İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

  • About
  • Advertise
  • Privacy u0026 Policy
  • Contact
  • EkonomiA wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.
  • SeyahatA wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart.

Kategori: Güncel

Serbest Görüş en son haberler, olaylar ve gelişmeler hakkında güncel bilgiler içermektedir. Sitemiz dünya ve Türkiye’deki önemli olayları anında takip etmenizi sağlayacak içerikler sunar. Güncel haberlerin yanı sıra önemli gelişmeler ve analizlerle, gündemin nabzını tutar.

  • İngiltere’nin Leicester şehrine karantina önlemleri geri getirildi: Vakaların artışına ne yol açtı?

    İngiltere’nin Leicester şehrine karantina önlemleri geri getirildi: Vakaların artışına ne yol açtı?

    İngiltere’nin Leicester şehri, Covid-19 vakalarının artması üzerine yeniden karantina önlemleri alınan ilk yerel bölge oldu.

    Ülkenin diğer bölgelerinde sokağa çıkma sınırlamaları hafifletilirken, Leicester’da yaşayanlara gerekmedikçe sokağa çıkmamaları çağrısı yapılıyor.

    Bugün acil ihtiyaç ürünleri satmayan dükkanlar yeniden kapatıldı. Sağlık Bakanı Matt Hancock, çoğu okulun da Perşembe kapatılacağını duyurdu.

    Cumartesi gününden itibaren ülke genelindeki barlar ve restoranların açılmasına yönelik karar da Leicester için geçerli olmayacak.

    Hancock, ülkedeki son bir haftada tespit edilen Covid-19 vakalarının 10’da 1’inin Leicester’de görüldüğünü açıkladı

    Bu nasıl oldu? Ve bu durum İngiltere’de salgının ne kadar kontrol altında olduğuna dair bize ne anlatıyor?

    Leicester’daki yeni salgının nedeni ne?

    Şehirde koronavirüs salgınının yayıldığına dair ilk işaret 8 Haziran Pazartesi günü ortaya çıktı.

    Şehrin doğusunda anaokulu ve ilkokul olarak eğitim veren Humberstone Akademisi, koronavirüs test sonuçlarının pozitif gelmesi ile ilgili olarak kapandı. Okul, ertesi gün tekrar açılsa da yeniden kapatıldı.

    Okullar o zamandan beri açılmadı. Bunu izleyen iki haftada 900’den fazla koronavirüs vakası tespit edildi ki bu İngiltere’deki toplam vakaların 16’da 1’ini oluşturuyor.

    Şehrin doğusunun salgının merkezini oluşturduğu anlaşılıyor.


    Bu bölge sıra sıra evlerin olduğu caddelerden oluşuyor ve bu evlerde yaygın olarak pek çok jenerasyonun bir arada yaşadığı etnik azınlıklar yaşıyor.

    Leicester ülkedeki kültürel farklılıkları bir arada en fazla barındıran yerlerden biri. Şehirde yaşayanların yarısına yakını etnik azınlık mensubu vatandaşlar.

    Bütün bunlar rol oynuyor olabilir ancak sağlık yetkilileri başka nedenlerin de olduğunu söylüyor. İş yerlerinde virüs yayılımının arttığını gösteren işaretler var ki bu da gerektiği gibi sosyal mesafelenme kurallarına uyulmadığı anlamına gelebilir. Leicester ayrıca işçilerin geçiş güzergahında yer alan bir şehir.

    Kısacası, Leicester’a özgü olarak belirlenebilecek tek bir neden yok.

    • Koronavirüs: İkinci dalga nedir ve gelme ihtimali var mı?
    • Koronavirüs: Sosyal mesafenin 2 metrenin altına düşürülmesi virüs riskini ne kadar artırabilir?

    Vakalar şehrin diğer bölgelerinde de artık görülmeye başlandı. Bu da yetkilileri harekete geçirdi.

    Daha önce mi harekete geçilmeliydi?

    Bu en önemli ve çoktan tartışılmaya başlanan soru. Şu an henüz erken sayılabilecek aşamada bile işaretlerin en azından birkaç haftadır orada olduğunu söylemek mümkün.

    Hafta sonu Leicester Belediye Başkanı Peter Soulsby, hükümetten ve ulusal test sisteminden yerel yetkililere veri akışının kısıtlı olduğunu söyledi.

    Pek çok kişinin İngiltere’deki sistemin zayıflığından korktukları tam da bu – ulusal test ve izleme sisteminin yerel ekiplerle iletişimi.

    Mayıs ayının sonunda hizmete giren bu sistemde 25.000 kişiden oluşan ekip kamudan gelen koronavirüsle ilgili çağrılara yanıt veriyor.

    Okullar, bakım evleri ve hapisaneler gibi çok sayıda kişiyi ilgilendiren durumlar otomatik olarak Halk Sağlığı Kurumu ve belediyelerin de aralarında bulunduğu yerel sağlık ekiplerine haber veriliyor.

    Ancak bireylerle ulusal ekipler ilgileniyor. Bu kişilere kimlerle yakın temasta bulundukları soruluyor ve kendilerini karantinaya almaları isteniyor.

    Bu vakalarla ilgili detaylı bilgiler belediyelerle paylaşılmıyor ya da en azından paylaşılan bilgiler istenildiği kadar detaylı değil. Bir halk sağlığı yetkilisi bana durumu, “Kavgada bir kolunuzun arkadan tutulmasına benziyor” söyleriyle anlatmıştı. Bu, bütün vakaların izledikleri gelişimi takip edememelerine yol açıyor.

    Sistemin diğer bir zayıf yanı da çeviri servislerindeki eksiklik gibi duruyor. Test ve izleme programının başındaki Barones Dido Harding bu konunun incelendiğini açıkladı.

    Hükümetin il ve ilçe belediyelerine farklı dillerde iletişimi geliştirmeleri için fon sağlayacağını açıklaması kayda değer. Bu, çeviri eksikliğinin izolasyon ve sosyal mesafelenme çağrılarına yerel halkın katılımını etkilemiş olduğunu akıllara getiriyor.

    Bir bölgeye karantina uygulanması her zaman ihtimal dahilindeydi. İngiltere’de her gün 1.000 civarında teyitli koronavirüs vakası bildiriliyor. Yetkililer gerçek rakamların daha da yüksek olabileceğini kaydediyor.

    1 Temmuz 2020
  • Dünya Sağlık Örgütü Başkanı: Kovid-19 salgınında en kötüsü henüz gelmedi

    Dünya Sağlık Örgütü Başkanı: Kovid-19 salgınında en kötüsü henüz gelmedi

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bazı ülkelerdeki ilerlemeye rağmen küresel seviyede yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgının hızlandığını belirtti.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınına ilişkin, “En kötüsü henüz gelmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm. Ama bu tür ortam ve koşullarda en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz” dedi.

    Ghebreyesus, bugünkü basın brifinginde, “Bazı ülkeler, ekonomilerini açınca ve sosyal yaşama dönünce artışla karşı karşıya kaldı. İnsanların büyük kısmı virüse karşı savunmasız kalıyor” ifadesini kullandı.

    Dünya çapında yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 500 bini, vaka sayısı ise 10 milyonu geçti.

    Çin’in Vuhan kentinde ilk vakaların tespit edilmesinden beri 6 ay geçti.

    30 Haziran 2020
  • Çin’de pandemi potansiyeli taşıyan yeni bir grip virüsü tespit edildi

    Çin’de pandemi potansiyeli taşıyan yeni bir grip virüsü tespit edildi

    Çin’deki bilim insanları, dünya çapında salgın şeklinde yayılma ihtimali bulunan yeni bir grip virüsü türü keşfetti.

    Domuzlarda tespit edilen virüsün insanlara da bulaştığı açıklandı.

    Araştırmacılar virüsün mutasyon geçirerek hızla yayılmasından endişe ediliyor.

    Mevcut haliyle de insanlar arasında kolayca yayılabilecek özellikler taşıyan virüsün yakın bir şekilde takip edilmesi gerektiği açıklandı.

    Bu virüs de yeni bir virüs türü olduğu için insanların bu virüse karşı bağışıklığı yok.

    Yeni ve ölümcül bir grip dalgası ihtimali, koronavirüs pandemisi sırasında bile bilim insanlarının yakından takip ettiği bir konu.

    Son grip pandemisi olan domuz gribi 2009’da Meksika’da ortaya çıkmıştı.

    Virüs korkulandan daha az kişiyi öldürmüştü. Özellikle yaşlılar arasında ölüm oranı beklenenden daha düşüktü. Bunda, virüsün uzun yıllar önce görülen bir virüs türüne benzerlik taşıması nedeniyle yaşlıların bağışıklık kazanmış olmasının payı olduğu düşünülüyor.

    2009’da ortaya çıkan A/H1N1pdm09 adlı domuz gribi, yıllık grip aşılarına dahil ediliyor.

    Çin’de tespit edilen yeni virüs de 2009 virüsüyle benziyor.

    Aşı mümkün

    G4 EA H1N1 adlı verilen yeni virüs, insanların solunum yollarında çoğalabiliyor.

    Virüsün Çin’deki domuz endüstrisinde çalışan kişilere bulaştığını gösteren kanıtlar da bulundu.

    Mevcut grip aşıları bu yeni türe dair koruma sağlamıyor. Fakat ihtiyaç haline üzerlerinde oynama yapılarak buna koruma sağlamaları mümkün.

    İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nden Kin-Chow Chang, yeni virüsün henüz büyük bir tehdit oluşturmadığını fakat bunu yakından takip etmek gerektiğini söylüyor.

    30 Haziran 2020
  • BM: Koronavirüsün ardından dünya ‘normale’ dönmeyecek.

    BM: Koronavirüsün ardından dünya ‘normale’ dönmeyecek.

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Amina J. Muhammed dün uluslararası bir forumda yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüsün devam etmesi sırasında sosyal ve ekonomik hayatın bir önceki normale dönemeyeceğini söyledi.

    Muhammed konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Durumun ciddiyetini aklımızda tutmalıyız. Bazı bölgelerde normale dönmek bizi yanlış bir güvenlik duygusuyla aldatmamalıdır” dedi.

    Birçok ülkede salgının zirve yaptığını söyleyen Muhammed, “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) virüs salgını sebebiyle 300 milyon işçinin işini kaybedeceği raporunu aktardı. Bu rakam 2008’de yaşanan ekonomik krizin 15 kat fazlasına denk geliyor” dedi.

    Dünya üzerinde 9 milyonu aşkın insana virüs bulaşırken, ölenlerin sayısı ise 472 bini aştı.

    Muhammed açıklamasında, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın 265 milyon insanın ‘yıl sonuna kadar gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalabileceği  konusunda’ uyardı.

    30 Haziran 2020
  • DSÖ Direktörü Ghebreyesus’tan Covid-19 açıklaması: Üzgünüm ama en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz

    DSÖ Direktörü Ghebreyesus’tan Covid-19 açıklaması: Üzgünüm ama en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınına ilişkin olarak endişe verici bir açıklamada bulunarak “En kötüsü henüz gelmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm. Ama bu tür ortam ve koşullarda en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz” dedi.

    Birçok ülkede ilerleme kaydedildise de küresel olarak pandeminin yayılmaya devam ettiğini aktaran Ghebreyesus, 10,1 milyon insanı enfekte etmiş olan virüsün şimdiye kadar en az 502 bin 634 can aldığını kaydetti ve önlemlerin hafifletilmesi nedeniyle durumun en başa sarabileceğini ve herşeyin aynı şekilde ikinci dalga olarak yeniden yaşanabileceğini söyledi.

    “Salgını atlatmaya yakın bile değiliz”

    Pazartesi günü bir video konferansta konuşan DSÖ direktörü, ülkeler ekonomilerini açmaya başladıkça yayılma hızının ve vakaların arttığını dile getirdi. “Hepimiz bu durumun geçip gitmesini istiyoruz ancak acı gerçek şu ki, bu salgını atlatmaya yakın bile değiliz” diyen Ghebreyesus, virüsün hala yayılmak için yeterli alana ve imkana sahip olduğunu belirtti.

    Günlük vaka sayısında yeniden artış yaşanıyor

    ABD başta olmak üzere rakamlar Ghebreyesus’u doğruluyor. Florida, Teksas, Kaliforniya ve Arizona’da günlük vaka sayıları yükselişte. Ayrıca enfekte olan hastaların yaş ortalamasında da düşüş yaşanmaya başlandı. Ölüm sayısındaki azalmanın sebeplerinden birinin bu olduğu da düşünülüyor. Ne var ki, yetkililer bir ilaç veya aşı üretilmediği takdirde uzun vadede can kaybının yeniden yükselmeye başlayacağını belirtiyorlar.

    30 Haziran 2020
  • Çin’de pandemi riski taşıyan yeni grip virüsü keşfedildi

    Çin’de pandemi riski taşıyan yeni grip virüsü keşfedildi

    Çin’de pandemi riski taşıyan yeni grip virüsü tespit edildi. Çin’deki bilim insanları bulduğu virüs için, dünya çapında salgın şeklinde yayılma ihtimali gündemde.

    Domuzlarda tespit edilen virüsün insanlara da bulaştığı açıklandı. Araştırmacılar virüsün mutasyon geçirerek hızla yayılmasından endişe ediliyor.

    BBC’nin aktardığı haberde, mevcut haliyle de insanlar arasında kolayca yayılabilecek özellikler taşıyan virüsün yakın bir şekilde takip edilmesi gerektiği açıklandı.

    Bu virüs de yeni bir virüs türü olduğu için insanların bu virüse karşı bağışıklığı yok.

    Yeni ve ölümcül bir grip dalgası ihtimali, koronavirüs pandemisi sırasında bile bilim insanlarının yakından takip ettiği bir konu.

    Son grip pandemisi olan domuz gribi 2009’da Meksika’da ortaya çıkmıştı. Virüs korkulandan daha az kişiyi öldürmüştü. Özellikle yaşlılar arasında ölüm oranı beklenenden daha düşüktü. Bunda, virüsün uzun yıllar önce görülen bir virüs türüne benzerlik taşıması nedeniyle yaşlıların bağışıklık kazanmış olmasının payı olduğu düşünülüyor.

    2009’da ortaya çıkan A/H1N1pdm09 adlı domuz gribi, yıllık grip aşılarına dahil ediliyor.

    Çin’de tespit edilen yeni virüs de 2009 virüsüyle benziyor.

    Aşı mümkün

    G4 EA H1N1 adlı verilen yeni virüs, insanların solunum yollarında çoğalabiliyor. Virüsün Çin’deki domuz endüstrisinde çalışan kişilere bulaştığını gösteren kanıtlar da bulundu.

    Mevcut grip aşıları bu yeni türe dair koruma sağlamıyor. Fakat ihtiyaç haline üzerlerinde oynama yapılarak buna koruma sağlamaları mümkün.

    İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nden Kin-Chow Chang, yeni virüsün henüz büyük bir tehdit oluşturmadığını fakat bunu yakından takip etmek gerektiğini söylüyor.

    30 Haziran 2020
  • Glifosat etken maddeli RoundUp’ın kansere yol açtığı iddia ediliyor: Türkiye’de yılda sekiz bin ton kullanılıyor

    Glifosat etken maddeli RoundUp’ın kansere yol açtığı iddia ediliyor: Türkiye’de yılda sekiz bin ton kullanılıyor

    Glifosat etken maddesi nedeniyle kansere yol açtığı iddia edilen RoundUp, Türkiye’de de satılıyor. Ancak bilim insanlarına göre tehlike bu ilaçla sınırlı değil. Türkiye’de glifosat kullanımı yıllık 8 bin tonu buluyor.

    Alman ilaç ve kimya şirketi Bayer, ABD’de satılan glifosat etken maddeli tarım kimyasalı RoundUp’a karşı açılan davalarda anlaşma yoluna gitti.

    Şirket, RoundUp adlı yabani otla mücadele ilacının kansere yol açtığı iddiasıyla açılan 125 bin davanın dörtte üçünün, 10 milyar 900 milyon dolar tazminat karşılığında geri çekileceğini duyurdu.

    ABD’deki tazminat anlaşmasının ardından gözler Türkiye’ye çevrildi. RoundUp ve diğer glifosat etkenli kimyasallar Türkiye tarımında da kullanılıyor. Peki, bu durum Türkiye için ne gibi bir risk oluşturuyor?

    Gıda mühendisi Dr. Bülent Şık, glifosat etkenli kimyasalların Türkiye’de uzun yıllardır satışta olduğunu ancak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı’nın bu maddenin kullanım miktarlarını düzenli olarak açıklamadığını savunuyor.

    Glifosatın, tarımda kullanılan pestisitlerden sadece biri olduğunu ifade eden Şık, “Tarım Bakanlığı kendi internet sitesinde bu tip bitki koruma ürünleri olarak nitelediği ürünlerin ne miktarda kullanıldığını, hangi ilde ne kadar kullanıldığına ilişkin verileri ayrıntıları ile açıklıyordu. Ancak 2014 yılından bu yana internet portalı kapatıldı ve bu bilgilere erişmek artık olanaksız” diyor.

    Şık, 2001-2002 yıllarında tarımda yıllık 300 ton civarında glifosat kullanımı olduğunu, bu rakamın yıllar içinde çok ciddi oranda arttığını vurguluyor. Bülent Şık, glifosat kullanımının 2013’te 4500-5000 tona çıktığını, 2019 yılı için ise yıllık 8000 tona ulaştığını tahmin ettiğini söylüyor. Yine Şık’ın verdiği bilgiye göre, tarımda kullanılan yıllık pestisit miktarı 60 bin ton civarında iken bunun yaklaşık olarak yüzde 13’ünü glifosat oluşturuyor.

    Alman ilaç ve kimya devi Bayer, yabani otlara karşı kullanılan glifosat maddesinin kansere yol açtığı gerekçesiyle hakkında açılan davalarda anlaşma yoluna gitti. Bayer, davacılara 10 milyar 900 milyon dolar ödeyecek. (24.06.2020)

    Öte yandan Bayer’in glafosat bazlı tarım kimyasalı RoundUp’ın riskli olduğuna ve yasaklanmasına ilişkin Türkiye’de de açılan bireysel bir dava söz konusu. Dava 10 Temmuz’da görülecek.

    Mahkeme, üniversitelerden ve Ziraat Mühendisleri Odası, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği gibi kurumlardan görüş istedi. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, ‘ABD’deki çalışmaların kanserojen veya genotoksik tehdit göstermediğini’ savunurken ziraatçiler kullanımı riskli buluyor. Mahkemeye görüş bildiren Ankara Üniversitesi’nden Ziraat Fakültesi Bitkileri Koruma Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Özkan, yapılan bilimsel çalışmaların glifosatın kanserojen etkisi olduğunu gösterdiğini, bu nedenle, RoundUp’ın yasaklanması yönünde bir rapor yazdıklarını söylüyor.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2015 yılında glifosatı insanlar için olası kanserojen maddeler sınıfına aldı. DSÖ, 2016’da ise gıda ürünlerinde bir çalışma yaptı ve gıdalarda tespit edilen glifosat kalıntılarının insan sağlığı için bir risk oluşturmadığını söyledi. Avrupa Birliği, glifosat kullanımına yasak getirmezken, Avusturya hükümeti genele aykırı bir karar alarak ülke genelinde glifosat kullanımını yasakladı.

    Prof. Özkan, “Biz Avrupa Birliği’ne tabiyiz. Avrupa Birliği eğer bunu yasaklarsa biz de yasaklıyoruz. Avrupa Birliği de bunun çok tehlikeli bir ilaç olduğunu biliyor ama bazı nedenlerden dolayı bunu yasaklayamıyorlar. Yasaklayamadıkları için de kullanımda var ama burada çok ciddi kısıtlamalar da var. Bizde böyle bir durum söz konusu değil” diyor.

    Türkiye’de tarımda kullanılan çok sayıda kimyasal madde olduğuna işaret eden Özkan, RoundUp’ın yasaklanmasının, genel kullanım dikkate alındığında çok büyük bir etki yaratmayacağı görüşünde. Türkiye’de yasaklanan ilaçların yerine başka ilaçların kullanıldığını dile getiren Özkan, bu nedenle çözüm olarak ilaç alternatifi yöntemlerin gündeme getirilmesi gerektiğini söylüyor. Özkan, “Avrupa ya da Amerika bir ilacı yasakladığı zaman bunun alternatifini koyuyor. Biyolojik mücadele gibi, biyoteknik mücadele gibi. Dolayısıyla çözüm geliyor. Türkiye’de ise gıda güvenliği problemi var denilerek ilaçlar yasaklanıyor. Ancak yasaklandıktan sonra muadilleri kullanılıyor ve ilaç tüketimi daha çok artıyor. Türkiye’nin bu konuda çok ciddi çalışması lazım” diye konuşuyor.

    Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde ilaç alternatifi yöntemlerle çalıştıklarını söyleyen Özkan, şöyle devam ediyor: “Mesela bağda ilaçlamayı yarı yarıya indirdik. Elmada, cevizde yarı yarıya indirdik. Bunun için de biyolojik mücadele, biyolojik çeşitliliğimizi kullanıyoruz. Zararlıları baskılayan faydalı böcekler var, bunları kullandığınız zaman ilaçta herhangi bir kalıntı olmuyor. İnsan sağlığı için bir risk taşımıyor.”

    Peki, glifosat maddesi hangi sağlık etkilerine yol açıyor? Gıda mühendisi Bülent Şık, akademik çalışmalarda glifosatın lenf kanseriyle ilişkili olduğuna dair çok kuvvetli tespitler olduğuna işaret ediyor. Glifosatın aynı zamanda ciddi bir su kirleticisi olduğunu vurgulayan Şık, toprakta ve suda kirletici olarak aylar boyunca kalabildiğini söylüyor.

    Bu tip kimyasalların hiçbir zaman tek başına uygulanmadığına da dikkat çeken Şık, “Yani piyasada satılan ticari ürünlerin içerisinde sadece glifosat yok, başka tehlikeli kimyasal maddeler de var. Bu karışım halinin ise kanserojenik etkiyi çok kuvvetlendirdiğine ilişkin çeşitli yayınlar var. Yine akademik çalışmalardan bazılarında glifosatın genetoksik bir kimyasal olduğuna ilişkin bir tespit var. Genetoksik demek genlerde hasarlara yol açan maddeler demektir. Ama genetoksik maddelerin özelliği şudur ki bir gen hasarına neden olması için herhangi bir eşik doza ihtiyaç yoktur” diye konuşuyor.

    Teorik olarak tek bir glifosat molekülü dahi vücuda ulaşırsa genlerde hasara yol açma ihtimali olduğunu vurgulayan Şık, halk sağlığını koruma adına Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ekolojik tarımsal tekniklere odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor.

    Bayer ise, tazminat ödenmesine ilişkin anlaşma kararının, glifosatla ilgili tartışmayı bilimsel arenaya yönlendireceğini vurguluyor. RoundUp’ın kansere neden olmadığını gösteren çok sayıda bilim kuruluşu olduğunu vurgulayan Bayer, “Nitekim Ocak ayında yayınlanan Geçici Kayıt İnceleme Kararı’nda ABD Çevre Koruma Dairesi, glifosata maruz kalmaktan dolayı kaynaklanan herhangi bir insan sağlığı riskinin tespit edilmediği sonucuna vardı” diyor.

    Müşterilerinin sağlığının öncelikleri olduğunu ve bu nedenle müşterilerine daha fazla seçenek sunmayı hedeflediklerini bildiren Bayer, davaları sonuçlandırma kararının, sağlık ve gıda tedariğine tam olarak odaklanmalarını sağlayacağını, sürdürülebilir tarım odaklı ek yöntemler geliştirmek üzere 10 yıl içinde beş milyar euro ek yatırım yapacaklarını belirtiyor.

    28 Haziran 2020
  • AB, dış sınırlarını açacağı ülkelerin bulunduğu taslak listeden Türkiye’yi çıkardı

    AB, dış sınırlarını açacağı ülkelerin bulunduğu taslak listeden Türkiye’yi çıkardı

    [

    Avrupa Birliği ülkeleri dış sınırlarını hangi ülkelere açıp açmayacağı konusunda görüşmelerini sürdürüyor. Son olarak 1 Temmuz’dan itibaren bazı şatların yerine getirilmesi koşuluyla Çin dahil 15 ülkeye sınırların açılması seçeneği ağırlık kazandı. 15 ülkenin bulunduğu söz konusu taslak listede bu kez Türkiye yer almadı.

    euronews’ün perşembe günü AB yetkililerinden edindiği bilgiye dayandırarak yayımladığı taslak listede Türkiye de yer almıştı. Ancak AFP haber ajansının görüşmelere ilişkin aktardığı son bilgiye göre Türkiye şimdilik listeden çıkarıldı.

    AP’nin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde ise vaka sayılarının yüksek olduğu ABD, Rusya ve Brezilya’nın liste dışı kalacağına kesin gözüyle bakıldığı aktarıldı.

    En geç salı günü açıklanacak karar her 14 günde bir güncellenecek, salgının ne kadar kontrol altına alındığına bakılarak bazı ülkelere sınırlar yeniden açılabilecekken, vaka oranlarının artış gösterdiği ülkelere sınırlar yeniden kapatılacak.

    Son taslak listede bulunan ülkeler:

    • Cezayir
    • Avustralya
    • Kanada
    • Gürcistan
    • Japonya
    • Karadağ
    • Fas
    • Yeni Zelanda
    • Ruanda
    • Sırbistan
    • Güney Kore
    • Tayland
    • Tunus
    • Uruguay
    • Çin (Bazı koşulları yerine getirmesi halinde)

    Avrupa Birliği’nin Pekin’e sınırlarını açması halinde Çin’in de aynı şekilde sınırlarını AB vatandaşlarına açması talep ediliyor.

    Andorra, Monako, Vatikan ve Saint-Marin vatandaşlarının da AB’ye girişinin kabul edilme ihtimali yüksek.

    Türkiye taslak listeden çıkarıldı

    Taslak listede ABD ile Türkiye’nin yanı sıra Covid-19 vakalarının en çok görüldüğü ülkelerden Rusya ve Brezilya da yer almıyor.

    Schengen bölgesinde serbest bir şekilde dolaşılabildiği için Avrupa Birliği kendi içinde koordinasyonu sağlamaya çalışıyor.

    Diplomatik kaynaklar, hangi kriterlere göre listelerin hazırlanacağı yönünde ülkeler arasında anlaşmazlık olduğunu dile getiriyor.

    Her iki haftada bir yeniden gözden geçirilecek olan tartışmalı listenin gelecek hafta resmi olarak yayımlanması bekleniyor.

    28 Haziran 2020
  • Koronavirüs: ABD’nin bazı eyaletlerinde vaka sayılarında rekor artış

    Koronavirüs: ABD’nin bazı eyaletlerinde vaka sayılarında rekor artış


    ABD’nin güney eyaletlerinin normalleşme sürecini başlattığı dönemde, Florida eyaletinde günlük koronavirüs vaka sayısında rekor artış yaşandı.

    Cuma günü 9 bin vakanın tespit edildiği Florida’da Cumartesi günü 9 bin 500 kişiye Covid-19 tanısı kondu.

    Vakalardaki artış nedeniyle eyalet yetkilileri iş yerleri ve işletmeler için sıkı tedbirleri tekrar devreye sokmaya karar verdi.

    ABD’nin genelinde ise resmi vaka sayılarının bu hafta sonu 2,5 milyonu geçmesi bekleniyor.

    Ülke genelinde salgının başından bu yana toplam 125 bin koronavirüs hastası hayatını kaybetti.


    Florida eyaletinde neler oluyor?

    Florida’da da şu ana kadar toplam 132,000 vaka kaydedildi. 3 bin 300 kişi hayatını kaybetti.

    Güney ve batı eyaletlerinin birçoğu da normalleşme süreci başladığından beri rekor vaka artışları bildiriyor. Son haftalarda başka bölgelerden bu eyaletlere insanların akın etmesinin vaka sayısındaki artışta etkili olabileceğine dikkat çekiliyor.

    Teksas, Florida ve Arizona eyaletleri normalleşme planlarını geçici bir süre daha durduracaklarını açıkladı.

    Cuma günü Florida Valisi Ron DeSantis de yeni tedbirleri açıkladı. Miami Herald gazetesinin haberine göre bu kurallar arasında eyalette bulunan barlarda alkol servisinin durdurulması yer alıyor. Fakat bu kuralın restoranlar için geçerli olup olmadığı belli değil.

    Rekor vaka artışı gören bir diğer eyalet Teksas’ta ise Vali Greg Abbott barların kapanması gerektiğini söyledi. Restoran kapasiteleri ise yarıya düşürüldü.


    ABD’de genel durum nasıl?

    Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre 26 Haziran’da ABD’de de toplam vaka sayısı 2 milyon 483 bin 516’ya ulaştı. Ülke genelindeki günlük vaka artışı 40 bine yükseldi.

    Yaygın Covid-19 testleri bazı bölgelerde vaka artışını yavaşlatmış olsa da diğer bölgelerde virüsün yayılımı hızlanıyor.

    Sağlık uzmanları gerçek vaka sayısının açıklanandan 10 kat daha yüksek olduğunu tahmin ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) 20 milyon Amerikalının enfekte olmuş olabileceğini söylüyor.

    CDC’nin başkanı Dr Robert Redfield, özellikle güney ve batı eyaletlerinde görülen vaka artışlarının gençlerdeki Covid-19 pozitif tanılardan kaynaklandığını belirtti.

    Beyaz Saray ise salgının ülke genelinde dengede tutulduğunu savundu.

    Fauci: ABD’nin ciddi bir sorunu var

    ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Dr. Anthony Fauci ise ülkede ‘durumun ciddi’ olduğu görüşünde.

    İki ay sonra ilk Beyaz Saray brifinginde konuşan Dr. Fauci özellikle belirli bölgelerdeki vaka sayılarındaki artışın “tedbir ve kısıtlamaların belki biraz fazla erken kaldırılmasına” ve insanların kurallara uymaması’na bağlı olabileceğini dile getirdi.

    Fauci “İnsanlar başkalarına hastalık bulaştırıyor. Bir süre sonra siz de savunmasız birine bulaştıracaksınız” diye konuştu.

    28 Haziran 2020
  • Sağlık Bakanı Koca: Bugünkü vaka sayısı 1492, vefat sayısı 24, R0 değeri 1.0

    Sağlık Bakanı Koca: Bugünkü vaka sayısı 1492, vefat sayısı 24, R0 değeri 1.0

    Özet

    1. IMF: Türkiye ekonomisi 2020’de yüzde 5 küçülecek, 2021’de yüzde 5 büyüyecek
    2. İçişleri Bakanlığı’ndan düğün genelgesi: Gelin ve damat hariç kimse dans edemeyecek ve halay çekemeyecek
    3. Kadir Şeker’in tutukluluğuna devam kararı verildi
    4. CHP 37. Olağan Kurultayı 25-26 Temmuz’da yapılacak
    5. MSB: İran istikametinden açılan taciz ateşi sonucu bir askerimiz şehit oldu
    6. 3 ay sonra camilerde cemaatle ilk sabah namazı kılındı
    7. Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağını kaldıran kanun teklifi yasalaştı

    24 Haziran 2020
←Önceki sayfa
1 … 11.287 11.288 11.289

İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

İnternet Haberler Köşe Yazıları Yorumlar Siyaset Ekonomi Spor

  • Blog
  • Hakkında
  • FAQs
  • Authors
  • Events
  • Shop
  • Patterns
  • Themes

Twenty Twenty-Five

Designed with WordPress