Kategori: Genel

Serbest Görüş farklı konularda kapsamlı haberler ve bilgi içerikleri sunmaktadır. Sitemiz ekonomi, politika, toplumsal olaylar ve daha fazlasını kapsayan geniş bir yelpazede haber ve analizler içermektedir.  Geniş bir konu yelpazesinde güncel bilgiler ve derinlemesine incelemelerle okuyuculara çeşitli perspektifler sunar.

  • İstanbul Başsavcılığı’ndan RTÜK’e Gezi yazısı: “Yasadışı gösterilerin yaygınlaşmasına sebep olan medya kayıtlarını gönderin”

    İstanbul Başsavcılığı’ndan RTÜK’e Gezi yazısı: “Yasadışı gösterilerin yaygınlaşmasına sebep olan medya kayıtlarını gönderin”


    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Pazartesi günü Radyo Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) bir yazı göndererek 27 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Gezi Parkı olaylarına meşruluk kazandırma amaçlı televizyon kayıtlarının gönderilmesini talep etti.

    Terör Suçları Soruşturma Bürosu’ndan bir savcının imzaladığı yazıda Gezi olayları sırasında, “bazı gruplarca Twitter üzerinden #OccupyGezi #DirenGeziParkı gibi hashtag’ler açılarak Gezi Parkı simgeleştirilmiş ve ısrarla ‘direniş ayaklanma vb’ çağrılar ile anılır hale getirilmiştir. Bu nedenle olaylarla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımızın 201440/852 soruşturma numaralı dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda 27 Mayıs 2013 tarihinden itibaren sözkonusu yasadışı gösterilerin yaygınlaşması propagandası yapılması, kamuoyuna legal gösterilmesi şeklinde gerçekleşen ve olayların büyüyerek kamu güvenliğini tehdit eder hale gelmesine sebep olan tüm medya kayıtların derlenerek üst yazı ile (üst yazıda içerikleri belirtilmek ve eklerinin dijital veri olarak hazırlanmak suretiyle)” Başsavcılığa yollanması istendi.

    Gezi Olayları 13 yıl sonra yeniden menajer Ayşe Barım soruşturmasıyla yeniden gündeme geldi

    Gezi olayları en son birçok tanınmış oyuncunun menajeri ID İletişim Kurucusu Ayşe Barım’ın tutuklanmasıyla yeniden gündeme gelmişti.

    Aralarında Bergüzar Korel, Ceyda Düvenci, Dolunay Soysert, Mehmet Günsür ve Rıza Kocaoğlu’nun da yer aldığı aktör ve aktrislerin menajerliğini üstlenen Barım, Gezi Olayları’na katılarak “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüse yardım etme” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

    İlhan Taşçı: “RTÜK yalnızca bir yıl süreyle kayıtları muhafaza ediyor o nedenle 12,5 yıl öncesinin kayıtlarının olması teknik olarak mümkün gözükmüyor”

    RTÜK üyesi İlhan Taşçı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebinin istendiği gibi karşılanmasının mümkün olmadığı görüşünde.

    VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Taşçı, “Biz RTÜK üyeleri bu tür talepleri görmeyiz. Ancak bu talep kamuoyuna yansıyınca bizim de dikkatimizi çekti. Normal şartlarda bu talep izlenme dairesine gider. Talep karşılanabilecek bir şeyse istendiği şekilde verilir. Ancak bu talep teknik olarak karşılanabilir değil. Şöyle ki RTÜK yalnızca bir yıl süreyle kayıtları muhafaza ediyor. Yasal yükümlülük böyle. Yasa koyucu burada delillerin korunmasını önceliyor. Ancak bu süre zarfında idari ya da hukuki bir dava olmazsa o kayıtlar siliniyor. Sonuç itibariyle 1450’ye yakın kanalın takibi yapılıyor ve bir yıl sonra yer açmak için bu kayıtlar siliniyor. Sadece dava konusu olmuş, yargılama bitmemiş kayıtlar korunuyor. O nedenle 12,5 yıl öncesinin kayıtlarının olması teknik olarak mümkün gözükmüyor” dedi.

    Kıvanç El: “Akla Halk TV’ye bir soruşturma hazırlığı yapıldığı geliyor”

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Kıvanç El ise o dönem Ulusal Kanal, Halk TV, TV EM ve Cem TV’nin RTÜK cezası aldığını hatırlatarak yeni bir cezalandırma sürecinin meydana gelebileceği görüşünü dile getiriyor.

    VOA Türkçe’ye kısa bir değerlendirmede bulunan El, “Aslında bakarsanız RTÜK bu kayıtları teknik olarak veremez. Ama ne var? Üst kurul, dört kanala ceza vermiş. TV EM sonra EM TV oldu, o kapatıldı. Cem TV de bir süredir yayın yapmıyor. Akla Halk TV’ye bir soruşturma hazırlığı yapıldığı geliyor. Ki zaten birçok soruşturmayla karşı karşıya. Biz yeni bir süreç başlayacak gibi yorumluyoruz. Tabii ne olacağını zaman gösterecek” diye konuştu.

  • Mersin Valisi değişti, iki büyükelçi atandı

    Mersin Valisi değişti, iki büyükelçi atandı


    Serbest Görüş Haber Merkezi

     

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararnamesi yayımlandı.

     

    Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliğine, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Okay Memiş atandı. AFAD Başkanlığı’na ise Ali Hamza Pehlivan getirildi. 

     

    Atilla Toros Mersin Valiliği’ne; Hüseyin Kök, Göç İdaresi Başkan Yardımcılığı görevine atandı.

    Ayrıca Moğolistan Büyükelçisi olarak Başak Genç Yüksel atandı, Özbekistan Büyükelçisi görevine Ufuk Ulutaş getirildi.

     

    İmamoğlu’nun mitingi taşlandığında Erzurum Valisi’ydi: AFAD Başkanı Okay Memiş, MGK Genel Sekreteri oldu

    Okay Memiş, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ve CHP’lilerin taşlı saldırıya uğradığı, saatlerce olaylara etkin müdahale edilmemesi nedeniyle tartışma konusu olan dönemde Erzurum Valisi’ydi.

    Memiş, 10 Ağustos 2023 tarihli kararnameyle görevden alındı, yerine Mustafa Çiftçi atandı. Memiş de, Edirne Valiliği’ne atanan Yunus Sezer’in yerine getirildi ve Tamer Karadağlı’nın Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne atandığı 11 Ağustos 2023 tarihli kararnameyle AFAD Başkanı oldu.

    Tamer Karadağlı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne atandı, eski Erzurum Valisi Okay Memiş, AFAD Başkanı oldu


    TOLGA ŞARDAN YAZDI 

    Valiler kararnamesi: Soylu’ya “gönülden bağlı olanlar” merkeze alındı, Erzurum Valisi Memiş AFAD’ın başına geliyor, bakanlık boşaltıldı

    İçişleri Bakanlığı’nın iki kararnamesinde öne çıkanlar: Muğla’ya özel operasyon

     


     

     

     

     

  • Eski Beşiktaş Belediye Başkanı Hazinedar hakkında 4.5 yıl hapis istemi

    Eski Beşiktaş Belediye Başkanı Hazinedar hakkında 4.5 yıl hapis istemi


    Serbest Görüş Haber Merkezi 

    Eski Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar‘ın da aralarında bulunduğu 7 sanığın zincirleme şekilde “görevi kötüye kullanmak”tan 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep edildi.

    Beşiktaş Belediyesi çalışanlarının ‘irtikap’ ve ‘rüşvet’ suçlarını işlediği iddiasıyla aralarında eski Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın da bulunduğu sanıkların yargılanmasına devam edildi. İstanbul 31.Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen duruşmada aralarında Murat Hazinedar ve Hüseyin Avni Sipahi’nin de bulunduğu 8 tutuksuz sanık hazır bulundu. Duruşmaya sanık avukatları da katıldı.

    Esasa ilişkin görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, Beşiktaş Belediyesi’nde imardan sorumlu başkan yardımcısının bir dönem sanık Rıfat Örnek olduğunu, Meclis Üyesi Hüseyin Avni Sipahi’nin resmiyette imar konularında herhangi bir yetkisinin olmadığını, sanık Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın, Sipahi’ye belediyenin 4.katında özel bir makam odası tahsis ettiğini ve imar başvurularının evrak işlemlerinin Sipahi tarafından incelendiğini aktardı.

    Mütalaada, imar konularında yapılan başvuruların ilk olarak Beşiktaş Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne gittiği, evrakları eksik olmayan başvuruların işlemleri tamamlandıktan sonra Sipahi’nin danışmanı sanık Uğur Şahin tarafından Sipahi’ye götürüldüğü, Şahin’ in talimat üzerine imar evrakları tam olan ve onaylanması gereken başvuru sahibini arayarak Sipahi’nin makamına görüşme için çağırdığı, makama gelen başvuru sahibine imar evraklarının onaylanması için Beşiktaş Belediyesi Beltaş Vakfı’na para yatırması gerektiği aksi takdirde imar evraklarının onaylanmayacağının söylediği kaydedildi.

    Başvuru sahiplerinin çoğunun imar evraklarının onaylanmaması halinde zarara uğrayacağını düşündüğü için Beltaş Vakfı’na para yatırmaya rıza göstererek sanık Şahin’in verdiği hesap numarasına parayı yatırdığının belirtildiği mütalaada, imar başvuru evraklarının Sipahi’nin talimatıyla imardan sorumlu olan Rıfat Örnek’e gönderilerek onaylanarak imar onay sürecinin tamamlandığı, benzer şekilde ruhsat için başvuran kişilerden de para talep edilerek haksız şekilde iş sahiplerinden para alındığı, dolayısıyla ruhsat almak isteyen iş sahiplerinden bağış alındığı veya alınmaya çalışıldığı ifade edildi. Ayrıca, sanık Hazinedar’ın müştekilerden Belediye’ye bağış yapmasını istediği de kaydedildi.

    Hapis cezası talep edildi 

    Sanıklar Murat Hazinedar, Hüseyin Avni Sipahi, Rifat Örnek, Mürvet Günday, Selçuk Bartınlı, Çetin Kırışgil ve Mustafa Sarı’nın zincirleme şekilde ‘görevi kötüye kullanmak’ suçundan ayrı ayrı 10’ar ay 15’er günden 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan ise her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatı istendi. Mütalaada ayrıca, diğer 9 sanığın da üzerlerine atılı suçlardan her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatı talep edildi.

     


     

  • Depremin ikinci yılında Adıyaman sanayisinde kriz derinleşiyor: “İşçi yok, siparişler azaldı, fabrikalar zorda”

    Depremin ikinci yılında Adıyaman sanayisinde kriz derinleşiyor: “İşçi yok, siparişler azaldı, fabrikalar zorda”


    Kahramanmaraş merkezli yaşanan ve 50 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği depremlerin üzerinden iki yıl geçti. Depremden etkilenen 11 il arasında en fazla yıkıma uğrayan kentlerden Adıyaman’da kalıcı konutların yükselmesiyle yaralar sarılırken, kentin ekonomisindeki kriz ise her geçen gün derinleşiyor.

    6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçmesine rağmen, Adıyaman hala yaralarını sarmaya çalışıyor. Yıkımın etkileri sadece binalarda değil, şehrin ekonomisinde de derin izler bırakmış durumda. Fabrikalar yarı kapasiteyle çalışıyor, iş gücü göç etti, iş insanları ise destek bekliyor.

    Deprem sonrası Adıyaman’dan büyük bir göç yaşandı. Özellikle nitelikli iş gücü, daha iyi yaşam koşulları ve iş imkanları bulmak amacıyla şehri terk etti. Bu durum, fabrikaların işçi bulmakta zorlanmasına neden oldu. Kalifiye eleman eksikliği, üretimi olumsuz etkiliyor ve fabrikaların toparlanmasını zorlaştırıyor.

    Konuya ilişkin VOA Türkçe’ye konuşan Adıyamanlı iş insanları ekonomik krizin giderek derinleşmesinden endişe duyduklarına dikkat çekerek, yaşanan zorluklarla başa çıkmak için devletin yetkili mercilerinden destek beklediklerini ifade ediyor.

    Mehmet Torunoğlu

    Mehmet Torunoğlu

    Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu ise özellikle finansal destek, vergi kolaylıkları ve istihdam teşviklerine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “İş insanlarının, bu destekler sayesinde fabrikalarını yeniden ayağa kaldırabileceklerini ve şehre istihdam sağlayabileceklerini” ifade etti.

    “Kâr etmeyi bıraktık az zararla kurtulmaya çalışıyoruz”

    Tekstil sektöründe üretim yapan iş insanı Ekrem Cırık, depremden 4 ay sonra fabrikayı aktif hale getirdiklerini ancak 3 ay boyunca üretim alamadıklarını belirtti.

    Birçok çalışanını da depremde kaybettiğini ifade eden Cırık, “Tekrar toparlanıp çalışmaya başlarız diye hesap ederken, bu süreçte hiçbir şeyin deprem öncesi gibi olmadığını gördük. En azından eski kapasiteye dönelim derken bu kez işçi bulmakta güçlük çektik. Siparişlerin yüzde 60’ı düştü. Kur baskısından dolayı şu anda biz fiyat istikrarını sağlayamıyoruz. 750 kişi kapasiteli bir fabrikada şu anda 350 kişi çalışıyoruz. Biz normalde çalışırken, aylık, dönemlik ve yılllık kar programı yaparken şu anda zarar ediyoruz ve en azından az zararla kurtulalım diye çabalıyoruz” dedi.

    Deprem sonrası tekstil sektöründen uzaklaşarak inşaat sektörüne yönelen iş insanı Halit Turgut, personel eksikliği, pazar kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle başka sektörlere yönelim olduğuna dikkat çekti.

    Nitelikli iş gücünün başka kentlere göç etmesi sonrası personel eksikliğinden dolayı üretimde düşüş yaşandığını ifade eden Turgut, “Dışarıdan gelen yatırımcılar ya da fason üreticiler tamamen doğu illerine yöneldi. Adıyaman’ın temel üretim alanı tekstil iken bu sektörden de giderek çekiliyoruz. 600 çalışanı olan firmalar 200’e kadar düştü. Benim işletmemde 110 kişi çalışırken şimdi sadece 10 kişi çalışıyor. Burada makinalaşma yok, ağır sanayi yok, insan gücüne dayalı çalıştığımız için sıkıntılar yaşıyoruz. Devlet destek verdi ama verilen krediler sabit faizle verilmediği için şu an yüksek faizler ödeniyor. Kapatılan bir çok firmamız oldu, iflas eden firmalar var” diye konuştu.

    Fabrikaların yüzde 50 kapasiteyle çalıştığı belirtilen kentteki iş insanları deprem bölgesi için ek destek paketlerine ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

    Fabrikaların yüzde 50 kapasiteyle çalıştığı belirtilen kentteki iş insanları deprem bölgesi için ek destek paketlerine ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

    Gıda Sektöründe üretim yapan iş insanı Berkan Yapıcı yüksek faizlerin Adıyaman’da üretimi derinden etkilediğine dikkat çekerek, “Depremle birlikte gerek çalışma arkadaşlarımızın hayatını kaybetmesiyle gerekse fabrikalarımızın yıkılmasıyla birlikte derinden etkilendik. Ekonomik anlamda bir çok ürünün üretiminde, tedariğinde, nakliyesinde sıkıntılar yaşadık. İş dünyasının yüksek faizler ödeyerek ayakta kalma çabası da belli bir yere kadar devam edebilir, bir noktadan sonra daha büyük sıkıntılar yaşayacağız gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

    “Birçok fabrika kapandı, destek gelmezse sürecin sonu karanlık görünüyor”

    VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Mehmet Torunoğlu ise, kentin ana sektörünün tekstil olduğunu ancak şu anda sektörün can çekiştiğini belirterek, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:

    “Toplamda 20’den fazla fabrikamız yıkıldı, onlarca fabrikamız da ciddi hasar aldı. Bu süreçte bir çok işletme kendi imkanlarıyla ayağa kalkarak üretime devam etti ancak hem OSB’lerde hem de çarşı merkezinde işyerlerini açamayan iş insanlarımız var. Deprem anından sonra kendi nitelikli personellerimizi çevre illere kaptırdık. Şu anda personel sorunu kentin en büyük sorunu. Daha sonra inşaat sektöründe ciddi bir canlılık başladı. Şu anda 7 bin üyemizin yaklaşık yarısı inşaat sektöründe çalışıyor. Bu firmalarımız özellikle yerinde dönüşüm projelerinin başlamasıyla beraber ticari çarklarını döndürmeye başladılar. Orta Asya ve Afrika’daki ucuz işçilikten dolayı siparişlerin çoğu bu ülkelere kaymaya başladı. Bu durum da tüm sorunlara eklenince Adıyaman’da işletmelerimiz maalesef fabrikalarını kapatmaya başladılar. Bu sürecin sonu da karanlık görünüyor. Hem turizmde hem de sanayide yeni teşvik ve destekler yapılmaz ise maalesef göç vermeye devam edeceğiz.”

    Deprem sonrası Adıyaman’ın geleceği belirsizliğini koruyor. Ekonomik krizin ne kadar süreceği ve şehrin ne zaman toparlanacağı bilinmiyor. Ancak, iş insanlarının ve vatandaşların umutları hala yüksek. Devletin ve yerel yönetimlerin alacağı önlemlerin, Adıyaman’ın yeniden inşasında ve ekonomik krizin aşılmasında belirleyici rol oynayacağına dikkat çekiyorlar.

  • AKP İl Başkanı Suat Güner 8 yakınını kaybetti, olay anını anlattı

    AKP İl Başkanı Suat Güner 8 yakınını kaybetti, olay anını anlattı


    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de çıkan yangında 8 yakınını kaybeden AKP Bolu İl Başkanı Suat Güner, olay anını anlattı. Güner, “Yangın çok erken saatlerde çıkmış” dedi.

    Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden biri olan Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de, 21 Ocak’ta sabaha karşı çıkan yangında çoğu çocuk 78 kişi hayatını kaybetti, 51 kişi yaralandı. Soruşturma kapsamında 28 kişi gözaltına alındı, 19 kişi tutuklandı. Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Gülener, İtfaiye Müdür Vekili Kenan Coşkun, itfaiye personeli İrfan Acar, otel sahibi Halit Ergül, otel müdürü Zeki Yılmaz, otelin muhasebe müdürü Kadir Özdemir, aşçı Faysal Yaver, elektrikçi Hüseyin Özer ve mutfak çalışanları Yusuf Karahanlı, Fidan Kurç ile Mehmet Gündüz tutuklandı. İş güvenliği uzmanı E.K. ile otelin 78 yaşındaki mimarı Ali B. de serbest bırakıldı. Ayrıca Ergül’ün diğer oteli Gazelle Resort & Spa Otel Müdürü Ahmet Demir ve 6 kişi daha tutuklandı. 

    Serbest Görüş‘ün edindiği bilgiye göre, otelin tahliye çıkışları, yangın alarmı ve duman kontrol sistemi yetersiz çıktı. İlk müdahale 1 saat 15 dakika sonra gerçekleşti, yangın 11 saatte söndürüldü. Elde edilen ilk bulgulara göre, yangın restorandaki mutfakta başladı. Bina içinde bulunan yangın merdiveni, yayılan dumanı bir baca görevi görerek üst katlara taşıdı. Ölümlerin çoğu karbonmonoksit zehirlenmesinden kaynaklandı. Ölenlerin arasında camdan atlayarak kurtulmaya çalışanlar da yer aldı.

    Her aileden bir çocuk öldü: Türkiye’yi yasa boğan yangından ilk bulgular ne, ihmaller ne boyutta? | İçerideki yangın merdiveni baca gibi dumanı yaymış!

    Bakan Tunç’tan Özel’in paylaştığı “Grand Kartal Otel yangını bilirkişi ön raporu”na itiraz: Korsan bir metin!

    Grand Kartal Otel’in sahibi Halit Ergül ifadesinde, tüm suçu personel ve danışmanlarda buldu, topu Bakanlığa attı: Bakanlık son denetimi 15 Aralık’ta yaptı

    Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki Grand Kartal Otel’de Kuzeni Zehra Sena ve eşi Bilal, çocukları Muhammet Selim, Yusuf Sinanettin ve Bekir Sadık Gültekin ile Sümeyye Güner, Bilal Gültekin’in kardeşleri Enes ve Rümeysa Gültekin’i kaybeden AKP Bolu İl Başkanı Suat Güner, “kara gün” olarak nitelediği yangını anlattı.

    Dayısından gelen telefonun ardından Kartalkaya’ya gitmek için yola çıktığını, yoldayken kuzeninin kendisini görüntülü arayarak yardım istediğini aktaran Güner, “Saat 03.37 sıralarında dayımın telefonuyla uyandım. Çok hızlı intikal etmeye çalıştım oraya. Evden çıkmam 5 dakika sürmedi. Acele bir şekilde hemen Sena, Bilal, Enes ve Rümeysa’yı aradım. Sena ile uzun uzun görüştük. ‘Çıkmaya çalışın’ dedim. ‘Holden çok duman geliyor, çıkamıyoruz odadan’ dedi. ‘Camı açın’ dedim. ‘Abi cam yok zaten yanıyor, o cephe komple yanıyor’ dedi hatta inanmıyorum diye beni görüntülü aradı. Annesini de yani yengemi de görüntülü aramış Sena. Görünmüyor zaten, toz duman odanın içi. Bir köşeye sığınmışlar, öyle bulduk. Çok geç ve çok zor bulduk. Tarifi mümkün olmayan acılar. Yaklaşık 15 dakika telefonla konuşmuşuz. Parça parça 10-11 defa konuşmuşuz Sena ile. En son saat 04.06’da oldu konuşmamız. Saat 04.20 gibi de ben oradayım. Yangının sardığı cephede yani arka cephede, 11. katta 1108 numaralı odada kalıyorlardı. Yangın çok erken saatlerde çıkmış” dedi.

    “Hiçbiri açmadı telefonu”

    Suat Güner, bölgeye ulaştıklarında kuzenini tekrar aradığını ancak ulaşamadığını belirterek, “Bana söylemesine rağmen oda numarasını, katını unuttum. Can havliyle otele girdim ama çok duman vardı. Otele girdiğimiz yerde yangın yoktu, sadece duman vardı. Biri beni dışarı çıkardı, ben yukarıya çıkmaya çalıştım. Can havliyle ne yapacağını bilmiyorsun ki… Telefonla ulaşamıyorsun, 10 dakika geçmedi bile en son konuşmamızın üzerinden. Aradığımda hiçbiri açmıyordu telefonu” ifadelerini kullandı.

    Otelde konaklayanların dışarı çıkacak kadar zamanları olabileceğini düşündüğünü dile getiren Güner, şöyle devam etti:

    “İhmaller, eksiklikler, hatalar, uygulanmayanlar, söylenmesine rağmen yapılmayanlar var ama uyandırılabilirlerdi. Can havliyle uyandırmaya çalışanlar da olmuş. Onlar da geldi bana, ‘Biz otel personeliyiz uyandırmaya çalıştık ulaşabildiğimiz kadarıyla’ dediler. Bir milletvekili, insanları uyandırmak için arabasının alarmını öttürmüş.”

    “Yangın daha erken çıktı”

    Güner, yangının belirtilen saatten daha erken çıktığının söylendiğini aktararak, şöyle devam etti:

    “Bilemiyorum saat kaçta olduğunu. Bana bir fotoğraf geldi. O fotoğrafa bakıyorum, el vicdan diyorum. Tamam acılarımız var ama fotoğrafın geldiği saatte sadece restoranda yangın var, bina yanmıyor. Uyandırın, bu saatte uyandırın. Ne gerekiyorsa alarma mı basacaksın, bağıracak mısın, katları mı tek tek gezeceksin, uyandıracaksınız milleti.”

    “Yitirdiğimiz canlar geri mi gelecek”

    Yaşadıkları acıyı hiçbir şeyin dindiremeyeceğini vurgulayan Güner, “Yargı kararını verdikten, konuyla alakalı ihmali olanları ortaya çıkardıktan sonra, müebbet hapis verilse ne olur, zindanlarda çürüseler ne olur? Yitirdiğimiz canlar geri mi gelecek?” sorularını yöneltti. (AA) 

     


     

  • Mercedes- Benz’in 1954 üretimli ilk Formula 1 yarış araçlarından biri 53 milyon dolara satıldı

    Mercedes- Benz’in 1954 üretimli ilk Formula 1 yarış araçlarından biri 53 milyon dolara satıldı


    Mercedes-Benz’in  1954 yılında üretilen ilk Formula 1 yarış araçlarından biri 53 milyon dolara satıldı…

    Nefes’in aktardığına göre; hafta sonu gerçekleşene müzayedede türünün tek örneği olarak bilinen 1954 yılı yapımı Mercedes-Benz W196 R Stromlinienwagen rekor fiyata satıldı.

    Yaklaşık 49 milyon dolara yeni sahibine kavuşan araç, ekstra yüzde 10’luk vergi ve harç ile birlikte 53 milyon dolara resmen satıldı.

    Indianapolis Motor Speedway Müzesi tarafından açık artırmaya çıkan araç, açık artırmaya çıkıp satılan dünyanın en pahalı ikinci aracı olarak kayıtlara geçti.

    1955 yılı yapımı Mercedes-Benz 300 SLR Uhlenhaut Coupe, 2022’de 142 milyon dolara satılmıştı.

    Bu araçlardan önceki en yüksek satış değerine sahip araç ise 48.4 milyon dolara satılan 1962 model Ferrari 250 GTO’ydu.

    Önceki gün satılan aracın kime satıldığı açıklanmazken, müzayedeevi Sotheby’s’in sözcüsü Peter Haynes, “Bu araç efsane statüsünde. Bu aracı isteyen biri bir benzerini daha bulamaz ve bu aracı satın almak için bir 10 yıl daha beklemesi gerekebilir” dedi.

    Tek koltuğa sahip araç tasarımı ve gücü ile o döneme damga vurmuştu.

    W196’nın şasesinden 14 adet üretildiği belirtilirken bunlardan sadece 10’unun 1955 yılındaki Formula 1 sezonundan sağlam çıkabildiği duyuruldu.

    Uzmanlar, tek koltuğa sahip bu tür araçların daha az ilgi gördüğünü dile getirdi.

     

  • CHP’li Gülcan Kış asgari ücretli ve emeklinin “çığlığını” duymayanları eleştirdi

    CHP’li Gülcan Kış asgari ücretli ve emeklinin “çığlığını” duymayanları eleştirdi


    CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Asgari ücretli maaşıyla ay ortasını bile göremiyor. Asgari ücretlinin ve emeklinin hayatta kalma savaşı verdiği bu düzende, hükümet çıkıp ‘müjde’ açıklamaları yapıyor. Bu bir müjde değil, sefaletin resmileşmesi. Halkın çığlığını duymazdan gelenler, bu sefaletin faturasını ödemek zorunda kalacak” dedi.

    CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, uluslararası raporlarda Türkiye’nin dünyanın en kötü ekonomik şartlarına sahip 10 ülke arasına girdiğini belirterek, ülkedeki ekonomik sorunlara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kış, şunları kaydetti:

    “Türkiye’de milyonlarca vatandaş için 2025, sefalet ve çaresizliğin yılı olmaya devam ediyor. Hükümet, en düşük emekli maaşını 14 bin 469 liraya yükselttiğini bir ‘müjde’ olarak duyurdu. Ancak gerçekler ortada. Ocak 2025 itibariyla açlık sınırı 22 bin 131 lira. Emekli, açlık sınırının tam 7 bin 662 lira altında. Asgari ücret, daha ilk aydan açlık sınırının altına düştü. Türkiye, sefalet endeksinde dünyanın en kötü 10 ülkesi arasına girdi.

    Peki, milyonlarca insan bu maaşlarla nasıl yaşayacak? Barınma, gıda, faturalar, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlar artık birer lüks haline gelmişken, bu ücretlerle hayatta kalmak mümkün mü? Ocak ayı boyunca temel tüketim maddelerine gelen zamlar, asgari ücretlinin ve emeklinin cebini adeta boşalttı. Türkiye’de fiyatlar sadece bir ay içinde dahi fahiş oranlarda arttı.

    “Savaş ve iç krizlerle boğuşan ülkelerle aynı listede olmak bir başarı mıdır?”

    Uluslararası raporlar Türkiye’nin ekonomik felaketini gözler önüne seriyor. Türkiye, dünyanın en kötü ekonomik şartlarına sahip 10 ülke arasına girdi. Savaş ve iç krizlerle boğuşan ülkelerle aynı listede olmak bir başarı mıdır? Bu tablo, ülkeyi yönetenlerin eseridir. Bu maaşlarla halk nasıl geçinecek? Kira mı ödenecek? Büyükşehirlerde en düşük kira 15-20 bin lira. Milyonlarca insanın kirası emekli maaşından fazla. Gıda mı alınacak? Dört kişilik bir ailenin sadece gıda masrafı 22 bin 131 lira. Et, süt, peynir almak artık hayal oldu. Faturalar mı ödenecek? Elektrik, doğal gaz, su faturaları maaşın büyük kısmını götürüyor. Isınmak bile lüks hale geldi. Eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşılabilecek mi? Özel hastaneler ulaşılmaz hale geldi. Devlet hastanelerinde aylar süren bekleme süreleri var.

    Sizin iktidarınız tarihe geçecek, ama düşündüğünüz gibi değil. Vatandaşı aç bırakan, sefaletin mimarı olan bir yönetim olarak anılacaksınız. Bir ay boyunca bu maaşlarla geçinmeyi deneyin. Bir emeklinin pazara çıkıp torbasını doldurması artık mümkün değil. Asgari ücretli maaşıyla ay ortasını bile göremiyor. Asgari ücretlinin ve emeklinin hayatta kalma savaşı verdiği bu düzende, hükümet çıkıp ‘müjde’ açıklamaları yapıyor. Bu bir müjde değil, sefaletin resmileşmesi. Halkın çığlığını duymazdan gelenler, bu sefaletin faturasını ödemek zorunda kalacak.”  (ANKA)

  • Suriye’nin fiili lideri Ahmed el-Şara Suudi Arabistan’dan sonra ikinci yurtdışı ziyareti için yarın Türkiye’de

    Suriye’nin fiili lideri Ahmed el-Şara Suudi Arabistan’dan sonra ikinci yurtdışı ziyareti için yarın Türkiye’de


    Suriye’nin geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, yarın Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Suriye Arap Cumhuriyeti Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle, 4 Şubat Salı günü Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirecektir” ifadesini kullandı.

    Görüşmelerde Suriye’deki son gelişmeler, ülkedeki ekonomik toparlanma, sürdürülebilir istikrar ve güvenliğin tesisi için iki ülke tarafından atılacak ortak adımların değerlendirileceğini aktaran Altun, “Görüşmelerde geçiş dönemi yönetimine ve Suriye halkına çok taraflı platformlarda sağlanabilecek destekler üzerinde de durulacaktır. Suriye’nin özgürlüğüne kavuşması sonrası yeniden tesis edilen Türkiye-Suriye ilişkilerinin Sayın Ahmed Şara ve heyetinin ziyaretiyle güçleneceğine ve boyut kazanacağına inanıyoruz” dedi.

    Suriye’de Beşar Esat’ın devrilmesinden sonra geçici yönetimin başına geçen Ahmed el-Şara, ilk ziyaretini dün Suudi Arabistan’a yaptı ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüştü. Şara’nın Suudi Arabistan’ın ardından ikinci ziyaretini Türkiye’ye düzenlemesi, Esat dönemi sonrası Türkiye-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor.

    Esat rejiminin 8 Aralık’ta devrilmesinden kısa süre sonrası iki ülke arasında ziyaretler başladı. İlk olarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, 12 Aralık’ta Şam’a ilk ziyaretini yaparak Şara ile bir araya geldi. Daha sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan 22 Aralık’ta Şam’a giderek Şara ile görüştü.

    Suriye’nin yeni Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de 15 Ocak’ta Ankara’yı ziyaret etti, İbrahim Kalın da 26 Ocak’ta Şam’a ikinci ziyaretini düzenledi.

    Enerji, ticaret, güvenlik alanında ziyaretler

    Bu üst düzey ziyaretlerin öncesinde ve sonrasında da ticaret, enerji, savunma ve güvenlik gibi alanlarda Türkiye’den Suriye’ye daha alt düzeyde ve teknik konulanda heyetlerin ziyaretleri oldu.

    Enerji alanında iki ülke yetkilileri Suriye’nin elektrik ihtiyacının karşılanması için yüzer enerji santralleriyle enerji teminini ele aldı. Ayrıca İstanbul-Şam uçuşları 13 yıl aradan sonra yeniden başladı.

    Ticaret alanında ise gümrük vergileri konusunda sorun yaşandı. Suriye’nin yeni yönetimi Türkiye’den ülkeye giren ürünlerde gümrük vergilerini yüzde 500’e varan oranlarda artırınca sınırda ticaret durma noktasına geldi.

    Türkiye’den Suriye’ye giden Ticaret Bakanlığı heyetinin görüşmelerinin ardından gümrük vergilerinin bazı ürün grupları için yeniden gözden geçirileceği açıklandı.

    Ayrıca 2011 yılında askıya alınan Türkiye-Suriye Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA), daha kapsamlı bir ekonomik ortaklık anlayışıyla yeniden hayata geçirilmesi için müzakerelere başlanmasında mutabık kalındı.

    Önemli başlıklardan biri YPG

    Türkiye-Suriye görüşmelerinde en önemli başlıklardan birinin savunma ve güvenlik olması bekleniyor. Ankara, Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan YPG’nin, terör örgütü PKK’nın uzantısı olduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını istiyor.

    Son alarak Dışişleri Bakanı Fidan dün Katar’daki açıklamasında Suriye’nin kuzeyinde “PKK/YPG’nin, verdiği hapishane hizmetleri karşılığında Amerikalılar’ı ve diğer Batılı ülkeleri suistimal ettiğini, Türkiye’ye yönelik terör tehdidinde artış yaşandığını” söyledi.

    Fidan, “Amerikalılar için buradaki temel konu YPG’nin DEAŞ tutuklularını hapishanede tutma hizmeti veriyor olması. Bunun dışında güvenlikle ilgili başka konu yok” dedi.

    “YPG’nin DEAŞ’la mücadele kapsamında bir kabiliyeti yok, kendisi zaten bir terör örgütü” diyen Fidan, Türkiye, Irak, Suriye ve Ürdün’ün biraraya gelerek örgütle gerekli mücadeleyi vermek için yakın zamanda adım atacaklarını açıkladı.

    Şara ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan’a yaptı

    Suriye’nin geçiş dönemi lideri Ahmed el-Şara ilk yurt dışı ziyaretini ise Suudi Arabistan’a yaptı.

    Dışişleri Bakanı Esad Şeybani dahil kalabalık bir heyetle Suudi Arabistan’a giden El Şara, Prens Muhammed Bin Salman ile görüştü.

    Her iki ülkenin resmi haber ajanslarında yer alan haberlere göre, Muhammed Bin Salman Suriye’nin yeniden imarı konusunda destek vermeye hazır olduklarını belirtti.

    Özel bir jetle Suudi Arabistan’a giden Şara, Muhammed Bin Salman ile uzun bir görüşme yaptıklarını, “insani ve ekonomik duruma ilişkin işbirliğini artırma ve daha fazla temasta kalma konusunda mutabakata vardıklarını” söyledi.

    Suriye resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre Şara, Muhammed Bin Salman ile görüşmesinde enerji, teknoloji, eğitim ve sağlık alanlarında bölgede barışın ve istikrarın tesisine katkı sağlayacak, Suriye’de ekonomik durumu geliştirecek, Suriye’nin Arap dünyasındaki ve uluslararası platformdaki pozisyonunu güçlendirecek şekilde kapsayıcı planlar hakkında konuştuklarını kaydetti.

    Suriye’de yaklaşık 14 yıl süren savaş nedeniyle ülkedeki tahribatın tamiri ve ekonominin canlandırılması için çok büyük miktarlarda bütçe gerekiyor. Hala tahribatın maddi boyutunun belirlenmesi için çalışmalar devam ediyor.

    Esat yönetiminin devrilmesinin ardından yönetimi devralan geçici yönetim ise işbaşına gelir gelmez kaynak arayışına başladı. Bu çerçevede zengin körfez ülkelerinin Suriye’nin yeniden imarına katkı sağlaması bekleniyor. Ayrıca Suudi Arabistan gibi bölgenin önde gelen ülkelerinin Suriye’ye yönelik Batı yaptırımlarının hafifletilmesi ya da kaldırılması için Suriye’deki yeni yönetime yardım çabaları sürüyor.

  • Ülkemizi daha ilham verici hale getireceğiz

    Ülkemizi daha ilham verici hale getireceğiz


    Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ödüllü proje ‘Genç Yetenek Gelişim Programı’nın 5’inci dönemine katılacak gençlerle bir araya geldi. İmamoğlu, ” İnşallah bu şehri, bu ülkeyi, İstanbul’dan başlamak üzere, katkılarınızla daha güçlü, daha üretici, daha yaratıcı, daha ilham verici şehirler ve ülkeye dönüştüreceğiz. ,Unutmayın; içimden gelerek, belki de en zor anımda hissederek ifade ettiğim ‘gençliğimiz var’ın, slogan değil sadece, aynı zamanda bir inanç olduğunu ve önceden bir kalemle kağıda, deftere not alınmış bir şey olmadığını, tümüyle o anda belki de on milyonlarca insanın bana hissettirdiği bir duyguyla dilime gelen ve dilimden dökülen bir kavram olduğunu, inanç yüklü bir kavram olduğunu bilmeniz lazım” ifadesini kullandı.

    TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, dünyanın önde gelen insan kaynakları kurumu Association for Talent Development (ATD) tarafından “The BEST” ödülüne layık görülen “Genç Yetenek Gelişim Programı”na katılacak mesai arkadaşlarıyla bir araya geldi. Kurum bünyesinde görev yapan 30 yaş altı genç çalışanları kapsayan “Genç Yetenek Gelişim Programı”nın 5’inci dönemini başlatan proje için, Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bir dizi etkinlik düzenlendi. Paneller ve sunumlarla zenginleştirilen etkinlikte İmamoğlu bir konuşma yaptı.

    “Bugüne kadar, 3 bin 698 mezun vermişiz”

    “Bugün burada, İstanbul’un geleceğini inşallah hep birlikte şekillendirecek olduğumuz çok değerli bir yolculuğun içindeki belki de en ilham verici bölümlerinden birisinde bir aradayız” diyen İmamoğlu, “‘Gençliğimiz var’ diyerek başladığımız bu yolculukta, bugüne kadar, 3 bin 698 mezun vermişiz. Bugün, 5’inci dönemi başlatmış oluyoruz. Demek ki bu sayı, 4 binleri aşacak. Her yeni dönemde gençlerimizin gücünü, potansiyelini yükselterek İstanbul’u ve ülkemizi daha iyi bir geleceğe hazırlamak, yarınlara taşımak adına birlikte ilerlemenin en etkin, en verimli, en eğitimli ve en deneyimi yüksek kişilerini yaşatmak ve var etmek istiyoruz” diye konuştu. İmamoğlu, “Bir potansiyel, bir ilham alanı, bir enerji alanı, aynı zamanda bir dönüşüm gücü” dedi.

    “İstanbul bir okul”

    Genç mesai ve yol arkadaşlarına, “geleceğin bir lideri” olarak baktığına vurgu yapan İmamoğlu, “Genç Yetenek Gelişim Programı, tam da bu yüzden çok değerli. Geleceğin liderlerini yetiştirmek, yetkinliklerini geliştirmek, gençlerimizi iş dünyasına ve özellikle bugün bulunduğunuz kamusal alanda gücünüzü, varlığınızı ve sayınızı arttırarak, özellikle kamu hizmetinde yenilikçi ve yeni neslin iş yapma biçimini var etme çabası” ifadelerini kullandı. İstanbul’un çok renkli, çok kimlikli, çok farklı kabiliyetleri bir arada barındıran olağanüstü bir şehir olduğunun altını çizen İmamoğlu, “İstanbul, bu yönüyle, sadece fiziksel olarak bir şehir değil, aynı zamanda bir okul. Gençlerin enerjisiyle büyüyen, gençlerin fikirleriyle gelişen de bir şehir. Sizler, İstanbul’u bu anlamda keşfetmelisiniz. Her anınızda, yaşadığınız, her gün deneyimlediğiniz her olayda, bulunduğunuz her mekanda ve ortamda İstanbul’u yeniden keşfetmelisiniz. Kaldı ki, bunu yaptığınız zaman, sadece İstanbul değil, tüm Türkiye’yi daha güçlü bir yarına taşımak konusunda, belki de akranlarınızın elde edemeyeceği bir fırsat alanında, olağanüstü bir donanıma kavuşabilirsiniz” ifadesini kullandı. İmamoğlu, şunları kaydetti:

    “Müthiş bir deneyim laboratuvarı gibi”

    “Bu süreçte bazen bir proje üreteceksiniz; bazen çocuklara süt götüren Halk Süt kamyonetinde olacaksınız; bazen teknik eğitimler alacak, bazen Halk Ekmek büfesinde insanlarımızın ekmeğini onlara uzatacaksınız. Kreşlerimizde bulunacaksınız. Şehir Hatları’nda… Yani sayısız deneyimin bir arada olduğu müthiş bir deneyim laboratuvarı gibi bir şey. Bu programın katkılarını onun için tariflemek gerçekten kolay değil. Hem teoriyi hem pratiği bir arada yaşamak, görmek, içinde olmak, hissetmek, uygulamak çok muazzam. Kendi yaşamımda, planlı olmasa da bu fırsatları, belki çocukluğundan itibaren, bir arada yaşadığım nice atmosferin bana bugün tarifsiz bir katkısı var. Belki koşullarım, ailemin ortamı, sonraki birtakım ortamlardaki ama kişisel olarak ortaya koyduğum ya da başkalarıyla birlikte paydaş olarak ortaya koyma gayretinde olduğumuz girişimciliklerimizle yarattığımız o teoriyle pratiği bir arada yaşama ortamların, bugün birçok konuda çok deneyimli hale beni getirdiğini biliyorum. Ve buna dönük, açıkçası hayatımda bu ortamlara katkı sunan herkese minnet duyuyorum. Ondan daha önemli bir okul yok çünkü.

    “Gençliğimiz var inancı ve duygusunun yaşı da yok”

    360 derece diyebileceğimiz hizmet sunan bir yapının bir parçası olmak ve bu 360 derece hizmet sunan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi, ‘yapmadığı hiçbir iş yok neredeyse’ diyebileceğimiz bir ortamda, yine oraları yöneten idarecilerle de yan yana, omuz omuza olabilme fırsatının hiçbir saniyesini, dakikasını dahi ıskalamamanızı ve her günün bir minik özetiyle, kendinizin bir ‘check list’ini elinize alıp; ‘Şunu yaptım mı, şunu eksik bıraktım mı’ deyip, bir parametreler ışığında kendinizi böyle takip etmelisiniz ve denetlemelisiniz, diye de size öğütlemek isterim. Unutmayın; içimden gelerek, belki de en zor anımda hissederek ifade ettiğim ‘gençliğimiz var’ın, slogan değil sadece, aynı zamanda bir inanç olduğunu ve önceden bir kalemle kağıda, deftere not alınmış bir şey olmadığını, tümüyle o anda belki de on milyonlarca insanın bana hissettirdiği bir duyguyla dilime gelen ve dilimden dökülen bir kavram olduğunu, inanç yüklü bir kavram olduğunu bilmeniz lazım. Bu inanç; her adımımızı, her projemizi ve her kararımızı yönlendiriyor. Dolayısıyla modası geçmiyor, zamanı geçmiyor. Ve bence geçmeyecek. Gençliğimiz var inancı ve duygusunun yaşı yok. O bakımdan yaşınızla birleştiği haldeki onun yüksek enerjisini lütfen hissedin. Ve bazen, aslında gücünüzün çok daha azını kullandığınızın farkına varın. Bu manada o gençliğinin yanına, bir de enerjisini koyacak biçimde, yolculuğunuzu güçlendirin. Elbette biz de sizin yanınızdayız. Sesinizi duyacağız. Fikirlerinizi alacağız ve sizlere fırsatlar yaratacağız. Fikirlerinizle, projelerinize, vizyonunuza kulak vereceğiz.”

    “Fikirlerinizi zihninizde tutmayın ve paylaşma konusunda ısrarlı olun”

    “Bu bölümü niye bu kadar uzattım” diyen İmamoğlu, şunları kaydetti:

    “Şundan; iki türlü ve iki cepheden, iki farklı sorumluluğun altını çizmek için. Bir tanesi yöneticiler. En başta söylediğim gibi, bu ortak akıl masalarını kurmak, ortak akıl masalarına gençleri, özellikle gençleri davet etmek ve gençleri davet ederken, cinsiyet eşitliğini sağlayarak davet etmek. O cinsiyet eşitliğini sağladıkları ortamda, onların fikirlerini masalarına dahil etmelerini, onlara cesaret vererek sağlamak. Ve konuşamayan, ilk kez, ikinci kez gelip hala fikrini söylemeyen varsa, ısrarla onların katılımını sağlayıcı teşvik metotlarını ortaya koymak. Görecekler ki, orada çok değerli bir iletişim oluşacak. Aynı şekilde, bu noktada çalışma arkadaşlarımız olan siz gençlerin ısrarla bu masalara fikirlerinizi, gözlemlediğiniz düşüncelerinizi, başta bulunduğunuz mikro ölçekteki iş alanınızdan başlamak üzere, katman katman bunu büyütebilir, farklı yöneticilerinizle iş geliştirmeye, işlerimizin daha pratik, daha verimli, daha sürdürülebilir olmasına katkı sunmaya dönük fikirlerinizi lütfen sadece zihninizde tutmayın ve paylaşma konusunda ısrarlı olun, o masaların kurulması konusunda talepkar olun.

    “İyi ki gençliğimiz var”

    Bir üst yöneticinizden başlayarak, bunu her yöneticiye iletebilirsiniz. Hiç kimse de bu konuda duyarsız olamaz. Çünkü, benim bugüne kadar en çok faydalandığım, belki de beğenilen ve başarılı bulunan her işimizin arkasında bulunan en önemli karakter, insanlarımızın, bir arada bulunduğumuz çalışma arkadaşlarımızın -ki bazen yurttaşlarımız, hemşerilerimiz, farklı gruplar da bu işin içine katılabiliyor- onların katkılarıyla mümkün olmuştur. İşte tam da bu katılımcılığın geniş masası da ‘Gençliğimiz Var Projesi’nin, bu programın çok değerli bir anı. Umarım bu dönemimiz de başarılı olacak ve katılımcı, çok farklı, çok renkli anlarıyla sizleri yoğuracak. Döneminiz hayırlı olsun. Hep birlikte güçlü olmalıyız ve hep birlikte güçleneceğiz. İnşallah hep birlikte hizmette ve insanımızla mutlu bir şehir yaratmakta bizi büyütecek. İnşallah bu şehri, bu ülkeyi, İstanbul’dan başlamak üzere, katkılarınızla daha güçlü, daha üretici, daha yaratıcı, daha ilham verici şehirler ve ülkeye dönüştüreceğiz. Sizlere güveniyoruz. Elbette ki iyi ki varsınız; elbette ki iyi ki gençliğimiz var.”

    İBB’nin 2020 yılında başlattığı “Genç Yetenek Gelişim Programı”, dünyanın en önde gelen insan kaynakları kurumu olan Association for Talent Development (ATD) tarafından “The BEST” ödülüne layık görülmüştü.

  • Çiftlik Bank davasında karar açıklanacak

    Çiftlik Bank davasında karar açıklanacak


    Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen sistemin kurucusu oldukları gerekçesiyle tutuklanan Mehmet Aydın ile kardeşi Fatih Aydın‘ın da aralarında bulunduğu 20 sanığın, 5 ayrı dava kapsamında yargılanmasına devam edildi.

    Çiftlik Bank davasında bugün (3 Şubat Pazartesi) mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor.

    Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5 ayrı davanın duruşmasına, Mehmet Aydın ve Fatih Aydın’ın aralarında bulunduğu 5 tutuklu sanık cezaevinden getirildi.

    Tutuksuz sanık Cafer Çolak, müştekiler ve sanık avukatları da duruşmada hazır bulunurken, bir sanık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla mahkemeye bağlandı.

    Cumhuriyet savcısı, önceki celselerde açıkladığı esasa ilişkin mütalaasını tekrar ederek, Mehmet Aydın ile Fatih Aydın’ın “bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık” suçundan 4 bin 414 kez olmak üzere “suç örgütü kurma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

    Her iki sanık için toplam 88 bin 302’şer yıla kadar hapis cezası istenen mütalaada, diğer sanıklar hakkında ise farklı suçlardan değişen oranlarda hapis cezası istendi.

    Savunmasını yapması için kendisine söz verilen tutuklu sanık Mehmet Aydın, “En başından söylediğim gibi ben dolandırma kastıyla bu işe girmedim, kimseyi dolandırmadım. Yaptığım yatırımlar mağdurların zararını karşılayabilecek durumda. Devlet el koyduğu için mağdur oldular, adli emanette olan param mağdurların zararını karşılayabilir” şeklinde beyanda bulundu.

    Fatih Aydın ve diğer tutuklu sanıklar da örgütle bir bağlantılarının olmadığını iddia ederek beraat talebinde bulundu.

    Mahkeme başkanının sanıklara son sözlerini sorması üzerine, Mehmet Aydın, “Ben kimseyi dolandırma kastıyla hareket etmedim. Herhangi bir yalan beyanda bulunmadım müştekilere, beraatimi talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Fatih Aydın ise, “Hiçbir örgüte üye değilim. Sanıklardan çoğu beni tanımıyor. Lider olmam için beni tanımaları lazım, ben de çoğunu tanımıyorum” dedi.

    Heyet, kararını açıklamak için duruşmaya saat 14.30’a kadar ara verdi. (AA)