, merkezde ölmekte olan iki yıldızı görebilirsiniz, bu da bize yıldız ölümlerini benzeri görülmemiş ayrıntılarla inceleme fırsatı veriyor.

    Bu yeni veriler, James Webb’in konuşlandırılmasının ardından bilimsel bir araç olarak kullanıma hazır hale getirmek için aylarca süren özenli ölçüm ve testlerin bir sonucu. İlk adımlar, ayna segmentlerinin her birinin görüntülerini odaklamak ve hizalamaktı. Teleskopun bilimsel araç gereçlerin her biri de -NIRCam, Yakın Kızılötesi Spektrograf (NIRSpec) ve Orta Kızılötesi Enstrüman (MIRI)- çalıştırıldı ve test edildi.

    Uzayın derinliklerine farklı dalga boylarında bakan tüm bu aletlerin teleskopla birlikte soğutulması gerekiyordu, aksi takdirde astronomik nesnelerin gözlemlerine müdahale edecek arka plan ısısı yayarlardı. En son çalıştırılan alet, en düşük sıcaklıkta, mutlak sıfırın sadece yedi derece üzerinde çalışan ve başarıya ulaşması birkaç ay süren MIRI idi.

    Teleskopun boyutu -aralığı- görüntülerin nihai kalitesine ve gözlemlenebilecek ayrıntılara karar veren kilit unsurdu. Daha büyük daha iyidir: çapı on metreye varan aralıklara sahip büyük teleskoplar inşa edildi.

    Ancak atmosferin teleskopa ulaşan ışığı tahrip eden etkileri, nihai çözünürlüğün elde edilmesini zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra, Dünya’da gece gökyüzünden gelen arka plan ışığı, teleskopun hassasiyetini ve görebileceğimiz en sönük nesneleri sınırlar.

    Altı metrelik açıklığı ile James Webb, şimdiye kadar uzaya fırlatılan en büyük teleskop. Jamez Webb’in, Dünya’nın atmosferinden bağımsız, Dünya’dan bir milyon mil uzaktaki gözetim noktasından evrene dair şimdiye kadar gördüğümüz en ayrıntılı görüntüleri sunması bekleniyor. Tıpkı selefi Hubble uzay teleskopunun bir zamanlar yaptığı gibi, James Webb’in kozmos’a dair anlayışımızda devrim yaratacağına şüphe yok.

    Yazar: Prof. Dr. Marthin Barstow, Astrofizik ve Uzay Bilimler, Leicester Üniversitesi

    Çeviri: Hasan Ayer

    Kaynak: https://theconversation.com/james-webb-telescope-a-scientist-explains-what-its-first-amazing-images-show-and-how-it-will-change-astronomy-186668

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Apple, iPhone’da reklam göstermeye başlayacak

    Apple, iPhone’da reklam göstermeye başlayacak



    ABD’li teknoloji şirketi Apple, kendi uygulamalarında reklam göstermeye hazırlanıyor.


    Şirket, iPhone ve iPad’lerde haritalar, kitaplar ve podcast’ler gibi önceden yüklenmiş uygulamalarında reklam göstererek yeni bir gelir modeli oluşturacak.

    BloombergHT’den Hande Berktan’ın aktardığına göre şirketin reklam gösterme konusunda başka çalışmaları da var.

    İlk etapta, iPhone için çalışmalarını sürdüren şirket, iddialara göre reklamları iPad cihazlarının yeni alanlarına doğru genişletmeye hazırlanıyor.

    Örneğin, harita uygulamasında restoran aradığınızda, Apple’a reklam veren işletmeler aramanın en üstünde görünecek.

    Apple’ın reklam ifadesinin ‘kafa karışıklığı’ yaratmasından korkması sebebiyle, öne çıkarılacak içeriklere “Reklamdır” ibaresini yerleştirmesi bekleniyor.

    Apple’ın bugünkü reklamcılık çalışmaları iPhone, iPad ve Mac’te App Store’un yanı sıra haberler ve hisse senetleri uygulamalarının içindeki görüntülü reklamlardan oluşuyor.

    App Store’da ayrıca Google benzeri arama ağı reklamları da bulunuyor. Apple daha yakın zamanda, Major League Baseball’la imzaladığı ‘Friday Night Baseball‘ anlaşması için TV+’ın içine reklam yerleştirmişti. Apple’ın zaman içinde kendi reklamcılık işini önemli ölçüde genişletmesi de bekleniyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • WhatsApp’a üç yeni özellik: Ekran görüntüsü almak engellenecek

    WhatsApp’a üç yeni özellik: Ekran görüntüsü almak engellenecek



    Whatsap yeni özelliğiyle tek seferlik paylaşımlarda ekran görüntüsü alma özelliğini devre dışı bırakacak.


    WhatsApp, tek seferlik paylaşımlara ilişkin yeni bir özellik getireceğini duyurdu.

    Gruplardan sessizce ayrılmak ve çevrimiçi durumunu gizlemek gibi özellikleri geliştirdiklerini açıklayan şirket şimdi de tek seferlik fotoğraf gönderiminde ekran görüntüsü almayı engellemek için çalışıyor.

    Sadece bir kere görüntülenecek şekilde mesaj özelliğini geliştiren WhatsApp, son özellik ile tek seferlik mesajlar açıldığında telefonun ekran görüntüsü alma özelliğini devre dışı bırakacak.

    Dünya genelinde kullanılan WhatsApp geçtiğimiz yıllarda gönderilen mesajların silinebilmesine imkan tanımıştı. Şirket bu özelliği daha da geliştirdi. Son güncellemelere göre gönderilen bir mesaj silmek için 60 saate sahip olunacak.

    WABetainfo’nun haberine göre; WhatsApp Android 2.22.16.3 sürümü ile birlikte durum güncellemesinde sesli mesaj seçeneğini de ekleyecek.

    Kullanıcılar fotoğraf ve videolara ek olarak sesli notlar da paylaşabilecekler. WhatsApp bu özelliğin adını “voice status” olarak belirledi.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***