Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, iktidara ‘uyuşturucuyla mücadele’ konusunda dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Davutoğlu, “Kimin geçmişte Venezuela’yla ilişkisi olmuşsa, kimin hangi siyasilerin bu yönetimlerle ilişkisi olmuşsa hiç gözünün yaşına bakmayın. Maduro’nun ifadesi alınmadan Türkiye’de herhangi bir uyuşturucuyla zerre miskal ilişkisi olmuş bütün siyasileri kapsayacak bir operasyonu başlatın.” dedi.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 2025 yılını dünya, bölge ve Türkiye açısından ağır bir muhasebe dönemi olarak değerlendirdi. Küresel düzenin çöktüğünü, Türkiye’de ise ekonomik, ahlaki ve hukuki çözülmenin derinleştiğini anlattı. 2026 yılına çok daha sert bir tabloyla girildiğini söyledi.
Küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde Donald Trump’ın politikalarına da değinen Davutoğlu, petrol ve mineral merkezli yaklaşımların dünyayı yeni bir döneme sürüklediğini savundu. Davutoğlu, bu tabloyu şu sözlerle anlattı: “Hiç çekinmeden, utanmadan insanlığın yüzüne baka baka Trump’ın ilan ettiği petrol ve mineral savaşları, ticaret savaşları, insanlığın içindeki ekonomik adaletsizliği had noktaya getirdi. Yeni sömürgeci bir dönem başladı ve devam ediyor.”
Birleşmiş Milletler düzeninin sona erdiğini savunan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
- “Artık Birleşmiş Milletler dediğimiz düzenin sonu geldi. Trump dedi ki, ‘ben bunları aldım şuraya koyuyorum, bundan sonra benim ilkelerim geçerli.’ Onun ilkesi ne? ‘Bir ülkede eğer petrol varsa benim hakkımdır’ diyor oraya müdahale etmek. Onun ilkesi ne? Ben kural tanımam diyor, giderim bir başka ülkenin devlet başkanını alır götürürüm diyor. Şimdi bu Trump düzeniyle hesaplaşmadan kimse devlet adamlığı taslayamaz, kimse insanlık iddiasında bulunamaz.
- Bakın, çok kısa bir şey vereceğim, İkinci Dünya Savaşı öncesinde Hitler’in kullandığı dil neyse Trump aynı dili kullanıyor. Hitler, Avusturya’ya, Çekoslovakya’ya, Polonya’ya, Norveç’e, Fransa’ya, hatta Sovyetler Birliği’ne girerken kullandığı iki kavram vardı.
- Birincisi şu: Sen kendi ülkeni yönetecek kapasitede değilsin diyordu. Çekoslovakya devleti Çekoslovakya’nın kaynaklarını kullanacak yetkinlikte değil diyerek müdahale etti. İkincisi de şuydu: Benim sınırım Almanya olabilir, ama benim hayat alanım Almanya’nın ötesidir.
- Şimdi Trump da aynısını söylüyor. Bu adam diyor, bu Maduro denilen eski minibüs şoförü, kendi ülkesindeki petrolü yönetemeyecek kapasitede bir adam, ben gidip ben yapacağım diyor. Bu, beyaz sömürgeciliğinin dilidir.
- Şimdi acil alacağınız tedbiri söylüyorum Ankara’da başta Cumhurbaşkanı olmak üzere. Derhal uyuşturucularla mücadeleyi baronlara kadar gidecek ve irtibatı olan bütün siyasileri kapsayacak şekilde genişletin. Kimin geçmişte Venezuela’yla ilişkisi olmuşsa, kimin hangi siyasilerin bu yönetimlerle ilişkisi olmuşsa hiç gözünün yaşına bakmayın.
- Şimdi Maduro için de daha onlar harekete geçmeden, Maduro’nun ifadesi alınmadan Türkiye’de köküne kadar gidecek ve herhangi bir uyuşturucuyla zerre miskal ilişkisi olmuş bütün siyasileri kapsayacak bir operasyonu başlatın. Hiçbir kimsenin şahsi ikbali ve itibarı Türkiye Cumhuriyeti’nden daha büyük değildir.”
Gazeteciler, düşünce suçluları içeride!
Konuşmasının Türkiye bölümünde ekonomik tabloya sert eleştiriler yönelten Davutoğlu, “Bakmayın yaldızlı laflara, bakmayın Türkiye Yüzyılı iddialarına, halkımız tam bir sefalet yaşıyor.” dedi.
Uyuşturucu ve çeteleşme sorununa da değinen Davutoğlu, “Çeteleşme aldı başını gitti sokaklarda.” diyerek güvenlik zafiyetine dikkat çekti. Adalet ve infaz sistemine yönelik eleştirilerinde Davutoğlu, cezaevlerinin işleyişini şu sözlerle anlattı: “Hapishaneler doldur-boşalt sistemiyle çalışıyor. Önce dolduruyorlar, bakıyorlar ki istiap haddini aştı, bir infaz yasası, boşaltıyorlar. Düşünce suçluları içeride, gazeteciler içeride, siyasiler içeride.”
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***
