İktisatçı ve Veri Analisti Prof. Dr. Ercan Ekmekçioğlu, kamu-özel işbirliği modelini eleştiren Ekmekçioğlu, 25-30 yıllık garanti sözleşmelerine dikkat çekerek sistemi “taksitle devredilen egemenlik modeli” olarak niteledi.
Parametre’nin bu haftaki bölümünde Mehmet Şahin’in konuğu olan Prof. Dr. Ercan Ekmekçioğlu, programında küresel ekonomide artan jeopolitik risklerden Türkiye’de enflasyona, petrol fiyatlarından kamu-özel işbirliği projelerine kadar bir dizi başlığı değerlendirdi.
Programın ilk bölümünde ABD ile İran arasında yeniden yükselen gerilimin enerji piyasalarındaki etkileri ele alındı.
Petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesine yaklaşmasının yalnızca enerji maliyetlerini değil, küresel enflasyon ve faiz beklentilerini de etkileyebileceğine dikkat çekildi.
Ekmekçioğlu, enerji fiyatlarında kalıcı bir yükseliş yaşanması halinde özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomilerin daha güçlü bir enflasyon baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini anlattı.
PETROLDEKİ YÜKSELİŞ FED’İN PLANINI DEĞİŞTİREBİLİR
Programda petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışın ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikası üzerindeki olası etkileri de değerlendirildi.
Enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesinin enflasyon beklentilerini bozabileceği, bunun da merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirmesine yol açabileceği belirtildi.
Uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş ve küresel para hareketlerinin de finansal piyasalar açısından yeni bir risk oluşturduğu ifade edildi.
TÜRKİYE’DE ENFLASYON İÇİN PETROL RİSKİ
Programın Türkiye ekonomisine ayrılan bölümünde Ağustos 2026 enflasyon verileri ve Merkez Bankası’nın önündeki seçenekler ele alındı.
Türkiye’de yüksek enflasyonun devam ettiği bir dönemde petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni bir artışın, akaryakıttan ulaştırmaya ve üretim maliyetlerine kadar birçok kanaldan fiyatlara yansıyabileceği belirtildi.
Ekmekçioğlu, enerji fiyatlarındaki yükselişin kalıcı olması halinde Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha temkinli davranmak zorunda kalabileceğini değerlendirdi.
Gıda ve enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisinin sürdüğüne dikkat çekilen programda, yüksek enflasyonun Türkiye ekonomisinde giderek daha kalıcı bir sorun haline gelip gelmediği de tartışıldı.
AKARYAKIT FİYATLARINDA YENİ ARTIŞ RİSKİ
Petrol fiyatlarındaki yükselişin Türkiye’de doğrudan hissedilebileceği alanların başında akaryakıt geliyor.
Programda döviz kuru ve uluslararası petrol fiyatlarının birlikte yükselmesi halinde benzin ve motorin fiyatlarında yeni artışların gündeme gelebileceğine dikkat çekildi.
Ekmekçioğlu, enerji maliyetlerindeki artışın yalnızca araç sahiplerini değil, taşımacılık maliyetleri üzerinden mal ve hizmet fiyatlarının tamamını etkileyebileceğini anlattı.
ZAFER HAVALİMANI ÜZERİNDEN GARANTİ SİSTEMİ
Programın son bölümünde ise Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan kamu-özel işbirliği modeli ele alındı.
Zafer Havalimanı örneğinden hareketle havalimanları, köprüler, otoyollar ve şehir hastanelerindeki kullanım ve gelir garantileri tartışıldı.
Ekmekçioğlu, kamu-özel işbirliği projelerinde özel şirketlerin yatırım yaptığı ancak gelir riskinin önemli bölümünün verilen garantiler nedeniyle kamuya aktarılabildiğini savundu.
Öngörülen kullanım seviyelerinin altında kalınması durumunda aradaki farkın kamu kaynaklarından karşılanmasının sistemin temel sorunlarından biri olduğunu söyledi.
“TAKSİTLE DEVREDİLEN EGEMENLİK”
Ekmekçioğlu, uzun vadeli kamu-özel işbirliği sözleşmelerine ilişkin eleştirisini şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’de kamu-özel işbirliği modeline rahatlıkla taksitle devredilen egemenlik modeli diyebiliriz.”
25-30 yılı bulan sözleşmelerin yalnızca bugünkü bütçeyi değil gelecek hükümetlerin ve gelecek kuşakların mali alanını da etkilediğini belirten Ekmekçioğlu, dövize endeksli ödemeler ve Hazine yükümlülüklerinin uzun vadeli risk yarattığını ifade etti.
ŞEHİR HASTANELERİ VE UZUN VADELİ YÜKÜMLÜLÜKLER
Şehir hastaneleri de programda kamu-özel işbirliğinin önemli örneklerinden biri olarak ele alındı.
Uzun süreli kira, hizmet ve garanti ödemelerinin kamu bütçesi üzerinde yıllara yayılan bir yük oluşturabileceğine dikkat çekildi.
Sözleşmelerin bazı ayrıntılarının kamuoyuna açık olmaması da eleştirilen başlıklardan biri oldu.
Ekmekçioğlu, bu tür projelerde kamu tarafının üstlendiği mali risklerin daha şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.
“SERVET YUKARIDA BİRİKİR, RİSK AŞAĞIYA TAŞINIR”
Ekmekçioğlu, kamu-özel işbirliği sistemine yönelik eleştirisini “Servet yukarıda birikir, riskler aşağıya taşınır.” sözleriyle özetledi.
Özel sektörün elde edeceği gelirin çeşitli garantilerle güvence altına alınmasına karşılık talep, kur ve kullanım risklerinin önemli bölümünün kamuya yüklenmesinin tartışılması gerektiğini söyledi.
Programda kamu-özel işbirliği modeli açısından temel soru şöyle ortaya konuldu: Kamu kaynakları kullanılmadan büyük yatırımların gerçekleştirilmesini sağlayan bir finansman modeli mi, yoksa uzun vadeli garantiler nedeniyle “kâr özele, zarar kamuya” sonucunu doğuran bir sistem mi?
NEDEN ÖNEMLİ?
Kamu-özel işbirliği projelerinde verilen garantiler yalnızca projenin yapıldığı yılın bütçesini etkilemiyor. 25-30 yıla kadar uzayabilen sözleşmeler nedeniyle bugünkü kararlar gelecek yıllardaki kamu harcamalarını da bağlıyor. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek yeni bir yükseliş ise aynı dönemde Türkiye’nin enerji ithalatı, enflasyon ve faiz politikası üzerinde ek baskı oluşturma riski taşıyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/09/Kamu-ozel-isbirligi-taksitle-devredilen-egemenlik-modeline-donustu-986x1024.jpg)