Kategori: Güncel

Serbest Görüş en son haberler, olaylar ve gelişmeler hakkında güncel bilgiler içermektedir. Sitemiz dünya ve Türkiye’deki önemli olayları anında takip etmenizi sağlayacak içerikler sunar. Güncel haberlerin yanı sıra önemli gelişmeler ve analizlerle, gündemin nabzını tutar.

  • ABD’li ilaç devine yolsuzluk cezası: Türkiye’nin de adı geçiyor

    ABD’li ilaç devine yolsuzluk cezası: Türkiye’nin de adı geçiyor

    [

    Koronavirüs nedeniyle ilaç sektörünün öne çıktığı bir dönemde ABD’li dev şirkete yolsuzluk yaptığı iddiaları nedeniyle ceza kesildi.

    ABD’de Boston merkezli ilaç devi Alexion Pharmaceuticals Inc. adlı şirkete, 21 milyon dolar ceza verildi.

    Şirketin ürettiği Soliris adlı ilaç için iki ülkeye yaptığı operasyonlarda yetkilileri uygunsuz bir şekilde etkilemek için para ödendiği iddia edildi.

    Bu ülkelerin de Türkiye ve Rusya olduğu belirtiliyor.

    Dünya gazetesinin haberine göre ABD yönetimi, Boston merkezli ilaç devi Alexion Pharmaceuticals Inc. adlı şirkete, ürettiği Soliris adlı ilaç için 2 ülkede yaptığı operasyonlarla ilgili 21 milyon dolarlık ceza kesti.

    ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) göre, Alexion Pharmaceuticals Inc.’in defter kayıtları incelendi. 2010 ile 2015 yılları arasında şirketin muhasebe kayıtlarında bazı ihlaller olduğu belirlendi. Dev şirketin, ABD Yabancı ülkelerde Yolsuzluk Uygulamaları Yasası’nı (FCPA) ihlal ve suistimal ettiği iddia edildi.

    Yapılan incelemelerde ise Türkiye ve Rusya’da yetkilileri uygunsuz bir şekilde etkilemek için para ödendiği ifade ediliyor.

    İlaç şirketi iddiaları reddetmedi ve SEC ile anlaşma yoluna gitti.

    Dev şirket, ABD Hükümeti’ne 21 milyon dolar ödeyeceğini açıkladı.

    Soliris adlı ilacın Alexion Pharmaceuticals tarafından Türkiye’de 2009 yılında satılmaya başlandığı açıklandı.

  • Türkiye Corona Virüsü Salgını Araştırmasını Nasıl Yürütüyor?

    Türkiye Corona Virüsü Salgını Araştırmasını Nasıl Yürütüyor?

    Türkiye’de Corona virüsü salgınında 1 Haziran itibariyle normalleşme kararı alınmasının ardından, vaka sayılarında yeniden artış yaşanıyor. Ülke genelinde Covid-19 bağışıklık oranını tespit etmek amacıyla antikor testi yapılıyor.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 6 Mayıs’taki basın toplantısında “Hem PCR hem de antikor testlerini yaparak dünyada örneği az bulunan bir çalışma yürüteceğiz” diyerek Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile birlikte yapılacağını duyurduğu saha araştırması sürüyor. Bu saha araştırması için TÜİK, 83 milyon 154 binlik Türkiye nüfusunu temsilen 153 bin 577 haneyi örnek grubu olarak tespit etti.

    Bu hanelerdeki bir PCR testi ve antikor testi yapılıyor. PCR testiyle şu anda Corona virüsü hastası olup olmadığına, antikor testiyle ise bağışıklık durumu tespiti yapılması amaçlanıyor. Eğer hastalığa yol açan virüsler gibi dış etkenlere maruz kalındıysa kanda ve dokularda antikor çoğalması yaşanıyor. Antikor testiyle söz konusu bireyde böylesi bir üreme/çoğalma olup olmadığını belirlenmesi ise virüse bağışıklık kazanılıp kazanılmadığı konusunda fikir veriyor.

    Sağlık Bakanlığı’nın illerde oluşturduğu ekipler, muhtarlıkların bilgi vermesi ile bu hanelere giderek testleri uygulanıyor. PCR testi ağız ve burundan sürüntü alınmasıyla, antikor testi de kan numunesi alınmasıyla gerçekleştiriliyor.

    Sağlık Bakanlığı’nın ekipleri, “Covid-19 Hastalığı Seroprevalans Araştırması” adıyla yürütülen çalışma kapsamında Ankara’da 4 bin 90 hane, İstanbul’da da 8 bin 118 hane ziyaret edecek. Bu “asıl hane” olarak adlandırılan evlerdeki bireyler “gönüllülük esası” ile yapılacak saha araştırmasına eğer katılmak istemezlerse diye yine TÜİK’in belirlediği “birinci hane” ve “ikinci hane” sınıflandırmasıyla yedek hanelerdeki bireylere testler uygulanacak.

    Ankara ve İstanbul başta olmak üzere pek çok ilde hane ziyaretleri 20 Haziran’da tamamlanacak. Tüm illerdeki ziyaretler ve testlerin sonuçları ise 30 Haziran’a kadar alınacak ve Türkiye’nin Covid-19’a bağışıklık kazanma oranı, iller ile ilçelere göre dağılımı ortaya çıkacak.

    Ankara’da ‘’haber olacak’’ tesadüf

    Ankara’da “Türkiye’nin en fazla nüfusa sahip ilçesi” konumundaki Çankaya’da ise, 759 hanede saha araştırması gerçekleştiriliyor.

    Çankaya’daki bu hanelerden birisi ise tesadüf eseri, benim evim oldu. Muhtarlıkça Sağlık Bakanlığı’nın araştırması için tespit edilmiş hanelerden birisi olduğumuz sabah saatlerinde iletildi.

    Kamu personeli ekip ile çekim yapacak olmamız nedeniyle sıkıntı olmaması için Sağlık Bakanlığı Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nden gerekli izni aldım. İzin sürecini hızlıca tamamlamamızın ardından VOA Türkçe’den ekip arkadaşım Murat Karabulut’un da evime gelmesiyle, Sağlık Bakanlığı’nın ekibini karşılamaya hazırdık.

    Hırsızları içeri almayın Sağlık Bakanlığı ekipleri işlemi kapıda yapıyor

    Evlerde test yapılacağının açıklanması nedeniyle, beklentimiz evin içerisine girilmesi yönündeydi ancak Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün saha ekibi, kapıya geldiklerinde kesinlikle “ev içerisine giriş yapılmadığını” vurguladı. Sağlık Bakanlığı ekibi, saha araştırmasını bahane göstererek olası hırsızlık girişimlerinin önüne geçmek için, Çankaya’da hem muhtarlıklar aracılığıyla vatandaşlara bilgilendirme yapılması hem de kesinlikle ev içerisine girilmemesi kararı alındığını söyledi.

    Hemşire Mine Tanyer, Diş Hekimi Merve Nil Bay ve Diş Hekimi Elif Şenay’dan oluşan üç kişilik saha araştırma ekibi, kendilerine son dakikada il müdürlüğünden izin almamız dolayısıyla bugün ziyaret edecekleri bireyler arasında bir gazeteci olduğu bilgisini almıştı.

    Son dakikaya kadar doğrudan haberin öznesi olacaklarını düşünmeyen ekip, içeriye girmeyecekleri için testleri rahatça yapabilmeleri için evin kapısı önüne mümkünse bir sandalye koymamızı istedi ve mutlaka maske takmam uyarısında bulundu.

    Sağlık durumu anketiyle birlikte her şey 10 dakikada bitiyor

    Normal koşullarda evdeki bireyler arasında da rastgele seçim yapılarak test yapmaları söz konusuyken bizim evde yegane değişiklik üç kişilik çekirdek ailemizde eşim ve oğlum yerine testleri benim yaptırmam oldu. Bunun üzerine sigara alışkanlığı ve sağlık durumunu sorgulayan mini bir anketi yanıtlamam istendi ve verdiğim yanıtlar “FİTAS” adlı sağlık personelinin kullanımına açık uygulamaya kaydedildi.

    Hemşire Tanyer, antikor testi için damar yolumdan kan örneği aldı. Diş Hekimi Şenay ise, PCR testi için ağız ve burun yollarından sürüntü örneği aldı. İğne korkusu olmayan birisi için kan örneği alınmasında herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ancak özellikle burundan sürüntü alınması biraz yüzünüzü ekşitebilir. Anket ve testlerin yapılmasıyla birlikte tüm süreç yaklaşık 10 dakika sürdü. Bu süreçte sağlık personeli ekip, koruyucu kıyafetler içerisinde maskeli şekilde görev yaptı.

    ”Normalleşmeyle hayat eskisi gibi değil maske takmalıyız”

    Dünyada Corona virüsü salgınındaki en fazla risk altındaki grup sağlık personeli. Türkiye’nin de 1 Haziran itibariyle geçtiği normalleşme sürecini nasıl gördüklerini sorduğumuz ekip, Bakan Koca’nın ifade ettiği üzere bunun “yeni normal” olduğunu vurguladı. Bu koruyucu kıyafetler içerisinde yaz mevsimi başladığı da dikkate alınırsa kısa sürede maalesef ter içerisinde kaldıklarını ve uzun süre maske taktıkları için de yüzlerinde izler oluştuğunu anlatan sağlık ekibi, salgın döneminde evlerinde aileleriyle birlikte kucaklaşamadıklarını anlattı.

    Çocuklarına, anne-babalarına sarılmaya hasret kalmış sağlık personeli, Türkiye’deki herkese ise bu normalleşme sürecinde mutlaka maske takmaları ve sosyal mesafeye uymaları çağrısı yaptı. Sağlık kuruluşlarında vaka sayısı arttığında bunun sağlık personeli için “ailelere hasret kalmak” anlamına geldiğini işaret eden ekip, herkese hijyen koşullarına uyulması, sık sık el yıkanması gerektiğini de anımsattı.

    Araştırmaya göre test sonucum pozitif çıkarsa neler olacak?

    Evimizdeki araştırmanın tamamlanması sonrasında ise detaylı bilgileri, Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Şube Müdürü Akile Uzunlar aktardı. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Uzunlar, öncelikle test sonuçlarımızı e-devlet ve e-nabız üzerinden görüntülemeyebileceğimizi açıkladı. Uzunlar, “Eğer PCR testi sonucunuz pozitif çıkarsa bu durumda ekibimiz sizi yeniden ziyaret edecek ve hastalığınızla ilgili bilgilendirileceksiniz. Bunun yanı sıra hanedeki diğer bireyler, eğer yakın şekilde çalıştığınız iş arkadaşlarınız da varsa tüm yakınlarınız ‘temaslı bireyler’ kabul edilecek ve onlar da bilgilendirilecek. Sizlerle ilgili durum bağlı bulunduğunuz aile hekimlerine de iletilecek. Ekibimizce yapılacak ev ziyaretinin ardından her gün durumunuzu aile hekimleriniz kontrol edecek. Yani filyasyon kapsamında değerlendirileceksiniz. Eğer sağlık durumunuzda ateş, öksürük gibi Covid-19 semptomları ortaya çıkarsa hemen sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmanız sağlanacak” bilgisini verdi.

    Sağlık Bakanlığı’nın “FİTAS” adlı uygulamasıyla sağlık personeli olarak Covid-19 vakalarını ve temaslı bireyleri takip ettiklerini belirten Uzunlar, bu uygulamayla bütün bilgilere ulaşılabildiklerini ve filyasyon takibinde sıkıntı yaşanmadığını ifade etti.

  • Remdesivir: ABD, ilacın küresel stokunun tamamını satın aldı, dünya genelinde kimseye ilaç kalmadı

    Remdesivir: ABD, ilacın küresel stokunun tamamını satın aldı, dünya genelinde kimseye ilaç kalmadı

    [

    Covid-19 hastalarının tedavisinde olumlu sonuç veren Remdesivir ilacının gelecek üç aylık küresel stoku ABD tarafından satın alındı.

    Avrupa ve İngiltere’deki sağlık yetkilileri, ABD’nin bu tutumunun tehlikeli olduğunu ifade ediyor.

    Guardian gazetesine konuşan Liverpool Üniversitesi’nden Andrew Hill, “Remdesivir stoklarının tamamını aldılar. Yani Avrupa’nın ilaca erişimi artık kalmadı” dedi.

    Beş gün önce Avrupa İlaç Kurumu, Remdesivir’in Cvovid-19 tedavisinde kullanılmasını önermişti. Kurum ilk kez Covid-19 tedavisi için bir ilacı öneriyordu.

    Türkiye de Remdesivir’i koronavirüs hastalarının tedavisinde kullanmayı düşünüyordu.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mayıs ayında yaptığı bir açıklamada “Remdesivir önümüzdeki günlerde kullanmayı planladığımız bir ilaç. Antiviral bir ilaç” demişti.

    ‘ABD’nin tavrı olası aşı için de kaygı verici’

    Uzmanlar, ABD’nin Remdesivir konusundaki tavrının olası bir koronavirüs aşısı için de kaygı verici olduğunu, bu ülkenin kendi tıbbi ihtiyaçları için diğerlerine şans tanımayabileceğini öne sürüyor.

    Gilead tarafından geliştirilen ilacın koronavirüs hastalarının daha çabuk iyileşmesini sağladığı belirtiliyor. Denemeler için dünya genelinde 140 bin doz ilacın dağıtıldığı ve bunların tükendiği söyleniyor.

    Trump yönetimi 500 bin doz ilaç aldı

    Guardian’a göre Trump yönetimi 500 bin doz ilaç satın aldı. Bu, Gilead’ın Temmuz ayı üretiminin tamamına, Ağustos ve Eylül ayları üretiminin de yüzde 90’ına karşılık geliyor.

    ABD Sağlık Bakanı Alez Azar, “Başkan Trump, onay alan ilk ilaca Amerikalıların erişimi için inanılmaz bir anlaşma yaptı. Mümkün olması halinde her Amerikalı hastanın ilaca erişiminin olmasını istiyoruz” dedi.

    Ebola için geliştirilen ancak başarısız olan ilacın patenti Gilead’a ait olduğu için başka ülkeler tarafından üretilmesi mümkün değil. ABD hükümetine göre altı tozluk tedavinin maliyeti 3.200 dolar civarında.

    İlacın virüsün hücrelerin içinde üremek için ihtiyaç duyduğu bir enzimi hedef alarak virüsün çoğalma yeteneğini sekteye uğrattığı belirtiliyor.

  • Almanya Türkiye’yi Salgında Riskli Ülke Sınıfına Aldı

    Almanya Türkiye’yi Salgında Riskli Ülke Sınıfına Aldı

    Almanya, Türkiye’yi Corona virüsü salgını konusunda ”riskli ülkeler” sınıfına aldı. Bu karar sonrasında Türkiye’yle ilgili daha önce alınan seyahat uyarısı kararının kaldırılması daha da zorlaştı.

    Karara göre, yaz tatillerini seyahat uyarısına rağmen Türkiye’de geçirenler, Almanya’ya döndükten sonra 14 gün boyunca karantinaya alınacak. Yapılan yorumlarda, Türkiye’nin son günlerde seyahat uyarısının kaldırılması yönündeki yoğun diplomatik girişimlerine ve çağrılarına rağmen Alman hükümeti tarafından alınan bu yeni kararın, diğer AB ülkeleri tarafından da dikkate alınarak benzer yönde bir adımın atılması olasılığının güçlendiği, Türkiye’deki turizm sektöründe faaliyet yürütenlerin mağdur olacağı belirtiliyor.

    Pazartesi günü Dışişleri Bakanları Heiko Maas ve Mevlüt Çavuşoğlu’nun seyahat uyarısının kaldırılması konusunda yaptıkları telefon görüşmesi sonrasında dün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile video konferans görüşmesi gerçekleştirdi.

    Görüşmede Doğu Akdeniz ve Libya başta olmak üzere bölgesel meselelerin yanı sıra, Corona virüsle mücadele, salgın sonrası dönemde atılabilecek adımlar ve ikili ilişkilerin ele alındığı belirtildi. Almanya daha önce de Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 160 ülke için 31 Ağustos’a kadar seyahat uyarısı kararı almıştı.

  • Doktor Fauci: ABD’de günde 100 bin yeni koronavirüs vakası görülebilir

    Doktor Fauci: ABD’de günde 100 bin yeni koronavirüs vakası görülebilir

    ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü Salgın Hastalıklar Direktörü Anthony Fauci, Amerikalılar tedbirlere uymazsa günde 100 bin yeni Covid-19 vakası görebileceklerini açıkladı.

    Okulların ve iş yerlerinin yeniden açılması ile ilgili Senato’daki oturum öncesi konuşan Doktor Fauci, “Şu anda günde 40 bin yeni vakamız var. Eğer günde 100 bin vakaya çıkarsak bu beni şaşırtmaz. Bu sayının gerilememesi tehlikesi beni çok endilendiriyor” dedi.

    Fauci insanların kalabalık ortamlarda koronavirüs tedbirlerine uymadan sosyalleştiğini gösteren videolara vurgu yaparak bu durumların tüm ülkeyi tehlikeye attığını savundu.

    Doktor Fauci Senato’ya son rakamların çok rahatsız edici olduğunu ancak şu anda bir öngörüde bulunamayacağını söyledi.

    ABD’de koronavirüs salgını görüldüğünden beri 2 milyon 600 binden fazla vaka tespit edildi. Yaklaşık 130 bin kişi ise Covid-19 sebebi ile hayatını kaybetti.

    [

  • İngiltere’nin Leicester şehrine karantina önlemleri geri getirildi: Vakaların artışına ne yol açtı?

    İngiltere’nin Leicester şehrine karantina önlemleri geri getirildi: Vakaların artışına ne yol açtı?

    İngiltere’nin Leicester şehri, Covid-19 vakalarının artması üzerine yeniden karantina önlemleri alınan ilk yerel bölge oldu.

    Ülkenin diğer bölgelerinde sokağa çıkma sınırlamaları hafifletilirken, Leicester’da yaşayanlara gerekmedikçe sokağa çıkmamaları çağrısı yapılıyor.

    Bugün acil ihtiyaç ürünleri satmayan dükkanlar yeniden kapatıldı. Sağlık Bakanı Matt Hancock, çoğu okulun da Perşembe kapatılacağını duyurdu.

    Cumartesi gününden itibaren ülke genelindeki barlar ve restoranların açılmasına yönelik karar da Leicester için geçerli olmayacak.

    Hancock, ülkedeki son bir haftada tespit edilen Covid-19 vakalarının 10’da 1’inin Leicester’de görüldüğünü açıkladı

    Bu nasıl oldu? Ve bu durum İngiltere’de salgının ne kadar kontrol altında olduğuna dair bize ne anlatıyor?

    Leicester’daki yeni salgının nedeni ne?

    Şehirde koronavirüs salgınının yayıldığına dair ilk işaret 8 Haziran Pazartesi günü ortaya çıktı.

    Şehrin doğusunda anaokulu ve ilkokul olarak eğitim veren Humberstone Akademisi, koronavirüs test sonuçlarının pozitif gelmesi ile ilgili olarak kapandı. Okul, ertesi gün tekrar açılsa da yeniden kapatıldı.

    Okullar o zamandan beri açılmadı. Bunu izleyen iki haftada 900’den fazla koronavirüs vakası tespit edildi ki bu İngiltere’deki toplam vakaların 16’da 1’ini oluşturuyor.

    Şehrin doğusunun salgının merkezini oluşturduğu anlaşılıyor.


    Bu bölge sıra sıra evlerin olduğu caddelerden oluşuyor ve bu evlerde yaygın olarak pek çok jenerasyonun bir arada yaşadığı etnik azınlıklar yaşıyor.

    Leicester ülkedeki kültürel farklılıkları bir arada en fazla barındıran yerlerden biri. Şehirde yaşayanların yarısına yakını etnik azınlık mensubu vatandaşlar.

    Bütün bunlar rol oynuyor olabilir ancak sağlık yetkilileri başka nedenlerin de olduğunu söylüyor. İş yerlerinde virüs yayılımının arttığını gösteren işaretler var ki bu da gerektiği gibi sosyal mesafelenme kurallarına uyulmadığı anlamına gelebilir. Leicester ayrıca işçilerin geçiş güzergahında yer alan bir şehir.

    Kısacası, Leicester’a özgü olarak belirlenebilecek tek bir neden yok.

    • Koronavirüs: İkinci dalga nedir ve gelme ihtimali var mı?
    • Koronavirüs: Sosyal mesafenin 2 metrenin altına düşürülmesi virüs riskini ne kadar artırabilir?

    Vakalar şehrin diğer bölgelerinde de artık görülmeye başlandı. Bu da yetkilileri harekete geçirdi.

    Daha önce mi harekete geçilmeliydi?

    Bu en önemli ve çoktan tartışılmaya başlanan soru. Şu an henüz erken sayılabilecek aşamada bile işaretlerin en azından birkaç haftadır orada olduğunu söylemek mümkün.

    Hafta sonu Leicester Belediye Başkanı Peter Soulsby, hükümetten ve ulusal test sisteminden yerel yetkililere veri akışının kısıtlı olduğunu söyledi.

    Pek çok kişinin İngiltere’deki sistemin zayıflığından korktukları tam da bu – ulusal test ve izleme sisteminin yerel ekiplerle iletişimi.

    Mayıs ayının sonunda hizmete giren bu sistemde 25.000 kişiden oluşan ekip kamudan gelen koronavirüsle ilgili çağrılara yanıt veriyor.

    Okullar, bakım evleri ve hapisaneler gibi çok sayıda kişiyi ilgilendiren durumlar otomatik olarak Halk Sağlığı Kurumu ve belediyelerin de aralarında bulunduğu yerel sağlık ekiplerine haber veriliyor.

    Ancak bireylerle ulusal ekipler ilgileniyor. Bu kişilere kimlerle yakın temasta bulundukları soruluyor ve kendilerini karantinaya almaları isteniyor.

    Bu vakalarla ilgili detaylı bilgiler belediyelerle paylaşılmıyor ya da en azından paylaşılan bilgiler istenildiği kadar detaylı değil. Bir halk sağlığı yetkilisi bana durumu, “Kavgada bir kolunuzun arkadan tutulmasına benziyor” söyleriyle anlatmıştı. Bu, bütün vakaların izledikleri gelişimi takip edememelerine yol açıyor.

    Sistemin diğer bir zayıf yanı da çeviri servislerindeki eksiklik gibi duruyor. Test ve izleme programının başındaki Barones Dido Harding bu konunun incelendiğini açıkladı.

    Hükümetin il ve ilçe belediyelerine farklı dillerde iletişimi geliştirmeleri için fon sağlayacağını açıklaması kayda değer. Bu, çeviri eksikliğinin izolasyon ve sosyal mesafelenme çağrılarına yerel halkın katılımını etkilemiş olduğunu akıllara getiriyor.

    Bir bölgeye karantina uygulanması her zaman ihtimal dahilindeydi. İngiltere’de her gün 1.000 civarında teyitli koronavirüs vakası bildiriliyor. Yetkililer gerçek rakamların daha da yüksek olabileceğini kaydediyor.

  • Dünya Sağlık Örgütü Başkanı: Kovid-19 salgınında en kötüsü henüz gelmedi

    Dünya Sağlık Örgütü Başkanı: Kovid-19 salgınında en kötüsü henüz gelmedi

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bazı ülkelerdeki ilerlemeye rağmen küresel seviyede yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgının hızlandığını belirtti.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınına ilişkin, “En kötüsü henüz gelmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm. Ama bu tür ortam ve koşullarda en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz” dedi.

    Ghebreyesus, bugünkü basın brifinginde, “Bazı ülkeler, ekonomilerini açınca ve sosyal yaşama dönünce artışla karşı karşıya kaldı. İnsanların büyük kısmı virüse karşı savunmasız kalıyor” ifadesini kullandı.

    Dünya çapında yeni tip koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 500 bini, vaka sayısı ise 10 milyonu geçti.

    Çin’in Vuhan kentinde ilk vakaların tespit edilmesinden beri 6 ay geçti.

  • Çin’de pandemi potansiyeli taşıyan yeni bir grip virüsü tespit edildi

    Çin’de pandemi potansiyeli taşıyan yeni bir grip virüsü tespit edildi

    Çin’deki bilim insanları, dünya çapında salgın şeklinde yayılma ihtimali bulunan yeni bir grip virüsü türü keşfetti.

    Domuzlarda tespit edilen virüsün insanlara da bulaştığı açıklandı.

    Araştırmacılar virüsün mutasyon geçirerek hızla yayılmasından endişe ediliyor.

    Mevcut haliyle de insanlar arasında kolayca yayılabilecek özellikler taşıyan virüsün yakın bir şekilde takip edilmesi gerektiği açıklandı.

    Bu virüs de yeni bir virüs türü olduğu için insanların bu virüse karşı bağışıklığı yok.

    Yeni ve ölümcül bir grip dalgası ihtimali, koronavirüs pandemisi sırasında bile bilim insanlarının yakından takip ettiği bir konu.

    Son grip pandemisi olan domuz gribi 2009’da Meksika’da ortaya çıkmıştı.

    Virüs korkulandan daha az kişiyi öldürmüştü. Özellikle yaşlılar arasında ölüm oranı beklenenden daha düşüktü. Bunda, virüsün uzun yıllar önce görülen bir virüs türüne benzerlik taşıması nedeniyle yaşlıların bağışıklık kazanmış olmasının payı olduğu düşünülüyor.

    2009’da ortaya çıkan A/H1N1pdm09 adlı domuz gribi, yıllık grip aşılarına dahil ediliyor.

    Çin’de tespit edilen yeni virüs de 2009 virüsüyle benziyor.

    Aşı mümkün

    G4 EA H1N1 adlı verilen yeni virüs, insanların solunum yollarında çoğalabiliyor.

    Virüsün Çin’deki domuz endüstrisinde çalışan kişilere bulaştığını gösteren kanıtlar da bulundu.

    Mevcut grip aşıları bu yeni türe dair koruma sağlamıyor. Fakat ihtiyaç haline üzerlerinde oynama yapılarak buna koruma sağlamaları mümkün.

    İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nden Kin-Chow Chang, yeni virüsün henüz büyük bir tehdit oluşturmadığını fakat bunu yakından takip etmek gerektiğini söylüyor.

  • BM: Koronavirüsün ardından dünya ‘normale’ dönmeyecek.

    BM: Koronavirüsün ardından dünya ‘normale’ dönmeyecek.

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Amina J. Muhammed dün uluslararası bir forumda yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüsün devam etmesi sırasında sosyal ve ekonomik hayatın bir önceki normale dönemeyeceğini söyledi.

    Muhammed konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Durumun ciddiyetini aklımızda tutmalıyız. Bazı bölgelerde normale dönmek bizi yanlış bir güvenlik duygusuyla aldatmamalıdır” dedi.

    Birçok ülkede salgının zirve yaptığını söyleyen Muhammed, “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) virüs salgını sebebiyle 300 milyon işçinin işini kaybedeceği raporunu aktardı. Bu rakam 2008’de yaşanan ekonomik krizin 15 kat fazlasına denk geliyor” dedi.

    Dünya üzerinde 9 milyonu aşkın insana virüs bulaşırken, ölenlerin sayısı ise 472 bini aştı.

    Muhammed açıklamasında, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın 265 milyon insanın ‘yıl sonuna kadar gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalabileceği  konusunda’ uyardı.

  • DSÖ Direktörü Ghebreyesus’tan Covid-19 açıklaması: Üzgünüm ama en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz

    DSÖ Direktörü Ghebreyesus’tan Covid-19 açıklaması: Üzgünüm ama en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Covid-19 salgınına ilişkin olarak endişe verici bir açıklamada bulunarak “En kötüsü henüz gelmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm. Ama bu tür ortam ve koşullarda en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz” dedi.

    Birçok ülkede ilerleme kaydedildise de küresel olarak pandeminin yayılmaya devam ettiğini aktaran Ghebreyesus, 10,1 milyon insanı enfekte etmiş olan virüsün şimdiye kadar en az 502 bin 634 can aldığını kaydetti ve önlemlerin hafifletilmesi nedeniyle durumun en başa sarabileceğini ve herşeyin aynı şekilde ikinci dalga olarak yeniden yaşanabileceğini söyledi.

    “Salgını atlatmaya yakın bile değiliz”

    Pazartesi günü bir video konferansta konuşan DSÖ direktörü, ülkeler ekonomilerini açmaya başladıkça yayılma hızının ve vakaların arttığını dile getirdi. “Hepimiz bu durumun geçip gitmesini istiyoruz ancak acı gerçek şu ki, bu salgını atlatmaya yakın bile değiliz” diyen Ghebreyesus, virüsün hala yayılmak için yeterli alana ve imkana sahip olduğunu belirtti.

    Günlük vaka sayısında yeniden artış yaşanıyor

    ABD başta olmak üzere rakamlar Ghebreyesus’u doğruluyor. Florida, Teksas, Kaliforniya ve Arizona’da günlük vaka sayıları yükselişte. Ayrıca enfekte olan hastaların yaş ortalamasında da düşüş yaşanmaya başlandı. Ölüm sayısındaki azalmanın sebeplerinden birinin bu olduğu da düşünülüyor. Ne var ki, yetkililer bir ilaç veya aşı üretilmediği takdirde uzun vadede can kaybının yeniden yükselmeye başlayacağını belirtiyorlar.