NECİP F. BAHADIR | YORUM
Melih Gökçek’in oğlu, AKP Milletvekili Osman Gökçek’in de psikolojisi bozuk. Hayır, Nişantaşı’ndaki kahve görüntüsünü kastetmiyorum. Eğer haber doğruysa… Notunu düşerek söylüyorum. Üzerinden iki gün geçti, tekzip edilmedi. Gökçek AKP’li Abdullah Ağralı’yı CHP’li sandı. Ve suratına yumruğu patlattı. İnsan kendi partisinin milletvekilini tanımaz mı?
Belli ki ne yaptığının farkında değil. Aklı fikri ‘soruşturmada’ olmalı. O da ailenin bir ferdi çünkü. Bir ucunun günün sonunda kendisine dokunması işten bile değil.
Oysa soruşturmadan duyduğu memnuniyeti dile getirmişti. Laf tabi… Bilmez mi işerinin karışık olduğunu… Osman Gökçek, abisine göre daha fazla ‘akçeli işlerin’ içinde. ‘Beyaz TV’ baştan sona soru işareti… Oturduğu devasa villa Meclis kürsüsünde gündeme geldi. Bilmem kaç havuz ve kaç odalı… Villa kelimesi hafif kalır. İzah etmekte çok zorlandı. Çıkışı karşı tarafı suçlamak da buldu. Ki bu AKP tarzı savunma biçimidir; İddialar cevap yerine muhatabanı suçlamak…
Günü kurtardı ama yarını?
Gökçek ve ailesinin ‘mal varlığı’ Ankara’da herkesin dilindeydi. Yurtdışında liman dahil ‘milyon dolarlardan’ söz edilmekteydi. Belki iftiraydı… Ama yakışıyordu. Hiç kimse ‘olamaz’ diyemiyordu. Boşuna, “İftiranın yakışanından kork!” denmemiş. Tehlikeli sularda dolaşmayacaksın. Yoksa çamurun bulaşmasını engelleyemezsin.
Söylentiler abartılı olabilir fakat tümüyle asılsız olduğunu düşünmek olası değil. Ben ‘iftira’ falan olduğunu asla düşünmüyorum.
Futbola harcadığı paranın hesabını veremez. “Şampiyon çıkaramayan tek başkent” diyordu Ankara için… Söylediği doğruydu. Ankara bir futbol şehri olamadı. Süper Lig’de bir çok takımla temsil edildi. Fakat hiçbiri şampiyon olamadı. Zirveye bile oynayamadı.
Melih Gökçek, “3-4 yıl içinde şampiyon çıkaracağım!” vaadinde bulundu. Çok da para harcadı. O transferlerin kaynağı neydi? Kimin parasını harcadı? Kulübün başında da büyük oğlu Ahmet Gökçek vardı. Babasının oğlu olmakta başka meziyeti yoktu. Gelini Hülya Hanım’ın daha çok futbolun içinde olduğu söylenirdi.
Gökçek’e savcının soruları ve cevaplar ‘sızmaya’ başladı. Bu iletişim çağında gizli kalması mümkün mü? İddiaların aleni, soruların gizli kalması tuhaftı zaten. Şüpheli Gökçek’in 2 saatlik ifadesi 7 sayfayı bulmuş. Soru karşısında. “Oğlumun somut bir işi yok…” cevabını vermiş. İşsiz mi yani… Yok, gayrimenkul alım satımı yaparak geçimini sağlamaktaymış.
Savcı Ankaraspor başkanlığını hatırlatsaydı ya… Almanya’daki şirket için “Aileden birileri adına kurulan şirket olup olmadığını bilmiyorum…” demiş. Gerçekten bilmiyor olabilir mi? Mümkün mü?
İşsiz biri Almanya’da AVM almayı düşünecek kadar birikimi nasıl yaptı? Bu kadar büyük paranın kaynağı nedir? Gökçek. “Bana değil, onlara sorun!” demekten başka ne söyleyebilir. Bir baba çocuklarına savcının önüne atar mı? Siyasette ‘mahşer kuralları’ geçerlidir. Siyasetçi kendisini kurtarmaya bakar… Ailesi için herkesi yakar… En sonunda kendisini kurtarmak için ailesini de yakmakta tereddüt etmez. Bunu sadece Melih Gökçek için değil, diğer siyaset esnafı için de söylüyorum.
Sorular Almanya ile sınırlı değil. Gökçek başta olmak üzere ailenin ‘mal varlığı’ soruşturma konusu… Gazeteci İsmail Saymaz’ın haberine göre Savcı Gökçek’e 26 adet ‘pasif taşınmaz kaydını’ sormuş. MASAK raporu çıkarılmış.
Savcının önündeki dosya oldukça kabarık. Tek bireyleriyle ilgili hesaplara yüksek miktarlarda Euro ve dolar yatırıldığı tespit edilmiş. Yurt dışında doğrudan veya dolaylı şekilde sahibi olduğu, üçüncü kişiler adına şirket, fon veya banka hesabının bulunup bulunmadığı…
Bu çok ciddi bir soru… Savcının bildiği şeyler var.
Gazeteci Saymaz’ın soru ve ifade analizinden çıkardığı sonuç: Soruşturmada en az 8 şüphelinin olduğu yönünde… Aile dışına da mı uzanacak?
‘Şüpheli’ sıfatıyla Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Hanım da savcının sorularına muhatap oldu. İfade işlemi uzun sürdü. Beş saat boyunca sorgulandı. Ahmet Gökçek’i serveti için ‘düğün takısı’ dediği sosyal medyaya yansıdı.
Doğru mu? Bu izah edilemeyen paralar için klişe bir savunma cümlesi… Ahmet Gökçek gerçekten bunu söylemiş olabilir mi? Pek ihtimal vermem… Bu, “Bir açıklamam yok!” demenin başka türü…
Savcı Ahmet ve Hülya Gökçek ikilisini geldikleri gibi göndermedi. Adli tedbir için Sulh Ceza Hakimliği’ne sevketti. Cevap ve izahlar şüpheyi ortadan kaldıracak düzeyde değildi. Eğer kuşkuya mahal olmasaydı, Savcı “Buyurun gidebilirsiniz…” derdi. Mahkeme ‘yurtdışı yasağı’ koydu. Melih Gökçek, “Bu suçlu oldukları anlamına gelmez!” dedi. Doğru… Henüz yolun başı… Ama ‘suçsuz oldukları’ anlamına hiç gelmez. ‘Savcı veya yargı’ diyorum, o sözün gelişi asıl irade ve inisiyatif dışarıda… Yargının yaptığı ‘gereğini yerine getirmekten’ ibaret. Yoksa Melih Gökçek ve ailesi hakkında inisiyatif alması, irade ortaya koyması mümkün değil.
Yine de savcının sevk gerekçesine yansıyan şu satırlar ateşin üzerinde tüten duman gibi değil mi; “Banka hesap hareketleri, taşınmaz varlıkları ve şirket faaliyetleri birlikte değerlendirildiğinde ekonomik durumları ile yatırım ve para hareketleri arasında uyumsuzluk bulunduğu…”
Kesinlikle dosya boş değil. Gökçek fena yakalanmış diyeceğim ama o işleri bilmeyen yoktu ki… Nereye kadar gider? Çekirge her zaman yaptığı gibi bu kez de önüne bir baraj çekebilir mi?
Bugüne kadar çok sıçradı. Yakayı ele vermedi. Kendisi ‘500 defa’ dedi. Bu kadar sıçrayabilen çekirgeyi doğada bulmak olası değil. AKP dönemini diğer devirlere benzetmesi büyük hata… Erdoğan ne Bülent Ecevit, ne de Süleyman Demirel… 28 Şubat’a bile rahmet okutur. Duman dağlır, ateş zaman içinde küllenir gider mi? Yoksa ‘Demoklesin Kılıcı’ gibi ailenin üzerinde sallanır durur mu? Melih Gökçek’in kafasını kaldıracak mecali mi kaldı?
İlk günden beri düşünüyorum; Acaba Erdoğan neden düğmeye bastı? Melih Gökçek’in suçu ve günahı neydi? Çizik veya eksilerle dolu ‘eski defterleri’ mi karıştırdı yoksa… Erdoğan malum, intikamı yemeğini soğuk yemeyi pek sever.
‘Post Erdoğan’ döneminin ayak sesleri olmasın? Bugününü kurtaramayan yarınını düşünür mü? Nasıl aday olacağı belirsiz… DEM’i yanına aldı, avantajı kaptı. Fakat seçim kesinlikle ‘çantada keklik’ değil, her türlü risk ve tehlike mevcut… Toplumsal muhalefetin önünü alabilmiş değil. Bir ‘kusursuz fırtına’ koptu kopacak…
Hayır, Melih Gökçek soruşturması AKP’ye cilalayan bir ‘algı operasyonu’ olamaz.
Çekirge yaralı… Hem de kanatlarından… Gökçek’i ailesinden vurdular. Bu kez sıçraması kolay değil. O sakız da patlayacak.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

