Kategori: Bilim ve Teknolji

  • Altılı Masa, anayasa değişikliği çalışmasını açıkladı: Baraj yüzde 3, mahalli idarelerin yetkisi artacak

    Altılı Masa, anayasa değişikliği çalışmasını açıkladı: Baraj yüzde 3, mahalli idarelerin yetkisi artacak


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, bugün Ankara’daki Bilkent Otel’de düzenlenenen “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi Tanıtım Toplantısı”na katıldı.

    Liderler, toplantı salonunda yerlerini aldı. Burada, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme ilişkin bir video gösterildi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı, İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, anayasa değişikliği çalışmasının detaylarını paylaştı.

    84 MADDE İÇERİĞİ VE 9 BAŞLIKTA DEĞİŞİKLİK YAPILDI

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Bizler, 28 Şubat 2022 tarihinde yine bu salonda, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnini imzalayan altı siyasi parti olarak, cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bugün tarihi bir adım daha atıyoruz.

    28 Şubat tarihli mutabakat metnimizi temel alan Anayasa değişikliği önerimizi bugün takdirlerinize sunuyoruz. Yasama, yürütme, yargı, temel hak ve özgürlükler, kamu yönetimi başlıkları altında belirlediğimiz ilkeleri 84 madde içeriği ve 9 başlıkta yaptığımız değişiklikle anayasal güvenceye kavuşturmayı hedefliyoruz.

    Bu önerimiz, bir toplumsal sözleşme taslağıdır. Bu niteliğine uygun olarak değişiklik önerilerimizi, demokrasinin asli gereği olan çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda toplumun tüm kesimleri ile müzakere ettikten sonra seçimlerin hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacağız.

    Bu önerimiz, bir toplumsal sözleşme taslağıdır. Bu niteliğine uygun olarak değişiklik önerilerimizi, demokrasinin asli gereği olan çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda toplumun tüm kesimleri ile müzakere ettikten sonra seçimlerin hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacağız.

    Sorun sistemdedir. Sistemle ekonominin doğrudan bağlantılı olduğunu biliyoruz. Örneğin bu ucube sistemde Merkez Bankası’nın bağımsız olamayacağını biliyoruz.

    Sistemle adaletin doğrudan bağlantılı olduğunu biliyoruz. Bu ucube sistemde yargının bağımsız olamayacağını biliyoruz. Bu ucube sistemde mahkemede adaletin, gelir dağılımında adaletin, sosyal adaletin ve fırsat adaletinin olamayacağını; adaletin olmadığı yerde de mutluluk olmayacağını biliyoruz.

    Bu ucube sistemde üniversitelerin özgür olamayacağını, gençlerin geleceğe güvenle bakamayacağını biliyoruz ve bizler bu ucube sistemden ülkemizi kurtarmak için birlikte çalışıyoruz.

    Aynı zamanda, geçmişin dar kalıplarını da reddediyoruz. 12 Eylül darbe hukukunun yarattığı güçsüz bir parlamenter sistemi değil, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemi öneriyoruz. Önerimizle mevcut tek adam sistemini sona erdirmeyi, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı esasına dayanan ve güven veren yeni bir sisteme geçmeyi taahhüt ediyoruz.

    Önerimizle Anayasal düzenin temeline “insan onurunu” koyuyoruz. İnsan onuru dokunulmazdır ve anayasal düzenin temelidir. Devlet, insan onuruna saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür.

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle Gazi Meclisi bugün yaşadığı ağır vesayetten kurtaracağız. Yargıyı vesayetten kurtaracağız. Yargının üzerindeki siyasi tahakküme son vereceğiz. Yargının kurucu unsuru savunmayı ve baroları ilk kez anayasal güvenceye kavuşturacağız.

    Seçilmiş yerel yöneticilerin yargı kararı olmadan görevlerinden alınmalarına son vereceğiz.

    Basını, sivil toplum örgütlerini, düzenleyici ve denetleyici kurumları vesayetten kurtaracağız. Cumhuriyetimiz ikinci yüzyılına adım atarken bu topraklara eşitliği, özgürlüğü, adaleti hep birlikte getireceğiz.

    Güçlendirilmiş parlamenter sistem, “iş ve aş” demektir. Güçlendirilmiş parlamenter sistem, “yolsuzluğun, yoksulluğun ve israfın sona ermesi” demektir, Güçlendirilmiş parlamenter sistem, “Bağımsız ve tarafsız yargının; ifade ve basın özgürlüğünün; can ve mal güvenliğinin önündeki tüm engellerin kaldırılması” demektir. Güçlendirilmiş parlamenter sistem, “kimsenin ötekileştirilmediği, başta gençler olmak üzere bu ülkeye dair sözü olan herkesin özgürce konuşabildiği, özgürce eleştirebildiği ve özgürce yaşayabildiği bir dönemin başlangıcı” demektir.

    Biliyoruz ki, ülkemizin ciddi bir Anayasa Değişikliğine, gerçek bir reforma ihtiyacı vardır. Demokratik bir Anayasanın omuzlarında yükselecek olan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Türkiye’nin temel sorunlarına çözümün reçetesi olacaktır.

    Önümüzdeki ilk seçimde, otoriter bir sistemden yana olanlar değil, demokrasiden yana olanlar kazanacak; altılı masanın ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.

    Bizler, yeni bir yönetim anlayışı ve yeni bir siyaset kültürüyle, liyakatli kadrolarla ve istişareyle Yarının Türkiye’sini hep birlikte inşa edeceğiz.

    Demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi temel alan Anayasa Değişikliği Önerimiz hayırlı olsun.

    Her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.”

    SEÇİM BARAJI DÜŞÜYOR

    DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu’nun açıklamaları ise şöyle:

    “Yarının Türkiye’sinde, demokrasimizin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni güçlendirmek, temsil yeteneğini artırmak, kanun yapma ve yürütmeyi denetleme işlevlerini en etkili şekilde gerçekleştirmesini sağlamak amacıyla Anayasa’da önemli değişiklik önerileri hazırladık.

    Hazırladığımız değişiklik önerilerimizi beş başlıkta toplayabiliriz.

    İlk olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giden yolları demokratikleştireceğiz.

    Meclisinin temsil gücünü arttırabilmek amacıyla seçim barajını %3’e düşüreceğiz.

    Siyasi partiler hakkındaki yaptırım hükümlerini Avrupa Konseyi standartları ışığında değiştirecek, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasi parti hürriyetini güçlendireceğiz.

    Diasporanın doğrudan mecliste temsil edilmesini sağlayacağız.

    İkinci olarak yasama bağışıklığını güçlendireceğiz.

    Dokunulmazlıkların kaldırılması için üye tamsayının salt çoğunluğunu gerekli kılacağız.

    Yasama dokunulmazlığının istisnaları bakımından belirsizliğe yol açan keyfi uygulamaların önüne geçeceğiz.

    Milletvekilliğinin kesin hüküm giyme nedeniyle düşmesini, bireysel başvuru yoluna gidilmesi halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki kararına kadar bekletileceğini açıkça düzenleyeceğiz.

    Üçüncü olarak, kanun yapım süreçlerini demokratikleştireceğiz.

    Bu başlıkta birçok düzenlemeyi üzerinde çalıştığımız meclis içtüzüğünde işleyeceğiz.

    Anayasa’da ise milletlerarası andlaşmalardan geri çekilmenin Meclisin asli yetkisi olduğunu güvence altına alacağız. Böylece Cumhurbaşkanı, milletlerarası bir sözleşmeden gece yarısı tek başına çıkma kararı veremeyecek.

    Bakanlar Kurulu’nun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini, yetki kanununa dayanması ve temel hak ve hürriyetlerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği şartıyla kabul ediyoruz.

    Bakanlıkların, kamu idareleri ve kamu tüzel kişilerinin kanun hükmünde kararnameyle kurulması ve kaldırılması uygulamasına son vereceğiz.

    Cumhurbaşkanının kanunları veto etme yetkisine son verecek, bu yetkiyi geri gönderme yetkisi ile sınırlayacağız. Geri gönderilen kanunlar, Meclis tarafından basit çoğunlukla aynen kabul edilebilecek.

    Dördüncü olarak, Meclis’in denetim yetkisini güçlendireceğiz.

    Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim için hükümete hesap sorulabilmesini sağlayacak araçları artırıp etkili kılacağız.

    Hükümet, başbakan ve bakanlar hakkında gensoru verme yetkisini tesis edeceğiz. Bu yenilikle, Bakanlar Kurulu aleyhine verilen güvensizlik önergelerine yeni Başbakanın isminin eklenmesini zorunlu kılacağız. Böylece meclis, istikrarın gereği olarak ancak yeni hükümeti kurmakta birleşebilirse mevcut hükümeti düşürebilecektir.

    Başbakan ve bakanların görevleriyle ilgili suçlarından dolayı hesap vermeleri amacıyla meclis soruşturmasını kapsamlı bir şekilde düzenleyeceğiz.

    Başbakan ve bakanlar hakkında görevine ilişkin suç işlediği iddiasıyla soruşturma önergesi verilebilmesi için gerekli çoğunluğu indirerek denetimi kolaylaştıracağız.

    Bir yasama yılında en az 20 gün gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşme açılabilmesini açıkça düzenleyeceğiz.

    TBMM’nin denetim araçlarından meclis araştırmasını ‘herkesin Meclis Araştırma Komisyonunun davetine uymak zorunda olduğu’ ifadesiyle etkili bir hale getireceğiz.

    Beşinci olarak, parlamentoların tarihsel bir kazanımı olan bütçe hakkının devredilmezliği ilkesini tesis edeceğiz.

    Vatandaşlarımızdan toplanan vergilerin nasıl harcandığının etkili bir şekilde denetlenebilmesi için Meclis’in bütçe hakkını, Meclis’in devredilemez bir yetkisi ve denetim aracı olarak düzenleyeceğiz.

    Meclis bünyesinde Kesin Hesap Komisyonu kuracağız. Komisyonu’nun Başkanı ana muhalefet partisinden olmasını Anayasada açıkça düzenleyeceğiz.

    Hedefimiz sadece anayasalı bir devleti değil, anayasal devleti tesis etmektir.

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle birlikte; tüm farklılıklarımızla, vatandaşlarımızın hiçbir ayrımcılığa ve hukuksuzluğa maruz kalmadığı, herkesin kendini birinci sınıf bir yurttaş olarak hissettiği özgürlükçü demokratik Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”

    CUMHURBAŞKANI BİR DÖNEM VE 7 YIL SEÇİLEBİLECEK

    Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhan Yücel ise şunları söyledi:

    Mevcut anayasanın en problemli, tüm sistemi enfekte eden kısmı “tek adam rejimi” üzerine kurgulanan ‘yürütme’dir. Mevcut sistemde yürütmenin konforu için yasama ve yargı işlevsiz bırakılmıştır. Anayasanın tek derdi, tek kişiye dikensiz gül bahçesi hazırlamak olmuştur.

    Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde

    >> Cumhurbaşkanı tek patron,

    >> Yürütmenin diğer aktörleri Bakanlar ve Kurumlar patronun çalışanları,

    >> Yasama ve yargı bağlı iştirakler haline getirilmiştir.

    Bu ucube sistemde, bakanlıklar ve kamu kurumları görev, yetki ve sorumluluklarını ifa ederken anayasa ve kanunlara bakmak yerine, tek bir kişinin iki dudağının arasına bakmak zorundadır.

    – Mesela, bu sistemde Balıklı Rum Hastanesi’nde çıkan yangına Cumhurbaşkanının talimatıyla müdahale edildiğini bizzat Cumhurbaşkanının sözcüsü açıklar.

    – Mesela, depremde kurtarma çalışmalarının başlaması, orman yangınına müdahale için de Cumhurbaşkanının talimatı gerekir.

    – Mesela, okul, hastane, köprü, ağaçlandırma ihtiyaç olduğu için değil, talimat geldiği için yapılır.

    – Çiftçinin destekleme priminin ödenmesi, esnafa kredi o talimat gelmeden ödenmez, verilmez.

    Milletimizin görüşüne arz ettiğimiz Anayasa Değişikliği Önerisinin hayata geçmesiyle birlikte yürütmenin her kademesinden, dört senedir her gün duyduğumuz “Cumhurbaşkanımızın talimatıyla” klişesini artık duymayacağız.

    Çünkü yürütmenin tüm unsurları görevlerini yerine getirirken, sorumluluklarını ifa ederken talimatı Anayasadan ve yasalardan alacak.

    Hazırladığımız Anayasa Değişikliği önerisi ile

    >> Şeffaf,

    >> Denetlenebilir,

    >> Hesap veren bir yürütmeyi ve yönetimde istikrar ile bütünlüğü yeniden inşa etmeye gayret ettik.

    Bu çerçevede:

    >> Cumhurbaşkanlarının bir dönem ve 7 yıl için seçilebilmesini öneriyoruz.

    >> Seçilen Cumhurbaşkanı’nın varsa partisi ile ilişiğinin kesilmesini teklif ediyoruz.

    >> Cumhurbaşkanının kanunları veto yetkisini kaldırıyor, kendilerine sadece bir defaya mahsus geri gönderme hakkı tanıyan bir düzenleme yapıyoruz.

    Meclis denetimine tabi olmayan, Siyasi sorumluluk taşımayan ve hiçbir şekilde hesap vermeyen, Usulsüzlük, yolsuzluk ya da beceriksizlik gibi sebepler ile sorumluluklarını “affını istemekle” yerine getiren, Usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları karşısında Yüce Divanda yargılanma hakkı olmayıp, Külliye’den uzaklaştırma cezası ile sorumluluktan kurtulan “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi” yerine, Meclise karşı siyasi sorumluluğu ve Yüce Divan’da aklanma hakkı olan Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği önerimiz ile yeniden kuruyoruz.

    Bununla bağlantılı olarak

    >> Anayasanın 8. maddesinde yürütmeyi sadece bir “görev” olarak düzenliyoruz.

    Önerdiğimiz Anayasal düzende;

    >> Cumhurbaşkanı, en çok milletvekiline sahip olan partiye hükümeti kurma görevi verecek,

    >> Bakanlar, başbakan tarafından, TBMM üyeleri arasından veya ihtiyaç halinde milletvekilli seçilme yeterliğine sahip olan Türk vatandaşları arasından seçilecek,

    >> Başbakan ve Bakanlar bireysel ve kolektif olarak Meclise karşı sorumlu olacak,

    >> Bakanlar veya hükümet hakkında gensoru verilebilecek,

    >> Başbakan ve Bakanlara haklarındaki iddialar ile ilgili Meclis Soruşturması açılabilecek, Meclisin sevk kararı vermesi halinde ilgililer Yüce Divanda yargılanabilecek,

    >> Hükümetin kuruluşu basit çoğunluk, düşürülmesi ise salt çoğunluk ile gerçekleşecek ve hükümet krizlerini önlemek için yapıcı güvensizlik oyu aranacak. Yani yeni hükümet üzerinde uzlaşma sağlanmadan mevcut hükümet düşürülemeyecek, mevcut hükümet düştüğü anda yeni Başbakan görevine başlamış olacak.

    Yürütme başlığı altında ele aldığımız diğer bir konu ise Olağanüstü Hal yönetimidir. Değişiklik önerimize göre;

    >> Cumhurbaşkanının ya da Bakanlar Kurulunun tek başına OHAL ilan etme yetkisi yoktur. Olağanüstü Hal ilan etme yetkisi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna aittir.

    >> Olağanüstü Hal rejiminin istisnai niteliğinin bir gereği olarak OHAL için öngörülen süreler kısaltılmıştır.

    >> Olağanüstü Hal rejiminin keyfi bir yönetime dönüşmesine engel olmak amacıyla Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisine son verilmiştir.

    Kıymetli Misafirler,

    Altı partinin ortak çalışması ile hazırlanan önerimizin, ülkemizin demokrasi kulvarına girmesine vesile olmasını temenni ediyor; programa iştirak eden, bizleri televizyon başında izleyen herkesi saygıyla selamlıyorum.

    Şimdi Demokrasi Zamanı!”

    HAKİMLER KURULU VE SAVCILAR KURULU OLUŞTURULACAK

    Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı ise şunları ifade etti:

    Anayasa Değişikliği Önerimiz, 28 Şubat 2022’de Genel Başkanlarımız tarafından imzalanarak kamuoyuna açıklanan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnini esas almıştır. Bu metin, özünde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yürürlükten kaldırılmasını, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçilmesini amaçlamaktadır.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi devletin bütün organ ve kurumlarını önemli ölçüde zayıflattığı halde bu sistem altında en ağır hasarı yaşayan, yargı organı olmuştur.

    Bu nedenle Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni, hükümet sistemi değişikliği yanında gerçek bir hukuk devleti yaratmayı ve bu bağlamda yargının bağımsızlığını sağlamayı vaat etmiştir. Bu amaçla önerimiz, yargı mensuplarına bireysel bağımsızlıklarını, yargı kuruluşlarına da kurumsal bağımsızlıklarını sağlayan yenilikler içermektedir.

    Hâkimlik ve savcılık teminatını düzenleyen 139. maddeye coğrafî teminat eklenmiştir. Böylece hâkim ve savcıların bireysel bağımsızlıkları güçlendirilmiştir.

    Yargı mensuplarının bireysel bağımsızlıklarını güçlendirmek amacıyla ayrıca Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki organ düzenlenmiştir. Hâkimler Kurulu, hâkimlerin özlük hakları konusunda, Savcılar Kurulu ise savcıların özlük hakları konusunda karar verme yetkisine sahip olacaktır. Bu organların üye kompozisyonu ve üyelerinin seçiminde izlenen yöntem, çoğulculuk esasına göre tasarlanmıştır. Her iki organın üyelerinin bir bölümünü seçme yetkisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne tanınarak bu organların demokratik meşruiyete dayanması sağlanmıştır. Hukuk devletinin gereği olarak her iki kurulun kararları yargı denetimine tâbi kılınmıştır.

    Önerimiz, yargılama sürecinin önemli unsurlarından biri olan savunma makamını ilk kez bir anayasa hükmüyle düzenlemiş; böylece savunmaya anayasal bir statü kazandırmıştır. Bunun doğal sonucu olarak savunma, iddia makamıyla eşit bir statüye kavuşacaktır. Bu ise hukuk devletinin temel unsurlarından olan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın aslî unsurlarından olan savunma hakkını güçlendirecektir. Öte yandan bu yenilikle adil yargılanma hakkının bir başka unsuru olan silahların eşitliği ilkesi garanti edilecektir. Bu hüküm kapsamında Türkiye Barolar Birliği’ne özerk bir statü sağlanmış; bu yenilikle avukatlık mesleğine sahip olması gereken itibar kazandırılmıştır.

    Anayasanın ve hukukun üstünlüğünün güvencesi olan Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşu, üye kompozisyonu, üyelerin seçiminde izlenen yöntemle çalışma usulleri ve Yüksek Mahkeme’nin yetkileri yeniden düzenlenerek Mahkeme’nin etkinliği güçlendirilmiştir. Bu amaçla Anayasa Mahkemesi’nin ağır iş yükü dikkate alınarak üye sayısı on beşten yirmi ikiye çıkarılmış; halen iki daire ve bir Genel Kurul halinde çalışan Mahkeme’nin dört daire ve bir Genel Kurul halinde çalışması sağlanmıştır.

    Türkiye’nin taraf olduğu temel hak ve hürriyetlere ilişkin milletlerarası andlaşmalar, Anayasaya uygunluk denetiminde başvurulacak ölçü normlara dâhil edilmiştir. Böylece 2004’te Anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklik, yaptırımla desteklenerek insan hakları alanının genişlemesi ve Türkiye’nin uluslararası itibarının korunması sağlanmıştır.

    Bireysel başvuruların alanı, sosyal hakları da kapsayacak biçimde genişletilmiştir. Bireysel başvuruların temelindeki hak ihlâllerinin, Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tâbi bir normun hukuka aykırılığından kaynaklanması halinde Yüksek Mahkeme’ye bu normu denetleme yetkisi de tanınmıştır.

    Nihayet Anayasa Mahkemesi’ne yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirlerinin alanına müdahale eden işlemleri nedeniyle yapılacak başvuruları da inceleme ve karara bağlama yetkisi tanınmıştır.

    Yüksek Seçim Kurulu, yerine getirdiği işleve uygun olarak Anayasamızın Yüksek Mahkemeleri düzenleyen bölümüne aktarılmış; iki daire ve bir Genel Kurul halinde çalışması öngörülmüştür. Böylece dairelerin alacağı kararlar, itiraz denetimine tâbi kılınmıştır. Daha da önemlisi, Yüksek Seçim Kurulu’nun seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarına ilişkin verdiği kararların, Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvurulara konu olması sağlanmıştır. Böylece seçim sürecinin hukuka uygunluğu teşvik edilmiştir.

    Sayıştay da Yüksek Mahkemeler başlığı altında düzenlenerek demokrasinin aslî unsurlarından olan şeffaflık ve hesap verirlik güvence altına alınmıştır.

    Anayasa Değişikliği önerimiz yargıya ilişkin unsurlarıyla birlikte kabul edilerek yürürlüğe girdiği takdirde Anayasamızın 2. maddesinde yer alan ve değiştirilmesi yasaklanan insan haklarına saygılı, demokratik, lâik, sosyal hukuk devleti kavramları, Anayasa düzenimizin asıl belirleyicisi olabilecektir. Böylece tüm vatandaşlar, geleceğe güvenle bakabilecekleri huzurlu bir ortama kavuşacaklardır.”

    YÜZDE 1 OY ALAN PARTİLERE MALİ YARDIM

    İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz ise şunları söyledi:

    Güçlü, kalkınmış ve demokratik Türkiye’nin inşası için hazırladığımız anayasa değişikliği çalışmamızda, temel hak ve hürriyetlerin güvenceye kavuşturulması ve hürriyetler üzerindeki baskılara son vermek için önerilerimizi hazırladık.

    Temel hak ve hürriyetler açısından değişiklik önerimizin ruhunu yansıtan ilk düzenleme başlığa ilişkindir. Anayasanın ikinci kısmının başlığını “Temel Hak ve Hürriyetler” olarak değiştirerek otoriter anayasacılık anlayışına karşı demokratik ve özgürlükçü anayasa inşası inanç ve kararlılığımızı vurguluyoruz.

    İnsan onurunun dokunulmazlığını ve Devletin buna saygı gösterme ve koruma yükümlülüğü ile temel hak ve hürriyetlerin bütünlüğünü ve yasama yürütme ve yargıyı bağlayıcı olduğunu Anayasanın 12. Maddesine ekliyoruz. Devlete insan hakları ihlallerini önleme ve herkesin haklardan yararlanmasını sağlama yükümlüğünü getiriyoruz.

    İnsan haklarına dayanan Devlet düşüncesini daha belirgin kılmak için temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması olan 13. Maddenin kenar başlığını temel hak ve hürriyetlerin üstünlüğü olarak değiştiriyor; madde metnine hürriyetin esas sınırlamanın istisna olduğunu belirten düzenlemeyi ekliyoruz.

    Düşünce, kanaat ve ifade hürriyetini tek bir maddede düzenliyoruz. Hiç kimsenin düşüncelerinden ötürü ayrımcılığa tabi tutulamayacağını anayasal ilke olarak belirliyoruz. Bu değişiklik sonucunda ifade hürriyeti, çoğulcu bir demokrasinin gerektirdiği ölçüde genişlemiş olacaktır.

    Kamuoyunun özgürce oluşmasını ve medyada çoğulculuğun sağlanmasını Devlete bir ödev olarak yükleyerek basın hürriyeti üzerindeki keyfi uygulamalara son veriyoruz.

    Toplumun haber alma hakkını koruma ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını sağlama amacıyla kişiler ve siyasi partilerin kamu tüzel kişilerinin elindeki kitle haberleşme ve yayım araçlarından hakkaniyet ve adalet ilkesine uygun olarak yararlanma hakkına sahip olduğunu anayasal ilke olarak düzenliyoruz.

    Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Hürriyetlerde önerdiğimiz değişikliklerle müreffeh bir ülke hedefimizin anayasal alt yapısını oluşturuyoruz.

    Anayasanın 62. maddesinin başlığını Yurt dışında yaşayan Türkler olarak değiştirerek Devletin onların hak ve menfaatlerini koruma, dil ve kültürlerini muhafaza etme ve anavatanla bağlarını geliştirme çalışmaları yapma görevini vurguluyor, Devlete tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz ülkeler ve topluluklarla ilişkileri gerçekleştirme yükümlülüğü getiriyoruz.

    Sosyal ve ekonomik haklar kısmına yeni haklar ekliyoruz. Herkesin sağlık hakkına sahip olduğunu ve hiç kimsenin temel sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılamayacağını hükme bağlıyoruz. Çevre hakkı ile çevreyi korumanın, çevre kalitesini yükseltmenin, gıdaların doğallığını sağlamanın devletin bir görevi olduğunu belirtiyoruz. Hayvan hakları da bu değişiklik önerimizde yer alıyor. Devletin doğal hayatı ve hayvanları korumak ile hayvanlara yönelik eziyet ve kötü muamele yapılmaması için gereken tedbirleri alma görevi olduğunu belirtiyoruz.

    Milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların yüzde birini alan partilere devletin mali yardımda bulunacağı ve bu yardımın dörtte birinin partiler arasında eşit olarak dağıtılacağı, geri kalan tutarın ise partilerin elde ettikleri oy oranına göre paylaştırılacağı düzenlemesini getiriyoruz.

    Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kapatma davası açabilmesini TBMM’nin iznine bağlıyoruz.

    Kapatma kararının ancak odak olma halinde verilebileceği daha yalın olarak düzenlenip odak olma tanımına yoğun, sürekli ve demokratik düzene ciddî tehlike oluşturacak bir şekilde kavramları ile fıkranın son cümlesine yasama sorumsuzluğu kapsamında kullanılan oy, söz ve düşünce açıklamaları odak olmanın tespitinde gözetilemez hükmü ekliyoruz.

    Kamu Denetçiliğini düzenleyen Anayasanın 74. maddesinde yapılan değişiklikle kuruma, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygunluğunu re’sen veya şikâyet üzerine inceleme ve denetleme yetkisi tanıyoruz. Toplumun geniş kesimlerinin, tarafsızlığına, hakkaniyetine güven duyduğu bir kişinin kamu başdenetçiliği makamına seçilmesi sağlama gayesiyle Kamu başdenetçisinin seçimi usulünü değiştirerek parlamentoya hâkim olan siyasi çoğunluğun seçimi tek başına gerçekleştirmesini engelliyoruz.

    Anayasa değişikliğine dair önerimizin demokratik, özgür ve güçlü Türkiye’nin kuruluşuna vesile olmasını diliyor, Aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.”

    YÖK KALDIRILACAK

    Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, şunları ifade etti:

    “28 Şubat 2022 tarihinde açıklamış olduğumuz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizdeki siyasal hedeflerin bir kısmı yasa bir kısmı ise Anayasa değişikliklerini gerektirmektedir. Sözlerime başlarken mutabakat metnimizdeki Anayasa değişikliklerini gerektiren düzenlemeleri kamuoyu ile paylaşmak üzere düzenlemiş olduğumuz bu tanıtım toplantısına hoş geldiniz diyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum.

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizde yer verdiğimiz diğer başlıklar Kamu Yönetimi ve Siyasi Etik Başlıkları idi. Bu başlıklardaki mutabakatımızın yasa değişikliği gerektiren kısımlarını bilahare sizlerle paylaşacağız. Bu toplantımızda Anayasa değişikliği gerektiren mutabakatları sizlerle paylaşmış olacağız.

    Mutabakat metnindeki hedeflerimizden bir tanesi yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarını artırılması, yerel yönetimlerde demokratik katılım, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin hâkim kılınması, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki idari denetiminin sınırlarının açıkça belirlenerek yerindelik denetimi anlamına gelen vesayet uygulamalarına son verilmesi idi. Bunu teminen Anayasa’nın 127. Maddesinde bir değişiklik teklifi öngördük. Bu değişiklik teklifimizde görevi ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma mahalli idare organlarını veya bu organın üyelerinin İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırma uygulamasına son veriyoruz. Bu durumdaki geçici olarak görevden uzaklaştırmaya ilişkin tedbir kararlarının kamu yararı bulunması şartıyla İçişleri Bakanının talebi üzerine Danıştay tarafından bir ay süre ile verilebileceğini, bu kararın ayda bir Danıştay tarafından gözden geçirilmesini ve nihai olarak bu kararın 6 ayı geçmemesini öngörüyoruz.

    Merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki idari vesayet yetkisinin amacını Anayasada sınırlı olarak sayarak mahalli idarelerin yetkisini artırıyoruz. Mutabakat metnimizde kamu yönetimi başlığı altında mutabık kaldığımız bir diğer nokta akademik özgürlük ve üniversitelerle ilgili düzenlemelerdir.

    Yükseköğretimde özgür ve çoğulcu bir sistem oluşturarak Üniversitelerin bilimsel özerkliklerinin yanında, idari ve mali özerkliklerini de anayasal güvence altına almak, Yükseköğretim Kurulu’nu kaldırarak yerine yetkileri koordinasyon görevi ile sınırlandırılmış, üyelerinin ise demokratik meşruiyet esasına dayanılarak seçildiği üniversiteler arası bir kurul tesis etmek amacı ile Anayasanın 130 ve 131. maddelerinde değişiklik öngördük.

    Mutabakat metnimizde kamu yönetimi başlığı altında mutabık kaldığımız bir diğer nokta da Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlardı. Bu kurumlardan bir tanesi ve bugün maalesef en tartışmalı hale gelen kurumların başında gelenlerden bir tanesi de Radyo ve Televizyon Üst Kuruludur. Anayasanın 133. Maddesindeki değişiklik teklifimiz ile bu kurulun çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak çalışmasını temin etmeyi amaçladık.

    Bizler, Yarının Türkiye’si için hazırlamış olduğumuz Anayasal Değişiklik önerimizi sizlerle paylaşmış bulunuyoruz. Bu tanıtım toplantımız ile birlikte Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerimizi tanıtmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve istişare ve müzakere kültürü ile toplumun tüm kesimlerinin önerileri almak üzere bir kısım çalışmaları yapmaya karar verdik. Bu kapsamda başta medya organları, barolar, sivil toplum kuruluşları ile meslek örgütleri, iş dünyası, sendikalar, kadın ve gençlik örgütlerini ziyaret ederek bu çalışmalarımızı kendileri ile paylaşıp destek isteyeceğiz. Aynı zamanda 81 ilde 6 siyasi parti olarak birlikte yapacağımız planlama ile de sivil toplum buluşmalarla bu önerilerimizi aziz milletimiz ile paylaşacağız.

    Anayasanın önemsizleştirilmeye, hukuk devleti ilkesinin unutturulmaya, devletin bir parti devleti haline dönüştürülmeye, kurum kültürü ve kurallar sisteminin yok sayılmaya çalışıldığı bu dönemi aziz milletimiz ile birlikte mücadele ederek aşacağımıza ve Cumhuriyetin 1. Yüzyılındaki kazanımlarımızı muhafaza ederek daha ileriye götürüp sorunlarımızı demokrasi kültürü içinde çözerek Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaya kararlıyız.

    Tanıtım toplantımıza göstermiş olduğunuz ilgi sebebi ile hepinize teşekkür eder, Yarının Türkiye’sinin inşası için hep birlikte çalışmaya devam edeceğimizi ifade ederek saygılar sunarım.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Esad’a hazırlanıyor: Sisi, görüştüğümüz için çok mutlu olmuş, Suriye’yle de bu iş yoluna girebilir

    Esad’a hazırlanıyor: Sisi, görüştüğümüz için çok mutlu olmuş, Suriye’yle de bu iş yoluna girebilir


    AKP il başkanlığınca Konya Millet Bahçesi’nde düzenlenen etkinlikte gençlerle bir araya gelen Erdoğan, AA’nın haberine göre Sisi’yle önceki hafta el sıkışmasına ilişkin soruyu şu şekilde yanıtladı:

    “Sayın Sisi’yle yaptığımız görüşmede, Türkiye-Mısır ilişkilerinde, olayın liderler seviyesinde tartışılmasından öte, ben kendisine onu da söyledim, bizim Mısır halkıyla ilişkilerimiz farklı, tarih orada var. Son dönemde, bir dokuz yıllık süreç içerisinde bir sıkıntı yaşadık. O akşam özellikle de Katar emirinin araya girişiyle bu adımı attık. O sıkıntıyı aştıktan sonra da bir yarım saat, 45 dakika kadar biz Sayın Sisi’yle dar kapsamlı bir görüşme yaptık. ‘Şimdi alt düzeyde bakanlarımız gidiş gelişleri başlatsınlar, ondan sonra da biz görüşmelerimizi genişletelim, geliştirelim, tüm derdimiz, sizlerle Türkiye arasındaki bu kırgınlığı, dargınlığı gidermek. Akdeniz’de Türkiye-Mısır arasında böyle bir sıkıntı yaşanmaması gerekir’ dedik. Çok farklı bazı şeyler daha aramızda konuştuk. Daha sonra da aldığım bilgi, haberler çerçevesinde kendisi de bu görüşmeden çok mutlu olmuş, aynı mutluluk temennisini biz de ilettik. Şimdi süreç başladı, bakanlarımızla bir süreç devam edecek. Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz.”

    Ne olmuştu?

    Mısır’da Temmuz 2013’te seçimle iş başına gelen Müslüman Kardeşler’den Muhammed Mursi, darbeyle görevinden alınıp hapse atılmıştı. Yerine darbenin askeri lideri Sisi gelmiş, Türkiye bunun üzerine ülkedeki elçisini çekerek Mısır’la ilişkisini koparmıştı.

    Erdoğan, Sisi’yi defalarca hedef almış, 2019’da Sisi’yle aynı masada bulunmamak için BM Genel Kurulu’ndaki resmi yemeğe katılmamıştı. Erdoğan, bu tavrını “Aynı masaya oturup darbecileri meşrulaştırmam” sözleriyle savunmuştu.

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la da aradaki ipleri koparan Erdoğan’ın, Esad’la da yakın sürede el sıkışabileceğine ilişkin açıklamalar geliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’den banka promosyonları için kanun teklifi

    CHP’den banka promosyonları için kanun teklifi


    CHP, işverenler ile bankalar arasında imzalanan protokoller kapsamında hak kazanılan promosyonların tamamının işçilere ödenmesini öngören kanun teklifini Meclis Başkanlığı’na sundu.

    CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç’un imzasını taşıyan İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, bankalar ile işverenler arasında aylık ve ücret ödeme protokolleri uyarınca promosyon adı altında yapılacak ödemelerin tamamının işçilere dağıtılmasının zorunlu hale getirilmesini amaçlıyor.

    Teklifle promosyon ödemelerini işçilere ödemeyen işverenlere idari para cezası uygulanması öneriliyor.

    Teklifin gerekçesinde, anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği 2018’den itibaren Türk lirasının değer kaybettiği, enflasyon oranının yükseldiği ifade edildi.

    “İŞÇİLERE DAĞITILMAMASI DURUMUNDA İDARİ PARA CEZASI UYGULANSIN”

    İktidar partisi ve yürütmenin, yurttaşı enflasyona ezdirmeyeceği sözünü verdiği hatırlatılan gerekçede, özellikle dar gelirli, sabit gelirli, asgari ücretli ve emekliler için yaşam koşullarının her geçen gün çok daha zorlaştığı belirtildi.

    Bankalar tarafından sunulan promosyon ödemelerinin doğrudan hak sahiplerine ödenmesi için mevzuat değişikliği hazırlandığı kaydedilen gerekçede, “İşverenlerle bankaların yapmış oldukları ve halen yürürlükte bulunan protokollerin sona ermesine 6 aydan daha fazla süre bulunduğu takdirde, 1 ay içinde işverenler ile bankalar arasında uygun şekilde yeni protokol anlaşması yapılması öngörülüyor. Teklifle ekonomik krizin çok yoğun bir biçimde hissedildiği böylesi bir dönemde, banka promosyonlarının tamamının işçilere dağıtılması amaçlandı, işçilere dağıtılmaması durumunda idari para cezası önerildi” ifadelerine yer verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dosyası da aralarında: 39 vekil hakkında fezleke Cumhurbaşkanlığı’nda!

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun dosyası da aralarında: 39 vekil hakkında fezleke Cumhurbaşkanlığı’nda!


    Gönderilen fezlekelerden 53’ü, HDP’li 32 milletvekili hakkındaki suçlamaları içeriyor. HDP Van milletvekilleri Sezai Temelli ile Muazzez Orhan Işık hakkında 4’er, HDP Van Milletvekili Tayip Temel ile HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran hakkında 3’er fezleke bulunuyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in ise 4 fezlekesi yer alıyor.

    KILIÇDAROĞLU VE ÖZDAĞ’IN DOSYALARI DA GÖNDERİLDİ

    Gönderilen fezlekeler arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Cumhurbaşkanına hakaretten” bir dosyası bulunuyor.

    Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt hakkındaki fezleke ise tartışma programında Gazeteci Latif Şimşek’e yönelik eylemlerinden dolayı “kasten yaralama”, “alenen hakaret” ve “tehdit” suçlarını kapsıyor.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ hakkında hazırlanan bir fezleke de gönderilen dosyalar arasında yer aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Perinçek, cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladı: Yolsuzluk mahkemeleri kurup, Erdoğan ve Bahçeli’nin desteğiyle ülkeyi yönetecekmiş!

    Perinçek, cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladı: Yolsuzluk mahkemeleri kurup, Erdoğan ve Bahçeli’nin desteğiyle ülkeyi yönetecekmiş!


    Vatan Partisi’nin Ankara Arena Spor Salonu’ndaki 11. Genel Kurultayı’nda konuşan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “yeni bir dünya kurulduğunu, doların saltanatı ve ABD’nin haraç sisteminin yıkıldığını” söyledi.

    Türkiye’nin “Atlantik, Amerikan, NATO zincirlerini kırdığını” belirten Perinçek, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de Atlantik sistemi bitmiştir. 1980’de kurdukları, dünya ekonomisiyle birleşme adını verdikleri, Türkiye’yi borç batağına sürükleyen sistemleri bitmiştir. Türkiye’yi bölme, bizi birbirimize düşürme, Türk ve Kürt’ü karşı karşıya getirme komploları, tertipleri, kışkırtmaları, PKK’yı silahla beslemeleri, f…’yü örgütlemeleri ve üzerimize sürmeleri çabalarının sonu gelmiştir. 25 bin subay Türk ordusunun içinden temizlenmiştir. 30 bin polis kahraman polisimizin içinden temizlenmiştir. 14 bin yargı mensubu yargı sisteminin içinden temizlenmiştir. 130 bin kamu görevlisi Türkiye devletinin içinden temizlenmiştir. Bu bir devrim sürecidir. Türkiye devletiyle ve milletiyle bu sistemin duvarlarını zorluyor.”

    “ABD’ye koşanlar Türkiye’ye Londra’dan temiz para getireceklermiş. ABD’de temiz para olur mu? Londra’da temiz para olur mu? Sen temiz paranı, alın terini götürmüşsün kıyı bankalarına yatırmışsın” diyen Doğu Perinçek, iktidara gelmeleri halinde yolsuzluk mahkemeleri kuracaklarını söyledi.

    Perinçek, “Devletin israfına son vereceğiz. İhtişama, şatafata son vereceğiz. Türkiye’de vurgunculuğa kesinlikle izin vermeyeceğiz. Fabrika açacağız, tarıma kaynak ayıracağız, milyonlarca işsizimize iş vereceğiz. Halka hizmet eden bir devlet inşa edeceğiz. Adalet sistemimizi ayağa kaldıracağız” diye konuştu. 

    Türkiye’nin NATO üyeliğinden ayrılacağı vaadinde bulunan Perinçek, “NATO’dan çıkacağız. NATO’nun Türkiye’deki terör örgütlerine son vereceğiz. PKK bitirilecek. Suriye ile iş birliği yapacağız. Irak, İran, Rusya Federasyonu ile iş birliği yapacağız. Bu iş birliğiyle teröre son vereceğiz. Türkiye’deki NATO üsleri kapatılacak. Çin, Rusya, İran’a sesleniyorum, Latin Amerika’ya ve Asya’ya sesleniyorum, Türkiye’ye güvenin. Türkiye’de kardeşiniz olan, ihanet etmeyecek olan bir Türk milleti var” ifadelerini kullandı.

    Kurultayda, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Korkmazcan ve 11 partilinin imzasıyla sunulan ve 2023’deki cumhurbaşkanlığı seçiminde Perinçek’in Vatan Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olmasına ilişkin öneri kabul edildi.

    Perinçek, önerinin kabulünün ardından yaptığı konuşmada, partililere teşekkür ederek “Bu seçimde, Türk milletini zorluklara karşı ayağa kaldıracağız. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bahçeli’nin Türk emekçilerinin davasına omuz vermek isteyen her değeri, sorumluluk duygularından, birikimlerinden, tecrübelerinden yararlanacağız. Onlarla birlikte Türkiye’yi yöneteceğiz. Onları kıskanan bir anlayış içinde değiliz” dedi.

    Ankara Arena’daki kurultayda, Divan Başkanlığı’na bir süre önce AKP’den istifa ederek Vatan Partisi’ne katılan Ethem Sancak seçildi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunduğu kurultaya Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin ve Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov da katıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Altılı masa’dan anayasa değişikliği toplantısı öncesi video

    ‘Altılı masa’dan anayasa değişikliği toplantısı öncesi video


    28 Kasım’a işaret eden ‘altılı masa’, 28 Şubat’ta açıklanan mutabakat metnini ete kemiğe büründürmeyi hedefliyor. 28 Şubat’ta açıklanan mutabakatı ‘geleceğin anayasasının ruhu’ olarak değerlendiren kurmaylar, pazartesi Bilkent Otel’de otuz civarındaki maddenin duyurulacağını söylemişti.

    Altı siyasi partinin genel merkez, il ve ilçe yöneticileri ile milletvekilleri, yarın saat 10.30’da başlayacak toplantıyı sosyal medya hesaplarından bir video paylaşarak duyurdu. Sosyal medya mesajlarında ‘Şimdi Demokrasi Zamanı’ diye etiket kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan‘ın saray bütçesi yüzde 72 artışla, 6,6 milyar liraya çıkarıldı

    Erdoğan‘ın saray bütçesi yüzde 72 artışla, 6,6 milyar liraya çıkarıldı


    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Diyanet İşleri Başkanlığı 2023 yılı bütçesi için teklif edilen ödenek tutarının ise yüzde 56,6’lik artışla 35 milyar 910 milyon 653 bin lira olarak öngörüldüğünü söyledi. Oktay, bütçe konuşmasında, “Cumhurbaşkanlığı 2023 yılı Bütçesi, küresel ve yerel dinamiklerin yanı sıra Türkiye Yüzyılı’na ilerleyen ülkemizin milli öncelikleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Gösterdiği sarsılmaz irade ile ülkemizi küresel bir aktör haline getiren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, önümüzdeki yıl yeni başarı hikâyeleri yazmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    BU REJİM EKONOMİYE İYİ GELMEDİ

    Fuat Oktay’ın konuşmasına tepki gösteren muhalefet, Cumhurbaşkanı’nı ve mevcut hükümet sistemini eleştirdi. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bu rejim, ekonomiye iyi gelmedi. İşsizliğe, enflasyona iyi gelmedi. Kadın cinayetlerine iyi gelmedi. Gençlere iyi gelmedi. İstihdama iyi gelmedi. Yüzyılın sonunda bu rejim, Türkiye’ye iyi gelmedi.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  •  Erdoğan ‘Ramazan Bayramı’nda açıyoruz’ demişti: 3 bayram geçti açılmadı, projenin maliyeti 12 kat arttı

     Erdoğan ‘Ramazan Bayramı’nda açıyoruz’ demişti: 3 bayram geçti açılmadı, projenin maliyeti 12 kat arttı


    Temeli 2008 yılında atılan ve 2011’de bitirilmesi planlanan Ankara-Sivas demiryolu hattı projesi, aradan 13 yıl geçmesine karşın tamamlanamadı.

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Cumhurbaşkanlığı 2009 Yılı Yatırım Programı’na göre, projeye 2009 yılında 2 milyar 91 milyon 583 bin TL ödenek ayrıldı. Programda, 455 kilometre uzunluğunda olan yüksek standartlı demiryolu projesinin bitiş yılı 2011 olarak belirtildi.

    İLK GÜNCELLEME 2011’DE

    Ancak proje, hesaplandığı gibi 2011 yılında bitirilemedi. Cumhurbaşkanlığı 2011 Yılı Yatırım Programı kapsamında projenin bitiş tarihinde güncelleme yapıldı. Projenin bitiş tarihi 2013’e çekilerek, proje tutarı 2 milyar 212 milyon 895 bin TL’ye çıkarıldı. Proje, 2013 yılında da tamamlanamayarak bir kez daha ertelendi. 2013 yılında projenin maliyeti 2 milyar 486 milyon TL’ye çıkarılırken tamamlanma yılı 2015 olarak güncellendi. Projedeki toplam demiryolu hat uzunluğu ise 455 kilometreden 393 kilometreye düşürüldü. Yılan hikayesine dönen Ankara-Sivas Demiryolu Projesi’nde 2015 yılında bir kez daha değişikliğe gidildi. Projenin maliyeti 2 milyar 793 milyon TL’ye yükselttirilirken tamamlanma yılı bu kez de 2018’e çekildi.

    Projenin maliyetinde 2018 yılında ise adeta sıçrama yaşandı. Cumhurbaşkanlığı 2018 Yılı Yatırım Programı’na göre, projede maliyet 9 milyar 749 milyon TL’ye kadar yükseltildi. Projenin 2019 yılında tamamlanacağı bildirildi. 2019 yılında da hayata geçirilemedi. İktidarın seçim vaadi olarak kullandığı projede 2019 yılında yapılan güncelleme ile maliyet 13 milyar 172 milyon TL olarak hesaplandı. Projenin tamamlanma yılı bu kez de 2020 yılı olarak belirlendi.

    ÖNGÖRÜSÜZLÜK

    Öngörüsüzlüğün damgasını vurduğu projenin maliyeti 2020, 2021 ve 2022 yıllarında da artmaya devam etti. Tamamlanma tarihi 2024 yılına kadar ertelenen projedeki 2020-2022 döneminde yaşanan maliyet artışı yıllara göre şöyle sıralandı:

    • 2020: 16 milyar 456 milyon 54 bin TL
      •2021: 18 milyar 105 milyon 310 bin TL
      •2022: 24 milyar 946 milyon 378 bin TL

    “RAMAZAN’A KADAR YÜKSEK HIZLI TRENİ ULAŞTIRACAĞIZ”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4 Eylül 2019’da Sivas Kongresi’nin 100. yılı münasebetiyle düzenlenen törende şu ifadeleri kullanmıştı:

    ”Ramazan Bayramı’na kadar Allah nasip ederse Yüksek Hızlı Trenimizi Sivas’a vardıracağız. Gerçi bazıları Sivas’a ne gerek var trene deyip geçmişlerdir ama biz ülkemizin muhasır medeniyetler üstüne çıkması için ne gerekiyorsa yaptık. George nasıl binebiliyorsa benim Ayşem de Fatmam da binebilsin. İnşallah 2023’te hedeflerimize ulaşarak ecdada layık bir millet olduğumuzu göstereceğiz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’li Çelik’ten ‘Seçim tarihi öne alınır mı?’ sorusuna yanıt

    AKP’li Çelik’ten ‘Seçim tarihi öne alınır mı?’ sorusuna yanıt


    AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, prensip olarak seçim takvimiyle sınav takvimi üst üste gelmeyeceğini belirtti.

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM) 2023 Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi, “osym.gov.tr” internet sitesinden açıklandı.

    ÖSYM’nin açıkladığı “2023 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi”ne göre, 2023 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2023-YKS) 17-18 Haziran’da yapılacak. Temel Yeterlik Testi (TYT) 17 Haziran, Alan Yeterlik Testleri (AYT) ile Yabancı Dil Testi (YDT) 18 Haziran’da gerçekleştirilecek. 2023 seçimlerinin normal takvim işlerse 18 Haziran tarihinde yapılacağı ifade edilmişti.

    Partisinin MKYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan AKP’li Çelik, “Bu durum seçim takvimini biraz daha öne alınacağı anlamına gelir mi?” sorusuna “Prensip olarak seçim takvimiyle sınav takvimi üst üste gelmez. Öğrencilerimizin hiçbir sınavını seçim takvimine denk getirmeyiz. Bununla ilgili ÖSYM bir çalışma yapıyor, yakın zamanda kamuoyuyla paylaşır” yanıtını verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu’ndan araba almak isteyenlere: Biraz daha sabredin

    Kılıçdaroğlu’ndan araba almak isteyenlere: Biraz daha sabredin


    Sıfır otomobillerde matrah düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Yıllık enflasyon geçen ay itibariyle yüzde 85’i bulurken, otomobil fiyatları yıl başından bu yana yüzde 100’den fazla arttı. Fiyat artışları nedeniyle satılan her 10 araçtan dokuzu yüzde 80’lik yüksek ÖTV dilimine giriyordu. Matrah artışıyla bazı araçlar tekrar yüzde 50 ve 60’lık ÖTV dilimine girecekler.

    Uzmanlarsa matrah ayarının etkisinin iki-üç sürebileceğini belirtiyor.

    Bu düzenlemenin ‘ciddiye alınacak tarafı olmadığını’ belirten Kılıçdaroğlu, şu mesajı paylaştı: “Araçlarda ÖTV konusunda ciddiye alınacak bi tarafları olmadığını bir kez daha ispatladılar. Biliyorum hayal kırıklığı yaşıyorsunuz ama Bay Kemal sözünü vermişti, biraz daha sabredeceksiniz, o kadar.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***