Protein, son yıllarda sağlıklı yaşam dünyasının adeta yıldızı haline geldi. Herhangi bir marketin raflarında dolaştığınızda, yoğurtlardan cipslere, pankek karışımlarından dondurmaya kadar hemen her ürünün üzerinde “yüksek protein” ibaresiyle karşılaşmak mümkün.
Popüler kahve zincirleri bile protein tüketimini artırmak isteyen müşterilere yönelik protein içeriği yüksek içecekler sunmaya başladı. Sosyal medyadaki bazı içerik üreticileri günde 100 gramı aşan protein hedeflerinden söz ederken protein tozları, barları ve içecekleri dünyada milyarlarca dolarlık bir pazara dönüşmüş durumda. Fakat bütün bu ilginin ortasında pek çok kişinin aklında aynı soru var: Gerçekte ne kadar proteine ihtiyacımız var?
Yanıt; yaşınıza, fiziksel etkinlik düzeyinize ve genel sağlık durumunuza göre değişiyor. Ancak çoğu insan için gereksinim duyulan miktar, internette öne sürülenden muhtemelen daha düşük. Uzmanların altını çizdiği nokta ise daha dengeli. Protein; kasların yapımı ve onarımı, bağışıklık sistemi, hormon ve enzim üretimi gibi pek çok temel işlev için gerekli. Ancak gereksinim; yaşa, fiziksel etkinliğe, genel sağlık durumuna ve yaşam biçimine göre değişiyor.
Sağlıklı bir yetişkin için referans alınan günlük protein miktarı, EFSA’ya (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) göre vücut ağırlığının kilogramı başına yaklaşık 0.83 gram. Ancak bu rakam kişisel bir hedef veya üst sınır değil, sağlıklı nüfusun büyük çoğunluğunun gereksinimini karşılamak üzere belirlenmiş bir referans değer. Yani 60 kilo ağırlığındaki bir yetişkin için bu yaklaşık 50 gram, 70 kilo için yaklaşık 58 gram, 80 kilo içinse yaklaşık 66 gram proteine karşılık geliyor. Bir diğer noktada ise bu miktar herkes için aynı değil; fiziksel etkinlik düzeyi, gebelik, emzirme gibi dönemler gereksinimi artırabiliyor. Düzenli kuvvet ve direnç antrenmanı yapanlar, sporcular, kilo verirken kas kütlesini korumaya çalışan kişiler daha yüksek protein alımına ihtiyaç duyabilir veya bundan yarar görebilir.
Türkiye ve Avrupa Birliği’nde “yüksek protein” beyanı, ürünün enerji değerinin en az yüzde 20’sinin proteinden gelmesi halinde kullanılabiliyor. Ancak bu teknik koşulu karşılamak, bir ürünü otomatik olarak sağlıklı yapmıyor. Protein eklenmiş bir bar, kurabiye ya da içecek aynı zamanda yüksek miktarda şeker, sodyum veya doymuş yağ içerebilir. Bu nedenle yalnızca protein gramına değil, o proteinin hangi gıdadan geldiğine ve ürünün bütün içeriğine bakmak gerekiyor.
Balık, yumurta, yoğurt, bakliyat, tofu ve kuruyemiş gibi gıdalar güçlü protein kaynakları arasında. Mesele mümkün olan en yüksek miktara ulaşmak değil; ihtiyaca uygun, dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni kurmak. Tam da bu nedenle bilinçli tüketim önemli; özellikle kişisel gereksinimlere göre şekillenen beslenme düzenlerinde bir doktor ya da beslenme uzmanına danışmak en sağlıklı yaklaşım.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

