Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | Fon vurgunu: Devlet gücüyle halk soygunu

TR724 HABER


Türkiye sermaye piyasaları, bugüne kadar çok sayıda borsa spekülasyonu, manipülasyon dalgası ve finansal kriz gördü. Ancak Eylül 2026 itibarıyla resmi tasfiye süreci devam eden 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fon, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre 455 bin 758 tekil yatırımcıyı doğrudan etkileyen makro düzeyde bir finansal sarsıntıya dönüştü. Başka bir ifadeyle fon skandalı, finansal literatürdeki “piyasa dolandırıcılığı” sınırlarını çoktan aşmış durumda. Yani mesele birkaç uyanık manipülatörün borsa ekranında yaptığı hileli işlemler olmaktan çıkmış; devlet mekanizmalarını ve siyasi gücü içine alan kolektif bir soygun düzeniyle karşı karşıya ülke… İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşinin bizzat başat aktörler olarak adının dosyaya girmesi karşımızdaki tablonun devlet gücüyle kurgulanmış organize bir kleptokrasi (hırsızlar rejimi) örneği olduğunu gözler önüne seriyor. Rejim artık ihalelerden vs. değil; doğrudan halktan çalıyor!

Türkiye, fon vurgunuyla çalkalanıyor; öyle ki konu ulusal boyutu çoktan aşmış durumda. Son olarak AKP’li Fatma Betül Sayan Kaya’nın da adı dosyaya girdi. Aşağıdak ayrıntılarını okuyacaksınız; hakkındaki iddialar çok ağır…

Siyaset bilimi ve finans hukukunda kleptokrasi, bir zümrenin devlet imkanlarını, kamu otoritesini ve gizli devlet bilgisini halkı soyarak kendi kişisel servetini büyütmek için kullanması tanımlanıyor. Fon skandalının tam kalbine yerleşen iddialar, bu tanıma kusursuz bir şekilde oturuyor…

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin ifşa ettiği belgelere göre, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, Nisan ayında manipülasyonun merkezindeki şaibeli borsa hisselerine (özellikle Özata Denizcilik – OZATD) toplam 163 milyon 46 bin TL yatırdı. Sistem Eylül ayında gürültüyle patlamadan hemen önce, içeriden operasyon yapılacağı bilgisini alan Kaya çifti, hisselerini zirve fiyattan nakde çevirerek piyasadan tam 2 milyar 170 milyon TL çekti. Sadece 4-5 ayda parayı neredeyse 13 katına çıkaran bu deha(!), serbest piyasa başarısı değil; içeriden üflenen devlet bilgisinin getirdiği bir imtiyaz.

Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya gerçekten birer finans dehası olabilir mi? Elbette bu teorik olarak mümkündür! Ancak serbest piyasa kuralları ve finansal rasyonalite çerçevesinde bu muazzam “başarının” kabul görebilmesi için, kamuoyunun aklındaki şu yakıcı soruların şeffaflıkla cevaplanması gerekir:

Geçmiş portföy sicili nedir?

Eğer bu soruların arkasında resmi, şeffaf ve denetlenebilir finansal raporlar yoksa; karşımızdaki tablo bir başarı hikayesi değil, devlet gücünü ve unvanını kaldıraç olarak kullanan organize bir servet transferidir.

Bu noktada şunu da hatırlatalım; 26 Eylül itibarıyla Fatma Betül Sayan Kaya şu ana kadar hakkındaki bu ağır iddiaları yalanlamadı, tüm görevlerinden istifa etti ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Bürosu’nun Kaya ailesinin tüm menkul, gayrimenkul, gemi ve uçak varlıklarına ihtiyati tedbir talep etti…

Soyguna göz yumuluyor!

Meselenin bir de ‘denetim’ boyutu var… Bu soygun, denetim birimlerinin “ruhu duymadan” yapılan gizli bir operasyon da değil! Aksine; devletin tüm istihbarat, yargı ve uluslararası denetim mekanizmaları çarkların kirli döndüğünü merkeze rapor etmiş, ancak rejim bu uyarıları gerekli ciddiyetle ve hassasiyetle dikkate almamış…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, portföy şirketleri üzerinden dönen organize usulsüzlükleri ve kara para aklama trafiğini ilk olarak Şubat 2025’te resmi yazıyla Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) bildiriyor. Tedbir alınması isteniyor, ancak bürokrasi yazıyı sümen altı ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025’te açıkça “Bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz, mücadeleyi artıracağız” diyor. Bu itirafın ardından fonların kapatılması gerekirken, balonun 297 milyar TL’den 1 trilyon TL’ye büyümesine 10 ay boyunca göz yumuliyor?

Neden? Çünkü içerideki “ayrıcalıklı siyasilerin” paralarını kurtarması için zamana ihtiyaçları var!

Küresel endeks sağlayıcı MSCI, Türkiye’deki fon varlıklarında “koordineli ve şüpheli” işlemler saptadığını duyuriyor ve rejime ültimatom veriyor: “Gereken adli adımları atmazsanız, Türkiye’yi Gelişmekte Olan Piyasalar statüsünden Sınır Piyasalar seviyesine küme düşüreceğiz”.

Rejim, ülkenin uluslararası itibarının paspas edilmesini bile göze alarak sessiz kalıyor.

Başsavcılık 19 Ağustos 2026’da çok daha sert bir suç örgütü uyarısını SPK’ya geçiyor. Ancak “döner kapı” bürokrasisi sayesinde bu gizli yazı manipülatörlere sızdırılıyor. Pusula ve Tera Portföy sahipleri bu sayede İsviçre bankalarına milyonlarca dolar kaçırma fırsatı buluyor. Bunların tamamı belgeli…

Vatandaşlar bile isteye soyuldu!

İşte bütün bu ihmaller, geç tedbir almalar ve idari körlük, borsaya giren küçük yatırımcı için ölümcül bir tuzak hazırladı. Türkiye’de AKP rejimi sayesinde(!) yüzde 30’un altına inmeyen kronik enflasyon canavarı karşısında ezilen, elindeki üç kuruş birikimi korumaya çalışan 455 bin 758 vatandaş, devletin resmi onaylı SPK’sına ve TEFAS platformuna güvenerek bu fonlara sığındı.

Vatandaş parasının devlet garantili faizde veya profesyonel ellerde korunduğunu sanırken, fon yöneticileri bu paraları Destek Faktoring gibi sığ şirketlerin hisselerini 87 kat yapay olarak şişirmek için spekülatörlerin emrine verdi. Sistem, fona yeni para girişi durduğu an tıkanacağını bile bile işletilen devasa bir Ponzi (saadet zinciri) düzeneğiydi.

Nitekim SPK 28 Ağustos’ta nihayet sert kurallar içeren Fon Rehberi’ni yayımlayıp manipülasyon musluğunu kıstığında, içeride nakit kalmadığı anlaşıldı ve 132.7 milyar TL’lik nakit çıkış talebiyle sistem saniyeler içinde kilitlendi. Vatandaş için artık çok geçti…

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıkladığı acı bilanço; 46 şirketin, 18 fonun ve 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulduğunu, 37 kişiye yurt dışı yasağı konulduğunu gösteriyor. Devlet şimdi suçluların jetlerine, yatlarına el koyuyor. Kurtarılan bu varlıklar, ortadaki 1 trilyon liralık devasa enkazın yanında denizde sadece bir damla!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version