Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | Fon vurgununda ‘ifade’ tiyatrosu; “Tüyo almadık!” demek Kaya çiftini kurtarmaz!

TR724 HABER


Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon soruşturmasında “şüpheli” sıfatıyla verdikleri ifadede Özata Denizcilik işlemlerinde kimseden yönlendirme veya özel bilgi almadıklarını savundu. Ancak çiftin aynı ay aynı hisseye yüksek tutarlı yatırım yapması, satışlarını aynı dönemde gerçekleştirmesi, işlemlerin Tera fonlarının Özata’da olağanüstü yoğunlaştığı döneme denk gelmesi ve yaklaşık 1,86 milyar TL’yi daha sonra TMSF’ye iade etmeleri önemli soruları yanıtsız bırakıyor. Savunmanın doğruluğunu belirleyecek asıl veriler ise MKK dökümleri, emir kayıtları, para hareketleri ve iletişim trafiği olacak.

Daha açık bir şekilde yazalım; dosyanın düğüm noktası artık iddialardan çok kayıtların savunmayla uyuşup uyuşmadığı. Kaya çiftinin savunması aslında birkaç cümleden ibaret: “Kendi irademizle aldık. Kimse yönlendirmedi. Özel bilgi almadık. Manipülasyon yapmadık.” Bunların hepsi savunma hakkı kapsamında söylenebilir. Fakat bunların doğru olup olmadığını ifadeler değil, objektif kayıtlar gösterecek. Bu nedenle bundan sonra dosyanın gerçek testi ifade tutanakları değil, MKK ve takas kayıtlarının, emir zamanlarının, iletişim trafiğinin ve fon hareketlerinin birbirleriyle örtüşüp örtüşmediği olacak.

Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya, fon skandalının patlamasından 3 hafta sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “şüpheli” sıfatıyla ayrı ayrı ifade verdi. Medyaya yansıyan ifadelerde çiftin savunmasının ana omurgası aynı: Özata Denizcilik hisselerini kendi iradeleriyle aldılar. Kimse onları yönlendirmedi. Kendilerine özel bilgi verilmedi. Manipülatif herhangi bir işlem yapmadılar. Kamuoyundaki tartışmalardan sonra “vicdani rahatsızlık” duyarak kazançlarını TMSF hesabına gönderdiler.

Bütün bunlar onların savunması… 

Bu savunma hukuken mümkün. Ancak kamuoyuna yansıyan işlem verileriyle birlikte okunduğunda açıklanmayan çok sayıda nokta bulunuyor. Çünkü dosyada mesele yalnızca “Bu hisseleri siz mi aldınız?” sorusu değil. Asıl mesele, neden Özata’nın seçildiği, işlemlerin hangi yatırım mantığıyla yapıldığı, aynı evdeki iki kişinin neden benzer tarihlerde aynı hisseye girdiği, neden benzer tarihlerde çıktığı, satışların karşı tarafında kimlerin bulunduğu ve krizden hemen önce milyarlarca liraya ulaşan tahsilatın zamanlamasının nasıl açıklanacağı.

AYNI HİSSE, AYNI AY, İKİ AYRI HESAP

İlyas Kaya ifadesinde Nisan 2026’da yaklaşık 150 bin lot Özata Denizcilik hissesi aldığını söyledi. Fatma Betül Sayan Kaya da yine Nisan ayında yaklaşık 250 bin lot Özata hissesi aldığını belirtti. Yani eşler aynı ay, aynı şirketin toplam yaklaşık 400 bin lot hissesini alıyor.

Bu durum tek başına suç kanıtı değil. Eşlerin aynı yatırım fikrini paylaşması son derece mümkün. Ancak “yatırım kararlarımız tamamen kendi irademizle oluştu, herhangi bir yönlendirme olmadı” savunması yapıldığında yeni bir soru ortaya çıkıyor: İki yatırımcı aynı dönemde neden özellikle Özata Denizcilik’i seçti?

Hangi temel analiz yapıldı? Şirketin hangi bilanço verisi cazip bulundu? Hangi aracı kurum raporu okundu? Hangi fiyat hedefi belirlendi? Ne kadar zarar halinde pozisyondan çıkılması planlandı? Bu yatırım çiftin geçmiş yatırım alışkanlıklarıyla uyumlu muydu?

Bunların hiçbirinin kamuoyuna yansıyan ifadelerde cevabı yok.

KAYA ÇİFTİNİN BORSA GEÇMİŞİ NE?

Savunmanın inandırıcılığını test edecek en basit yöntemlerden biri aslında geçmiş işlem kayıtlarına bakmak. Daha önce de bu soruları sormuştuk, tekrar edelim:

Kaya çifti kaç yıldır borsada işlem yapıyor? Geçmişte yüz milyonlarca liralık hisse pozisyonları aldılar mı? Daha önce düşük dolaşımlı hisselerde bu büyüklükte risk üstlendiler mi? Portföylerinde genellikle hangi şirketler bulunuyordu? Yıllar içindeki ortalama yatırım büyüklükleri neydi? Geçmişte de bu ölçekte başarılı yatırım zamanlamaları yaptılar mı?

Bu sorular spekülasyonla değil, MKK kayıtlarıyla birkaç saat içinde ortaya çıkarılabilecek veriler. Eğer Kaya çiftinin uzun yıllardır büyük hacimli ve yüksek riskli borsa işlemleri yaptığı görülürse bu, savunmalarını destekleyen önemli bir veri olur. Ama geçmişlerinde bu ölçekte işlemler yoksa, birdenbire Özata Denizcilik’te yüz milyonlarca liralık yoğunlaşmış pozisyon almalarının nedeninin ayrıca açıklanması gerekir.

NEDEN ÖZATA DENİZCİLİK?

Dosyanın merkezindeki en basit ama hâlâ cevapsız soru bu: Neden Özata?

Kamuoyuna açıklanan işlem iddialarına göre Fatma Betül Sayan Kaya’nın yaklaşık 63,4 milyon TL’lik, İlyas Kaya’nın ise yaklaşık 99,7 milyon TL’lik yatırımı bulunuyor. Toplam yaklaşık 163 milyon TL. Bu devasa bir para… Bu arada bu paranın kaynağı da hala açıklanmış değil. İBB’nin bursuyla eğitim alan Fatma Betül Kaya bu kadar parayı hangi ara ve nasıl kazandı?

Bu para çok sayıda hisseye dağıtılmıyor. Tartışmanın merkezindeki yatırım Özata Denizcilik üzerinde yoğunlaşıyor. Dolayısıyla “kendimiz seçtik” cevabının arkasının doldurulması gerekiyor.

Özata’da o tarihte nasıl bir büyüme beklentisi vardı? Şirketin hangi finansal göstergesi bu kadar güçlü yükseliş beklentisini destekliyordu? Yatırımcılar hangi değerleme modelini kullandı? Hissenin neden ucuz olduğunu düşünüyorlardı?

Bunlar açıklanmadığı sürece “kendi yatırım kararımızdı” sözü bir yatırım gerekçesi değil, yalnızca işlemin kimin hesabından yapıldığını anlatıyor.

GİRİŞLER BENZER, ÇIKIŞLAR DA BENZER

Paralellik yalnızca alışlarda değil. İlyas Kaya, hisselerinin bir bölümünü ağustosta, kalanını eylülde sattığını söylüyor. Fatma Betül Sayan Kaya da yine bir bölümünü ağustosta, kalanını eylülde sattığını anlatıyor. Dolayısıyla iki hesap için kabaca aynı tablo ortaya çıkıyor:

Nisanda alım. Ağustosta ilk satışlar. Eylülde kalan hisselerden çıkış. Bu da şu soruyu doğuruyor: Satış kararı nasıl, hangi finansal veriye dayanılarak verildi?

Burada aylık bilgi yeterli değil. Soruşturma açısından önemli olan gün ve saat. Özellikle ağustostaki satışların 28 Ağustos’ta SPK’nın yatırım fonlarına yönelik yeni rehberi yayımlamasından önce mi, sonra mı gerçekleştiği açıklanmış değil. SPK’nın 28 Ağustos tarihli kararıyla fonların portföy yoğunlaşmalarını sınırlayan yeni düzenlemeler getirildi.

Eylül satışları hangi günlerde yapıldı? 17 Eylül’deki krize kaç gün vardı? Hangi hesaplar hisseleri aldı? Emirler hangi saatte verildi? Aynı gün Tera fonları ne yaptı?

Asıl zamanlama analizi ancak bunlarla yapılabilir.

“VİCDANİ RAHATSIZLIK” NE ZAMAN BAŞLADI?

İlyas Kaya’nın savunmasına göre kamuoyundaki gelişmelerden sonra “vicdani rahatsızlık” duyuldu ve kazanç geri verildi. Hukuken parayı iade etmek suçun kabulü anlamına gelmez. Bir kişi suçlamaları bütünüyle reddedip yine de siyasi, etik veya kişisel nedenlerle ödeme yapabilir. Ancak yaklaşık 1,86 milyar TL’den vazgeçilmesi, doğal olarak şu soruyu doğuruyor:

Vicdani rahatsızlığın kaynağı neydi? İşlemlerin tamamen olağan ve meşru olduğuna inanılıyorsa neden bu büyüklükteki kazançtan vazgeçildi? Ve “vicdani rahatsızlık” tam olarak ne zaman başladı? Hisseler satıldığında mı? Fon krizi çıktığında mı? İşlemler basına yansıdığında mı? Mal varlıklarına tedbir konulduktan sonra mı? Yoksa SPK gönüllü iade hesabını oluşturduğunda mı?

Bu kronoloji önemli.

Çünkü ödeme, işlemler sırasında kendiliğinden yapılmış bir iade değil; kriz patladıktan, işlemler kamuoyuna çıktıktan ve adli süreç başladıktan sonra geldi.

“KİMSENİN YÖNLENDİRMESİ OLMADI” DEMEK YETERLİ DEĞİL

Kaya çiftinin savunması dört ana cümleye indirgenebilir: Kendi irademizle aldık. Kimse yönlendirmedi. Özel bilgi almadık. Manipülasyon yapmadık.

Fakat sermaye piyasası soruşturmasında belirleyici olan, şüphelinin kendi işlemi hakkındaki değerlendirmesi değil.

MKK kayıtları. Alım-satım tarihleri. Emir saniyeleri. Karşı taraf hesapları. Takas dökümleri. Telefon görüşmeleri. Mesajlaşmalar. Aracı kurum kayıtları. IP ve cihaz kayıtları. Para transferleri. Fon yöneticilerinin emirleri.

Bunlar birbirine konulduğunda “kendi irademizle yaptık” savunmasının doğru olup olmadığı ortaya çıkar.

Fatma Betül Sayan Kaya ile İlyas Kaya’nın suçlu olup olmadığına soruşturma ve yargılama sonucunda karar verilecek. Ancak bugün itibarıyla savunmaların, dosyanın en kritik sorularını cevapladığını söylemek mümkün değil.

Özellikle şu başlıklar hâlâ açık: Kaya çiftinin borsa geçmişi ne? Neden aynı ay Özata’ya girdiler? Yatırım tezleri neydi? Ağustos ve eylül satışlarının tam tarih ve saatleri ne? Hisselerin karşı tarafında kim vardı? Tera fonları bu işlemlerin hangi noktasındaydı? Yaklaşık 1,86 milyar TL hangi nedenle geri verildi?

Ve en önemlisi: Kaya çiftinin krizden önceki satış kararını etkileyen, henüz kamuya açıklanmamış herhangi bir bilgi var mıydı?

Bu sorular cevaplanmadan “Kimseden tüyo almadık” cümlesi, soruşturmanın sonucu değil yalnızca Kaya çiftinin savunması olarak kalacak.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version