Tıp ve genetik alanında tarihî bir eşik aşıldı; bir gen düzenleme tekniği kullanılarak insan vücudunun içindeki DNA ilk kez doğrudan değiştirildi. Hakemli dergi Nature’da yayımlanan bu çığır açıcı gelişme, karmaşık laboratuvar prosedürlerinin yerini alarak insan vücudundaki DNA’yı onarmaya yönelik daha hızlı, ucuz ve daha az invaziv genetik tedavilerin önünü açıyor.
WİLSON HASTALIĞI İÇİN UMUT IŞIĞI
Independent’in haberine göre, klinik çalışmada bilim insanları, vücudun fazla bakırı atmasını engelleyen nadir bir rahatsızlık olan Wilson hastalığının karaciğer hücrelerinde neden olduğu genetik mutasyonu düzeltmek için yüksek hassasiyetli “birincil düzenleme” (prime editing) aracını kullandı. Wilson hastalığı, karaciğerdeki fazla bakırı atmaktan sorumlu proteini üreten ATP7B genindeki mutasyonlardan kaynaklanıyor. Tedavi edilmediği takdirde biriken bakır, zehirli seviyelere ulaşarak ciddi karaciğer hasarına, sinirlerde bozulmaya ve nörolojik rahatsızlıklara yol açabiliyor.
Mevcut tedaviler ömür boyu bakır temizleyici ilaçların kullanılmasını gerektirirken, gen düzenleme teknolojisi gendeki değişikliğin yarattığı sorunu doğrudan gidererek tek seferlik ve kalıcı bir çözüm sunma potansiyeli taşıyor.
“MİKROSKOBİK KELİME İŞLEMCİ” GİBİ ÇALIŞIYOR
CRISPR-Cas9 teknolojileri gibi standart gen düzenleme yöntemleri genellikle genleri yeniden yazmak yerine devre dışı bırakırken, birincil düzenleme DNA’nın belirli bölümlerinde son derece hassas ekleme, çıkarma ve değişiklik yapabilen mikroskobik bir kelime işlemci gibi çalışıyor. ABD’li biyoteknoloji şirketi Prime Medicine’ın geliştirdiği tedavi, mRNA aşılarında kullanılan teknolojiye benzer şekilde minik lipit nanopartiküller aracılığıyla gen düzenleme araçlarını karaciğer hücrelerine taşıyor.
DNA’yı doğrudan vücut içinde düzenlemek, hastanın hücrelerini çıkarıp laboratuvarda değiştirdikten sonra tekrar enjekte etmek gibi maliyetli ve riskli süreçlere olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Geleneksel hücre düzenleme prosedürlerinde, düzenlenmiş hücrelerin vücuda kabul edilmesi için genellikle hastaların ağır bir kemoterapi alması gerekiyor. TD Cowen’dan biyoteknoloji analisti Joseph Thome, doğrudan tedavilerin üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürerek daha geniş kesimler için erişilebilir hale getirebileceğini vurguluyor.
UZMANLARDAN “DİKKAT” UYARISI
Öte yandan uzmanlar, hücreler çoğalmaya başlamadan önce doktorların düzenlemelerin tamamen doğru olup olmadığını doğrulayamadığından, vücut içi gen düzenlemenin de kendine özgü zorluklar taşıdığı uyarısında bulunuyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden biyomedikal mühendisi Krishanu Saha, gen düzenleme araçlarını hedef organlara hassas şekilde ulaştırmanın hâlâ temel bir zorluk olduğunu belirtiyor.
Prime Medicine’ın, halihazırda düzenleyici kurumların onayını bekleyen diğer vücut içi CRISPR tedavileriyle ilgili kararlarıyla birlikte bu denemeden elde edilen ilk klinik sonuçları gelecek yıl açıklaması bekleniyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

