Cumhuriyet Podcast’in ilgiyle takip edilen serisi İki Bavul Bir Mikrofon, bu hafta rotasını Bodrum’un deniz-kum-güneş üçgeninden çıkarıp, binlerce yıllık o görkemli tarihine ve ruhuna çeviriyor. Nilay Küçük ve Berrin Karadeniz; Bodrum Kalesi’nin rüzgarlı surlarından Halikarnas Balıkçısı’nın bu topraklara bıraktığı silinmez mirasa kadar, bilinen ve bilinmeyen tüm Bodrum hikâyelerini gün yüzüne çıkarıyor.
ANTİK DÜNYANIN YEDİ HARİKASINDAN BİRİ: HALİKARNAS MOZOLESİ
Bodrum sokaklarında yürürken, aslında insanlık tarihinin en görkemli anıtlarından birinin üzerinde adım attığınızı biliyor muydunuz? M.Ö. 4. yüzyılda Karia Kralı Mausolos için eşi ve kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılan Halikarnas Mozolesi, Kolonlu mimarisi ve devasa heykelleriyle Antik Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biri kabul ediliyordu. Bugün mezardan geriye kalan açık hava müzesindeki kalıntıların arasında gezinirken, mimari bir dehanın çağlar öncesinden günümüze ulaşan fısıltılarını duyabilirsiniz.
EGE’NİN BEKÇİSİ VE SUALTI MİRASI: BODRUM KALESİ
İki deniz arasında bir şövalye kalası gibi yükselen Bodrum Kalesi, 15. yüzyılda Saint Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilen devasa surlarıyla görenleri büyülüyor. Bugün dünyanın en önemli Sualtı Arkeoloji Müzelerinden birine ev sahipliği yapan kale; Doğu Akdeniz’in karanlık sularından çıkarılan Uluburun Batığı gibi paha biçilemez batıklara, antik amphoralara ve cam eserlere ev sahipliği yapıyor. Kalede yer alan İngiliz, Fransız ve İtalyan kulelerinin arasında yürürken Ege rüzgârını arkanıza alıp Bodrum limanını seyretmek, kentin tüm geçmişini tek bir bakışta hissettiriyor.
MAVİ SÜRGÜN VE BİR KASABANIN KADERİNİ DEĞİŞTİREN AŞK: CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI
Bodrum’u Bodrum yapan en önemli ruh, şüphesiz Cevat Şakir Kabaağaçlı, yani namıdiğer “Halikarnas Balıkçısı”dır. Buraya bir sürgün olarak gönderilen ama bu sahil kasabasına duyduğu tutkulu aşkla Bodrum’u bir kültür merkezine dönüştüren Balıkçı, Azra Erhat ve Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte “Mavi Yolculuk” kavramını hayatımıza kazandırdı. Cevat Şakir’in elleriyle diktiği begonvillerin ve okaliptüs ağaçlarının gölgesinde yürürken, onun “Sanki dünyadan ayrıldım, cennete geldim” sözlerinin ne kadar gerçek olduğunu anlıyorsunuz.
TARİHİN VE DOĞANIN BİRLEŞTİĞİ NOKTA: ANTİK TİYATRO
Gökyüzüne doğru basamak basamak tırmanan Bodrum Antik Tiyatrosu, Klasik Çağ’dan günümüze ulaşan en iyi korunmuş yapılardan biri. Mermer basamaklarında oturup Ege’nin maviliğine ve Bodrum Kalesi’nin silüetine bakarken, binlerce yıl önce burada düzenlenen oyunları ve gladyatör dövüşlerini hayal etmek işten bile değil. Özellikle gün batımına doğru kızıllığa bürünen antik tiyatro, fotoğraf tutkunları için benzersiz bir görsel şölen sunuyor.
Vitrinlerdeki şatafatlı hayatları ve gürültüyü bir kenara bırakıp, Cevat Şakir’in izinde antik tapınakların ve begonvilli sokakların peşinden gitmek isteyenler için Bodrum, sanıldığından çok daha derin ve büyüleyici bir hikâye anlatmaya devam ediyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

