Site icon Serbest Görüş

AKP’de isyan: “Millet aç, intihar ediyor!”

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM 

Meclis açıldı, resepsiyona Erdoğan ve Özel katılmadı. Salonda en dikkat çekici isim MHP lideri Bahçeli idi. Erdoğan severdi resepsiyonları, acaba bu kez neden uzak durdu? Fon skandalı sorulacaktı çünkü. Camdan kontrollü konuşmak kolay ama sorular karşısında zorlanabilirdi. Bahçeli’ye soruldu, ‘kem küm’ etti topu taca attı. Nedense, yeri geldiğinde AKP’ye muhalefet etmekten çekinmeyen MHP, fon konusunda topa girmedi, kenarda kaldı. Hatta ortağını kollayan bir dil kullandığı bile söylenebilir.

Ülkenin tek gündemi var; Fon skandalı…

Fatma Betül Sayan Kaya ve diğer AKP’lilerin fon kazancı… Ve şu ana kadar yargının dokunmaması… Henüz Sayan’ın kapısı çalınmadı. Hayati Yazıcı’nın oğlunun mal varlığına tedbir bile konulamadı. Ertan Aydın’ın ifadesi alınmadı. Erdoğan, Şanlıurfa’da “Adalete hesabını verecekler…” dedi.

Fakat ucu AKP’ye dokunduğunda yargı bir adım öteye geçmedi, geçemedi. Aşılması güç bir baraj ve duvar var. Kim çekti bu barajı, duvarı kim ördü? CHP değil herhalde…

Bahçeli, Öcalan’a selam gönderdi!

Bu arada Devlet Bahçeli’nin resepsiyondaki ‘İmralı mesajı’ fon haberlerinin gürültüsü arasında kaybolup gitmesin… DEM’den Pervin Buldan ile ‘sıcak sohbete’ daldı. Yüzler gülüyordu. Bahçeli, Buldan’a, “Seyahatiniz oluyor mu, gidip geliyor musunuz?” diye sordu. Buldan İmralı’ya giden heyetin önde gelen ismi. Öcalan’ın adını anmadı Bahçeli… Bu kez ‘kurucu önder’ falan da demedi. Ama herkes sorunun ne anlama geldiğini anladı. Buldan “Yakında gideceğiz” dedi. Ve Bahçeli kameraların önünde “Selamımı söylersiniz o zaman…” dedi.

Sürpriz mi? Değil ama anekdotun gazetecilerin önünde gerçekleşmesi önemli… İkili arasındaki trafik ve selamlaşma bir tevatür veya rivayet değil artık. Haberi ‘Selam Demirtaş’a idi’ diye servis edenler oldu. Kısa sürede kaynağından düzeltme geldi. Selamın adresi Demirtaş değil, Öcalan’dı.

Bahçeli’ye Demirtaş’ın tahliyesi de soruldu. “O kadar derine giremem ben efendim…” cevabı verdi. Öcalan’a selam, Demirtaş’a gelince mevzu derin! Oysa daha önce ‘tahliyesi’ yönünde çıkışlar yapmıştı.

Asıl gündem: Fon… AKP’nin gündem değiştirme hamlesi boşa çıktı, Mersin operasyonu da işe yaramadı. Ne iktidar medyası sahiplendi ne de muhalefet ortalığı ayağa kaldırdı. Sabahın köründe kapıyı açan kadının gecelik kıyafetiyle görüntüsünün servis edilmesi ayrıca AKP içinde bile tepkilere neden oldu. Bu ne ilk ne son… AKP’nin devri iktidarında hiçbir ‘ahlaki yaklaşım’ söz konusu değil. Nice operasyonda polis kadın, çocuk demeden eve daldı, yatak odasına girdi. Hiçbir mahremiyet gözetmedi.

Toplumu kim(ler) çürüttü?

AKP’li Bülent Arınç “Toplumsal çürüme var…” dedi. Peki kim çürüttü toplumu? Toplum kendi kendine mi çürüdü? AKP politikalarının hiç mi rolü yok? AKP çeyrek yüz yıldır aralıksız iktidar… Erdoğan her dediğini yaptı, yaptırdı…

Ve ortaya bu manzara çıktı. Hem ‘çürüme var’ deyip hem de Erdoğan’a toz kondurmamak ancak Arınç gibi politikacıların işi olabilir. Fail ortada, eseri meydanda…

AKP bu kez ‘düşman üretmekte’ aciz kaldı. ‘Düşmanı tüketti’ çünkü. Ne ‘dış güçler’ diyebildi ne de falanların tezgahı… Tabii AKP’nin ‘proje nesli’ veya ‘altın kızı’ Fatma Betül Sayan ‘suç üstü’ yakalandı. Sayan herhalde AKP’ye sızan dış güçlerin bir ajanı olamaz. Erdoğan’ın en güvendiği ailenin kızı…

Bursla yurtdışında okutulmuş, ardından siyasete taşınmış biri… Adeta ‘Özel yetiştirilmiş’ dense yeri… Bir ‘AKP projesi’ olduğuna şüphe yok. Ne var ki ‘proje’ elde patladı. Şaşkınlık biraz da o yüzden…

Adının önünde profesör yazan bir meczup imdada yetişmek istedi. Oğlu da Merkez Bankası’nda yöneticiymiş. “Ulaşabildiğim bilgilere göre, fon fırtınasının arkasında İsrail, MOSSAD ve hatta ABD var…” dedi.

Neymiş o bilgiler? Nereden almış? O zaman Fatma Betül Sayan ve diğer AKP’li isimler ABD ve İsrail’in nesi oluyor? Var mı bir cevabı?

Eskiden ‘işkembe-i kübra’dan atmak denirdi ama akademisyenler bu denli saçmalamazdı. Profesörün iddiasını AKP bile ciddiye almadı. Sonunda pes etmek zorunda kaldı.

Ya AKP’nin yayın organı Sabah’ın fon krizini İsmet İnönü’ye bağlamasına ne demeli? Skandala adı karışan birisi İnönü’nün bilmem kaçıncı kuşaktan akrabasıymış.

Peki Fatma Betül Sayan’ı ne yapacaksın? İstifasından birkaç gün önce New York’ta Erdoğan’la birlikte değil miydi? Son ana kadar Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden biri değil miydi?

Bir AKtrol “Zaten partide seveni yoktu.” demiş. Düştükten sonra vurmak kolay… Bunu on gün önce söyleseydin ya… Erdoğan’a “Bunun seveni yok, neden uçağına alıyorsun?” diye sorsaydın ya… Burası kurtlar diyarı… ‘Kurtlukta da düşeni yemek kanun!’

Dava ‘yalan’ oldu!

Sezai Karakoç yıllar önce “Dava için para kazanmaya giden adamların hiçbir eve geri dönmedi!” demiş. AKP’de ‘dava’ falan kalmadı. Arınç’ı yadırgadım, fon krizini yorumlarken “Seçimi kaybedebiliriz” diyor. Peki dava? Fon krizinin ‘dava’ya verdiği zarar ne olacak? Siyaset ve hayat seçim ve sandıktan mı ibaret? Aslolan ‘dava’ değil miydi? Siyaset de parti de bir ‘kutlu dava’ için değil miydi?

Hani siyaset bir araçtı, bir tramvaydı. Mücahitler çoktan müteahhit olmuştu! Yıllar önce Gürsel Tekin, “Her şeye müsait hale geldiler!” demişti. Ne dava kaldı ne mücahitlik… Arınç hala “Kim bunun sorumlusu?” diye soruyor. Bilmiyor mu, ironi mi yapıyor? Anlamak zor. Dava gitti, ‘mücahitler’ yok artık. ‘Gemileri yakmak’ için daha ne bekliyor?

AKP’li vekilden ‘sosyal patlama’ uyarısı

Bakın, Serkan Bayram diye bir milletvekili var. AKP’nin sembol isimlerinden; hakkında film bile yapıldı. Galasına Erdoğan katıldı. Bayram duramadı, açtı ağzını yumdu gözünü, Allah ne verdiyse söyledi. Ekranda konuştu, yetmedi gazetecinin sorularını cevapladı. ‘Gemileri yaktı’. Artık dönüşü yok bu yolun… Sokaktaki insanın hislerine tercüman oldu. Lafı eğip bükmeden söyleyeceğini söyledi.

İşte birkaç cümle; “Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok. Millet aç, millet intihar ediyor. Borsa tepetaklak. Rakamlar manyak manyak. Milleti aptal yerine koymaya gerek yok. Millet geçinemiyor, emekli zorda, cami cemaati konuşuyor, her yerdeyim, görüyorum. Günlerdir uyuyamıyorum. Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi, bugün bu olmazdı… Kapat kapat, onu kapat, bunu kapat. Ona dokunuyor, kapat; buna dokunuyor, kapat. Hayati beyin oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim. Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok…”

Haksız mı isyanında Bayram? Erdoğan’ı dışarıda tutmasını anlamak mümkün değil elbette. Fatma Betül Sayan’ı, Zehra Taşkesenlioğlu’nu üreten sistemin kurucusu Erdoğan… Fon krizi ‘göz göre göre’ geldi. Baştan aşağı AKP’de herkesin haberi vardı. Bu kadar söylemesi de kıymetli Bayram’ın…

Şu sözleri de çok önemli Serkan Bayram’ın: “Türkiye’yi adaleti de, borsayı da fonları da rahatlatmamız lazım. Yoksa Allah korusun Türkiye’de sosyal patlama olur. Oraya gidiyor, bunu yabana atmayın. Toplum inanılmaz rahatsız. Ben ‘bunlar ihanet şebekesi’ dedim. Toplumda infial var. Korkudan konuşamıyorlar. Millet mutsuz ve umutsuz.”

Serkan Bayram, milyonların düşüncelerine tercüman olmuş durumda. Ancak bu uyarıları kendi parti kanadı dikkate alır mı? Bu kurşun gibi ağır sözler Saray’ın kalın duvarlarını aşabilir mi? Onu da zaman gösterecek; ama benim pek ümidim yok!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version