Site icon Serbest Görüş

Doğu Perinçek neden panikledi?

Doğu Perinçek neden panikledi?


BÜLENT KORUCU | YORUM 

Kaşif Kozinoğlu’nun hayatını kaybetmesiyle ilgili dosyanın tekrar açılması ve cinayet şüphesinin dile getirilmesi Doğu Perinçek ve ekibinde gözle görülür bir paniğe sebep oldu. Dosyayı açanlar asıl hedeflerini gizlemek için hep aynı maskelemeyi yapıyor: FETÖ. Herkes o perdenin arkasına geçerek kendini korumaya çalışıyor ama nihayetinde kimin dışarda kalacağına karar veren irade başka. Perinçekgiller de kamuoyunu yönlendirmek için bolca bu sosu kullanıyor. Lakin o kadar yetersiz bir örtü ki muhakkak bazı yerleri açıkta kalıyor.

Dosyanın yeniden açılması, o ölümün etrafında oluşmuş siyasi ve istihbari ilişkiler ağını da yeniden gündeme taşıyor. Perinçek çevresinin paniği, belki de bu yüzden dosyanın kendisinden çok, açabileceği kapılarla ilgili.

Sırf ‘bu iş ciddi’ havası verebilmek için bir muhabir ve iki ambulans şoförünü tutukladılar. Oysa adı geçen kişiler dış kapının dış mandalı bile olamaz. Sadece ‘iz üstündeyiz’ havası için cezaevindeler.

DHA muhabiri Selahattin Günday, bir MİT personelinin görüntülerini çektiğinden dolayı içerde. O yıllarda farklı bir MİT kanunu bulunması ve zamanaşımı süresi kararı anlamsızlaştırıyor. Ayrıca görüntüleri yayınlayan tv kanallarının bütün yöneticilerinin de Günday’ın koğuşuna alınması gerekir. Cinayet soruşturması yapıyorsanız, cevap aranan soru ‘kim çekmiş değil; kim zehirlemiş’ olmalıydı.

‘Cemaat’le bağlantılı olarak ortaya konulan ciddi bir suçlama görünmüyor. Genç gardiyanın yaptığı iddia edilen şey, radyonun sesini açarak alarmın duyulmasını engellemekten ibaret. Meslekten ayrılmış, daha sonra Fatih Üniversitesinde okumaya başlamış. Hepsi bu!

Erdoğan rejimi her işe başlarken besmele çeker gibi önce o kelimeyi telaffuz ettiğinden etki gücü zayıfladı. Fakat, ‘Perinçekgiller’ için öyle değil. Başka hayaller kurarken soluğu Silivri’de almak da var.

Kritik isim; Hasan Atilla Uğur!

Tedirginliğin en önemli sebebi; sabıkalarının kabarık olması. Hiram Abas başta olmak üzere çok sayıda MİT mensubunun kimliğini ve diğer bilgilerini deşifre ederek öldürülmesine yol açmakla suçlandılar. Kaşif Kozinoğlu ismini de kamuoyu önünde ilk telaffuz eden yine Aydınlık Dergisi oldu. ABD adına çalıştığının Genelkurmay tarafından tesbit edildiğini öne sürecek kadar ileri gittiler. Şimdiki tavırları en iyimser şekliyle timsah gözyaşı olabilir.

Zincirdeki en zayıf halka ve Perinçekgiller için Aşil’in Topuğu, emekli albay Hasan Atilla Uğur. Güneydoğu’daki faili meçhul cinayetlerin baş şüphelilerinden olan Uğur, Ankara’ya geldiğinde de boş durmadı. Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur adına mıntıka temizliğine ve siyaset mühendisliğine girişti.

İstihbarat Başkan Yardımcısı olarak yaptıkları Ergenekon duruşmaları sırasında da gündeme geldi. “Arkadaşım!” dediği Osman Sınav aracılığıyla Kurtlar Vadisi ve Pusat gibi diziler üzerinden derin devlet aklamaları yapması, Kozinoğlu’nun da dikkatini çekmişti. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un talimatıyla hazırladığı raporda Hasan Atilla Uğur’a yönelik suçlamalar vardı.

Onu giyotine götürecek bilgiler bununla kalmıyor. Kozinoğlu’na Uğur tarafından bir hap verildiği ve ardından durumunun kötüleştiği iddiası, Erdem Atay’ın bir açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Bu iddia doğruysa, cezaevi koşullarında ölümün nasıl gerçekleştiği sorusu daha da önemli hâle geliyor. Bir cinayet soruşturması, “Kim zehirlemiş olabilir?” sorusuyla ve doğal olarak aynı mekanı, koğuşu paylaştıklarından başlar, ambulans şoföründen değil.

Ergenekon davası sanıklarından ve mafya liderliği ile suçlanan Semih Tufan Gülaltay uzun zamandır suikast emrini Perinçek’in verdiğini ve Uğur’un yerine getirdiğini öne sürüyor. Şimdiye kadar duymazdan gelen Perinçek, ilk defa Gülaltay hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu bile tek başına paniğin göstergesi olarak yorumlanabilir.

Kozinoğlu’nun el yazısıyla tuttuğu notları cezaevi dışına çıkarıp Aydınlık’a ulaştıran da Uğur’dan başkası olamaz. Aile bu yüzden Aydınlık’ı iki kere mahkemeye verdi. Bin sayfalık nottan işine gelen yerleri seçip 102 sayfasını yayınlamaları başlı başına şüphe kaynağı. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, Şemdinli Kitabevi soruşturması sırasında, “Hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz!” demişti. Katil koğuştaysa tedbir boşa düşer.

Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda yetişmiş ve en zor coğrafyalarda uzun yıllar görev yapmış bir profesyonel olarak Kozinoğlu, dışarıdan gelebilecek girişimlere hazırlıklıydı. Zaten haber salıp “Beni öldürecekler.” demişti. Ancak, Harbiye’de alt devresi olan ve Ergenekon’dan birlikte içeri girdikleri bir askere karşı aynı dikkati gösteremediği anlaşılıyor. Uğur, cezaevinden çıkar çıkmaz baba ocağına döndü ve notları ulaştırdığı Vatan Partisi’nde Genel Başkan Yardımcılığı ile ödüllendirildi.

Tuncay Özkan, yardıma koştu!

Albay Uğur’un başı sıkışınca defansa koşanlardan biri de Tuncay Özkan oldu. Nasıl gelmesin ki, Çukurova Grubu “Bize 9 milyon maliyeti var.” diye onu kovunca devreye Uğur girmişti. Mehmet Emin Karamehmet’i Jandarmaya çağırıp, Özkan’ı geri almasını istemişti. Duruşmalarda bizzat Özkan’ın sorusu üzerine görüşmeyi doğrulamış ancak ‘talimat değil, sadece geri dönüp dönemeyeceğini sordum’ cevabıyla geçiştirmişti.

Askerin öylesine güçlü olduğu dönemde Jandarma İstihbarat Başkanı’nın odasında bu soru nasıl etki yapar? Velevki soru olsa…

“Perinçekgiller neden hedef olsun ki?” diye düşünenler şunu unutmasın mafyatik birlikteliklerde herkes birbirine karşı arkasını kollar. Bir gün yıkılırsa bunun ihanetle olacağını bilir. O yüzden abartılı güç gösterileri ortakları tedirgin eder, alarm seviyesini yükseltir.

Aydınlık Grubu son zamanlar güç sarhoşluğu içinde; neredeyse, “Biz söylüyoruz, Erdoğan yapıyor!” havasındalar. Doğu Perinçek, “Yerimizde duruyoruz, Erdoğan yanımıza geldi.” dememiş miydi? Bilhassa Süleymanlılar (Süleymancılar) operasyonlarında bu algı iyice yükseldi. Yıllardır camiayı hedef gösterdiler, tutuklamalara yol açan iddiaları en önce onlar dile getirdi.

Operasyonu muhafazakar çevrelere izah etmekte zaten zorlanan AKP, Ergenekoncuların abartılı coşkularıyla daha da sıkıştı. Kozinoğlu dosyası üzerinden ortaklarına aba altından sopa gösteriyor, Demokles’in Kılıcı’nı sallandırıyorlar.

Bu arada Hakan Fidan dengesini de unutmamak lazım. Kozinoğlu’nun notlarında ayıklama yapanlar Fidan’a dair suçlamaları özenle korumuş. Erdoğan ve ekibi isterse buradan Fidan’a da yürüyebilir.

Aslında bir taşla çok kuş vurulacak bir dosya. Kamuoyu meşgul olsun ve masa altından birbirlerini tekmeledikleri görünmesin diye ‘FETÖ’ örtüsü çekiliyor.

He kanka hepsini FETÖ yaptı!

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version