Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Eylül 2016’da hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümünün perde arkasını aralamak için yürüttüğü soruşturmada kritik bir virajı döndü. Soruşturmanın seyrini değiştiren gelişme, olay günü Denizolgun’un yanında bulunan ve ilk ifadesini ‘tanık’ olarak veren doktor Nurettin Demirkol’un adli sorgusunda yaşandı. Resmi veriler ile beyanları arasında uçurumlar saptanan Demirkol, Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.
155 İHBAR KAYDI DOKTORUN TELEFONUNDAN ÇIKTI
Soruşturma dosyasını kilitleyen en büyük çelişki, Denizolgun’un vefat ettiği gece emniyete yapılan ilk 155 ihbarı üzerinden deşifre edildi. Şüpheli doktor Demirkol ilk ifadesinde, polis ve sağlık ekiplerini kimin aradığını bilmediğini iddia etmişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliği tarafından hazırlanan 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbar hattının bizzat Demirkol’un cep telefonundan arandığı belirlendi.
Üstelik arayan kişinin kendini görevlilere “aile hekimi” olarak tanıttığı ve ölümün “şüpheli” olduğunu açıkça beyan ettiği kayıtlara geçti. Demirkol bu duruma, “Telefonumu orada ortada bırakmıştım, çiftliğe gelen gidenlerden biri aramış olabilir, hatırlamıyorum” savunmasını yaptı.
‘HATIRLAMIYORUM’
Savcılık, Demirkol’un olay gününe ait konum bilgilerini doğrulamak amacıyla HTS raporlarını da masaya yatırdı. Şüpheli, olay günü Kısıklı’daki ikametgahında olduğunu iddia etse de, 6 Eylül 2016 ile 8 Eylül 2016 tarihleri arasında Kısıklı bölgesinde hiçbir baz kaydının bulunmadığı tespit edildi.
Ayrıca, Denizolgun’un öldüğünü anladığı andan hemen sonra Hisar Hastanesi ve cemaatin önde gelen isimlerinden Hilmi Tuna Kuriş ile ardışık telefon trafiği gerçekleştirdiği HTS raporuyla kanıtlandı. Demirkol, bu somut verilere de “hatırlamıyorum” diyerek yanıt verdi.
ALİHAN KURİŞ VE AVUKATLARIN OLAY YERİNDE OLDUĞU İDDİASI
Soruşturmanın dikkat çeken bir diğer boyutu ise olay yerindeki gizemli isimler oldu. Dosyadaki başka bir tanık anlatımında, adli tabibin inceleme yaptığı sırada doktorun yanında bir avukatın bulunduğunu ve cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş ile Ahmet Yum, Ahmet Gökçen gibi isimlerin de olay yerine geldiğini söylediği aktarıldı. Soruşturma birimleri, sanık Demirkol ile avukat Ahmet Yum arasında 8 Eylül sabahı telefon görüşmesi yapıldığını da saptadı.
‘SAVUNMALAR GERÇEĞİ YANSITMIYOR’
Mahkemedeki son sorgusunda suçlamaları kesinlikle reddeden Nurettin Demirkol, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini, migren rahatsızlığı bulunduğunu ve ilaçlarını alamadığı için baskı altında hissettiğini öne sürdü. Denizolgun’un cesedini bulduğunda ağzında şüpheli bir sızıntı ve ölüm morlukları gördüğünü de ekleyen Demirkol’un bu ifadeleri tutuklanmasını engellemeye yetmedi.
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği; kolluk tutanakları, tanık beyanları ve ezber bozan HTS raporlarındaki çelişkileri göz önünde bulundurarak, şüphelinin adaleti yanıltmaya çalıştığına ve dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yer aldığına hükmederek tutuklama kararı verdi.
Başsavcılığın tarihi nitelikteki bu şüpheli ölüm soruşturması çok yönlü olarak derinleştiriliyor.
Kaynak: İHA
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

