İnsan metabolizması ve sindirim sistemi sağlığı üzerine yürütülen kapsayıcı araştırmalar, yetersiz lif tüketiminin hücresel düzeydeki ağır sonuçlarını belgeledi. Ludwig Princeton Enstitüsü araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen ve Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) ile Nature Metabolism dergilerinde yayımlanan çalışmalar, bağırsak mikrobiyotasının besinsiz kaldığında vücudun kendi dokularını hedef aldığını kanıtladı.
Elde edilen veriler, beslenme programında yeterli oranda lif ve bitkisel protein bulunmadığında, trilyonlarca mikrobun hayatta kalmak için bağırsak iç duvarını kaplayan koruyucu mukoza tabakasını parçalamaya başladığını gösterdi.
KORUYUCU TABAKANIN PARÇALANMASI TOKSİK MADDELERİ AÇIĞA ÇIKARIYOR
İzotop etiketli proteinler kullanılarak yürütülen laboratuvar analizlerinde, bakterilerin mukoza zarını sindirmesiyle birlikte vücutta “p-kresol sülfat” ve “fenol sülfat” adı verilen zararlı fenol bileşiklerinin üretiminin arttığı saptandı. Tıp literatüründe bu kimyasalların kronik böbrek hastalarında sistemik zehirlenmeye yol açtığı ve kanser hastalarında klinik tabloyu ağırlaştırdığı biliniyor.
Araştırma ekibinin lideri Dr. Jenna AbuSalim, diyete yeterli miktarda lif eklenmesinin bu yıkıcı süreci tamamen durdurduğunu bildirdi. Lif takviyesi sayesinde bakterilerin mukoza zarına saldırması engellenirken, kana karışan toksik bileşik oranında da sert bir düşüş sağlandı.
‘PRİF’ ADI VERİLEN YENİ BESİN MADDESİ KEŞFEDİLDİ
Çalışmada, lif yapısını taklit eden ve sindirilmeden bağırsaklara ulaşan bitkisel proteinler için “Prif” (Proteins Imitating Fibre) tanımı kullanıldı. Araştırmacılar, Prif maddesinin bakteriler için alternatif bir yakıt kaynağı oluşturduğunu ve vücudu koruyan fenilpropiyonat ile hipurik asit gibi faydalı fenollerin salgılanmasını artırdığını tespit etti.
Enstitü Direktörü Dr. Joshua Rabinowitz, Prif bileşeninin metabolik sağlık üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek, gelecekte gıda ambalajlarındaki besin değerleri tablosunda lif miktarının hemen altında bu maddenin de yer alacağını öngördüklerini ifade etti.
ANTİBİYOTİK KULLANIMI VE BAĞIRSAK METABOLİTLERİ İLİŞKİSİ
Nature Metabolism dergisinde yayımlanan ikinci çalışmada ise bağırsak metabolitlerinin oluşum mekanizmasına dair yıllardır doğru kabul edilen bir tıp varsayımı çürütüldü. Yapılan testler, yangısal bağırsak hastalıkları ve kanserle ilişkilendirilen bazı metabolitlerin yalnızca bakteriler tarafından değil, memeli metabolizması tarafından da bağımsız olarak üretilebildiğini gösterdi.
Antibiyotik tedavisiyle mikrobiyotası tamamen temizlenen deneklerde ve insan hastalarında bazı fenol seviyelerinin yüksek kalmaya devam ettiği belgelendi. Uzmanlar, elde edilen bu net verilerin, gelecekte kanser ve metabolizma hastalarına yönelik kişiselleştirilmiş diyet ve tedavi protokollerinin hazırlanmasında temel bir rehber olacağını vurguluyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

