Site icon Serbest Görüş

Büyük şehrin kaosundan kaçış: Ruhunuzu dinlendirecek 5 huzurlu kasaba filmi – Son Dakika Kültür-Sanat Haberleri


1. Chocolat (Çikolata)

Yönetmenliğini Lasse Hallström’ün üstlendiği, başrollerini Juliette Binoche ve Johnny Depp’in paylaştığı Chocolat, muhafazakar ve sessiz bir Fransız kasabasına kış ortasında gelerek herkeste gizli kalmış arzuları uyandıran ev yapımı çikolatalar satan gizemli bir kadının, kasaba halkının dar kalıplarını ve önyargılarını yıkma hikayesini masalsı bir dille anlatıyor.

2. A Good Year (İyi Bir Yıl)

Ridley Scott’ın yönettiği ve başrolünde Russell Crowe ile Marion Cotillard’ın yer aldığı A Good Year, Londra’nın stresli ve koşturmacalı finans dünyasından sıkılarak Fransa’nın güneşiyle ünlü Provence bölgesindeki dedesinden kalan bağ evine sığınan hırslı bir borsacının, burada hayatın yavaş, doğal ve huzurlu ritmini keşfetmesini konu alıyor.

3. The Hundred-Foot Journey (Aşk Tarifi)

Lasse Hallström’ün yönetmenliğini yaptığı, Helen Mirren ve Manish Dayal’ın başrollerini paylaştığı The Hundred-Foot Journey, Fransa’nın huzurlu ve pitoresk bir kasabasında, Michelin yıldızlı geleneksel bir Fransız restoranının tam karşısına kendi geleneksel Hint lokantalarını açan göçmen bir ailenin, mutfak rekabeti üzerinden başlayan kültür çatışmalarını ve kasaba halkıyla kurdukları sıcak dostlukları ekrana taşıyor.

4. Letters to Juliet (Aşk Mektupları)

Gary Winick’in yönettiği, Amanda Seyfried ve Christopher Egan’ın başrollerini paylaştığı Letters to Juliet, İtalya’nın büyüleyici Verona kasabasında geçen, Juliet’in balkonundaki duvara bırakılan yıllar öncesine ait kayıp bir aşk mektubunun peşine düşen genç bir yazarın hem kendi kalbinin sesini dinlemesini hem de Toscana’nın eşsiz doğasında unutulmaz bir yolculuğa çıkmasını anlatıyor.

5. The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society (Guernsey Edebiyat ve Patates Turtası Derneği)

Mike Newell’ın yönetmenliğini üstlendiği, Lily James ve Michiel Huisman’ın başrollerini paylaştığı The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Guernsey Adası’nın samimi ve sıcak insanlarının savaş döneminde kurduğu gizli edebiyat kulübünü keşfetmek için adaya giden Londra’lı bir yazarın, ada halkının iç ısıtan dayanışma hikayeleri arasında kendi huzurunu bulmasını konu alıyor.

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version