İnsan soyunun Afrika kıtasından dünyaya yayılışına dair bilim dünyasını heyecanlandıran yeni veriler elde edildi. İsrail’in kuzeyindeki Hula Vadisi yakınlarında yer alan Gesher Benot Ya’aqov arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmalarda, günümüzden yaklaşık 700 bin yıl öncesine ait dev bir fil dişi fosili çıkarıldı. Saygın bilim dergisi Quaternary Science Reviews’da detayları paylaşılan araştırma, fosilin bulunduğu alandaki iklim ve çevre koşullarını yeniden üreterek ilk insan topluluklarının hayatta kalma mücadelelerini gözler önüne serdi.
İNSANLIĞIN İLK TAŞ ALET TEKNOLOJİSİYLE AYNI KATMANDA BULUNDU
Haifa Üniversitesi ve Tel-Hai Üniversitesi uzmanlarının ortaklaşa yürüttüğü çalışmada, fosilleşmiş dev fil azı dişi ve fildişi parçaları, insanlık tarihinin bilinen en eski taş alet teknolojilerinden biri olan Aşölyen (Acheulian) geleneğine ait bazalt el baltaları ve nacaklarla yan yana tespit edildi.
Volkanik bir kayaç olan bazalttan işlenen bu aletler, söz konusu coğrafyada 700 bin yıl önce yaşamış insansı toplulukların avcılık yaptığını ve doğal kaynakları nitelikli biçimde işlediğini kanıtlıyor. Ele geçirilen kalıntılar, düz dişli dev fil (Palaeoloxodon antiquus) ile ilk insan türlerinin aynı habitatı paylaştığını gösteriyor.
MİKRO-BT TARAMALARI VE POLEN ANALİZLERİYLE İKLİM HARİTASI ÇIKARILDI
Araştırma ekibi, dev diş fosilini yalnızca bir canlı kalıntısı olarak değil, ait olduğu dönemin iklimsel veri deposu olarak ele aldı. Fosilin iç yapısı bilgisayarlı tomografi (BT) ve 3 boyutlu modelleme teknikleriyle incelenirken; izotop jeokimyası ve tortul tabakalardaki polen analizleri bir araya getirildi.
Yapılan analizler; günümüzde kurak sayılabilecek bölgenin 700 bin yıl önce gür ormanlar, akarsular, bataklıklar ve zengin çayırlarla kaplı olduğunu ortaya koydu. Karbon izotop verileri, bölgede sürekli ve güvenilir bir su kaynağının bulunduğunu doğrullarken; söğüt, ılgın, sazlık ve su bitkilerine ait polenler, alanın dev memeliler ile insanlar için ideal bir biyolojik vaha olduğunu gösterdi.
AFRİKA-AVRASYA GEÇİŞİNDEKİ STRATEJİK SIĞINAK: LEVANT KORİDORU
Keşfin yapıldığı Hula Vadisi, tarih öncesi dönemde Afrika ile Avrasya kıtalarını birbirine bağlayan “Levant Koridoru” üzerinde yer alıyor. Bilim insanları, bu alanın iklim dalgalanmalarının yaşandığı dönemlerde dahi canlılığını koruyan ekolojik bir sığınak işlevi gördüğünü vurguluyor.
Kazı başkanı Prof. Gonen Sharon, konuya ilişkin değerlendirmesinde su ve besin kaynaklarının mevcudiyetinin ilk insanların göç hatlarını doğrudan belirlediğini ifade etti. Sharon, Hula Vadisi’ndeki sulak alanlar ve ormanların, zorlu iklim koşullarında seyahat eden antik nüfusların hayatta kalmasını sağlayan hayati bir mola noktası görevi üstlendiğini kaydetti.
DİSİPLİNLERARASI ARAŞTIRMA TÜRÜMÜZÜN EVRİMİNE IŞIK TUTUYOR
Haifa ve Tel Aviv üniversitelerinden arkeozoolog, izotop uzmanı ve botanikçilerin katılımıyla tamamlanan çalışma, antik çevre koşullarının insan evrimindeki rolünü bir kez daha kanıtladı. Araştırmacılar, ilk insanların bilinmeyen coğrafyalara adapte olma süreçlerini anlamak için fosil kalıntıları kadar, bu canlıların içinde barındığı ekosistemlerin de detaylıca incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

