NECİP F. BAHADIR | YORUM
Artık içeriden biri değil. AKP eleştirilerine tahammül edemedi. Partiden uzaklaştırdı. İki dönem AKP’den milletvekilliği yaptı. Mebusluğu, mahpuslukla taçlandırdı. Cumhurbaşkanına hakaretten 2 yıl 5 ay ceza aldı. Sadece eleştiriydi yaptığı… Ve fakat yargı tenkit ile hakaret arasında bir fark görmedi.
Tek örnek o değil, o kadar çok var ki… Ona da acımadı. Bastı cezayı. Hüseyin Kocabıyık’tan söz ediyorum. Bir kaç gün önce çarpıcı mesajına rastladım. Sosyal medyada kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadı. Sesini çoğaltmak istedim.
Hüseyin Kocabıyık AKP’ye ciddi uyarıda bulundu. Sanki aldığı ceza ve hapis tecrübesi daha da cesaretlendirmiş… Söyledikleri doğru… Moral üstünlük onun yanında. Tarihin doğru tarafında bulunmanın ‘imtiyazıyla’ konuşuyor gibi.
Mesajlarına kulak veren olur mu? Sözleri adresine ulaşır mı? Eğer kulaklar, gözler ve kalpler mühürlü değilse niye ulaşmasın, niye etkisi olmasın?
AKP ‘mühürlü adamlar’ partisi, doğru… Ama hepsi için bu ağır hüküm cümlesi söylenemez herhalde. Epey istisnası var.
AKP’nin yargı politikasını doğru ve isabetli bulanların oranı çok düşük… Darbe ve askeri dönemlerde bile ‘düşünce ve fikir özgürlüğü’ bu denli kısıtlanmamıştı. AKP koca ülkeyi kendisine benzetmek istedi. ‘Dilsiz şeytanlar ülkesi’. Haksızlık karşısında susmanın dinen ve vicdanen bedeli ve vebali çok ağır. Aslında AKP kadrolu bu gerçeği iyi bilir. Yıllarca bunun propagandasını yaptı. İktidar olunca değişti. Hiçbir dönemde muhalif kesimlere operasyonlar bu kadar kapsamlı tutulamamıştı.
Gün geçmiyor ki bir CHP’li belediyeye operasyon olmasın… Üsküdar ve Etimesgut Belediye Başkanları daha yeni tutuklandı. Yazıya otururken İzmir’in Menderes Belediyesi’ne operasyon haberleri dolaşıma girmişti. ‘Son dakika’ diye duyuruluyordu. Belediyelere operasyonun manşet değeri kalmadı. Ülke operasyonsuz sabaha uyanırsa haber olur!
AKP’yi ‘adli tatil’ de durdurmadı. Yargı tam gaz… Belli ki AKP’nin acelesi var! Zamanlama önemli… Kendince ‘mıntıka temizliğini’ seçime kadar bitirecek.
Bu tablo karşısında Hüseyin Kocabıyık dayanamadı. “AK Partili arkadaşlarımla bir hususu paylaşmak istiyorum.” dedi. Onlara seslendi, düşünmeye davet etti. Bir özeleştiri çağrısı yaptı. Bir uyarıydı, ikazdı ‘Titreyin, kendinize gelin…’ demeye getirdi. Lafı gediğine koydu. Bir paragraflık metin, kitap çapında mesaj içerdi.
“Bizler’ dedi kendisini de kattı. Sözü daha bir anlam kazandı. Ve şöyle sürdürdü; “Tam 70 sene CHP’nin tek parti dönemini eleştirdik, durduk. Bu eleştiriler o kadar ağırdı ki CHP 70 sene doğru dürüst iktidar olamadı…”
CHP’nin tek parti politikaları sağ siyasetin en büyük sermayesiydi. Oradan beslendi. Siyaset pastasındaki yüzde 65 sağ bloğun nedeni de bu. Kürt siyasetinin ayrışmasıyla birlikte sol yüzde 20’lerde kaldı. ‘Geldi İsmet gitti kısmet’ diye söz türedi. Ve köylere kadar yayıldı.
Hayrettin Karaman hafta sonu Yeni Şafak’ta CHP’nin tek parti dönemini yazdı. Hedefi dün değil bugündü. Yeni Parti’nin rüzgarından rahatsız olmuştu. Eski bagajını hatırlattı. CHP’nin yerini AKP aldı. Eğer gözleri ve kalbi mühürlenmemiş olsaydı bu yayın gerçeği fark edebilirdi. Yer yer AKP’nin zulüm politikası CHP’ye rahmet okuttu. ‘Zulüm bizden’ olunca mesele yok Hayrettin Karaman için. Oysa asıl sorun ‘zulüm bizden’ olduğunda ortaya çıkar.
Karaman toplumdan yükselen adalet çığlıklarını duymuyor mu? Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır.
Eski ezberleri tekrar etmek kolay… Bedeli de yok. Dün dünde kaldı. Bugün yeni bir gün… Yeni şeyler söylemek gerekmez mi? AKP veya Erdoğan’ın yanlışlarına ‘dur’ demek çok mu zor? Hayrettin Karaman yaşını başını aldı. Ailesi veya çocukları dışında bir ikbal kaygısı olmaması lazım.
Var mı yoksa?
Hüseyin Kocabıyık’ın dile getirdiği hususları Hayrettin Karaman gibi biri de söyleyemez mi? Saray ve Sultan’a yakınlığın ateşten farkı olmadığını bilmiyor mu Karaman? Yıllarca bunun üzerine ahkam kesmedi mi? Söz ve eylem arasında bu kadar uçurum olabilir mi? Yazık…
Tekrar dönüyorum Hüseyin Kocabıyık’a… Sözünü sakınmadan, ima yoluna gitmeden herkesin anlayacağı dilde aynen şunları söyledi; “Şimdi AK Parti iktidarının ikinci yarısında öyle yanlış işler yapıyor ki, sanırım önümüzdeki 70 yıl ‘AKP tek adam dönemi’ diye anılacak ve muhafazakarlar bugün yapılanların ağırlığı altında ezilecek. Yani olanlar muhafazakarların çocuklarına olacak. Bizim hatalarımızın ceremesini çocuklarımız çekecek… Bedelini onlar ödeyecek”
Haksız mı? Böyle düşünen yalnızca Kocabıyık mı? Hayır, ama konuşan o… Herkesin sustuğu ve dilsiz şeytana dönüştüğü ortamda düşüncelerini cesaretle dile getiren o.
Kesinlikle haksız değil. Asırların ‘muhafazakar mirasını’ talan etti. Erdoğan iktidarı sadece bugünün değil dünün de kazanımları üzerine oturdu. Ve fakat hakkını veremedi. Davayı sattı. Kutsallara ihanet etti. Erdoğan tüm davasını iktidara indirgedi. Ve koltuk uğruna her şeyinden vazgeçti. Bıraktığı miras ‘felaket’ oldu. Bedelini sadece AKP ödemeyecek. Muhafazakar siyaset uzun süre iktidar yüzü göremeyecek.
Din, diyanet ve kutsallar hiçbir dönemde bu kadar aşınmamıştı. İnsanlar camilerden uzaklaştı. CHP tek parti döneminde bu kadar fazla zarar vermemişti. Bundan sonra muhafazakar siyasetin toplumda varlığı sorgulanacak. Hele bir de ‘devri sabık’ yaşanırsa, ki yaşanmaması için hiçbir sebep yok. Bir adım ötesini okuyamayan Erdoğan, kendisinden sonra hesaplaşma yaşanması için elinden geleni ardına koymuyor.
Gözlerinin önünde yaşananları görmeyen, duymayan ve dünü, tek parti dönemini sorgulayan Hayrettin Karaman… Mevcut tablo karşısında AKP’li arkadaşlarını uyandırmaya çalışan Hüseyin Kocabıyık… AKP, Karaman’ın ninnilerine mi yoksa Kocabıyık’ın alarm veya siren seslerine mi kulak verecek?
Mehmet Akif son sözü söylesin… Bu öteki Mehmet Akif… AKP’nin ismini kirlettiği değil;
“Dehşet-i maziyi getir yadına / Kimse yetişmez yarın imdadına / Merhametin yok diyelim nefsine / Merhamet etmez misin evladına…?”
Başka ne denebilir ki?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

