Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • Türkiye’de TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 42,12; ENAG’ın verilerine göre ise yüzde 81,01

    Türkiye’de TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 42,12; ENAG’ın verilerine göre ise yüzde 81,01


    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile bir grup akademisyen ve araştırmacının oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Ocak 2025 ve 12 aylık enflasyon verilerini açıkladı.

    TÜİK’in Ocak 2025 verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 42,12, aylık yüzde 5,03 arttı.

    ENAG’a göre ise aylık bazda artış Ocak ayında yüzde 8,22 oldu. TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 81,01 olarak gerçekleşti.

    TÜİK’ten yapılan açıklamada, “TÜFE’deki değişim 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 5,03, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5,03, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 56,35 olarak gerçekleşti” denildi.

    En yüksek artış eğitim ve sağlıkta

    Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 23,14 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grubun ise yüzde 99,93 ile eğitim olduğu açıklandı.

    Ana harcama grupları itibarıyla 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre azalan ana grup yüzde -5,17 ile giyim ve ayakkabıydı. 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 23,57 ile sağlık oldu.

    Artış beklentinin üzerinde

    Reuters’ın Çarşamba günü yaptığı bir ankete göre, Türkiye’nin aylık enflasyon oranının asgari ücretteki yıllık artış ve çeşitli yeni yıl fiyat ayarlamalarının etkisiyle Ocak ayında keskin bir şekilde yüzde 4,35’e yükselmesi bekleniyordu.

    Ankete katılan 10 ekonomistin tahminlerinin medyanına göre yıllık enflasyonun Ocak ayında yüzde 41,25’e gerilemeyeceği tahmin ediliyordu.

    Yıllık enflasyon, hükümetin sıkı para ve maliye politikalarının aşırı ısınan iç talebi frenlemesiyle yüzde 75’i aştığı geçen Mayıs ayından bu yana düşüyor. Aralık ayında Merkez Bankası’nın yıl sonu tahminlerine paralel olarak yüzde 44,38’e gerileyen enflasyondaki artışa en büyük katkıyı eğitim ve konut fiyatları yaptı.

    Merkez Bankası, Aralık ayında bir gevşeme döngüsü başlatmıştı. Bu kapsamda geçen hafta politika faizi yüzde 45’e indirilmişti. Merkez Bankası, enflasyondaki düşüşün devamını sağlamak için sıkı politikayı sürdürme sözü verdi.

    Şimşek: “Temel mallarda enflasyon 38 ayın en düşük seviyesinde”

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise X hesabından açıklama yaparak enflasyon verilerini değerlendirdi.

    “Ocak’ta yıllık enflasyon geçen yıla göre 23 puan azalarak yüzde 42,1’e geriledi” diyen Şimşek şunları belirtti:

    “Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla temel mallarda yıllık enflasyon yüzde 24 ile son 38 ayın en düşük seviyesinde. Hizmet enflasyonu ise geçen yıla göre 27 puan gerileyerek yüzde 62,9 oldu.

    Dönemsel etkilerle aylık enflasyon arttı. Ancak programımızın diğer adımlarıyla birlikte bütçe imkânları dâhilinde enflasyon hedefiyle uyumlu belirlediğimiz yönetilen ve yönlendirilen fiyatların da katkısıyla son 4 yılın en düşük ocak ayı verisi gerçekleşti. Maliye politikasındaki duruşumuz, talepteki dengelenme ve arz yönlü adımlarımızla enflasyondaki düşüş devam edecek.”

  • Bize en yüksek yerden yalnızca yalan söyleniyor

    Bize en yüksek yerden yalnızca yalan söyleniyor


    Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin 2’nci yılı nedeniyle Kadıköy İskelesi önünde anma programı düzenledi. Antakya’da ailesini kaybeden Yiğit Göktuğ, “Bu ülkede felaketler bitmeyecek ama belki biz bu kadar ölümün önüne geçebileceğiz, gerekli önlemler alındığında” dedi.

    Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 2 yıl geçti. Bölgede depremzedelerin barınma ve diğer birçok sorunu devam ederken, yakınlarını kaybedenler de adalet arıyor.

    Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Kadıköy İskelesi önünde anma programı düzenledi. Yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı dövizlerin yanına mumlar bırakıldı. “Rant uğruna ölenlerin hesabını sormaya geldik. Susmak ihanettir. Hesap sormak görevdir” yazılı pankartın da açıldığı anmaya katılanlar gözyaşlarına hâkim olamadı.

    “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok”, “Adalet, olası kast ile gelecek” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atılan anma programında, saygı duruşunda bulunulmasının ardından aileler sırayla söz alarak duygularını dile getirdi.

    Hatay’da kızı Eylem Şafak Aydın’ı kaybeden sanatçı Orhan Aydın, şunları söyledi:

    “Vicdanlı olan bütün insanlık duysun ki 6 Şubat’tan beri adalet arıyoruz. Mahkeme kapılarında, enkazlarımızın başında, mezarlarımızın başında adalet arıyoruz. O gün bugündür bize en yüksek yerden yalnızca yalan söyleniyor. Her şeyin çürüdüğü bir zaman dilimindeyiz. Ahlâk ayaklar altında. Çocuklarımızın, annelerimizin, babalarımızın, bacılarımızın, amcalarımızın hesabını soramadık, soramıyoruz. Bu vicdansızlığa, bu onursuzluğa, bu şerefsizliğe karşı büyük bir duvar örmeden hiçbir şey başaramayacağımız açık. 6 Şubat’ta, ikinci yılda çıkacaklar ekranlara. En tepeden yine en büyük yalanları söylemeye başlayacaklar. Bilesiniz, hepsi peşinen çöp olmuş yalanlardır. 550 bin konut yapacaktı, 105 binini bile teslim edemedi. İnsanlarımız hâlâ konteynerlerde aç, açıkta, susuz, çaresiz. Mezarı olmayan insanlarımız var. Ölüm tarlaları var Hatay’da, Pazarcık’ta, Gölbaşı’nda, Adıyaman’da, Malatya’da. Bu AKP-MHP faşizmi bu ülke insanlarına yaptığı en büyük düşmanlıktır. İtiraz ediyorum. İtirazımı depremde canlarını yitiren bütün insanlık adama sizlerle paylaşıyorum. Durdurun bu dünya düzenini, inecek var.”

    “Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar”

    Malatya’daki Kırçuval Oteli’nde milli voleybolcu evladını kaybeden bir aile de “Bu insanlar şu anda hâlâ dışarıda. Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar. Sadece mahkemede ifade veriyorlar. Avukatlarıyla beraber tekrar evlerine dönüyorlar. Sıcak yuvalarında başlarını yastıklarına koyuyorlar ve rahat rahat uyuyabiliyorlar. Böyle vicdansız insan bunlar” tepkisini gösterdi.

    “Herkesin suçlu olduğu bir cinayetti 6 Şubat”

    Adana’daki Beluk Apartmanı’nda ailesini yitiren Oğuz Soyubey, “Yıllardan beri gelen resmi kurum ihmalleri, liyakat sahibi olmayan yöneticiler, peşkeş çekilen araziler, ranta kurban edilen şehirler; yanı başımızda dimdik ayakta duran tarihi kentlerden, yapılardan ders almayıp tarım arazilerini imara açan siyasi iktidar ve yöneticileri, ranttan nemalanan müteahhitler ve toprak sahipleri; tüm bunlarla iş tutan, vicdanı mal hırsı bürüyen sıradan yurttaşlar… Resmi kurumlara düşen görev, yas tutmak değildir, helalleşmek olmadığı gibi. Resmi makamlara düşen, 100 binlerce insanın yaşamını yitirdiği böyle bir felakette dünden bugüne ihmalde imzası ve yetkisi bulunanları, deprem dosyalarında sorumlu olanları açığa çıkarmak ve yargılamaktır. Unutmayın ki, herkesin ama herkesin suçlu olduğu bir cinayetti 6 Şubat. Adalet hepimiz için gereklidir. Bugün benim sesime ses olmazsanız yarın da sizin başınıza gelir” dedi.

    “Beklentimiz, bu acıyı başkalarının yaşamaması”

    Daha sonra Türkiye’de 2000’den bu yana yaşanan facialar hatırlatılarak hep bir ağızdan “Artık yeter” denildi. Antakya’da ailesini kaybeden Yiğit Göktuğ da yaptığı konuşmada, “Ben bu depremde annemi, babamı, ablam gibi gördüğüm kuzenimi ve birçok sevdiğimi kaybettim. Naaşları bile çıkmadı ailemin. Çünkü depremden sonra enkazda yangın çıktı ve yangından sonra naaşlar bulunamadı. Biz burada belki bu adalet mücadelemizle sevdiklerimizi geri getiremeyeceğiz ama adaletten beklediğimiz, sevdiklerimizi geri getirmek değil; bizim yaşadığımız bu acıyı başkalarının yaşamaması. Bu ülkede felaketler bitmeyecek ama belki biz bu kadar ölümün önüne geçebileceğiz, gerekli önlemler alındığında” ifadelerini kullandı.

    “İbretlik cezalar için elimizden geleni yapacağız”

    Hatay’daki Rönesans Rezidans’ta ailesini kaybeden Yeşim Toplu, gözyaşları içinde şöyle konuştu:

    “Aynı zamanda avukatım. Geçen hafta ilk kez duruşmaya katılma ve avukatlık yapma cesareti buldum kendimde. Ayağa kalktım kayıplarıma rağmen. Suçlular çok rahat bir şekilde şöyle savunma yapıyorlar, buradan da duyurmak istiyorum. Çökmediğini, devrildiğini ve bunu muazzam bir şekilde yaptıkları için olduğunu söylüyorlar. Hiç utanmadan bu şekilde savunmalar yapıyorlar. Bundan sonra takipçisi olacağız bu davaların. İbretlik cezalar çıkartılması için elimizden geleni yapacağız. Sonuna kadar orada olacağız. Her seferinde gideceğiz. Biz ayağa kalkıyoruz bir şekilde, kalkacağız. O sorumlular attıkları imzaların bile arkasında durmuyorlar. ‘Biz imza attık ama bilmiyorduk’ diyebiliyorlar. Bunlar ne yaptıklarının bile aslında farkındalar ama şuursuzca herhangi bir hata yapmadıklarını savunuyorlar.”

    Ailesini kaybeden birçok kişinin daha söz aldığı programda, hayatını kaybedenlerin anısına denize karanfiller bırakıldı. (ANKA)

  • AB, İsrail’in UNRWA yasağını kınadı

    AB, İsrail’in UNRWA yasağını kınadı


    Avrupa Birliği (AB), İsrail hükümetinin Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) bölgedeki faaliyetlerini yasaklamasını kınadı.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından AB adına yapılan yazılı açıklamada, İsrail mevzuatının UNRWA’nın Batı Şeria’da (Doğu Kudüs dahil) ve Gazze’deki operasyonları üzerinde kapsamlı sonuçları dolayısıyla endişe duyulduğu kaydedildi.

    “AB, İsrail ile UNRWA arasındaki 1967 tarihli anlaşmayı iptal etme veya UNRWA’nın yetkisini yerine getirme kapasitesini engelleme girişimlerini kınıyor.” ifadesi kullanılan açıklamada özellikle ateşkes anlaşmasının hızla uygulanmasına ihtiyaç duyulduğu bir anda Filistinli mültecilere yönelik temel hizmet sunumunun daha da önemli hale geldiğinin altı çizildi.

    Açıklamada ayrıca “AB, UNRWA’nın yetkisini yerine getirmesine olanak sağlamak için desteğini sürdürmeye kararlıdır.” ifadesi yer aldı.

    AB’nin UNRWA personelinin bir kısmına yönelik iddiaların ardından Bağımsız İnceleme Grubu raporunun önerilerinin tam olarak uygulanmasını beklediğinin de belirtildiği açıklamada BM’nin de tarafsızlık ile hesap verebilirliği sağlamak ve bu tür vakaları önlemek için kontrol ve denetimi güçlendirmek amacıyla daha kararlı adımlar atmasının beklendiği kaydedildi.

    – İsrail’in UNRWA’ya yönelik yasaklama kararı

    Tel Aviv yönetiminin UNRWA’nın İsrail ve işgal altında bulunan Doğu Kudüs’teki faaliyetlerini sonlandırma kararı, dün yürürlüğe girmişti.

    İsrail’in tanıdığı sürenin dolmasıyla UNRWA’nın BM çalışanları Doğu Kudüs’ü terk ederken yerel çalışanlar da merkeze gelmemişti.

    İsrail Meclisi, Ekim 2024’te UNRWA’nın işgal altındaki Doğu Kudüs’ün yanı sıra İsrail’deki faaliyetlerine son verilmesini öngören yasa tasarısını kabul etmişti.

    UNRWA’nın faaliyetinin sona ermesinin, Filistin topraklarındaki yaklaşık 2,5 milyon mültecinin hayatını olumsuz etkileyeceğinden endişe ediliyor. (AA)

     

  • Kızlara kurusıkı tabancayla ateş açan 2 şüpheliyi; çöp atmaya çıkan Uzman Çavuş yakaladı

    Kızlara kurusıkı tabancayla ateş açan 2 şüpheliyi; çöp atmaya çıkan Uzman Çavuş yakaladı


    Bursa’nın İnegöl ilçesinde sokakta sohbet eden genç kızların yanından geçerken motosiklet üzerinden tabancayla ateş eden 2 şüpheli, çöp atmak için evinden sokağa çıkan jandarma Uzman Çavuş tarafından yakalandı. 2 şüpheli polise teslim edilirken, olay anı ise bir sitenin güvenlik kamerasına yansıdı

    Olay saat 18.00 sıralarında Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Mahmudiye Mahallesi’nde meydana geldi. Sokakta 3 kız arkadaş sohbet ettiği sırada motosikletle geçen 2 şüpheliden biri elindeki tabancayı kızlara doğrultarak ateş etti. Genç kızlar panik ve korku içerisinde kaçışırken, iki şüpheli motosikletle olay yerinden uzaklaşmaya çalıştı.

    Çöp atmaya çıkan jandarma uzman çavuş şüphelileri yakaladı 

    Bu sırada çöp atmak için evinden çıkan ve olaya tanık olan Uzman Çavuş, müdahale ederek motosikletteki şüphelileri yakaladı. Şüphelinin elindeki tabancaya el koyan jandarma personeli, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, motosiklet sürücüsü E.A.’ya (15) ehliyetsiz araç kullanmaktan 18 bin 706 TL cezai işlem uygularken, kurusıkı tabir edilen tabancayla ateş eden A.T. (15) ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

    Şüphelilerin kızlara ateş ettiği ve hemen ardından jandarma Uzman Çavuş tarafından yakalandıkları o anlar ise bir sitenin güvenlik kamerasına yansıdı. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. (DHA)

  • Rezervasyona bile fatura kesmişler, 10 ayda 110 milyon liralık uçuş hizmeti almışlar!

    Rezervasyona bile fatura kesmişler, 10 ayda 110 milyon liralık uçuş hizmeti almışlar!


    Yunus Emre Vakfı’nda naylon fatura ile 400 milyon liradan fazla yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerince hazırlanan rapor, vakfın kasasının nasıl boşaltıldığını gözler önüne serdi. Vakfın, Ekim 2023 ile Ağustos 2024 arasında Anka ve Dor Kongre isimli 2 ayrı firmaya “uçak bileti, konaklama, transfer hizmeti gibi” hizmetler adı altında toplam 110 milyon liraya yakın ödeme yaptığı belirlendi. Firmalardan birinin satın alma dosyasının dahi olmadığı ve işin doğrudan Almanya’ya kaçtığı öne sürülen Başkan Şeref Ateş tarafından firmaya verildiği anlaşıldı. Durumun vahameti, “Vakfa kesilen birçok faturadaki tutarların, gerçek bilet bedelinin çok üzerinde olduğu, öyle ki; bazılarında sapmanın yüzde 100’den fazla olduğu ve bundan da vahimi, yalnızca rezervasyon oluşturulup biletleme yapılmadığı anlaşılan bazı işlemlerin dahi vakfa faturalandırıldığı ve bu bedellerin ödendiği tespit edilmiştir” denilerek anlatıldı.

    Serbest Görüş ÖZEL – Yunus Emre Enstitüsü’nde akıl almaz yöntemler: Başkan Şeref Ateş’in oğlunun kurduğu şirketin yeni sahibine sahte tutanaklarla milyonlar akmış!

    9 kişi tutuklandı

    Türk dil ve kültürünü tanıtmak amacıyla 2007 yılında kurulan ve 66 ülkede faaliyet gösteren “kamu vakfı” niteliğindeki Yunus Emre Vakfı’na bağlı enstitüdeki “naylon fatura” skandalına ilişkin soruşturma sürüyor. Vakfın başkan yardımcılarından olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş‘ın eşi Rahmi Göktaş ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın‘ın oğlu Abdullah Kutalmış Yalçın, müfettiş raporunun savcılığa gönderilmesinden birkaç gün önce görevlerinden istifa etmişti. Vakıf Başkan Şeref Ateş’in de istifasının ardından firar ettiği öne sürülürken, oğlu Enes Ateş’in de aralarında bulunduğu 9 kişi soruşturma kapsamında gözaltına alınarak tutuklanmıştı.

    “Adrese teslim işlemler”

    Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu müfettişlerince Yunus Emre Enstitüsü’ndeki yolsuzluğa ilişkin hazırlanan raporda çarpıcı tespitler yer aldı. Raporda yer alan bilgilere göre Vakıf, Enes Ateş’in kurduğu firmayı devraldıktan sonra vakfa 8.6 milyon liradan fazla usulsüz fatura kestiği belirlenen Han Kültürel Eğitim isimli firmanın sahibi Selçuk Kaymakoğlu’na ait diğer şirkete de 6 ay içinde 58.7 milyon lira ödeme yaptı. Firmanın ‘sanal ofisinin’ olduğu ve 12 Aralık 2023’te ismini Anka Kongre olarak değiştirmesinden çok kısa bir süre sonra 30 Aralık’ta vakfa ilk faturasını kestiği belirlendi. Şirketten çoğunluğu uçak bileti olmak üzere çeşitli hizmet alımları yapıldığı, satın alma komisyonu kararından önce firmanın vakfa fatura kestiği belirlenirken, buna ilişkin olarak “Sırf bu işlem özelinde dahi alınan tekliflerin formalite olduğu ve adrese teslim bir işlem gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır” değerlendirmesi yapıldı.

    Rezervasyona dahi fatura kesilmiş

    Aynı firmaya, “Uçak, Konaklama, Toplantı-Temsil Ağırlama, Araç Kiralama, Transfer” harcaması adi altında hiçbir sözleşme/protokol ve fiyat araştırması yapılmaksızın, 54 adet fatura karşılığında 51 milyon 550 bin lira ödeme yapıldığı anlaşıldı. Firma tarafından vakfa fatura edilen uçak biletleri hakkında Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürlüğü’nden bilgi istendi. THY’den müfettişliğe gönderilen bilgilere göre Anka Kongre firmasının vakfa kestiği faturalardaki tutarların gerçek bilet değerinin çok üzerinde olduğu, “Öyle ki; bazılarında sapmanın yüzde 100’den fazla olduğu ve bundan da vahimi, yalnızca rezervasyon oluşturulup biletleme yapılmadığı anlaşılan bazı işlemlerin vakfa faturalandırıldığı ve bu bedellerin de ödendiği tespit edilmiştir” sözleriyle açıklandı.

    Tek çalışanlı firmaya 6 ayda 58.7 milyon ödemişler

    Vakfa çok yüksek miktarda fatura kestiği belirlenen Anka Kongre firmasının fatura kestiği tarih aralığında sadece 1 çalışanının olduğu belirlendi. Herhangi bir çalışma ofisi ve bu hizmetleri yerine getirebilecek yeterli çalışanı dahi olmayan Anka Kongre’ye 30 Aralık 2023- 3 Haziran 2024 tarihleri arası usulsüz yöntemlerle verilen işler karşılığında toplamda 58 milyon 707 bin lira (1 milyon 466 bin dolar) ödeme yapıldığı tespit edildi.

    İşi doğrudan Şeref Ateş vermiş

    Vakfa benzer hizmetler karşılığında yüksek meblağlı fatura kesen bir diğer firma ise Dor Kongre Hizmetleri oldu. Firma ile vakıf arasında Ekim 2023’te “Uçak ve Konaklama Biletleri Hizmet Alimi” kapsamında sözleşme yapıldı. Sözleşme, Enstitü Başkanı Şeref Ateş tarafından imzalanırken, bu firmaya ilişkin bir satın alma dosyasının dahi bulunmadığı, söz konusu işin firmaya doğrudan Şeref Ateş tarafından verildiği belirlendi. Firma sözleşmenin imzalandığı gün vakfa ilk faturasını kesti ancak faturaların sözleşmeye uygun olarak düzenlenmediği tespit edildi.

    10 ayda 51 milyonluk fatura kesmişler

    Dor Kongre firması ile yapılan sözleşme, “Enstitü Başkanlığına tanınan harcama limitinin çok üzerinde bir hizmet alımı için Başkanlığın böyle bir yetkisi olmamasına karşın piyasa araştırması yapmaksızın afaki fiyatlarla sözleşme yapılmış olması” nedeniyle şüpheli bulundu. Bu nedenle THY ile yazışma yapılarak şirketin kestiği fatura içerikleri için bilgi istendi. THY’nin gönderdiği bilgiler, Dor Kongre firmasının kestiği faturaların da tıpkı Anka Kongre firması gibi gerçek bilet bedelinin çok üzerinde olduğunu ortaya çıkardı. Firma tarafından vakfa Ekim 2023 ile Ağustos 2024 arasında 51 milyon 307 bin lira fatura kesildiği, kesilen faturaların içeriği yanıltıcı olmasına karşın vakıf tarafından firmaya 48 milyon 984 bin lira ödeme yapıldığı belirlendi.

    Serbest Görüş muhabiri Asuman Arancı’nın haberiyle, Yunus Emre Vakfı’nda naylon fatura ile 400 milyon liradan fazla yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerince hazırlanan rapor, kurumdaki usulsüzlükleri gözler önüne serdi. Almanya’ya kaçtığı öne sürülen Enstitü Başkanı Şeref Ateş’in tutuklanan oğlu Enes Ateş tarafından kurulan şirketi devralan Selçuk Kaymakoğlu’na ait Han Kültürel Eğitim Danışmanlık isimli firmaya “sahte hizmet ifa tutanakları ve faturalarla” milyonlarca liralık ödeme yapıldığı belirlendi. Aynı firmadan, hiçbir piyasa araştırması, sözleşme ya da protokol dahi yapılmadan, doğrudan temin usulüyle uçak biletleri, konaklama ve araç kiralama gibi hizmetler alındığı anlaşıldı. Şirket tarafından vakfa toplamda 8.6 milyon liralık 21 ayrı fatura kesildiği, bunlardan 8 tanesinin ödemesinin “sahte hizmet ifa tutanaklarına” istinaden yapıldığı belirlenirken, vakfın toplamda bu şirkete 18 faturanın karşılığı olarak 6.7 milyon lira ödeme yaptığı tespit edildi. Öte yandan aynı firmaya RTÜK tarafından da 1.5 yıl içerisinde 9.2 milyon liralık ihale verildiği ortaya çıkmıştı.

     

     


     

     

     

  • AFAD’dan Ege Denizi’ndeki deprem fırtınasına ilişkin açıklama

    AFAD’dan Ege Denizi’ndeki deprem fırtınasına ilişkin açıklama


    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ege Denizi’nde meydana gelen depremlere ilişkin paylaşım yaptı.

    AFAD’ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Ege Denizi’nde, 28 Ocak’tan itibaren yoğunlaşan depremlerin sayısının 400’ün üzerine çıktığı bildirildi.

    Açıklamada, deprem fırtınası şeklinde gelişen bu aktivite sonucunda şu ana kadar kaydedilen en büyük depremin 4,8 büyüklüğünde olduğu belirtildi.

    Depremlerin Santorini Adası’nın yaklaşık 25 kilometre kuzeydoğusunda atış gösterdiği ve derinliklerinin 5 ila 25 kilometre arasında değiştiği aktarılan açıklamada, Türkiye kıyılarına en yakın depremin 140 kilometre mesafede gerçekleştiği kaydedildi.

    Açıklamada, 2011-2012 yıllarında da aynı bölgede benzer yoğun sismik aktivite yaşandığı ve 14 ay süren depremlerin herhangi bir volkanik hareketliliğe yol açmadığı anımsatıldı.

    Gelişmelerin dikkatle takip edildiği ve bilim insanları ile araştırmacıların, AFAD ile koordineli şekilde sismik hareketliliği, olası volkanik aktiviteleri ve tsunamiyi değerlendirdirdiği bildirildi.

    Vatandaşlar, sosyal medyada yer alan yanlış bilgilere itibar etmemeleri konusunda uyarılırken, doğru bilgi için resmi kaynakların takip edilmesi gerektiği belirtildi. (AA)

     


     

     

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kaligrafi sanatçısı Etem Çalışkan için taziye mesajı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kaligrafi sanatçısı Etem Çalışkan için taziye mesajı


    Etem Çalışkan kimdir?

    Mersin’in Tarsus ilçesinde 1928’de dünyaya gelen Çalışkan, Mersin Lisesi’nin ardından Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu.

    Etem Çalışkan, hattat Emin Barın ve ressam Sabri Berker‘in öğrencisi oldu, Anıtkabir kitabelerinin yazılışında Emin Barın’ın asistanlığını yaptı. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ve İstiklal Marşı’nın el yazısıyla çoğaltılmasında emeği geçti.

    Etem Çalışkan, 1954’te sanat öğrenciliğini sürdürürken gazetecilik mesleğine yöneldi. Gazeteciliğe Yeni Sabah Gazetesi’nde ressam ve kaligraf olarak başlayan Çalışkan, Ankara’da Zafer ve Öncü, İstanbul’da ise Hareket, Dünya, Akşam, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde çalışıp 1982’de emekli oldu.

    Emekli olduktan sonra Milliyet gazetesine “Türk Büyükleri”ni, Sabah gazetesine “Yunus Emre Divanı”nı hazırlayan usta sanatçı, 1981’de Atatürk’ün doğumunun 100. yılı için basılan gümüş ve altın hatıra paralarını tasarladı.

    Güneş gazetesi için Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini yazan Çalışkan, çizerlik hayatı boyunca çeşirli çizgi röportajların yanı sıra Yapı Kredi Bankası’nın 10. yıl afişi, şükran belgeleri, diplomaları, madalyalarını da tasarladı.

    Çalışkan, 1969’da Milliyet gazetesinin 10 Kasım sayısı için yaptığı Atatürk resminin altına Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasının son formunu da stilize etti.

    Çalışkan, bu olayı şu sözlerle anlatmıştı:

    “Portreyi tamamladım. Tek başına eksik duruyordu kompozisyon. Bunu daha dinamik ve hareketli hale getirmek için Atatürk’ün el yazısına uzak düşmemek üzere bu imzayı attım.”

    “Çalışmak cennetin kapısıdır, anahtarıdır”

    Bir röportajında eserlerini hazırlarken zamandan etkilendiğini dile getiren Etem Çalışkan, sanatın belli kurallar içine hapsedilmeyeceğine dair şunları kaydetmişti:

    “Benim çalışmalarım kurallar içinde kuralsızlıktır, biraz özgürlüktür. Açıkçası sanatçı da özgürdür. Düşüncesinde de konuşmasında da her şeyinde sanatçı özgürdür. Onu bağlayıcı hiçbir şey yoktur. Sanatçıya bu özgürlüğü veren sanattır. Sanat kurallar içine hapsedilmiş değildir. Ölünceye kadar çalışacağım. Çalışmak cennetin kapısıdır, anahtarıdır. Her insan yeteneklidir. Ama o yetenek bir bedensel varlık da ister. Sanatçı olmak bir yaratılıştır. Mesela Aşık Veysel, Beethoven, birinin gözü görmez, birinin kulağı duymaz. Kulağı duymayan beste yapar, orkestra yönetir. Gözü görmeyen Aşık Veysel sözleriyle, şiirleriyle renkler bezer, tablolar yapar. Renkleri, kokuları anlatır. Ama gözleri görmez, işte sanat budur. Göz görmese de kulak duymasa da benim gibi az duysa da sanat olur. Önce sevmek lazım. Genç, yaşlı herkesi sevmeyi bilmesi lazım. Ardından sevgi kadar değerli olan çalışmak gelir. Sevgiyle, dürüst olarak çalışmak gelir.”

    Etem Çalışkan, PTT Genel Müdürlüğü için Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızın ifadesi olan tarihteki Türk Devletleri’nin pullarını hazırladı. Usta sanatçı, 1990’da ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayınlanan el yazması “Yunus Emre Albümü”nü kültür dünyasına kazandırdı.

    Çalışkan, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ekim 1927’de Cumhuriyet Halk Fırkası kongresinde okuduğu “Nutuk” eserini el yazması olarak kaleme aldı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayınlanan 17 ciltlik eserin orijinali Başkent Üniversitesi Abdülrahim Tuncay Atatürk Müzesi’nde bulunuyor.

    Çalışkan, 2005’te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne, 2021’de ise Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görüldü.

  • “Vatandaş hacetini de kredi kartıyla gideriyor!”

    “Vatandaş hacetini de kredi kartıyla gideriyor!”


    CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, bir alışveriş merkezinde tuvaletlerin ücretliye dönmesini örnek vererek “Tuvalette kredi kartı da geçerli diye tabela asılmış. Yani, bu iktidar sayesinde artık vatandaşımız hacetini bile kredi kartıyla gideriyor” dedi.

    Yeni asgari ücret daha çalışanın hesabına yatmadan açlık sınırının altında kaldı. En düşük emekli aylığı yapılan artışla 14 bin 469 oldu ancak 22 bin 100 lira yapılan asgari ücretin yanına dahi yaklaşamadı. Bu tablo muhalefet tarafından sık sık Meclis’te dile getiriliyor.

    Gazete Duvar’ın aktardığına göre, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, AVM’lerde tuvaletlerin ücretli hale getirildiğini anlattı. Çan, “Evet, doğru duydunuz, AVM’de tuvalet artık ücrete tabi. Samsun’da şehrin merkezinde bir alışveriş merkezi var. Buraya alışveriş için gelenler, yemek yiyenler, tuvalet ihtiyacını gidermek için artık para ödeyecekler. ‘Tuvalette kredi kartı da geçerli’ diye tabela asılmış. Yani, bu iktidar sayesinde artık vatandaşımız hacetini bile kredi kartıyla gideriyor. Ülkemizin ekonomisi, işte, bu kadar içler acısı bir hâle gelmiş durumdadır; eserinizle gurur duyabilirsiniz iktidar partisi” dedi.

     


  • Keşke bu işin sonu ihraç olmasaydı, uyarı cezasıyla yetinilseydi

    Keşke bu işin sonu ihraç olmasaydı, uyarı cezasıyla yetinilseydi


    Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, mezuniyet töreninin ardından kılıçlı yemin okuyup Atatürk’ün askerleriyiz” sloganı atan 5 teğmen ve 3 disiplin amirinin ihraç edilmesiyle ilgili bir yazı kaleme aldı.

    30 Ağustos’ta resmi mezuniyet töreninin sona ermesinin ardından alanda tekrar toplanarak kılıç çatan, Subay Andı okuyan ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan teğmenler Ebru Eroğlu, Batuhan Gazi Kılıç, Deniz Demirtaş, Talip İzzet Akarsu ve Serhat Gündar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edildi. MSB, 3 disiplin amiri; Bölük Komutanı Binbaşı Murat Öztürk, Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Halit Türkoğlu ve Alay Komutanı Yardımcısı Albay Mustafa Alper Topsakal‘ın da “ayırma cezası” aldığını duyurdu.

    Kılıçlı yemin töreni soruşturmasında MSB kararı açıkladı: 5 teğmen ve 3 disiplin amiri komutan TSK’dan ihraç edildi

    Teğmenlerinihracına her kesimden teğki gelirken, Ahmet Hakan yazısında, “Teğmenler, Mustafa Kemal’in askeriyiz dedikleri için ihraç edildiler” kanaatinin yanlış olduğunu söyledi. Doğru olanın “ Teğmenler, disiplin ihlali yaptıkları için ihraç edildiler” odluğunu söyleyen Hakan, “Keşke bu işin sonu ihraç olmasaydı. Keşke uyarı cezasıyla yetinilseydi” görüşünü ifade etti.

    TIKLAYIN – Karar kesinleşirse ihraç edilen teğmenler devlete tazminat ödeyecek

     


  • Olası bir Marmara depreminde başka hangi iller etkilenecek?

    Olası bir Marmara depreminde başka hangi iller etkilenecek?


    Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür, “Olası bir Marmara depreminde başka hangi iller etkilenecek?” sorusuna yanıt verdi. Siyasi yönetimleri uyaran Prof. Dr. Görür, “Devlet deprem stratejisini kökünden değiştirmeli” dedi.

    Hürriyet’e konuşan Prof. Dr. Naci Görür, yüzlerce insanın öldüğü 6 Şubat depremlerinin ardından gündemde yerini koruyan “Türkiye yeni bir depreme hazır mı? İki yılda ne gibi önlemler aldık? ‘Bir deprem ülkesi olduğumuzun’ ne kadar farkındayız?” sorularına yanıt verdi.

    Depreme dirençli kentler için temel çalışmaların yürütülmediğini söyleyen Naci Görür, “Yapılan çalışmalar daha çok yaraları sarma eğiliminde” dedi. Görür, “Depreme dirençli kentler oluşturmadıkça kayıplar devam edecektir. Devlet, hükümet, yerel yönetim ve halk bir araya gelmeyince bu işi becermek mümkün değil. Bir araya gelip ülkemizi depreme dirençli hale getirmeliyiz” diye uyardı.

    “Devlet deprem stratejisini kökünden değiştirmeli”

    Devletin deprem stratejisini kökünden değiştirmesi gerektiğini söyleyen Görür, şu yolu gösterdi:

    “Bir bölgeyi dirençli hale getirmek için her şeyden önce üzerinde bulunduğu fayın özellikleri araştırılmalı. Bir deprem durumunda kent bileşenlerine nasıl zarar vereceği ortaya koyulmalı. Deprem gelmeden önce de bu bileşenleri depreme nasıl hazırlarız aşamasına geçilmeli. Kentin mikrobölgeleme çalışması yapılmalı.”

    “Kayseri, Sivas, Adana, Mersin hatta Kıbrıs’a dikkat etmek lazım”

    Naci Görür, 6 Şubat’ın hemen ardından DAF’ın (Doğu Anadolu fay hattı) Adana Havzası’nda stres birikimi olduğunu ve bölgede yeni depremler olabileceğini belirtmişti. Görür Adana uyarısını hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Sebebi de harekete neden olan fayın bir levha sınırı olması. Doğu Anadolu fayı; Arap, Anadolu ve Afrika levhası arasındaki sınır. 53 bin kişiyi öldüren fay da bu fay. Bilimin öngörüsü olan bir şeyi söyledim. Bu fay, Maraş’a kadar gelip Maraş’tan Adana Havzası’na doğru devam ediyor, saçaklanıyor. Büyük bir Maraş depremi olduktan sonra depremi Adana’ya transfer ediyor. Nitekim dedim ki; 6 Şubat depremlerinden sonra Doğu Anadolu’da Kayseri, Sivas, Adana, Mersin hatta Kıbrıs’a dikkat etmek lazım. Hatta Adıyaman-Hakkari arasına kadar o bölgelerde stres yüklendi.”

    “Olası bir depremde Avrupa Yakası daha fazla hasar görecek”

    Daha önce Marmara Bölgesi’nde 7,5 büyüklüğünde deprem beklediğinizi söyleyen ve İstanbul’da anlık deprem olma olasılığının yüzde 47 olduğunu belirten Görür, şunları kaydetti:

    “İstanbul’da deprem dirençli çalışmalar yeterince yapılmıyor. Ama hiçbir şey yapılmıyor da değil. Sistematik olarak yapılması gerekenler çok büyük. Olası bir depremde Avrupa Yakası, Asya Yakası’na oranla daha fazla hasar görecek. Sebebi zemin. İki yakada kıyı  ve dolgu bölgelerinde depremin şiddeti, ivmesi, hızı da fazladır. Yıkım da fazla olacaktır. İstanbul’da Adalar’da, kıyılarda tsunami çok etkili olabilir.”

    Olası bir Marmara depreminde başka hangi iller etkilenecek?

    Görür, “Olası bir Marmara depreminde başka hangi iller etkilenecek?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

    “Denize yakın iller bu depremden az veya çok etkilenecektir. Çok etkilenecekler arasında İstanbul, Gebze, Kocaeli, Yalova var. Güneydeki alanlar; Tekirdağ, Bursa, Edirne. Yani bu bölgedeki tüm yerler etkilenecek ama derecesi farklı. Denize yakın, Marmara’ya yakın yerler; Tekirdağ, Yalova, İstanbul, Silivri, Bursa-Gemlik… Bu yöreler çok daha fazla etkilenecek. Çanakkale, Balıkesir, onlar da etkilenecek ama az. Ancak unutmamak gerek ki, depreme hazırlık illa deprem nereye vuracak diye olmamalı. Her halükârda kentini deprem dirençli, köyünü deprem dirençli yapacaksın.”