Site icon Serbest Görüş

Fatma Betül mü Hulusi mi?

Fatma Betül mü Hulusi mi?


BÜLENT KORUCU | YORUM 

Diyelim ki bu da bir darbe girişimi ve bir tür 15 Temmuz; o halde aktörleri de eşleştirelim. Bu senaryonun Hulusi Akar’ı kim? Benim aklıma hemen Fatma Betül Sayan (FBS) geliyor. Hem skandalın merkezindeki isimlerden biri olarak öne çıkıyor hem de şimdiye kadar sınırlı siyasi bedelle yetiniliyor, henüz hukuki bir yaptırım görmedi. Yakında FBS’yi ekonominin başına getirirlerse senaryo ‘cuk’ oturur.

Fon soygunu skandalı için ilk günlerde yapılan, “Çok kısmi bir şey, zaten hemen kontrol altına alındı!” izahatı kimseyi inandırmayınca, topu yine güçlü oldukları alana taşıdılar: “Bu Erdoğan’a karşı bir darbe girişimi ve Reis yine büyük bir ferasetle önceden fark ederek boşa çıkardı!” 

‘Aynı taktiği 17-25 Aralık’ta kullandık işe yaradı, şimdi neden olmasın!” diye düşünüyorlar. Çok şükür ki önceden fark edilmiş de çalınan 20 milyar dolar ve Borsa İstanbul’da yaşanan kayıpla 99 milyar dolarla atlatmışız! Alimallah ya Reis’in feraseti olmasaydı!

Siyasi öcülerle, hırsızlık ve halkın ödeyeceği bedel perdelenecek. Hedef bu…

Fon skandalı büyüdükçe iktidar, konuyu bir yolsuzluk meselesi olmaktan çıkarıp bir “darbe/operasyon” hikâyesine dönüştürerek kendisini kurtarabilir mi? 15 Temmuz’u anlatmak için kullanılan siyasi anlatı kalıbı, fon skandalını açıklamak için de kullanılabilir mi?

Birazdan Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıkıp, “Bu bize Allah’ın lütfu!” diyecek gibi duruyor. Ama bu sefer biraz zorlanacaklar sanki. Filme bir noktadan sonra girip akışı değiştirmek hiç kolay değil. 15 Temmuz’dan farkı burada.

Ayrıca bindikleri dalı kesip, rejimin temelindeki söylenceyi riske atma ihtimali bulunuyor. İnsancıklar yakında olandan hareketle uzaktakine bakmaya meyillidir. Tersinden bakıp fon soygunu merceği ile 15 Temmuz’u çözümleyebilirler. Yani benzeyenle benzetilenin yerini değiştirip, fon skandalını analiz edebilirler. İşte o zaman yandı gülüm keten helva.

Şekerpare mi deseydim yoksa keten helva yerine! Şener Şen ve İlyas Salman’ın başrollerini oynadığı filmden kesitler sosyal medyada izlenme rekoru kırıyor. Hani şu Galata esnafını haraca kesen Başkomiser Ziver’le Bekçi Cuma’nın maceralarını anlatan Yeşilçam yapımı. ‘Ziver’ karakterinin bugüne izdüşümü kolay, orada tartışma çıkmaz, lakin ‘Bekçi Cuma’ saflığında birini bulmak kolay olmayacak. ‘Bekçi Cuma’ rolü yapıp Ziver’le tandem oynayan Hurşitler ise sürüsüyle… Ahmet Hakan’dan başlayıp Yeni Şafak’ın ‘hırsızlar hesap vermeli’ korosuna kadar liste uzayıp gider.

17-25 Aralık büyük yolsuzluk soruşturmalarından farklı durumlara tanık oluyoruz. Her zamanki gibi el çabukluğu ve illüzyon ile hırsızlığı gözden kaçırabileceklerini sandılar. İttire kaktıra çalışan adalet, öfkeyi bastırmak için sakinleştirici olarak kullandığı adımları gönülsüzce atmak zorunda kaldı. Fakat hâlâ zülfüyare dokunacak bir icraat yapmadılar.

Bunun yerine algı operatörleri göreve çağrıldı. “Dış güçlerin operasyonu, MOSSAD devrede, ekonomik 15 Temmuz…” savunmaları hız kazandı. “Kimin çaldığını boş verin, kimin işine yaradığına bakın!” diyeni bile gördük. Söylemin vardığı nokta şu: “Hırsız bizden olsa bile operasyon dışarıdan.”

Borsa yoluyla haksız biçimde zenginleşen o kadar çok AKP’li var ki, ‘bizden değiller’ diyemiyorlar.

FBS’nin bakanlık döneminde 60 özel kalem müdürü değiştirdiği bilgisi servis edildi. Bu bilgi üzerinden yürütülen kampanya, onu skandalın günah keçisi haline getirme çabasını iyice belirginleştiriyor. Bir yandan da onunla ilgili bile somut hiçbir yaptırım uygulanmadı. 17-25’te Erdoğan Bayraktar’ın çıkıp, “Ne yaptıysam Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda yaptım.” dediği gibi FBS’nin de patlamasından korkuyorlar.

Daha şimdiden üç genel başkan yardımcısının adı karıştı. Hayati Yazıcı ve Nihat Zeybekci’den sonra, “Bu iş FBS’nin şahsi günahı; günah işleme özgürlüğü!” deme opsiyonları kalmadı. Hulusi Akar kullanışlı bir devşirmeydi, Fatma Betül ise yıllarca yatırım yapılmış öz evlat. Bu onun adına hem avantaj hem de zayıf nokta. Onu kurtarabilirler veya yangın içerde olduğundan bütün ev yanabilir.

Erdoğan, “Kimileri yolunu şaşırdı, kimileri nefsinin esiri oldu, kimilerini şeytan aldattı, kimileri aramıza sızdı!” cümleleriyle neredeyse ‘şeytana uymuş üç beş haylaz’ noktasından giriş yaptı. Darbe söylemi zemin bulursa o da aynı cümleleri kurmaya başlayacak.

Kamu maliyesi ve hane halkı ekonomisi zor durumda; ‘çalıyor ama çalışıyor’ denecek bir ortam yok. 17-25’te devletin parasından söz ediliyordu. Bu defa vatandaş kendi parasını kaybetti. Arada devlet yok. Vatandaş cebindeki eli suçüstü yakaladı.

Ziver’in, tahsilatçısı Hurşit’i tokatlamasına rağmen tatmin olmayan ve hakkını aramaya devam eden halkın tavrı sonucu belirleyecek. “Padişahım çok yaşa!” nidaları yükselmeye başladı.

Bakalım halk, “Düzene başkaldırdığınızı yukarılar duymasın!” şantajına boyun eğecek mi? Yoksa boş tencere bu defa ağırlığını koyabilecek mi?

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version