Psikiyatri ve nörobiyoloji dünyasında şizofreni hastalığının genetik kökenlerine ilişkin çığır açan bir araştırma yayımlandı. American Journal of Psychiatry dergisinde yer alan ve bağışlanan beyin dokuları üzerinde yürütülen klinik çalışma, vücudun kortizol gibi stres hormonlarına verdiği tepkiyi kontrol eden “FKBP5” geni ile buna bağlı “FKBP51” proteinindeki yapısal değişimi gözler önüne serdi. Laboratuvar incelemelerinde, şizofreni hastalarının beyninde söz konusu geni baskılayan ve kontrol altında tutan kimyasal etiketlerin tamamen ortadan kalktığı saptandı.
“HOPARLÖRÜN SES SEVİYESİNİN YÜKSEKTE TAKILI KALMASI GİBİ”
Araştırma ekibinden Dr. Natalie Matosin, geni dizginleyen kimyasal koruyucuların yok olmasını biyolojik bir arızaya benzetti. Koruyucu etiketlerini kaybeden bireylerin beyinlerinde stres mekanizmasının kontrolden çıktığını ifade eden Matosin, durumu “hoparlör ses seviyesinin en yüksekte takılı kalmasına” benzetti.
Strese karşı geliştirilen bu aşırı ve durmaksızın devam eden biyolojik yanıtın, zamanla beyin dokusunu aşındırarak bireyleri ağır psikiyatrik tablolara karşı tamamen savunmasız bıraktığı kaydedildi.
YAŞLANMAYLA BİRLİKTE FRONTAL KORTEKSTEKİ TAHRİBAT TIRMANIYOR
Klinik veriler, stres yanıt sistemindeki arızaların yaş ilerledikçe daha yıkıcı bir hal aldığını gösterdi. Yaşlanmayla birlikte stres mekanizmasının çok daha kolay tetiklendiği ve uzun süre kapanmadığı belirlendi.
Bu hücresel bozulmanın özellikle beynin hafıza, karar verme ve duygu kontrolünü üstlenen frontal korteks bölgesinde yoğunlaştığı saptandı. Sürekli stres altında kalan frontal korteksteki sinir devrelerinin yaşlandıkça hasara açık hale geldiği ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde şizofreni gelişimini hızlandırdığı belgelendi.
YENİ NESİL İLAÇ TEDAVİLERİNE ÖNCÜLÜK EDECEK
Elde edilen bulgular, şizofreni tedavisinde mevcut semptomatik yaklaşımların ötesine geçerek doğrudan FKBP5 genini hedef alacak yeni nesil ilaçların geliştirilmesine imkan tanıyor.
Tıp uzmanları, geni kontrol altında tutan kimyasal mekanizmanın yeniden işlevsel hale getirilmesiyle, beynin strese karşı hassasiyetinin geriletilebileceğini ve hastalığın ilerlemesinin durdurulabileceğini vurguluyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

