Site icon Serbest Görüş

Akaryakıt zammı bardağı taşırdı; Suriye’de isyan!

Ahmet Kemal Genç


Suriye’de akaryakıt zammı, halkın birikmiş öfkesini sokağa taşıdı. Halep’ten İdlib’e, Dera’dan Haseke’ye kadar geniş bir coğrafyada yollar kapatıldı, lastikler yakıldı. İnsanlar sadece yakıt fiyatına değil, Esad sonrası kurulan düzene de tepki gösteriyor. HTŞ iktidarı, ekonomik krizi siyasi krize çevirmeden çözmek zorunda. Şam yönetiminin vereceği cevap, Suriye’nin istikrarını belirleyecek.

AHMET KEMAL GENÇ | ANALİZ 

Suriye’de HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesinin ikinci yılına girilirken, dış destekle ayakta duran yeni rejim şimdi daha büyük bir sınavla karşı karşıya. Yönetimin Kürtleri zorla sisteme dahil etme, Alevileri katliamlarla sindirme ve Dürzileri tehditlerle kontrol etme politikası, ülkeyi yönetmeye yetmiyor. Ekonomik kriz ve halkın büyüyen tepkisi, asıl sınavın şimdi başladığını gösteriyor: Yeni yönetim Suriye’ye istikrar ve refah getirebilecek mi?

13 Eylül’de akaryakıta yapılan zamlarla başlayan protestolar kısa sürede ülkenin birçok bölgesine yayıldı. Halep, İdlib, Hama, Dera, Rakka, Deyrizor ve Haseke’de yollar kapatıldı, lastikler yakıldı, ulaşım durdu. Bazı sınır geçişlerinde de duraklama yaşandı.

Gösterilerin Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana görülen en geniş protestolardan birine dönüşmesi dikkat çekiyor. Ama burada mesele sadece akaryakıt zammı değil.

İdlib’de bile tepki yükseliyor

Hükümet, akaryakıt fiyatlarındaki artışı Banyas Rafinerisi’nin bakıma alınmasına, ithalat maliyetlerine ve küresel petrol fiyatlarına bağlıyor. Rafinerideki çalışmaların yaklaşık iki ay sürmesi bekleniyor.

Fakat halk bu açıklamalara inanmıyor. Çünkü akaryakıt zamlandığında sadece depoyu doldurmak pahalanmıyor. Ulaşım, tarım, sanayi, nakliye ve dolayısıyla ekmekten sebzeye kadar her şey pahalanıyor.

Üstelik Suriye halkının önemli bir bölümü zaten savaşın ekonomik yükü altında yaşıyor. Esad’ın devrilmesinden sonra yaptırımların kaldırılması, Körfez’den para gelmesi ve yabancı yatırımcıların ülkeye yönelmesi büyük umut olmuştu.

İnsanlar doğal olarak şunu bekledi: Esad gitti, savaş bitti, yaptırımlar kalkıyor. Peki hayat neden hâlâ ucuzlamıyor?

Bugünkü öfkenin temelinde biraz da bu hayal kırıklığı var.

Daha da dikkat çekici olan, protestoların yeni yönetimin en güçlü toplumsal tabanının bulunduğu İdlib’e kadar ulaşması. Bazı gösterilerde Ahmed el-Şara’ya yönelik sert sloganlar atılıyor. Eski taraftar çevrelerden bile hükümete yönelik yolsuzluk, israf, liyakatsizlik ve yöneticilerin halktan kopması eleştirileri geliyor.

Yani Esad sonrası dönemde ortaya çıkan temel soru artık sadece “Ekonomi ne zaman düzelecek?” değil.

Yeni Suriye nasıl yönetilecek?

Şam yönetimi bir yandan yabancı yatırımcıları ülkeye çekmeye, petrol ve enerji anlaşmaları yapmaya çalışıyor. ABD şirketlerinin Suriye’ye gelmesi ve petrol sahalarının geliştirilmesi için anlaşmalar yapılması bunun göstergesi.

Fakat bunların halka yansıması zaman alacak. Bugün ise vatandaşın karşı karşıya olduğu sorun çok daha basit: Evine ekmek götürmek, işe gitmek ve aracına yakıt koymak.

Petrol var, ama para neden halka ulaşmıyor?

Suriye’nin kuzeydoğusundaki petrol sahalarının Şam’ın kontrolüne geçmesi, yeni yönetim ve halk açısından ekonomik bir kazanım olarak sunuldu.

Ancak bugün sokaktan gelen mesaj bu tablonun o kadar basit olmadığını gösteriyor. Akaryakıt zamlarına karşı düzenlenen protestolarda bazı kesimlerin yeniden SDG’yi istemesi, meselenin yalnızca petrol gelirleriyle ilgili olmadığını ortaya koyuyor. Halk için asıl mesele, petrolün kimin kontrolünde olduğundan çok, güvenlik, yönetim ve günlük hayatın nasıl değişeceğiydi.

Yeni petrol yatırımları, boru hatları ve enerji projeleri yıllar içinde sonuç verebilir. Halk ise bugün yüksek fiyatlarla karşı karşıya; bunların hiçbiri kısa vadede halkın sorununu çözmeyecek.

Buradaki tehlike şu: Suriye yeniden inşa edilirken toplumun önemli bir bölümü bu yeniden yapılanmanın dışında kalıyor; ekonomik kriz zamanla siyasi krize dönüşebilir.

Kobani’de başka bir kriz yaşanıyor

Suriye’nin kuzeyinde ise ekonomik protestolara başka bir kriz eşlik ediyor. Kobani’de eski SDG savaşçılarından birinin kafasının kesilerek katledilmesinin ardından başlayan olaylar büyüdü. Protestolar, güvenlik güçleriyle gerilime ve ardından cezaevindeki ölümcül yangına kadar uzandı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kobani’deki gelişmelerin önemi daha büyük. Çünkü Şam ile Kürt aktörler arasında devam eden entegrasyon süreci zaten hassas ve genel görüş Kürtler aleyhine işliyor.

SDG’nin yeni Suriye devletine nasıl ve hangi şartlarla entegre edileceği, Kürtlerin siyasi ve kültürel haklarının nasıl güvence altına alınacağı hâlâ tartışılıyor. 15 senedir devam eden Kürtçe eğitim bile bir günde sonlandırıldı ve Arapça eğitime geçildi.

Dolayısıyla Kobani’deki her olay, kolayca daha büyük bir Kürt-Arap gerilimine dönüşebilir. Türkiye’deki Kürt meselesi ile Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler birbirinden bağımsız değil.

Kobani’de yaşanan gerilim, Şam’ın Kürtlerle kuracağı yeni ilişkinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Aynı zamanda Ankara’nın yürüttüğü süreç açısından da Suriye’deki gelişmeler doğrudan önem taşıyor.

Dört Ortadoğu ülkesinde de eşit vatandaşlık ve siyasi haklar konusunda Kürtlerin umutlarının yine başka bir bahara kaldığı yönündeki kaygılar giderek güçleniyor. Bir anlamda geçen yüzyılın başındaki sahnelerin yeniden yaşandığı düşünülüyor: Kürtlere siyasi ve hukuki alanda gerçek bir kazanım vermek yerine, silahlarını ellerinden alıp baskı yoluyla yönetme refleksinin devam edeceği endişesi büyüyor.

Suriye’nin işi kolay değil

Bugün Suriye’de birbirine bağlı birkaç kriz aynı anda yaşanıyor: Ekonomik sıkıntı, yüksek fiyatlar, güvenlik sorunları, Kürtlerle entegrasyon meselesi, farklı silahlı grupların geleceği ve yeni devletin nasıl kurulacağı…

Şam yönetiminin arkasında ABD, Avrupa ve Körfez ülkelerinin desteği var. Yabancı yatırımcılar geliyor, anlaşmalar imzalanıyor, petrol projeleri konuşuluyor.

Ama bütün bunlar halkın günlük hayatına yansımadığı sürece yeni yönetimin işi zor. Çünkü bir devlet sadece petrol anlaşmaları ve yabancı yatırımlarla kurulmaz. Halkın kendisini o devletin parçası hissetmesi gerekir.

Bugün Suriye’de yanan lastikler aslında biraz da bunu anlatıyor. Esad sonrası Suriye’de insanlar sadece daha iyi bir ekonomi değil, daha adil, daha şeffaf ve kendilerini temsil eden bir yönetim istiyor.

Akaryakıt zammı bu öfkeyi sokağa taşıyan kıvılcım oldu. Bundan sonrasını ise Şam yönetiminin vereceği siyasi ve ekonomik cevap belirleyecek.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version