Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • CHP’li Yavuzyılmaz AKP’nin Çarşamba Şeker Fabrikası planını açıkladı

    CHP’li Yavuzyılmaz AKP’nin Çarşamba Şeker Fabrikası planını açıkladı


    Serbest Görüş Haber Merkezi 

    CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, AKP’nin Çarşamba Şeker Fabrikası’nı özelleştirmek istediğini öne sürdü. Yavuzyılmaz, 1989 yılında yapılan devlete ait fabrika hakkındaki özelleştirme kararının aslında bir kapatma girişimi olduğunu söyledi. 

    CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, 25 Aralık 2024 tarihinde hakkında özelleştirme kararı verilen Çarşamba Şeker Fabrikası’nın nasıl kapatılmaya çalışıldığını ortaya çıkardıklarını duyurdu.

    1989 yılında kurulan ve son 14 yıldır kapalı olan Çarşamba Şeker Fabrikası’nın yeniden üretime geçmesi için 2020 yılından itibaren 3 milyon dolar para harcandı. Harcanan paraya rağmen üretime başlamayan Çarşamba Şeker Fabrikası Cumhurbaşkanlığı kararı ile MKE’ye devredilmişti.

    Zonguldak Milletvekili Yavuzyılmaz, AKP’nin MKE’ye devredilen fabrika hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla özelleştirme kararı verildiğini ortaya çıkartan bir paylaşımda bulundu. Söz konusu paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

    “Resmi Gazetede yayınlamadan yürürlüğe konan, sır gibi saklanan Cumhurbaşkanı kararını ortaya çıkardık. Cumhurbaşkanı kararıyla Çarşamba Şeker Fabrikası’nın özelleştirme kararı alındığını tespit ettik. Bu özelleştirme kararı aslında bir kapatma kararı!

    Fabrika arsasının küçük bir kısmının Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’na tahsis edilmesi, kalan büyük kısmının ise ranta açılması planlanıyor.

    AK Parti, bilerek yıllarca çalıştırmadığı, işçilerini işsiz bıraktığı, üretimi engellediği bu son teknolojiyle donatılmış şeker fabrikasını hurdaya çıkarmak istiyor. Oysa Şeker fabrikasının geniş sahası içinde MKE’ye de yer verilmesi ve iki fabrikanın aynı anda üretim yapması mümkün.

    Bu kapatma kararının iptalini, üretime hazır durumdaki son teknolojiye sahip fabrikanın çalışmasını istiyoruz!”

     


     

  • 135 bin 140 sürücü ve araca işlem yapıldı

    135 bin 140 sürücü ve araca işlem yapıldı


    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bu yılın ilk 30 günündeki 424 bin 968 denetimde 135 bin 140 sürücü ve araca işlem yapıldığını bildirdi.

    Yerlikaya, sosyal medya hesabından emniyet ve jandarma trafik ekiplerinin 2025 yılının ocak ayında gerçekleştirdiği denetimlere ilişkin verileri paylaştı.

    Yapılan denetimlerde özellikle kamyon, çekici ve tanker gibi ağır yük taşımacılığı yapan araçların denetlendiğini belirten Yerlikaya, söz konusu araçların, tüm motorlu araçların yalnızca yüzde 3,2’sini oluşturduğunu ancak geçen yıl meydana gelen ölümlü kazaların yüzde 25,8’ine karıştığını ifade etti.

    Yerlikaya, tescil oranı düşük ölümlü kaza oranı ise yüksek olan bu tür araçların denetimlerine yoğunlaştıklarını vurguladı.

    135 bin 140 sürücü ve araca işlem

    Bakan Yerlikaya, bu yılın ocak ayındaki 424 bin 968 denetimde 135 bin 140 sürücü ve araca işlem yapıldığını bildirdi.

    23-30 Ocak 2025’te ise emniyet ve jandarma trafik ekiplerince 3 milyon 277 bin 604 araç denetlendiğine işaret eden Yerlikaya, paylaşımında şu bilgilere yer verdi:

    Bu denetimlerde ışıklı ya da sesli uyarı işareti bulunan cihazları mevzuatta izin verilmeyen araçlara takarak kullanan 47, hız ihlalinde bulunan 133 bin 369, emniyet kemeri kullanmayan 28 bin 845, periyodik muayenesi yaptırılmamış 27 bin 170, zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan 7 bin 979, sürücü belgesiz araç kullanan 14 bin 918 olmak üzere toplamda 498 bin 104 sürücü ve araca işlem yapıldı.

    İçişleri Bakanı Yerlikaya, trafik denetimlerinin toplumun güvenliği için vazgeçilmez olduğunu kaydederek, “Denetimler arttıkça, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları da önemli ölçüde azalmaktadır.” ifadelerini kullandı. (AA)


     

  • İzmir’in deprem riski İstanbul’dan fazla

    İzmir’in deprem riski İstanbul’dan fazla


    Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, İzmir’in deprem açısından İstanbul’dan daha riskli olduğunu belirterek “117 vatandaşımızdan daha fazlasının hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, İzmir’in deprem açısından İstanbul’dan daha riskli olduğunu belirterek, “7 üzerinde deprem olacak, deprem olduğunda İstanbul çok ciddi yara alacak deniliyor ama meydana gelebilecek deprem büyüklük anlamında değil, risk olarak bakıldığında İzmir’in İstanbul’dan daha riskli olduğunu öngörüyorum. İzmir’de nüfusun en fazla yerleştiği yerlerde zemin 80, 100 ve 120 metre kalınlıktaki alüvyon tabakadan oluşuyor. Bu alüvyon tabaka deprem dalgalarının genliğini büyütüyor” dedi.

    Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, deprem konusunda İstanbul’a odaklanıldığını ancak Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir’in İstanbul’dan daha riskli olduğunu dile getirdi. Öziçer, deprem riski açısından Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı, Bornova, Konak, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe ilçelerine dikkat çekti.

    Alüvyon tabakanın deprem dalgalarının genliğini büyüttüğünü ifade eden Öziçer, “7 üzerinde deprem olacak, deprem olduğunda İstanbul çok ciddi yara alacak deniliyor ama meydana gelebilecek deprem büyüklük anlamında değil, risk olarak bakıldığında İzmir’in İstanbul’dan daha riskli olduğunu öngörüyorum. İzmir’de nüfusun en fazla yerleştiği yerlerde zemin 80, 100 ve 120 metre kalınlıktaki alüvyon tabakadan oluşuyor. Bu alüvyon tabaka deprem dalgalarının genliğini büyütüyor. Deprem dalgası o zeminden kaynaklı normalden 2-3 katı daha fazla vuruyor. Bu zeminin üzerindeki yapılar yüksek, 8 ve üzeri kattaki binalardan oluşuyor. Bu binalar yaş olarak miadını doldurmuş, bir de mühendislik hizmeti almamış birçok kaçak yapının da olduğuna baktığınızda İzmir’de tekrar meydana gelebilecek 6.9’luk depremde, zamanın da 20-22 saniye olacağını öngördüğümüzde 117 vatandaşımızdan daha fazlasının hayatını kaybetme riskine karşı karşıya kalabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “İzmir’deki risk daha fazla”

    Kötü zeminin olduğu yerlerin, ana kaya tabakasıyla yeryüzü arasındaki mesafenin derin olduğu bölgeler olduğunu aktaran Öziçer, “İzmir Körfezi’ni hilal gibi çevreleyen Çiğli, Karşıyaka, Bayraklı, Konak, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe’de kıyı bölgedeki binalar dolgu zemine ya da ana kaya mesafesinin daha derin olduğu yerlerde olduğu için ‘Bir deprem meydana geldiği zaman tamamen yıkılır’ demiyorum ama hasar görebilme ihtimali daha yüksek. Bir de Bayraklı ve Bornova’nın iç kısımlarına ova tarafındaki derinlik daha fazla olduğundan oradaki zemin daha riskli ve deprem deformasyonu etkisi daha fazla. Zeminin olumsuz olduğu alanlardaki nüfusun çok olması, binaların sayısının ve yaşının fazla olması, mühendislik hizmeti almamış binaların da çok olduğunu düşündüğümüzde İzmir’deki risk daha fazla diyebiliriz” dedi.

    2019 yılında devlet tarafından mühendislik hizmeti almamış yapılara yapı kayıt belgesiyle ruhsatlandırma olduğunu dile getiren Öziçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de en fazla kaçak yapının olduğu ve bunun üzerine yapı kayıt belgesi alarak ruhsatlandırılan evlerin en çok olduğu il İzmir. Ondan dolayı ve zemini kötü olan alanlarda yapı kayıt belgesi almış yapıların 5, 5.5 ya da 6 büyüklükteki depremde ilk hasar görecek yapılar olarak söyleyebiliriz.”

    “2019’dan sonraki yönetmeliğe uygun yapılar depremde güvenilir”

    “Vatandaşlarımızın aklında ‘Kötü zemindeki yapılaşmadan uzaklaşmalı, karasal ya da deniz seviyesinin üstündeki yerlerde yapılaşma daha fazla olmalı’ düşüncesi var” diyen Öziçer, “Teorik olarak doğru ama büyük şehirlerde göçün, nüfusun artması yapılaşmanın fazlalaşmasından kaynaklı bu uygulanabilir bir durum değil” ifadelerini kullandı. 2019 yılında çıkan son deprem yönetmeliğinin standartlarının üst düzey olduğunu ifade eden Öziçer, “Son deprem yönetmeliğinden sonra yapılan binalarda, ne kadar ciddi bir deprem olursa olsun binalar orta veya hafif hasar görse de 1999 veya 6 Şubat’taki depremde meydana gelen felaketlerdeki can kayıplarının yaşanacağını düşünmüyoruz. 2019’dan sonra yapılan tek katlı ya da yüksek yapılar, zemini ne olursa olsun deprem yönetmeliğine uygun olduğundan dolayı vatandaşlarımız için deprem anında daha güvenilebilir” diye konuştu.

    “En büyük sorun denetimsizlik”

    Binaların yapılaşma öncesi ve imalat anında yapılan denetimlerinin önemli olduğunu belirten Öziçer, “İzmir depreminde en fazla karşımıza çıkan sıkıntılardan bir tanesi denetimdi. 6 Şubat depreminde de denetimden kaynaklı yeni binaların bile tamamen yıkıldığını gördük. Bunların en büyük sebebi hem yapılaşma öncesi hem de imalat anındaki denetimsizlik. En doğru denetimi jeofizik ve jeoloji mühendisleri yapar. İzmir’e baktığımızda 30 ilçenin 20’sinde jeofizik mühendisi istihdamı bulunmuyor. O belediyelere gelen zemin etütleri bir jeofizik mühendisi tarafından denetlenmiyor. Bu denetimin en büyük sıkıntılarından bir tanesi” dedi. (DHA) 

     


     

  • İlk ders zili yarın çalacak!

    İlk ders zili yarın çalacak!


    Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 20 milyon öğrenci, iki haftalık yarıyıl tatilinin ardından 2024-2025 eğitim öğretim yılının ikinci dönemine yarın başlayacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda eğitim alan yaklaşık 20 milyon öğrenci ve 1,2 milyona yakın öğretmen bu senenin eğitim öğretim yılı kapsamında 9 Eylül 2024’te dersbaşı yaptı.

    Öğrenciler, 75 binden fazla okul ve 750 bine yakın derslikte başlatılan eğitim öğretim döneminde ikinci dönemin ara tatilini 31 Mart-4 Nisan arasında yapacak.

    Yarın başlayacak 2024-2025 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi, 20 Haziran’da sona erecek.

    Stres bozukluğuyla mücadelede rehberlik ve psikolojik danışma

    MEB, Bolu Kartalkaya’daki otel yangını sonrasında okullarda ikinci dönemin başlamasıyla uygulanmak üzere öğrenci, öğretmen ve velilere yönelik “Psikososyal Destek Eylem Planı” hazırladı.

    Eylem planı kapsamında, uzman rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla okullarda, öğrencilerin zorlayıcı yaşam olaylarına bağlı gelişebilecek travma sonrası stres bozukluklarıyla başa çıkabilmeleri için rehberlik ve psikolojik danışma faaliyetleri yürütülecek.

    İl ve ilçe psikososyal destek hizmetleri ekipleri, Bakanlık koordinasyonunda olmak üzere zorlayıcı yaşam olayları sonrası ailelere, çocuklarına nasıl destek olabilecekleri konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılacak.

    Öğretmenlerin zorlayıcı yaşam olaylarının etkileriyle baş etme becerilerini güçlendirmek amacıyla Bakanlıkça hazırlanan “Zorlayıcı Yaşam Olayları Sonrası Öğretmen Psikoeğitim Programı” kapsamında bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirilecek. (AA)


     

  • Belediyede çalışan kamu görevlisi için soruşturma izni verildi

    Belediyede çalışan kamu görevlisi için soruşturma izni verildi


    Adana Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, 6 Şubat depremlerinde 14 kişinin yaşamını yitirdiği MCG Tower ile ilgili bir kamu görevlisi hakkında İskenderun Kaymakamlığı’nın soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararını kaldırdı. Ulaşılan kararda, “İsnat edilen fiilin, Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olduğu anlaşılmıştır ” denildi.

    Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın İskenderun ilçesi Çay Mahallesi’nde bulunan MCG Tower da depremde yıkıldı, 14 kişi yaşamını yitirdi.

    İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, “Binanın çökmesi neticesinde gerçekleşen ölüm ve yaralanma olaylarında bir kısım kamu görevlilerinin, “yüksek kat yapılaşmasına imkan verildiğinden kusurlu oldukları ” iddiasına ilişkin İskenderun Belediye görevlisi inşaat mühendisi Tayfun Kaba ve ilgili diğer belediye görevlileri hakkında soruşturma izni istedi.

    İskenderun Kaymakamlığı, İskenderun Belediyesi’nde görevli inşaat mühendisi Tayfun Kaba hakkında soruşturma izni vermemişti.

    Süreç içerisinde İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı ve MCG Tower’da yakınlarını kaybedenler, Tayfun Kaba’ya soruşturma izni verilmemesine itiraz etti. 

    “Soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olduğu anlaşılmıştır”

    Edinilen bilgiye göre, itirazları değerlendiren Adana Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, İskenderun Belediyesi’nde görevli inşaat mühendisi Tayfun Kaba hakkında İskenderun Kaymakamlığı’nın, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararını kaldırdı.

    Oy birliğiyle verilen kararda, “Olayla ilgili İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda hakkında soruşturma izni talep edilen belediye görevlilerinin sorumluluğunun olduğu yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, bu duruma göre ilgiliye isnat edilen fiilin, Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olduğu anlaşılmıştır ” denildi.

     “Sorumluların hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz”

    MCG Tower’da annesi Cehide ve babası Rafi Sümbültepe‘yi kaybeden Selin Sümbültepe, süreci şöyle değerlendirdi:

    İtirazımız sonucunda soruşturma izni verilmesi olumlu bir adım ancak yeterli değil. Tüm sorumlu kamu görevlilerinin yargılanmasını istiyoruz. Soruşturma izni verilen kamu görevlisi hakkında da derhal iddianame hazırlanmalı ve dava, İskenderun 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosya ile birleştirilmelidir. Depremin üzerinden 2 yıl geçti. Dosyamızda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesinin üzerinden 1 yıl geçti ancak hala bir bilirkişi raporu yok. Yakınlarımızı kaybetmenin acısını yaşarken, yargı sürecinin bu kadar ağır işlemesi acımızı daha da derinleştiriyor. Artık bilirkişi raporunun gelmesini ve sorumluların hak ettikleri cezayı almasını istiyoruz.” (ANKA)


     

  • İktidar yeni düzenleme ile EÜAŞ’a elektrik dağıtım şirketlerine ucuza elektrik sağlayacak

    İktidar yeni düzenleme ile EÜAŞ’a elektrik dağıtım şirketlerine ucuza elektrik sağlayacak


    CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, iktidarın, şirketlerin elektrik faturasını düşürmenin yollarını aradığını belirterek, “İktidar yeni düzenleme ile EÜAŞ’a elektrik dağıtım şirketlerine ucuza elektrik sağlayacak” dedi.

    CHP Kahramanmaraş Milletvekili Öztunç, yaptıı yazılı açıklamada, yeni düzenleme ile EÜAŞ’ın, yerli kömür alıp ürettiği elektriği dağıtım şirketlerine satacağını, serbestçe fiyat belirleyebileceğini belirtti.

    İktidarın, şirketlerin elektrik faturasını düşürmenin yollarını aradığını, 2024’te 198 milyar 414 milyon 911 bin lira görev zararı bulunan EÜAŞ’ın bu zararının daha da katlanacağını öne süren Ali Öztunç, “Vatandaş yüksek faturaların altında eziliyor. İktidar yeni düzenleme ile EÜAŞ’a elektrik dağıtım şirketlerine ucuza elektrik sağlayacak. AKP’nin enerji politikası yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarıyla dolu. AKP’nin kötü enerji politikası nedeniyle Türkiye’deki elektrik üretiminin yüzde 83’ünü özel şirketler, sadece yüzde 17’sini kamu yapıyor. Elektrik dağıtımının yüzde 100’ünü özel şirketler yapıyor. Elektrik perakende satışının yüzde 100’ünü yine aynı özel şirketler yapıyor. Geriye kalan elektrik iletim özelleştirme sürecinde. Bir dağıtım şirketi Londra’da bulunan yabancı bir fona satılmış durumda. Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’daki vatandaşların ödediği elektrik faturalarının parası doğrudan İngiltere’ye, şirketin kasasına aktarılıyor.” değerlendirmesini yaptı. 

     “Özelleştirmenin ucuz elektrik vaadi hayal oldu”

    Elektrik enerjisi sektöründe özel sektöre devredilen hizmetlerin neden aksadığının araştırılması gerektiğini belirten Öztunç, şunları kaydetti:

    “Özelleştirme işlemleri yapılırken ortaya konulan hedeflerin hiçbiri gerçekleşmedi. Geldiğimiz noktada ne yurttaşlarımız kaliteli hizmet alabiliyor ne de ucuz elektriğe erişebiliyor. Fahiş elektrik faturaları yetmezmiş gibi vatandaş bir de dağıtım şirketlerinin sorumluluğundaki kayıp-kaçak bedellerini ödemek zorunda bırakılıyor. AKP’nin özelleştirmeye gerekçe olarak sunduğu tüm vaatleri de tıpkı diğer vaatleri gibi kağıt üstünde kaldı. Özelleştirmenin ucuz elektrik vaadi hayal oldu.

    Yüksek kazanç elde eden, kendi dağıtım bölgelerinde birer tekel konumundaki elektrik dağıtım şirketlerinin gerekli yatırımları yapıp yapmadıkları ise etkin bir biçimde denetlenememektedir. 2020 yılında yapılan düzenleme ile bu şirketlerin denetimi özel sektöre devredildi. O zaman da uyarmıştık. Gelecekte sorun çıkar diye. Faturalara gizli zam yapan iktidar yine şirketlere kıyak peşinde. Vatandaşın faturasını şişiren AKP zihniyeti şirketlerin faturasını düşürmenin yollarını arıyor. Köprü ve otoyollarda geçiş garantisi ile milyarlarca lirayı şirketlere akıtanlar şimdi de ucuz elektrik garantisi ile dağıtım şirketlerini kalkındıracak.” (ANKA) 

     


     

  • Depremden beri sadece bin lira para verdiler o da seçim yüzünden

    Depremden beri sadece bin lira para verdiler o da seçim yüzünden


    Depremin 2. yılında Kahramanmaraş’ta 21 metrekare konteyner kentte yaşayan depremzede Fatma Karafilik, “Kronik rahatsızlığım var. Hastaneler çok uzak, gidip-gelme sorunumuz oluyor” dedi. Depremzede bir kadın da “Hiçbir beklentimiz yok. TOKİ’den evlerimiz çıktı da neyle ödeyeceğiz, ödeyecek durum yok. Burada ölsem gitsem para yok araba tutacak” diye konuştu. Zöhre Saçma ise eşiyle birlikte enkaz altından 4 gün sonra çıkarılabildiğini belirterek; “Geçen yetkiler geldiğinde çamaşır koyacak çekmeceli dolap istedim. Ne getirdiler, ne götürdüler. Durumumu da anlattım. Ben kimseden bir yardım görmedim. Depremden beri sadece bin lira para verdiler o da seçim yüzünden. Benim kulağım cihazla duyuyor. O bu para verdi cihazı öyle aldım” ifadelerini kullandı. 

    Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti. Depremde en az 53 bin 725 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı. Depremler sırasında 11 ilde binlerce konut yıkıldı. 

    “Belediyeye gidiyoruz sonuç yok”

    Konteyner kentte yaşayan 57 yaşındaki Fatma Karafilik, depremde müstakil iki katlı evlerinin orta hasar aldığını anlatarak, “Deprem olalı iki yıl oldu. İki yıldır burada oturuyoruz. Rahatsızlıklarımız var. Küçücük yerde olmuyor. Orta hasarlı evimiz için yerinde dönüşüme ilişkin başvurduk. Olumlu/olumsuz cevap vermelerini bekliyoruz. Belediyeye gidiyoruz sonuç yok. Eviniz için yerinde dönüşüme başvurdunuz yapılacak veya yapılmayacak denilsin. Allah devletimizden razı olsun ama küçücük ortamda iki yıldır otura otura sıkıldık, bunaldık” diye konuştu.

    Karafilik, hastaneye giderken ulaşım sorunu yaşadığını da belirterek, şunları söyledi:

    “İki yıldır kronik rahatsızlığım var. Hastaneler çok uzak, gidip-gelme sorunumuz oluyor. Mesela hastaneye gitsem iki tane dolmuş değiştiriyorum. Gidiş-geliş toplam 4 kez dolmuşa biniyorum. Bir emekli maaşıyla geçiniyoruz. Üniversiteyi bitiren kızım işsiz, iş bulamıyor. Nereye başvurduysa bir sonuç alamadı. Küçük oğlumu da işten çıkardılar o da iş arıyor.”

    Depremzede bir kadın da talebinin bir an önce ev sahibi olmak ve herkesin evine yerleşmesi olduğunu ifade etti.

    “Seçim yüzünden sadece bin lira para verdiler”

    75 yaşındaki Zöhre Saçma ise eşiyle birlikte enkaz altından 4 gün sonra çıkarılabildiğini belirterek, şöyle konuştu:

    “O gün çıkmasaydık, ölürdük. Soğuktan, susuzluktan… Ben şeker ve tansiyon hastasıyım. Kimse nasılsın bile demedi? Geçen yetkiler geldiğinde çamaşır koyacak çekmeceli dolap istedim. Ne getirdiler, ne götürdüler. Durumumu da anlattım. Ben kimseden bir yardım görmedim. Depremden beri sadece bin lira para verdiler o da seçim yüzünden. Benim kulağım cihazla duyuyor. O bu para verdi cihazı öyle aldım.”

    Başka bir depremzede kadın da “Hiçbir beklentimiz yok. TOKİ’den evlerimiz çıktı da neyle ödeyeceğiz, ödeyecek durum yok. Burada ölsem gitsem para yok araba tutacak” dedi. (ANKA) 

     


  • EGM’den Atlas Okyanusu’nda 9 ton kokain ile yakalanan geminin Türkiye’den çıktığı iddiasına açıklama: Suç duyurusunda bulunulacak

    EGM’den Atlas Okyanusu’nda 9 ton kokain ile yakalanan geminin Türkiye’den çıktığı iddiasına açıklama: Suç duyurusunda bulunulacak


    Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Atlas Okyanusu’da 9 ton kokain ile yakalanan ‘HALİÇ-EQUALITY’ gemisinin olaydan 2 ay önce yükü olmadan Türkiye’den ayrıldığını, konuya ilişkin Emniyet teşkilatını itham eden paylaşımlara ilişkin suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.

    EGM’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, sahibinin Türk olduğu iddia edilen ‘IMO.7615749’ numarasına sahip geminin 4 Kasım 2024 tarihinde Panama merkezli bir firmaya satıldığı ve o tarihten itibaren gemiye Tanzanya bayrağı çekildiği belirtildi.

    Geminin, 12 Kasım 2024 tarihinde İstanbul Tuzla Limanı’ndan Tanzanya bayrağı ile yükü olmadan Cezayir’e varmak üzere ayrıldığı belirtilerek, “Fransız makamlarınca gemiye yapılan operasyon ile uyuşturucu madde 10 Ocak 2025 tarihinde yakalanmıştır. Geminin Tuzla’dan ayrılmasıyla, Fransız makamlarınca uyuşturucu ile yakalanması arasında 2 aylık bir süre bulunduğu resmi kayıtlardan anlaşılmıştır” denildi.

    Operasyon sırasında gemide Türk bayrağı ve Türk mürettebatının bulunmadığı ve geminin mülkiyetinin de Türk vatandaşlarına ait olmadığı vurgulanarak, “Gemide 12 yabancı mürettebatın bulunduğu sabit olmasına rağmen Emniyet teşkilatımız, yapılan sosyal medya paylaşımları ile haksız ve tamamen yalan ithamlarla karşı karşıya bırakılmak istenmiştir. Tamamen gerçekten uzak art niyetli ve somut gerçekliğe uygun olmayan ve milletimize yanlış ve kasıtlı dezenformasyon yaparak algı oluşturmaya çalışan şahıslar hakkında ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ suçlarından dolayı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde suç duyurusunda bulunulmuştur. Emniyet Genel Müdürlüğümüz tüm suç türleriyle olduğu gibi uyuşturucu ticaretiyle de mücadelesini yoğun bir şekilde sürdürmektedir” ifadelerine yer verildi. (DHA)

  • İstanbul’da yangın denetimleri başladı

    İstanbul’da yangın denetimleri başladı


    Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin öldüğü Grand Kartal Otel yangınının ardından İstanbul’da 3 ilçede oluşturulan “Yangın Önlemleri Denetim Komisyonu” kamu kurumlarında ve iş yerlerinde yangın denetimlerine başladı.

    İstanbul Valiliği’nin kararı doğrultusunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İtfaiye Daire Başkanlığı, ilçe belediye başkanlığı ve ilçe emniyet müdürlüğü personelinden oluşan “Yangın Önlemleri Denetim Komisyonu” 3 ilçede kuruldu.

    Ekipler, Beyoğlu, Güngören ve Kadıköy’de okul, eğlence mekanı, konaklama, yeme-içme işletmeleri gibi alanlarda denetim çalışmalarına başladı.

    Beyoğlu’nda İBB İtfaiye Daire Başkanlığı, Beyoğlu Belediye Başkanlığı ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nden oluşturulan komisyon, bir otele giderek yürürlükteki yangın mevzuatına uygunluğunun denetimini yaptı.

    Otelin yangın söndürme sistemleri ve ekipmanlarının yanı sıra ruhsatları, yangın algılama ve uyarı sistemleri, acil durum aydınlatma ve yönlendirme sistemleri, yağmurlama sistemi, acil kaçış koridorları, söndürme ve müdahale ekipmanları incelendi.

    Güngören’deki komisyon ise Halil İnalcık Anadolu Lisesi’ni denetledi.

    Denetime, Milli Eğitim Müdürü Ferhat Öztürk, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Salih Aktürk, AFAD Yangın Denetimi Komisyonu Başkanı Ali İhsan Efe, Güngören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi katıldı.

    Kadıköy’de ise otellerde denetim faaliyeti yürüten ekipler, personele de uyarı ve önerilerde bulundu.

    Denetimlerin tüm ilçelerde ve kurumlarda devam edeceği öğrenildi. (AA)

  • Zonguldak’ta yolcu otobüsü tünele çarptı: 3 yaralı

    Zonguldak’ta yolcu otobüsü tünele çarptı: 3 yaralı


    Ankara-Zonguldak karayolu Gökgöl Tüneli mevkisinde bir yolcu otobüsünün tünele çarpması sonucu 3 kişi yaralandı. Kazanın ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, yaralılar hastaneye kaldırıldı.

    Edinilen bilgilere göre, Ankara’dan Zonguldak’a seyreden E.G. (36) idaresindeki 34 GV 658 plakalı yolcu otobüsü, Gökgöl Tüneli çıkışında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tünelin duvarına çarptı. Çarpmanın etkisiyle otobüsün arka kısmında bulunan üç cam patladı.

    Kazanın ardından otobüste bulunan yolcular büyük panik yaşadı. Olay yerine ihbar üzerine polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı 3 yolcuya ilk müdahale otobüs içerisinde yapıldı. Sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan yolculardan birinin ayağının kırıldığı, diğer iki yolcunun ise cam kırıkları nedeniyle hafif yaralandığı ve tedbir amaçlı hastaneye sevk edildiği öğrenildi.

    Otobüste bulunan diğer yolcular, kazanın ardından büyük bir korku yaşadıklarını belirtti. Bir yolcu, “Ankara’dan Zonguldak’a kadar sorunsuz geldik. Ancak sürücü, tünele girerken hızını azaltmadı. Sanırım yolu tam olarak bilmediği için kontrolü kaybetti ve çarpma yaşandı. Ne olduğunu anlayamadan bir anda sarsıldık” ifadelerini kullandı.

    Kazanın ardından polis ekipleri olay yerinde inceleme yaparken, Ankara- Zonguldak kara yolunda kısa süreli trafik yoğunluğu oluştu. Otobüsün çekici yardımıyla olay yerinden kaldırılmasının ardından trafik akışı normale döndü. Yolcular ise başka bir otobüse nakledilerek seyahatlerine devam etti.

    Yetkililer, kazayla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi. (ANKA)