Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | Maaşler eridi, emekliler çıkmazda; sosyal patlama alarmı

TR724 HABER



Ankara’da AYM önünde düzenlenen eylemde bir emekli canına kıydı!

Ankara’da emeklilerin seyyanen zam talebiyle yaptığı eylem sırasında 60 yaşındaki emekli polis Ali Şekeroğlu, “Emekliyim, geçinemiyorum!” dedikten sonra yaşamına son verdi. Olay, milyonlarca emeklinin yıllardır büyüyen geçim krizini yeniden gündeme taşıdı. Bugün 5,1 milyon kişi 23 bin 552 TL’lik en düşük aylıkla yaşamaya çalışırken açlık sınırı 37 bin 388 TL’ye ulaşmış durumda. 27 bin lira civarında olan ortalama emekli aylığı bile açlık sınırının 10 bin lira altında kalıyor! DİSK-AR’a göre çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2025 itibarıyla yüzde 69,5’e ulaşmış durumda. Rakamlar, emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkışmanın artık yalnızca bir gelir sorunu olmaktan çıktığını gösteriyor; sosyal patlama kapıya dayandı! 

Ankara’da yaşanan vahim olay, Türkiye’de milyonlarca emeklinin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazı yeniden gündemin merkezine taşıdı. Emeklilerin seyyanen zam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde düzenlediği eyleme katılan 60 yaşındaki emekli polis Ali Şekeroğlu, “Emekliyim, geçinemiyorum.” sözlerinin ardından yaşamına son verdi.

Bir intihar vakasını yalnızca ekonomik nedenlerle açıklamak mümkün değil. Ancak Şekeroğlu’nun son sözlerinde doğrudan geçim sıkıntısını dile getirmesi ve olayın emeklilerin maaş taleplerinin gündeme getirildiği bir protesto sırasında yaşanması, Türkiye’de emeklilerin geldiği noktayı görmezden gelmeyi de imkânsız hale getiriyor.

Çünkü rakamlar uzun süredir aynı şeyi söylüyor: Emekli aylıkları temel yaşam giderlerini karşılayamıyor.

Türkiye’de en düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira. Türk-İş’in Ağustos 2026 hesabına göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gerekli aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 37 bin 388 liraya ulaşmış durumda. Aradaki fark 13 bin 836 lira. Başka bir ifadeyle en düşük emekli aylığı, yalnızca mutfak masrafının yaklaşık yüzde 63’ünü karşılayabiliyor. Üstelik bu hesapta kira yok. Elektrik yok.  Doğalgaz yok. Su yok. Ulaşım, sağlık, giyim ve diğer zorunlu harcamalar yok.

Peki yoksulluk sınırı ne kadar? 121 bin 786 lira. Daha çarpıcı ifade edelim: Beş emeklinin 23 bin 552 liralık en düşük aylığını toplasanız 117 bin 760 lira ediyor. Yani 5 en düşük emekli aylığı bile dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırına ulaşamıyor!

5,1 milyon kişi en düşük aylığa sıkıştı

Yaklaşık 17 milyon emekli ve hak sahibinin 5,1 milyonu bugün 23 bin 552 liralık en düşük aylık seviyesinde bulunuyor. Bu, her 10 kişiden yaklaşık 3’ünün en düşük aylıkla geçinmeye çalışması anlamına geliyor. Üstelik en düşük aylık yükseltildikçe bu gruba girenlerin sayısı da artıyor. Kök aylıklar yeterince yükselmediği için farklı prim günleri ve çalışma sürelerine sahip milyonlarca emekli aynı taban aylıkta buluşuyor. Emekli aylıkları adım adım aşağıda eşitleniyor. Ortalama emekli aylığı 27 bin lira civarında!

Ortalama memur emeklisi bile açlık sınırının altında

Sorun yalnızca en düşük aylığı alanlarla sınırlı değil. Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre en düşük Emekli Sandığı aylığı 30 bin 403 lira. Ortalama Emekli Sandığı aylığı ise 37 bin 29 lira. Açlık sınırı 37 bin 388 lira. Yani bugün ortalama memur emeklisi aylığı bile dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda ihtiyacını karşılamaya yetmiyor.

Türkiye’de yıllarca kamu hizmetinde çalışmış ortalama bir memur emeklisinin aylığı dahi açlık sınırının altına düşmüş durumda. Bir başka veri daha aktaralım; AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında ortalama emekli maaşı ile 9 çeyrek altın alınırken, bugün bu sayı 2’ye düştü. 

Emekli artık ‘emekli’ olamıyor

Gelir kaybının en çarpıcı sonucu çalışma hayatında görülüyor. DİSK-AR verilerine göre 2002’de çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6’ydı. 2025’te bu oran yüzde 69,5’e çıktı. Yani 2002’de her 100 emekliden yaklaşık 37’si çalışıyor ya da iş arıyorken bugün bu oran 70’e yaklaşmış durumda.

DİSk-AR’ın İşçi Sınıfının Geçim Krizi’ raporundan aynen aktarıyorum: “2002 yılında 4,3 milyon emeklinin 1,6 milyonu (yüzde 36,6’sı) işgücü piyasasında iken, 2025 itibarıyla 12 milyonu aşkın emeklinin 8,5 milyonu işgücü piyasasındadır. Çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 69,5’e yükselmiştir.”

Emeklilik artık milyonlarca kişi açısından çalışma hayatının sonu anlamına gelmiyor. 65, 70 hatta daha ileri yaştaki insanlar, emekli aylıklarıyla yaşamlarını sürdüremedikleri için yeniden çalışmak veya iş aramak zorunda kalıyor.

Maaş asgari ücretin üzerinden altına düştü

Emeklinin gelir kaybı geçmişle karşılaştırıldığında çok daha net görülüyor. 2000’li yılların başında ortalama emekli aylığı asgari ücretin üzerindeydi. DİSK-AR verilerine göre ortalama emekli aylığının net asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 seviyesindeydi. 2025’te bu oran yüzde 84’e kadar geriledi. Yani emekli aylığı yıllar içinde asgari ücretin üzerinden asgari ücretin altına düştü.

Ekonomi büyüdü, emeklinin payı küçüldü

Aynı gerileme milli gelir karşılaştırmasında da görülüyor. 2002 yılında ortalama emekli aylığının kişi başına GSYH’ye oranı yüzde 46,4 seviyesindeydi. 2025’te oran yüzde 31,6’ya kadar geriledi. Basit ifadeyle, kişi başına milli gelir 100 birim kabul edildiğinde ortalama emekli aylığı 2002’de yaklaşık 46 birime karşılık gelirken bugün yaklaşık 32 birime denk geliyor. Türkiye ekonomisi büyüdü, kişi başına gelir arttı; ancak emekli aylıkları aynı ölçüde büyümedi. Emeklinin ülkenin genel gelir düzeyi karşısındaki konumu geriledi.

“Emekliyim, geçinemiyorum!” sözleriyle birlikte yaşanan intihar, yıllardır rakamlarla görünen ekonomik sıkışmanın toplumsal sonuçlarının ne kadar ağırlaşabileceğine ilişkin ciddi bir uyarı niteliğinde. İktidar bu ‘sıkışmayı’ daha ne kadar ‘görmezden’ gelecek bilmiyoruz. 5,1 milyon kişinin en düşük aylığa mahkum olduğu (ve bu sayı her yıl daha da artıyor), ortalama memur emeklisi aylığının dahi açlık sınırının altına indiği ve her 10 emekliden yaklaşık 7’sinin çalıştığı ya da iş aradığı bir tabloda mesele artık yalnızca “emekliye ne kadar zam yapılacağı” değil. Mesele, milyonlarca insanın emeklilik döneminde insanca yaşamını sürdürebilecek bir gelire sahip olup olmadığı.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version