NECİP F. BAHADIR | YORUM
Sorun bir iki değil, derdin bini bir para… İstanbul’da başka okulun öğrencisi elinde bıçağıyla Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nun bahçesine girdi ve 8 kız öğrenciyi yaraladı. Son açıklamalara göre üçünün durumu ağır. Üniversitelerden söz etmiyoruz, ortaokul, lise… Çocukların elinde silah, bıçak… Ülke ‘suç bataklığı’ haline geldi.
Kimin eseri bu? AKP’den başkası olabilir mi?
Sorun çok… Toplumun iyi kötü bir futbol keyfi vardı. Milli Takım dibe vurdu. 4 maç, 4 yenilgi… Rakip ne kadar çetin olursa olsun bir umut vardı. Sürprizlerin takımıydı, ‘bizim çocuklar.’ Şimdi her maç işkence gibi. Allah’tan çabuk bitti.
Erdoğan sözde futbolun içinden geldi. Peki başarı nerede? Dünya kupası desen öyle… Sıfıra sıfır, elde var sıfır… “Kendimi Türk gibi hissediyorum!” demişti İtalyan Montella… Doğru söylemiş… İstifa etmek aklına bile gelmedi. ‘Ballı maaşından’ niye vazgeçsin ki…
Hakemler, hakimler, savcılar…
Önce MHK Başkanı tutuklandı. Eleştirilerin odağındaydı. Sanki dokunulmazlığı vardı. Zırhı kalktı. Sonra Federasyonun en gözde hakemi tutuklandı. Para trafiği dikkat çekici… Hakkında şike iddiası var. Derbi maçlarının hakemiydi. Tek özelliği başkanın hemşerisi olmasıydı.
Zaten lig alacakaranlıktı, daha koyu bir gölge düştü. Federasyon Başkanı istifa eder mi? “Hayır!” dedi; “Ne münasebet yılların pisliğini benim üzerime atamazsınız…”
MHP lideri Bahçeli de bir çiçek gönderdi ve “Yalnız değilsin” diyerek kendisine desteğini bildirdi.
Hakim ve savcı haberlerini görmüşsünüzdür. Para karşılığı davaların nasıl yönlendirildiğini bilmeyen yok. Bazıları hakkında ‘suçüstü’ yapılmış. Adalet Bakanı Akın Gürlek operasyon halkasına ‘f.tö borsasını’ da ekler mi?
Neyse derin mevzu… Ve fakat bu konuda herkes her şeyi biliyor. Tüm ‘akçeli işler’ herkesin gözü önünde oldu. Günü gelir, o dosyalar da açılır. Öyle şeyler açığa çıkar ki fon skandalını aratmaz. Ne Fatmalar var orada! Nereye el atsan orada sorun… Her çuval çürük elmayla dolu…
Fatma Betül Sayan’ı ifadeye çağıran yok!
Neyse ‘ana gündem’ fon krizi… AKP gündemi değiştiremedi. Fon sokağın diline düştü. AKP tabanı bile “Çalıyorlar ama çalışıyorlar…” modundan çıktı. “Bize niye bir şey düşmüyor!” isyanı bu… Gökten düşen üç elmaydı. Hepsini ‘Fatma Betüller’ kaptı. En alttakilere bir şey kalmadı. Fatma Betül Sayan parasının kârını ‘gönüllü’ olarak iade etmiş. Bu kez haber doğru… Savcılık ‘izin vermiş’. Yeterli değil tabii… Yakasını kurtarabilmesi için ‘iki katını’ ödemesi gerekir.
Paranın iadesi aynı zamanda suçun ikrarı anlamına da gelmez mi? Ortada suç varsa yargının gereğini yapması gerekmez mi? İki hafta oldu, Sayan’ı ifadeye çağıran yok. Nedir bu ‘imtiyazlı’ hal? Suçüstü yakalanan Sayan’ın yaptığı yanına kar kalırsa fon skandalının üzerine gidilmiş olur mu?
Erdoğan’ın onca sözü havada kalmaz mı? Fatma Betül AKP veya Erdoğan’ın da sınandığı ‘turnusol kağıdına’ dönüştü. Yargı da sessiz, Fatma Betül Sayan da… Nedense ağzını açıp konuşmadı.
Madem zengindi, İBB’den neden burs aldı?
Ailede zengin olduğunu öğrendik… Tapular dedesinden kalmış. Doğubeyazıt’ta büyük arazileri varmış… Madem öyle İBB’den neden burs aldı? Bir cevabı var mı? “Yakarım” diye tehdidi gündeme geldi. Eşyanın tabiatı gereği bu… Kimse tek başına yanmak istemez. Fatma Betül Sayan’ın ‘tek başına olmadığını’ bilmiyor mu millet? Bir münferit vaka değil, bir sistem bu… Bir mekanizma… Buna şüphe var mı?
Bir liste iddiası herkesin dilinde… AKP’den üst düzey isimlerin adının yazılı olduğu VIP liste… ‘20 küsur’ diyen de var, 50 diyen de… Liste Erdoğan’ın elindeymiş. Paraların getirilmesini istiyormuş…
Böyle kriz mi yönetilir?
Eğer bir devlet veya kurum kalmış olsaydı, anında gereğini yapardı. Parayı gider alırdı. Yurt içi veya dışı fark etmezdi. Geçmişte bunun örneği var. Erdoğan tarzı yönetim işte bu; “Çaldıkları paraları getirsinler…”
Sonra bitti mi? Dosya kapanacak mı? Peki bürokrat ve siyasetçilerin hiç mi suçu ve sorumluluğu yok?
Fatma Betül’e verip veriştiren AKP’den Serkan Bayram geri adım attı. Sürpriz mi? Değil… AKP milletvekillerinin özgürce konuşacağı bir parti değil. Hele muhalif kanallara çıkmak, gazetecilere konuşmak ‘affedilmez suç.’
Gemileri yakarsan başka… Bayram gemiden inmek istemedi. Bunu göze alamadı. Söyleyeceğini de söyledi. Yani maksat hasıl oldu. Parti içindeki ‘isyan havasını’ yansıttı. Bayram’ı susturmak kolay… Yurttan sesler korosu gibi AKP mahallesinden gelen sesler nasıl bastırılacak?
Mahallenin abisi Abdurrahman Dilipak bakın ne yazdı; “Buradan çıkmak da o kadar kolay olmayacak. Yolsuzluk, ahlaksızlık, uyuşturucu adeta metastaz yapmış durumda. Bu kriz ne kadar uzun sürerse sonuçları da o kadar vahim olur. Bu mayınlı tarlaya troller sürenler, rüzgâr ekip fırtına biçerler. Toplum bunu daha çok tartışmaya başlar… Hadi bugün kendinizi kurtardınız; din günü, ahiret hayatını, cennet ve cehennemi, ölümü ve sonrasını, İlahi Adalet Divanı’nı hiç mi aklınıza getirmiyorsunuz?”
Tatmin olmayan bir açgözlülük!
Bir dönem AKP’de siyaset yapan Yeni Şafak’tan Aydın Ünal’ın yazdıkları da yenilir yutulur cinsten değildi. Ünal bir ara Erdoğan’ın konuşma metinlerini de kaleme aldı. Komplo teorilerine itiraz eden Aydın Ünal yazısında şu satırlara yer verdi; “Fon krizi tamamen “doğal” nedenlerle ortaya çıktı. Cılız bir setin arkasında tatmin olmayan iştiha, hırs, tamahkarlık, açgözlülük, dolandırıcılık, hırsızlık, yağmacılık biriktikçe birikti. Set, arkasında biriken bu günah yığınına dayanamadı, çatırdayarak yıkıldı, şimdi önü sıra her şeyi yıkarak ilerliyor. Başından sonuna kadar her şey doğal. İç ya da dış mihraklar yok. Bu bir darbe girişimi de değil. Ama bu sel durdurulmazsa, önüne set çekilmezse, bu cenaze hızla kaldırılıp gömülmezse, işte o zaman bir darbe girişimine dönüşebilir. Süreç ne kadar uzarsa yıkım o kadar artacak; cenaze ne kadar ortada kalırsa, koku artacak, etrafını da enfekte edecek…”
Ben hep aynı yerdeyim. Arınç’ta da mahallede de panik hep ‘iktidarın kaybedilmesi’ üzerine… ‘Kutlu Dava’ iktidardan daha önemli değil mi? Dilipak, “Ahlaksızlık metastaz yaptı!” diyor. Bu hastalık, bu çürüme ne olacak? Okullar suç mahalli oldu. Hakimler, hakimler, rüşvete boğuldu. Toplum, bir zamanlar Arınç’ın dediği gibi ‘Sodom ve Gomore’den farksız…
Diyanet bir hutbeyi de buna ayıramaz mı? Aaaah ah! Önce camiler bozuldu.
Yahya Efendi boşuna yazmamış; “Mescitte riya pişeler etsin ko riyayı/ Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai…”
Bırakın artık dünya ve iktidar endişesini; dava gitti dava!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

