Site simgesi Serbest Görüş

Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali sona erdi


Bu yıl 63’üncü kez sinemaseverlere kapılarını açan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, önceki gece düzenlenen ödül töreni ile son buldu. Sekiz gün boyunca hem ulusal hem de uluslararası birçok yapım, Antalyalı sinemaseverlerin beğenisine sunuldu.

‘YAŞASIN BÜYÜLÜ FENER’

Cam Piramit’te yapılan ödül törenini Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay sundu. Açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir; “Antalya’nın kalbinde atan bu festival, gelecek nesillere ilham verecek. Amacımız; geçmişin ışığını geleceğe taşımak. Daima sinemayla, daima sanatla daima umutla; sinemanın ışığı hiç sönmesin” dedi.

Ulusal uzun metraj film yarışmasının jüri başkanı Derviş Zaim de “Yaşasın büyülü fener” diyerek, şu ifadeleri kullandı: “Sinema yalnızca bir eğlence aracı değil aynı zamanda toplumsal olayları yansıtan dev bir ayna ve kitleleri harekete geçirme gücü olan güçlü bir dönüştürücüdür. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı çok boyutlu krizlere sinemanın üretebileceği başlıca çareler; empatiyi bilmek, farkındalık yaratmak ve kolektif hafızayı korumaktır. Bu devrin insanının en büyük sorunlarından biri olan yabancılaşmanın aşılması için sinema bize şunu söyler; yalnız değilsin. Sinema, sorunları doğrudan sihirli bir değnekle çözmez; ancak farkındalık yaratır, kamuoyu oluşturur, empati yeteneğini geliştirir ve insanlara rehberlik edecek entelektüel ve duygusal bir zemin hazırlar. Bir problemi çözmenin ilk yolu; onu anlamak ve görünür kılmaktır. Sinemanın gelecekte alabileceği biçimleri, bu vasıflarını unutmadan inşa etmeliyiz. Dileğim; sorunlarla boğulan günümüz dünyasına bu topraklardan umut ve uyarı ışığı yayan sinema ateşinin hiç sönmemesi.”

‘ÖZGÜRLÜK’ MESAJLARI 

Ragıp Türk’ün yönettiği “Taş ve Tüy” festivalden, “en iyi film” dahil altı ödülle ayrıldı. Jürinin; “Şehrin varoşlarındaki yoksulluk cenderesiyle toplumsal cinsiyet kimliğinin taşıdığı iç ve dış çatışma ve gerilimleri yansıtmadaki başarısı” gerekçesiyle ödüle değer bulduğu filmin yönetmeni Türk; ödülünü, jüri başkanı Zaim ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Özdemir’den aldı. Yönetmen, teşekkür konuşmasında aynı yarışmadaki Yeşim Ustaoğlu ile başlayan sinema hikâyesini anlatarak Ustaoğlu’na teşekkür etti ve ödülünü annesine adadı.

Gecenin diğer öne çıkan filmi ise Yeşim Ustaoğlu imzalı “Artakalan” oldu. Jüri, “Karakterlerin yolculuk ve dönüşüm süreçlerini ele almadaki titizlik, derinlik ve koruduğu estetik mesafe nedeniyle” Ustaoğlu’na “en iyi yönetmen” ödülünü değer gördü. Ustaoğlu konuşmasında, “Bu filmle tekrar bu ülkenin taşına, toprağına, dağına, suyuna bakma fırsatı bulabildim. Biraz içim acıdı; neyin arta kaldığını gördüm bize. Belki daha iyi bir geleceğe, daha iyi bir yarına, ümide, özgürlüğe dair; çünkü bu bir özgürlük arayışıydı Elif için de benim için de. Herhalde adalete ve vicdana inancımı sürdürüyorum” dedi.

“En iyi kadın oyuncu ödülünü”, “Artakalan” filmindeki performansıyla Öykü Karayel kazandı. Karayel, film ekibine teşekkür ederek şöyle konuştu: “Benim karakterim bir nevi özgürlük namına biraz acı verici bir yolculuğa çıkmıştı. O yüzden özgürlük adına, hepimizin özgürlüğü için, şu an haksız yere içeride olanlar için alıyorum ödülü.”

“En iyi erkek oyuncu ödülü”, “Hakikatin Ölüm” filmindeki performanslarıyla Mehmet Günsür ve Mert Fırat’a verildi. Fırat, konuşmasında, “Hakikatin ölmediği, hakikatin arkasında yüreğimizle sağlam durduğumuz, vicdanımızla yaşadığımız günlere” ifadelerini kullanırken, Günsür de “Güzel günler gelecek. Biz bunların filmini yapmaya devam edeceğiz. Bunu yeni jenerasyonlara anlatmak lazım. Biz buradayız, film yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“En iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü, Ferit Karahan imzalı “Cinlerin Düğünü” filminde rol alan İlhan Şen ve Erol Babaoğlu paylaştı. Babaoğlu da konuşmasında, “Umutsuzluğa kapılmadığımız, birbirimizin elini tuttuğumuz ve aydınlık bir gelecek uğruna karanlıkta kalanları da hatırladığımız, zor ama aydınlık günler için alıyorum ödülü” diye konuştu.

‘İŞÇİ SINIFINA’ 

Festivalin “ulusal belgesel yarışması”nda “en iyi belgesel” ödülünü “Mükellef” filmiyle, yönetmen Arda Sarıgün’ün oldu. Sarıgün konuşmasında “Bu ödülü, sinemamızda yeteri kadar temsil edilmediğini düşündüğüm işçi sınıfı adına almak istiyorum. Ve bu ödülü; maden kazalarında hayatını kaybeden ve halen kaybetmekte olan bütün maden işçileri adına alıyorum” dedi.

“Jüri özel ödülü”nün sahibi “Kül ve Tuz”un yönetmeni Çağatay Yurt ise “Biz bu ödülün emanetçisiyiz. Çünkü bu ödülün esas sahipleri şu anda Gazze’de: Mahmut, Muahmmed Yakub, Sâfi ve savaşta önce babasını, biz bu filmi çekerken de dedesini kaybeden 9 yaşındaki Melek, kardeşi Ali ve onun gibi dört kardeşi; bu ödül, onların” diye konuştu.  

BASIN DA İZLEYİCİ DE MUTSUZ

33’üncüsü yapılan Altın Koza’da, basın mensuplarının yaşadığı zorlukları dile getirmiştik. Duyumlarımız o yönde ki Altın Koza yönetimi, festivalde basının filmlere daha kolay ulaşabilmesi için çalışmalara başlamış. Bu habere sevinirken Altın Portakal’da basın mensuplarına yapılan davranışlar, hepimizi çok mutsuz etti. Yaşadığımız zorluklarla ilgili herhangi bir muhatap bulamayışımız tepki çekti. Festivale film izlemek için gelen Antalyalılar da bu yılki “bariyer” politikasından rahatsızdı. Festivalin yapılabilmesi için emek veren herkesin emeğini göz ardı etmiyoruz elbette. Ancak zaten zor olan yaşamlarımızı daha da zorlaştırmadan bir festival düzenleyebilmek bu kadar zor olmamalı.

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Mobil sürümden çık