The Revenant filminden on yıl sonra Oscarlı Meksikalı yönetmen Alejandro G. Inarittu Holywood yıldızı Tom Cruise’la birlikte kendi deyimiyle “felaket” boyutunda bir komediyle setlere yeniden döndü. O aksiyon yıldızı Cruise’u konfor alanından çıkaracak, ikonik imajına meydan okuyacak bir fırsat sundu.
Magnolia, Eyes Wide Shut’ta yaratıcı yönetmenler Paul Anderson, Stanley Kubrick’le çalışan Cruise, Digger’da tek kişilik şovuyla hayranlarını epey şaşırtacak gibi. Inarittu bir anlamda “Bu filmi 10 yıl önce çekemezdim, ben hazır değildim, dünya da hazır değildi” derken oyuncusu-yapımcısı Cruise’un da hazır olmadığını vurguladı.
Yönetmen onu düşünerek senaryosunu yazdı, korkusuzluğunu yansıtması için uçaktan, motosikletle uçurumdan atlamasını istemedi, bilindik imajını bırakıp sanatsal, yaratıcı bir risk almasını istedi. Geniş kapsamlı politik, ekonomik, sosyal hiciv olan Digger’da dünyanın en güçlü, cüretkâr, megaloman petrol kralı olan Digger Rockwell yerküreyi yok edecek bir felakete sürükler.
Grönland’daki sondajlarından birinin metan gazı yaymasından dolayı ekolojik felakete, miyonlarca insanın ölmesine, nükleer krize neden olan Digger kendini kurtarıcı sandığı için de çılgın bir görev üstlenir: Kaz ya da öl. Bir yandan da servetini, itibarını, efsanesini korur, sevdiği tek varlık 38 yaşındaki kedisi Maggie’yi sırf üzülmemek için hayatta tutar, insanlar umurunda değildir. Herkes onu memnun etmek için elinden geleni yapar: liderler, bakanlar, Amerikan başkanı bile.
ABD ELEŞTİRİSİ
Stanyey Kubrick’in “Dr. Strangelove”ını (1964) anımsatan film Trump’ın Amerikası’yla paralellik kurarak ABD’nin, bir avuç yaşlı beyaz adamın, teknoloji milyarderlerinin dünyanın geleceği pahasına servetlerini artırmasını, insanın açgözlülüğünü, aptallığını, iklim değişikliğini, Trumpizmi, adamakıllı eleştirir. Hükümetin operasyonu başarısız olunca Digger dünya meclisine gidip gerçekleri söylemeye karar verir.
Gerçeklik ve hayal gücü tek başına yeterli değildir, ikisi arasındaki kesişme noktası önemlidir. Filmin doruğu meclis sahnesinde Digger’ın konuşması kesintisiz plansekansla 10 dakika sürer.
Adalet meleğinin gözleri kapatılmıştır. Inarritu’nun tiyatro trajedisinden özgürce yararlandığı sahne düzeni çarpıcı bir etki yaratır. Film VistaVision format kullanılarak çe
kildi, bu boyut geleneksel 35 mm’ye göre daha geniş görüntü sağladı. Inarritu’nun devasa setlerine, yıkım sahnelerine, görsel kompozisyonlarına derinlik kattı. Cruise, Digger rolünde kendini yüz-beden protezleriyle, makyajlarla, perukla tümüyle değiştirdi.
Oyuncu kadrosunda Cruise, Riz Ahmed, John Goodman, Sandra Hüller, Jesse Plemons, Emma D’Arcy var, hepsi çok başarılılar. Şu anda dünyanın içinde bulunduğu durumu bizi bekleyen gelecekle ilgili felaketi Inarittu benzersiz anlatımıyla sunarken hepimiz bunu bir tiyatro oyunu gibi izleriz.
‘DÖVÜŞTE YÜREĞİNLE KAZANIRSIN’
Yönetmen David Ayer, Fury’den 12 yıl sonra aktöryapımcı Brad Pitt’i tümüyle vahşi doğada geçen “Vahşinin Kalbi” filminde yeniden yönetiyor. Alaska’da korkunç bir uçak kazasından sonra Amerikan Özel Kuvvetler’inden emekli olan kıdemli başçavuş James Belmont, keşif köpeği, sevgili dostu Odin’le birlikte hayatta kalmayı başarır.
Filmde üç ana karakter vardır: James, Odin, vahşi doğa. Büyüleyici vahşi doğa ikisi içinde ölümcül tehdide dönüşür. Afganistan ve Irak’ta savaştıktan sonra travma sonrası stres bozukluğu yaşayan ikilinin birbirlerine olan sevgisi, güveni filmin odağında yer alır. Odin, hayvan eğitmeni Andrew Simpson tarafından bu rol için eğitildi.
Brad Pitt’in isteğiyle Ayer aktörden çok köpeği izlememizi, ona hayran kalmamızı sağlar. En iyi hayvan Oscar’ını Odin alacak görünüyor. Bu sadece bir adam ve evcil hayvanı öyküsü değil, aynı konumdalar.”Brad arka planda olmak istedi” der Ayer.
“Dövüşü iri cüssenle kazanmazsın, yüreğinle kazanırsın” diyaloğu Odin’e göndermedir. Köpek sevenler bu filmden çok etkilenecekler şüphesiz.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

